Metis Yayınları, Murathan Mungan’ın hazırladığı Hatırla Sinemaları seçkisi ile Max Horkheimer ve Theodor W. Adorno’nun düşünce klasiği Aydınlanma’nın Diyalektiği’ni okurlarla buluşturuyor. Biri sinemanın edebiyat ve hafızayla kurduğu ilişkiye odaklanırken diğeri modern dünyanın çelişkilerini yeniden düşünmeye çağırıyor.

Metis Yayınları’nın yeni kitapları, okurları iki farklı düşünsel yolculuğa davet ediyor. Murathan Mungan’ın hazırladığı Hatırla Sinemaları, sinema ve edebiyat üzerinden kişisel ve kolektif hafızanın izini sürerken Max Horkheimer ve Theodor W. Adorno’nun Aydınlanma’nın Diyalektiği adlı eseri, akıl, iktidar ve kültür endüstrisi arasındaki ilişkileri tartışmaya açıyor. Farklı alanlara odaklanan iki kitap, geçmişi hatırlamanın ve bugünü anlamanın yollarını araştırıyor.
Murathan Mungan’dan sinema ve hafıza seçkisi: Hatırla Sinemaları
Murathan Mungan’ın tematik seçkilerine eklenen Hatırla Sinemaları, sinemanın edebiyat ve hatırlama pratikleriyle kurduğu ilişkiye odaklanıyor. Jean-Luc Godard’ın sinemanın zamanla ilişkisine dair düşüncesinden hareket eden kitap, geçmişte kalan görüntüleri ve anlatıları edebiyat aracılığıyla yeniden hatırlamaya çağırıyor.
Çok sayıda yazarın katkısıyla hazırlanan seçkide Adnan Özer, Ahmet Erhan, Attilâ İlhan, Behçet Necatigil, Enis Batur, Mario Levi, Nilgün Marmara, Selim İleri ve Ülkü Tamer’in de aralarında bulunduğu isimlerin metinleri bir araya geliyor. Murathan Mungan, kitabın sunuşunda okuru sinema salonunun kararan ışıkları ve açılan perdeleriyle baş başa bırakırken kendi hatıralarına da alan açıyor.
Sinemanın yalnızca izlenen görüntülerden ibaret olmadığını, kişisel anılarla ve ortak kültürel belleğimizle iç içe geçtiğini hatırlatan Hatırla Sinemaları, farklı kuşakların sinema deneyimlerini edebiyatın imkânlarıyla buluşturuyor.
Aydınlanma’nın Diyalektiği: Modern dünyanın çelişkilerine yeniden bakmak
Max Horkheimer ve Theodor W. Adorno’nun yirminci yüzyıl düşüncesinin temel eserleri arasında yer alan Aydınlanma’nın Diyalektiği, Şeyda Öztürk’ün çevirisi ve açıklayıcı notlarıyla yeniden okur karşısında. İlk kez İkinci Dünya Savaşı’nın sonlarına doğru kaleme alınan eser, Batı uygarlığının kendi yıkımına zemin hazırlayan dinamiklerini sorguluyor.
Aydınlanma düşüncesinin özgürleşme vaadiyle tahakküm arasındaki çelişkilerini ele alan kitap, akıl ve ilerleme kavramlarının nasıl baskı mekanizmalarına dönüşebildiğini inceliyor. Yazarların kültür endüstrisine yönelik eleştirileri de güncelliğini koruyor. Özellikle Hollywood sineması üzerinden tartışılan içeriğin giderek geri plana itilmesi, efektlerin ve birbirini tekrar eden kalıpların öne çıkması, günümüzün kitlesel kültür üretimine ilişkin tartışmalarla kesişiyor.
Aradan geçen yaklaşık seksen yıla rağmen güncelliğini koruyan Aydınlanma’nın Diyalektiği, savaş, iktidar, sermaye ve kültür arasındaki ilişkileri yeniden değerlendirmek için önemli bir düşünsel zemin sunuyor. Eser, aklın yarattığı sorunların çözümünü daha az düşüncede değil, eleştirel aklın imkânlarında aramaya davet ediyor.


