Close Menu
    Son Eklenenler

    Altın Portakal’dan Geriye Kalanlar: On İki Film, On İki Hikâye

    Kasım 3, 2026

    Sıradan Hayatların Sessiz Çığlığı: Kelebek Çalısı

    Kasım 3, 2026

    Uyanmak: Uyuyan Kadın ve Kaybolan İnsan

    Kasım 2, 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Çarşamba, Kasım 4
    X (Twitter) Instagram Facebook
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    • YAŞAM
      1. Aktüel
      2. Beslenme
      3. Felsefe
      4. Fitness
      5. İlişkiler
      6. Kişisel Bakım
      7. Kişisel Gelişim
      8. Psikoloji
      9. Sağlık
      10. Seyahat
      11. Sürdürülebilir Yaşam
      12. Teknoloji
      13. View All

      Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği: “Türk Gençliğine Atasını Unutturamazsınız”

      Ocak 16, 2026

      Apaçık Radyo’dan gençlere açık çağrı: “Açık Alan” başvuruları başladı

      Ocak 15, 2026

      Nazlı Eray’a “Yaşayan Efsane” Onuru

      Temmuz 5, 2025

      Yüzüncüyıl Gazeteciler Derneği’nden anlamlı seminer

      Temmuz 3, 2025

      İnovatif makarnacı Pastavilla 32. yaşını ödülle kutluyor

      Nisan 22, 2024

      Buğday Derneği ‘zehirsiz kentler’ için harekete geçti

      Aralık 23, 2021

      İoanna Kuçuradi: Bir ömrü insanın değerini düşünmeye adadı

      Ekim 3, 2026

      Anlama giden yol: Sembolizm

      Ağustos 3, 2026

      Pandora – Yasak Bilgi ve Merak, Felaket ya da Umut

      Nisan 5, 2026

      İkarus -Yükselme Arzusu, Protez Kanatlar ve Çöküş

      Mart 8, 2026

      Ailemizin ‘Sessiz Odası’

      Mart 23, 2026

      Ergen ebeveynleri için kılavuz

      Eylül 23, 2024

      Aşkın Lotus Hali… 

      Temmuz 4, 2024

      “Doktordan Az Kullanılmış” bu defa bir kitap adı oldu

      Ağustos 29, 2023

      Parfümde şişe tasarımı kokudan önemli olabilir mi?

      Mart 28, 2023

      Saç bakımına ilişkin merak edilen 6 soru ve 6 yanıt

      Nisan 17, 2022

      Melda Kamhi Kosif’in yeni kitabı ‘Ruhun Fısıltısı’ okurla buluştu

      Haziran 8, 2026

      Pandora – Yasak Bilgi ve Merak, Felaket ya da Umut

      Nisan 5, 2026

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Stresten Huzura: Deneyimlenmiş bir dönüşüm süreci

      Mart 6, 2025

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Kimdir bu “Narsist Sapkınlar?”

      Mayıs 29, 2025

      Borderline: Bir Kişilik Bozukluğunun Biyografisi

      Mayıs 6, 2025

      Dementor – Ruh Emici: Narsisizmin gölgesinde bir yok oluş ya da yeniden doğuş hikâyesi

      Şubat 17, 2025

      Prof. Dr. Ahmet Karacalar’dan Lipödem Sendromu: Evrimsel Bir Uyumsuzluk

      Haziran 14, 2026

      ‘Bağımlılık’ bir hastalık olmayabilir (mi?)

      Şubat 18, 2026

      Longevity: Daha uzun ve daha iyi bir hayat mümkün mü?

      Şubat 4, 2026

      ‘Hepimiz Narsistiz’ kitabının yazarı Şule Öncü: Sanıldığından yaygın!

      Mayıs 17, 2024

      KOPENHAG: GÜVENİN VE HAFİFLİĞİN KONFORU

      Eylül 1, 2026

      Sayım Çınar’dan Graz Notları: Sakinliğin, sanatın ve lezzetin şehri

      Şubat 6, 2026

      Melis Melek ile Yeryüzü Günlükleri

      Aralık 21, 2025

      IŞIĞIN İZİNDE, GÖLGENİN PEŞİNDE: PARİS

      Kasım 1, 2025

      Nihal Gündüz’den ‘makarna’ ile ‘Çevre Krizi’ fotoğrafları

      Ağustos 15, 2025

      ‘Baumit ile Olasılıklar’ kitabı ile geleceği yeniden düşünüyor

      Eylül 20, 2023

      Heykeltıraş Varol Topaç’ın çelik üretim atıklarından yarattığı eser Contemporary İstanbul’da

      Eylül 17, 2023

      Jeotermal enerjiyi çocuklara anlatan kitap: Damla Adamlar

      Ağustos 31, 2023

      Kim Korkar Yapay Zekadan

      Haziran 8, 2025

      Türkiye’nin mutfak ve kültür mirasından seçkiler dijital erişime açılıyor

      Ekim 20, 2023

      Mevzular Açık Mikrofon, artık GAİN’de

      Eylül 1, 2023

      Akıllı makineler ve robotlar denilince akla gelen filmler

      Ağustos 31, 2023

      Altın Portakal’dan Geriye Kalanlar: On İki Film, On İki Hikâye

      Kasım 3, 2026

      63. Altın Portakal Ödülleri Sahiplerini Buldu: Gecenin Kazananı “Taş ve Tüy”

      Kasım 1, 2026

      Beyoğlu Caz Festivali 13 Kasım’da Başlıyor: Cazın Yeni Sesleri Şehre Yayılıyor

      Ekim 28, 2026

      SAYIM ÇINAR İLE KÜLTÜR SANAT TURU

      Ekim 20, 2026
    • KÜLTÜR – SANAT
      1. Kitap
      2. Müzik
      3. Öykü
      4. Sanat
      5. Sergi
      6. Sinema
      7. Şiir
      8. Tiyatro
      9. Video
      10. View All

      Sıradan Hayatların Sessiz Çığlığı: Kelebek Çalısı

      Kasım 3, 2026

      Ayın Kitapları: KASIM AYINDA NE OKUYALIM?

      Kasım 1, 2026

      Metis Yayınları’ndan iki yeni kitap: Sinema hafızasından Aydınlanma eleştirisine

      Ekim 27, 2026

      Kahire’nin sözde modernleşmesiyle değişen Doğu’nun çehresi

      Ekim 26, 2026

      Ayın Şarkıları: KASIM AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Kasım 1, 2026

      Beyoğlu Caz Festivali 13 Kasım’da Başlıyor: Cazın Yeni Sesleri Şehre Yayılıyor

      Ekim 28, 2026

      Yağmur Ender’den “Gece Nöbeti”

      Ekim 23, 2026

      Tutu Aydınoğlu’ndan Mirzayev’e yeni bir yorum: “Hafızanın Kontrpuanı” albümü çıktı

      Eylül 29, 2026

      ÖMRÜMÜN MEVSİMLERİ

      Ekim 15, 2026

      İsmi Olmayan Hikâyeler – IX

      Ekim 14, 2026

      Kırık Yansımalar, İstanbul Concept’te edebiyat ve fotoğrafı buluşturdu

      Ekim 11, 2026

      İsmi olmayan hikâyeler – VIII

      Ağustos 30, 2026

      Kırık Yansımalar, İstanbul Concept’te edebiyat ve fotoğrafı buluşturdu

      Ekim 11, 2026

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

      Nisan 29, 2026

      Guido Casaretto’nun “The Sea Peoples” sergisi SANATORIUM’da açılıyor

      Ekim 27, 2026

      Doğum Gününde Âşık Veysel’i Anmak

      Ekim 26, 2026

      Bursa’da Zaman: Çağdaş sanata açılan yeni bir kapı

      Ekim 16, 2026

      Kırık Yansımalar, İstanbul Concept’te edebiyat ve fotoğrafı buluşturdu

      Ekim 11, 2026

      Altın Portakal’dan Geriye Kalanlar: On İki Film, On İki Hikâye

      Kasım 3, 2026

      Uyanmak: Uyuyan Kadın ve Kaybolan İnsan

      Kasım 2, 2026

      En Sevdiğim: Kırılan Kalplerin Tekrar Çekimi Var mı?

      Ekim 29, 2026

      Zaaflar Statü Tanımaz: Primetime’da Kim Av, Kim Avcı?”

      Ekim 24, 2026

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      ŞİİR – KADİR HORZUM

      Ocak 12, 2026

      Şiir: Kapandık kaldık içimize 

      Temmuz 18, 2025

      Şiir: Huy İşte

      Temmuz 7, 2025

      Abbas: Masalla Gerçek Arasında

      Ekim 31, 2026

      Güneşin Oğlu, İkinci Sezonuyla Zorlu PSM Sahnesinde

      Ekim 31, 2026

      “Terzi Fikri” 1 Kasım’da Kozzy’de sahnelenecek

      Ekim 27, 2026

      30. İstanbul Tiyatro Festivali Lacrima ile başlıyor

      Ekim 15, 2026

      Parazit – Sınıfsal uçurumların sarsıcı anlatımı

      Haziran 30, 2025

      Garfield’in resmi posteri yayınlandı

      Aralık 19, 2023

      Napolyon bu kez Jaquin Phoenix’in yorumuyla sinemada

      Kasım 23, 2023

      Freud’s Last Session filminden fragman

      Ekim 27, 2023

      Altın Portakal’dan Geriye Kalanlar: On İki Film, On İki Hikâye

      Kasım 3, 2026

      Sıradan Hayatların Sessiz Çığlığı: Kelebek Çalısı

      Kasım 3, 2026

      Uyanmak: Uyuyan Kadın ve Kaybolan İnsan

      Kasım 2, 2026

      AŞK YALANMIŞ

      Kasım 1, 2026
    • KİTAPLIK
    • ATÖLYE
    • PODCAST

      Podcast: Hayati Tavsiyeler ‘Bahar ve Mitoloji’ ile yayında

      Mayıs 5, 2023

      Denenmiş, test edilmiş, onaylanmış: Hayati Tavsiyeler

      Mayıs 5, 2023

      Meraklı bünyeler için podcast kanalı: Suare Online

      Mayıs 1, 2023

      Akla takılan sorulara yanıt arayan podcast: Neymiş?

      Nisan 9, 2023

      Hayati Tavsiyeler: Kendine yatırım yapanlara özel podcast

      Nisan 9, 2023
    • YAZARLARIMIZ
    • SuareMag
    • Öykü
    • SD+
      1. Röportaj
      2. Haber
      3. Makale
      4. Portre
      5. Diğer
      6. View All

      Küçük bir kâğıtta koca bir hayat: Hasip Pektaş ve ekslibrisin hafızası

      Eylül 25, 2026

      ÖZLEM GÜLLER ÜNAL RÖPORTAJLARI

      Eylül 13, 2026

      ‘Yazmak ömür boyu sığınağım oldu’

      Ağustos 29, 2026

      Nebahat Kavak ile ‘Medeniyet Hamuru’: Kültürel bir mirası görünür kılmak

      Ağustos 13, 2026

      Feriköy Antika Pazarı kapanıyor mu?

      Nisan 13, 2026

      79. Cannes Film Festivali seçkisi duyuruldu

      Nisan 10, 2026

      Yeşilçam’ın köklü şirketi Erman Film’de yollar ayrıldı

      Şubat 6, 2025

      Defne ya da Bazı Tuhaf Hayatlar: Herkes kendi hikayesine sahip çıksın!

      Kasım 16, 2024

      İlk gotik roman: Otranto Şatosu

      Ekim 27, 2026

      Karanlığın değişen yüzü: Gotik edebiyatın tarihsel gelişimi

      Eylül 15, 2026

      Gotik Mimari: Gotik edebiyatın görkemli yapıları

      Ağustos 10, 2026

      Gerçekler Sizi Özgürleştirir Ama Önce Öfkelendirir: 8 Mart’ta Gloria Steinem’i yeniden okumak

      Mart 8, 2026

      İoanna Kuçuradi: Bir ömrü insanın değerini düşünmeye adadı

      Ekim 3, 2026

      100 Yıllık Bir Ses: David Attenborough

      Mayıs 8, 2026

      Sinemanın Şairi Béla Tarr’ın Ardından

      Ocak 7, 2026

      Yolda Olmak, Var Olmaktır

      Ağustos 9, 2025

      Gülhane Parkında sarnıç olduğunu biliyor muydunuz?

      Nisan 2, 2023

      Klasik mobilyada en çok tercih edilen ağaç türlerini biliyor musunuz?

      Nisan 1, 2023

      Mart ayında Türkiye’nin en çok konuştuğu başlıklar

      Nisan 1, 2023

      SEMA VE HALİT

      Kasım 1, 2026

      BAŞKALARININ GÖZÜ VE UTANÇ: THE SUBSTANCE

      Kasım 1, 2026

      İlk gotik roman: Otranto Şatosu

      Ekim 27, 2026

      Polat Özlüoğlu ile “Kalbin Durduğu Bütün Zamanlar” romanı üzerine

      Ekim 13, 2026
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    Buradasınız:Anasayfa » Uyanmak: Uyuyan Kadın ve Kaybolan İnsan
    Film

    Uyanmak: Uyuyan Kadın ve Kaybolan İnsan

    Kasım 2, 2026Yorum yapılmamış10 dk Okuma Süresi
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Email
    Paylaş
    Facebook Twitter Pinterest WhatsApp Email

    VİKKİ BARDOT’UN FİLMİ UYUYAN KADIN ÜZERİNE 

    Emel Seçen

    Uyuyan Kadın, teknolojinin kuşattığı modern insanın yalnızlığını, gündelik hayatın tekrarlarını ve giderek silikleşen varoluşunu sorgulayan deneysel bir film. Yönetmen Vikki Bardot (Gizem Avcıoğlu), yapay zekâyla oluşturulan görüntüler aracılığıyla bireyin kendisine, bedenine ve dünyaya yabancılaşmasını anlatırken izleyiciyi de kendi hayatıyla yüzleşmeye çağırıyor.

    Uyuyan Kadın filmi (2026), bizi uyandıran bir film aslında.

    Şu an uyuyor muyum? Uyandım mı? Yoksa hâlâ uykuda mıyım?

    İnsan var olduğundan beri kendi gerçeğini aramaya, bulmaya ve sorgulamaya yönelik açılımlar gerçekleştirse de çağın getirdiği unsurlar, şartlar veyahut zorunluluklar altında, sağanak bir yağmura tutulmuşçasına hayatlarımızı değiştiren gerçekler ile karşı karşıya kalır. Ve cesareti varsa yüzleşir.

    Uyuyan Kadın filminde; değerler sisteminde, kendi vücudumuzun -yaşamsal en temel uzuvlarının ele geçirildiği- bir sistemsel işleyiş işleniyor.

    Avcıoğlu Ailesi

    Bundan çok değil birkaç yıl sonra Avcıoğlu ailesinin kendi hayatlarının da vazgeçilmezi olan sinema sanatı üzerine açtığı ufku, sadece ülkemizde konuşmayacağız.

    Birileri, “Vikki Bardot da kim?” diyebilir. Ve hatta “Bizler bir tek Brigitte Bardot (1934-2025) biliriz, o da geçmiş dönem ve zaten yaşamıyor da!” söylemlerini dile getirebilir yahut akıllarından geçirebilirler.

    Öyleyse nereden çıktı bu kişi?

    Zaten Post Truth-Gerçek Ötesi filmi ülkemizde seyirci ile buluşmaya başladığında, kimse tam olarak ilk başlarda anlamlandıramamıştı. Anlamamak kolay ama anlamaya çalışmamak, kaçak dövüş.

    Yapay zekâ ile yapılan ama yapay zekâyı eleştiren ilk uzun metraj unvanına sahip. Çok seminerlere gittim ama biri yapay zekâ ile ilgili bir açıklamada bulunduğunda, Alkan Avcıoğlu’nun filmini rahatlıkla referans gösteriyorum.

    Bu arada otuzdan fazla ülkede uluslararası festivale seçilen Gerçek Ötesi, 20. kez düzenlenen CineAlma Film Festivali’nde yeni anlatım biçimlerine işaret eden Keşif Ödülü / Prix Découverte’ye, bu yıl 63. kez düzenlenen Uluslararası Antalya Film Festivali’ne gitmeden, değer görüldü. Sinemanın doğduğu ülkeden.

    Vikki Bardot, uluslararası arenadaki ismi/mahlası olan senarist/yazar/eleştirmen/yönetmen Alkan Avcıoğlu’nun eşi Gizem Avcıoğlu.

    Uyuyan Kadın filminin yönetmeni, ilk uzun metraj çalışması.

    Birlikte müşterek olarak kendi emek verdikleri paralelde öyle güzel bir pozisyon aldılar ki:

    Dünya ikiye ayrıldığında, fikirsel ve sanatsal yaklaşımlardan tutun da sinemanın yapay zekâdaki edinimlerinden, çok doğal olarak artı ve eksileri noktasında da:

    Bir gün herkese “Ne kadar haklıymışlar, biz göremedik!” sözünü söyletecekler. Bunu tüm samimiyetim ve inancım ile söylüyorum.

    Sunulan dünya çünkü öyle hemen herkesin adapte olabileceği bir bakış içermiyor. Herkesin felsefe, sosyoloji gibi bilgileri bilme, çok fazla film izleme şansı olmadığında bile ortaya koydukları, zaman içinde taşların tek tek yerine oturacağı kesinlikle bir bütünsel yaklaşım izlemekte.

    Bu bilinçli ve zor bir tercih.

    Hele bizim gibi toplumlarda, ön yargının ve başarının hemen paçasından yapışıp savurmaya çalıştığı gerçekliklerde.

    Ben uçurtmalarının kuyruğunda salınmayı tercih ederek Uyuyan Kadın filminin üzerine birkaç şey söylemek istiyorum sadece.

    Uyuyan Kadın

    Georges Perec’in Uyuyan Adam romanı ile sinema uyarlamasından esin/ilham alınarak çağın vebası -internet ve teknoloji çağındaki manevi kopuşu- izleyiciye sunmakta.

    Elli binden fazla görüntü araştırma ve seçenekler arasından tek tek büyük bir titizlikle kurgulanan ve bu kadar meşakkatle iki yılı bulan bir çalışma.

    Anlayacağınız gibi hem içeriği hem içerik üretimi itibarıyla hiç de “Ortada kuyu var, yandan geç.” durumu değil. Yapay zekânın doğru kullanılması açısından da bir örnek niteliğinde aynı zamanda.

    Fikrin doğumu, Gizem Hanım’ın düşleri, çalışma hayatındaki kazanımları. Eşi Alkan Bey ile birlikte birikim ve sinema sanatına tutkularının katkıya dönüşme hâli.

    Uyuyan Kadın demlenirken, benim de defalarca izlediğim Post Truth / Gerçek Ötesi doğdu.

    Birbirine kardeş yahut kadın ögesi geçtiği için “eş” olarak da tanımlanabilir. Buna, bu güzel filmi seçtikten ve izledikten sonra karar vereceksiniz.

    Filmin oluşumu, biraz önce de bahsetmiş olduğumuz gibi yönetmen Alkan Avcıoğlu’nun henüz sinema eleştirmenliği yaptığı dönemler ve iki çiftin en sevdiği filmlerden biri olan Uyuyan Adam’dan esinlenilmiş, bu kısma dönmeden;

    Bu serinin köklerinin temelinin atıldığı Gerçek Ötesi / Post Truth ne anlatıyordu?

    Orta Çağ ve kendinden geçmiş bir şekilde hummalı bir dans krizine girmiş insanlar, müziksiz ve zamanla ayak seslerinin, kendilerini yok edene kadar “felaket kaydırması” olarak nitelendirilen durumdan, tek sağ çıkan -bir nevi tuş seslerine dönüşen- mekanik olarak kaydırma sesinin, yağmur sesi ile hemhâl olduğu.

    İşte sadece bu veri ile bile diğer kardeş, eş seriye geçtiğimizde Uyuyan Kadın’da hem var olma hem yok olma “arafta” durumunu, bu kez “Acaba uyuyor muydum? Yoksa bu bir rüya mı? Yoksa gerçekten de yok muydum?” soruları ile yüzleştiriyor.

    Uyuyan Kadın; bireyden çıkıp giderek derinleşerek, önce tüm genç kadınları ki filmin başı önce belli bir yaş grubunun, neden böyle olduğu sorusu ile başlar?

    -Neden yorgundur?

    -Neden mutsuzdur?

    İşte bu “Neden?” sorusu bizim, bizi bulabilmemiz için çok, kullanmamız tavsiye edilmez, yaşarken?

    Teşekkürler, Gizem Avcıoğlu

    İncelemeyi, sorgulamayı ve düşünmeyi unutturup “Ne verirsek onunla yetinsin.” düşüncesi şemsiyesi altında, insanı tek tipe sokmak kolay olduğu gerçeğinden elbette kaçamayız?

    Biz bunları yaşarken hissediyor muyduk? Yahut bilinçli olarak bir ölümü mü tercih ettik, sözde yaşıyoruz sanarak.

    Uyuyan Kadın filmi önce evet bir genç kadın üzerinden mütemadiyen, giderek rutine dönen, bir alarm sesi, robota dönüşen bir hâl. Gitmek-gitmemek. Kalmak-kalmamak. Kendi kopyalarını, kendi içinde çoğaltarak ve tüm kadınları kucaklayıp, hatta kısa bir es ile içinde sistemler arası geçiş yaparak, feminizme de göz kırpıp. Oradan da tüm insanlığa soru soruyor?

    Uyuyor musun? Ve uyumaya devam edecek misin?

    Sosyal medya etkisi altında, yağmur sesleri, klavye sesleri, oluşan derin bir “yalnızlık senfonisi”.

    O zaman ben niye buradayım?

    Tüm kalabalıklar, haz aldığım sinema işleri, kalabalıklar, akşam buluşmaları, açılıp kapanan ağızlar ama peşi sıra hiç gelemeyen gerçekler.

    Mutsuzluğun bu hâli, Vikki Bardot’nun temellerini iki yıl önceden attığı ve üzerinde ilmek ilmek çalışarak yarattığı bir proje.

    Tıpkı sinemanın doğuş hikâyesi gibi fotoğraf karelerini tek tek alarak bir sahnenin kompozisyonunu hazırlıyor önce. Bu hâl elbette ciddi bir otopsi yahut olay mahallini araştıran dedektif gibi iz sürmek gerektirmekte.

    Evet, bir katil var ama katil sistemse, sistemlerse bunu nasıl anlatabilirsin?

    Çok karmaşık gibi görünebilen ama farkındalığı gelişmiş için kolay. Bütünün anlayabileceği bir dil unsuruna indirgeyebilmek, ciddi birikim ve zekâ gerektirir.

    Adeta bir romanı yazar gibi tüm karakterleri önce içinizde yaşamanız.

    Önünüzde toplumsal bir mesele var ve bunu ele alış biçiminiz, tüm dünyayı saran bir hastalığın panzehiri niteliğinde olacak. İşte tüm bu unsurları; insan olmanın yaralarını. Olası ihtimalleri, hayatta kalabilme becerilerimizin hepsini, bir mercek altına alarak bir tümevarış hikâyesini hiç yormadan sunmasındaki başarısından dolayı öncelikle kutlamak isterim.

    50 binden fazla görüntü içinden titizlikle çalışılarak, oluşacak kurgu iki yılda tamamlanabilen bir aşama. Bizim geleneklerimizde sık iğne ya da danteller gibi. Tek tek sabır işi.

    Bir manevi kopuş, dünya ile göbek bağının normal insani standartlar üzerinden kayboluşunun tezahürü, içinde yarı otobiyografik özgün bir senaryo içermekte.

    Uluslararası prömiyerini 36. Cottbus Film Festivali’nde yapmıştı. Ve birkaç gün önce Antalya Film Festivali’nde izleyiciden tam not almış olarak yolculuğuna devam ediyor.

    Vikki Bardot / Gizem Avcıoğlu’nun deneme-film biçiminden beslenerek, hafıza ve düşünce arasındaki örtülü ve açık bariyerler silikleşirken.

    Diğer tarafta Antonioni, Resnais, Marker ve Akerman’ın sinemasından izler sunuyor.

    Devasa bir havuz. Güzel ve çalışan ama yalnız bir kadın, giderek çoğalan. Kendinden, kendini film içinde kopyalayarak, var olan gerçeği aynalayan, sonunda tümünü kapsadığını, silüette kadın ama bir yandan da “cinsiyetsiz” kavramını da sunan. Aynı ölçüde bir önceki sahnelerde, kadının dünyadaki varoluş hikâyesini, tek ve yeterli bir sözle bağlayan:

    Benim adımı kullanıyorsunuz, ama ben yokum!

    Görülmeyen bir kadının, uğradığı zulmü, tüm insanlık içinde olabilecek alternatif olarak sunan oldukça seçici ve hassas yaklaşımı bulmak mümkün.

    Filmin bir sahnesinde, insan doğasının şaşar beşer hâllerini aynalamak için göl başında iki kişi neredeyse, doğamızdaki bencilliğimizi Narkissos (Narcissus) olarak altını çiziyor ama ismini yazmadan.

    Tabii bunu bana kalırsa sahip-köle düzleminden ustaca yapay mı, yoksa duygusal zekâ mı? Gerçek efendidir? Yahut tam insani olgunluğa erişebilmiş, donanımlı, etik ve ahlaki değerleri yerli yerinde bir varoluşun girdiği bilgi mi?

    Uyuyan Kadın filminin içinde çok zekice aktarımlar var. Dönen sarmallar, dönerken DNA sarmalımıza kadar işleyen kaoslar ve tek tek parçalanmış olarak film akışında mevcut ama bütünde sonu “Bir ihtimal daha var.” diyerek bağlayan.

    Bu anlamda lütfen, finale dikkat çünkü tüm hikâye burada ortaya çıkıyor.

    Çıkan gerçeklikte antropoloji, tarih, felsefe, sosyoloji. İnsanoğlu var olduğundan beri tüm aydınlanabilme mücadelesi mevcut.

    İnsanoğlunun tarihe ve tarihî emanetlere nasıl bakıp, davrandı ise bu gerçeklikte de aynı özeni göstereceğinden şüphe etmememizi söyleyerek adeta uyarıyor.

    Siz hangi tarafta pozisyonunuzu alacaksınız, peki?

    Uyuyan Kadın filminin bütünsel sunumu, genç kızın sürekli hazır gıdalar, masa üzerine konmuş anahtarlığının bile tek tip olduğu, kişinin/bireyin saniye saniye her tıklamada, her kaydırma işleminde kendi kişisel özgünlüğünü nasıl heba ettiğini gösteriyor. Ve çağımızın en zararlı oluşumlarından “influencer”lar için de söyleyecek sözü var. Hep söylediğimiz gibi bilginin doğru kullanılması kadar nasıl sunulduğunun da değerler sistemi üzerinde yarattığı toplumsal tahribatı: “Bırakın o influencer tiplerini.” diyerek fokusluyor.

    Her şey gelir geçer ama bırakılan tahribat, toplumsal olduğunda daha büyüktür. Ve aradan yıllar geçtiğinde nilüfer göletinde bir çamur gibi çıkar ve dibe çöker. Özetle, tek bir cümle ile fayda maliyeti bakışla, olaya “win-win” olarak yaklaşanların sunumlarının, gelecekteki travmalarını açıyor.

    Uyuyan Kadın filminin replikleri senaryo ve kurgu gereği incelikle işlenmiş.

    Ve Uyuyan Kadın filminin elbette en önemli unsurlarından birisi de sentetik görüntülerle birlikte yönetmen, senarist Vikki Bardot’nun (Gizem Avcıoğlu), kendi sesinden oluşturduğu bir ses klonu ile her şeye bakan. Ve giderek daha az daha az, azalan bir gezegeni sunuyor olmasında saklı.

    Bu bakış ise uzaydan bir toplu iğne başı kadar görünemeyişimize kadar eksiliyor. Eksilme, sonrasında da tüm hayatımızdan, tek tipe dönmüş şekilde sapır sapır dökülüyor.

    Bu yüzden dediğimiz gibi bütünsel ve makro bir bakış açısı ile baktığımızda, değerli Gizem Avcıoğlu ve Alkan Avcıoğlu çiftine kesinlikle borçluyuz.

    Gözümüzü bir an evvel açmamız gerektiğini yeniden hatırlatma çabalarından dolayı.

    Nedeni ise en basit şekilde, iki bin yıl önce tarihçilere, filozoflara sığınarak şöyle ifade edilebilir:

    MS ikinci yüzyılda Romalı şair Juvenalis, siyasete yön veren Roma halkının bir zaman sonra sadece “ekmek ve oyun” istediğini söyler. Çünkü öncesinde Roma devletinin yoksullara tahıl dağıtması, bununla birlikte işin yönü, sinemaya farklı şekilde dahi aktarılmış olsa da bir savaş ortamının tezahürü kolezyumlarda, oyunların yüz gün sürdüğü bilinmekte.

    Demek ki insanlar, temel ihtiyaçlarının karşılandığından emin oldukları zamanda, pek nasıl yönetildikleri ilgilenmedikleri gözükmekte.

    Daha önce “felaket kaydırması” olarak ekranlara ve oradan oraya nasıl savrulduğumuzun hikâyesini çok özgün şekilde, Post Truth-Gerçek Ötesi’nde izlemiştik.

    Şimdi o tarihî kolezyumlardan dev ekranlara, bireye döndüğünde ise mini bir cep telefonuna kadar indirgenmiş modeller ile çağa uygun dönüştürülmüş durumda.

    Korkularımızla sığındığımız bireyselliklere, indirgenmiş minimize ekranlardan, üstüne yığma “bilgi kirliliği” dayatıldığında, bu kadar hâl, anlatı, dinleti, tarif, evreka diye eskileri süren; bilinmişleri, bilgiçlikle. Yeni yeni türlerle, sirk çalışanları gibi şekilden şekle girilmiş bir alandan, sizce sağ çıkmanız mümkün mü?

    Elbette değil.

    Immanuel Kant (1724-1804), insanoğlunun düşünmekten kaçmasının nedenini dışarıda değil, kendisinde arar. Tembellik ve korkaklık mevcut ise nedenler zaten oluşmuştur. Altyapısı da oluşuma teşne edildi ise dondurulmuş beyinlerin izahını yapmak çok da zor olmasa gerek.

    Bireyler, sorumluluktan kaçarak bir başkasının bizim yerimize düşünmesine olanak sağlıyorsak, rahatlığa sığınmış olduğumuzun tezahürüdür.

    Sapere Aude / Aklını Kullanmaya Cesaret Et ve Uyan!

    Bizi uyandırmaya çalışan Avcıoğlu ailesine tekrar teşekkürler.

    Belki Uyuyan Kadın filmindeki gibi bir çekmeceden başlayabiliriz, hayatlarımızdaki kullanmadığımız eşyaların kapladığı yerleri boşaltarak. Yenilere yer açabilmek için.

    Uyuyan Kadın filmindeki gibi binlerce kaydedilmiş şifre ama şifreleri yazdığımız defteri bulamamak!

    Bu tıpkı hayatlarımıza istila etmiş, diğer faydasız hayatların temizliği ile de doğru orantılı.

    Temizlik bir bütündür çünkü.

    İnsan-ruh bağlamını / insan-makine olarak tasvir etmesi, en azından bendeki yansıması olarak muazzam buldum. Yolu açık olsun.

    FİLMİN KÜNYESİ

    Uyuyan Kadın (A Woman Asleep, 2026)

    Yönetmen: Vikki Bardot (Gizem Avcıoğlu)

    Senaryo: Vikki Bardot, Alkan Avcıoğlu

    Yapımcılar: Vikki Bardot, Alkan Avcıoğlu

    Görüntü yönetmeni: Vikki Bardot

    Kurgu: Vikki Bardot, Alkan Avcıoğlu

    Müzik: Tokyo Drifters

    Yapım: Spongeworthy Studio

    Ülke: Türkiye

    Süre: Yaklaşık 80 dakika

    Tür: Deneysel sinema, deneme-film

    Filmin konusu: Georges Perec’in Uyuyan Adamromanından esinlenen Uyuyan Kadın, teknoloji ve sürekli bilgi akışıyla kuşatılmış modern insanın yalnızlığını, yabancılaşmasını ve giderek makineleşen yaşamını konu alıyor. Birbirinin yerini alan kadın figürleri üzerinden bireyin kendisiyle ve dünyayla kurduğu bağın zayıflamasını anlatan film, yapay zekâyla üretilmiş görüntüleri ve yönetmenin kendi sesinden oluşturulan ses klonunu kullanıyor. Kurmaca ile hafıza arasındaki sınırları belirsizleştiren yapım, izleyiciyi yalnızca teknolojinin hayatımızdaki yerini değil, düşünme ve kendi varoluşunun farkına varma yetisini de sorgulamaya davet ediyor.

    Related Posts

    Altın Portakal’dan Geriye Kalanlar: On İki Film, On İki Hikâye

    Kasım 3, 2026 Festival

    Sıradan Hayatların Sessiz Çığlığı: Kelebek Çalısı

    Kasım 3, 2026 BURAK SOYER

    AŞK YALANMIŞ

    Kasım 1, 2026 Fatma Maksude Kılınç

    BAŞKALARININ GÖZÜ VE UTANÇ: THE SUBSTANCE

    Kasım 1, 2026 Film
    Yorum Yap
    Yorum yazın Cancel Reply

    Yeni Eklenenler

    Altın Portakal’dan Geriye Kalanlar: On İki Film, On İki Hikâye

    Kasım 3, 2026 Festival

    SAYIM ÇINAR’DAN FESTİVAL İZLENİMLERİ Bu yıl 63’üncüsü düzenlenen Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali, “Daima” sloganıyla…

    Sıradan Hayatların Sessiz Çığlığı: Kelebek Çalısı

    Kasım 3, 2026

    Uyanmak: Uyuyan Kadın ve Kaybolan İnsan

    Kasım 2, 2026

    MUHTAÇ DEĞİLİM, GİTME

    Kasım 1, 2026
    Sosyal Medya'da Biz
    • Facebook
    • Twitter
    • Instagram
    • YouTube
    Bu Haberleri Kaçırmayın

    İHTİYAÇTAN SATILIK

    Şubat 1, 2026 SUAREMAG

    BİZİM MAHALLE

    Nisan 1, 2025 Gönül Yasemin Ölmez

    Demet Cengiz

    Haziran 30, 2025 Uncategorized
    Hakkımızda
    Hakkımızda

    Film, kitap, sanat, hayat ve daha fazlası için haber, röportaj, makale, podcast, güncel bilgiler içeren e-dergi.

    Email : editor@suaredergi.com.tr

    Künye

    Son Eklenen Yazılar

    Altın Portakal’dan Geriye Kalanlar: On İki Film, On İki Hikâye

    Kasım 3, 2026

    Sıradan Hayatların Sessiz Çığlığı: Kelebek Çalısı

    Kasım 3, 2026

    Uyanmak: Uyuyan Kadın ve Kaybolan İnsan

    Kasım 2, 2026

    Haber Bülteni

    Haber Bültenimize Abone Olun

    X (Twitter) Instagram Facebook
    © 2026 Tüm Hakları Saklıdır. Do Medya & Ekipbizz İçerik İşbirliğiyle hazırlanmaktadır.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.