Tiksinti ve Tutku Film Seçkisi
Hazırlayan: Sevin Bayrı
Tiksinti ve tutku ikiz kardeş gibiler. Beyaz perdede yönetmenlerimiz bu duyguları işlerken bizlere tam bir görsel ve düşünsel şölen sunuyor. İşte haziran ayında sizler için seçtiğimiz 10 film…
- Vahşi Duygular (Wild at Heart) – David Lynch (1990)
Lynch sineması zaten tiksinti ile arzunun yan yana yürüdüğü bir dehlizdir. Sailor and Lula’nın o vahşi, sınır tanımaz, rock’n roll aşkları, yol boyunca karşılaştıkları parçalanmış cesetler, böcekler, çürümüş karakterler ve grotesk şiddetle sarılmıştır. Tutku, etraftaki tüm kokuşmuşluğa karşı bir kale gibidir.
- Parfüm: Bir Katilin Hikayesi (Perfume: The Story of a Murderer) – Tom Tykwer (2006)
Patrick Süskind’in romanından uyarlanan film, görselliğiyle “kokuyu” hissettirmeyi başarır. 18. yüzyıl Paris’inin çamuru, balık sakatatları ve insan pisliği içinden yükselen Grenouille’ün, kusursuz ve ilahi kokuyu üretmek için kadınları öldürdüğü o saplantılı arayışı, iğrençlik ile yüksek estetiğin kusursuz bir dansıdır.
- Gözü Tamamen Kapalı (Eyes Wide Shut) – Stanley Kubrick (1999)
Evlilik kurumunun steril yüzeyinin altındaki bastırılmış fantezileri kurcalar. Tom Cruise’un karakterinin dahil olduğu o gizli, maskeli ayin sahnesi; hem yüksek bir estetik, gizem ve cinsel çekim taşır hem de ahlaki sınırların ihlali, tekinsizlik ve o ritüelin çiğliği sebebiyle izleyicide soğuk bir tiksinti bırakır.
- Kıskanmak – Zeki Demirkubuz (2009)
Nahid Sırrı Örik’in aynı adlı romanından uyarlanan film, güzelliğe duyulan hasetin nasıl karanlık bir tutkuya dönüştüğünü anlatır. Seniha’nın yengesinin pürüzsüz tenine ve güzelliğine bakarken hissettiği o estetik tiksinti, zamanla onu yok etme arzusunun getirdiği saf bir hazza dönüşür. Demirkubuz’un loş ve klostrofobik atmosferi bu ikiliği çok iyi besler.
- Saplantı (Possession) – Andrzej Żuławski (1981)
Sinema tarihinin en radikal tutku ve tiksinti metinlerinden biridir. Bir çiftin evliliklerinin bitişiyle başlayan süreç, kadının gizli bir odada formsuz, yapışkan bir yaratıkla kurduğu cinsel ortaklığa evrilir. Isabelle Adjani’nin metro istasyonundaki o meşhur kusma sahnesi, sevginin ve arzunun yarattığı o histerik, tiksindirici deformasyonun en saf halidir


