RODRIGO SOROGOYEN’İN EL SER QUERIDO (THE BELOVED) FİLMİ ÜZERİNE
Emel Seçen
Yönetmen Rodrigo Sorogoyen’in El ser querido (The Beloved) filminde, Javier Bardem’in canlandırdığı ünlü bir sinemacı, on üç yıl sonra kızı Emilia ile yeniden karşı karşıya geliyor. Bir film setinde başlayan bu buluşma, geçmişin suskunluklarını, baba-kız ilişkisindeki kırgınlıkları, otoriteyi ve görülme ihtiyacını gün yüzüne çıkarıyor. Film sinemanın tekrar çekim imkânından hareketle insan hayatının en kırılgan sorusunu soruyor. Kamera karşısında aynı sahne defalarca çekilebilir; peki ya gerçek hayatta kırılan bir kalbin yeniden çekimi mümkün mü?

Oscar ödüllü Javier Bardem, 2004 yılında İçimdeki Deniz filmindeki müthiş performansıyla Drama Dalında En İyi Erkek Oyuncu kategorisinde ilk kez Altın Küre’ye aday gösterilmişti. İzlediğimde film, benim için de en özel başyapıtlar arasına girmişti.
Şu an elli yedi yaşındaki başarılı oyuncu, yine kendisi gibi İspanyol eşi Penélope Cruz ile mutlu bir evlilik sürdürüyor. Ancak kariyerlerinde istedikleri forma girememişlerdi, ta ki 2026’ya kadar.
Her ikisi de gerek dizilerde gerekse filmlerde yeniden karşımızda. Burada hemen Penélope Cruz’un Davet filmiyle vizyonda başarıyla yer aldığının da altını çizelim.

EN SEVDİĞİM EMILIA
Javier Bardem’i neden severim? Bir kere kendi çapında aktivist, doğal; kendisini sanatçı değil, bir işçi olarak tanımlar. Mekanik şeylerle pek işi olmaz mesela. Hâlâ benim gibi araba kullanmayı bilmez. Kendine benzeyen insanları bulunca yalnız olmadığını hissetmek güzel bir duygu.
İçimdeki Deniz sonrası, daha da olgunlaşmış bir dramda karşımızda. Filmin bütününe işleyen bir performansla, işinin erbabı bir karakteri canlandırıyor. Zamanında yaptığı hataların farkında. Kendine ve etrafına ördüğü yanlışları tek tek sökmek için tam on üç yıl sonra ilk çocuğu, kızı Emilia ile buluşan Oscar ödüllü senarist ve yönetmen Esteban Martínez’i görürüz.
Hareketli kamera tercihiyle ilk buluşmada birbirlerinin yüzlerine, yüzlerindeki tüm ayrıntılara odaklanarak yıllardır görülmeyeni kucaklamak isteyen ama hep mesafeli kalan bir baba-kız ilişkisidir gördüğümüz.
İşte bu görme hâli, babanın ağzından çıkan itiraf niteliğindeki sözlerde gizlidir. Yeni yöneteceği filmin konusunu kızına bir iş teklifi olarak sunduğunda, aslında tüm filmi de anlatır.
Bu film, BİRBİRLERİNİN GÖZLERİNİN İÇİNE BAKAMAYAN İNSANLARIN hikâyesi olacak ve belki de bir baba, kendi sorumluluğunda, önce kendini aklayacak ve en sevdiğini kurtarmaya çalışacaktır.
Filmin bütününe yayılan yönetmen ve baba gibi ataerkil otorite sahiplerinin gelgitleri, hem aile içinde hem de provalar sırasında karşımıza çıkar. Ekran birden siyah-beyaz olur. Aynı hissi verir mi, bilmem ama ben karşımda bir Alamut Kalesi görür gibi oldum. Gerek kendi geçmiş yaşantısında gerekse mevcut senaryosunun titizliğinde…
Ama magazine hiç bulaşmak istemeyen başarılı bir yönetmenin ülkesi İspanya’ya dönmesi, özünde kendi geçmişine, en sevdiklerine bir pencere açmaktır.
Kendisine çarpar. Karşısında kendisi gibi kızı duracaktır. İnatçı mı, inatçı.
Ve set arkasında şöyle seslenecektir:
Karşımda;
- İş hayatında özgüvensiz,
- Dişli bir kadın,
- Ve babasına öfkeli bir kız çocuğu var.
Bunların hepsini bırakıp karaktere soyunabilecek misin?
Torpil, hayatta ne şekilde devreye girer? Görülmemiş, özenilmemiş, korunmamış küçük bir kız çocuğunun yaraları kolay kolay toparlanabilir mi?
Ve sonunda bu film çekilir mi?
Bu film, normalde de kendi hayatlarımızın senaryosunda, birkaç tekrardan sonra aynı karakterlere yer vermememiz gerektiğini belki de bize hatırlatacaktır.
Hayatın telafisi yoktur. Sette bile sorumsuzsan ortalama kaç çekim yapılabilir?
Peki, gerçek hayatta?
Ya kalp, ya ruh kırıldığında?

Filmin Künyesi
Özgün adı: El ser querido (The Beloved)
Yönetmen: Rodrigo Sorogoyen
Senaryo: Isabel Peña, Rodrigo Sorogoyen
Oyuncular: Javier Bardem, Victoria Luengo, Raúl Arévalo, Marina Foïs, Melina Matthews
Yapım: 2026, İspanya–Fransa
Tür: Dram
Süre: 135 dakika
Türkiye vizyon tarihi: 30 Ekim 2026
Filmin Konusu
Dünyaca ünlü yönetmen Esteban Martínez, yıllardır görüşmediği kızı Emilia’ya yeni filminde rol teklif eder. Oyunculuk kariyerinde istediği başarıyı yakalayamayan Emilia için bu teklif, hem mesleki bir fırsat hem de babasıyla yüzleşme ihtimalidir. Ancak aynı sette çalışmaya başlayan baba ile kızın geçmişteki kırgınlıkları, bastırılmış öfkeleri ve çözülememiş hesaplaşmaları yeniden gün yüzüne çıkar. Film, aile bağlarını, otoriteyi ve geçmişin telafi edilip edilemeyeceğini sorgular.


