Close Menu
    Son Eklenenler

    Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

    Nisan 29, 2026

    NİHAL GÜNDÜZ ile GÖRÜNTÜNÜN SESSİZ İZLERİ

    Nisan 29, 2026

    Kadıköy Sinematek’te Louis Malle Retrospektifi ve dünya sinemasından özel seçki

    Nisan 27, 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Perşembe, Nisan 30
    X (Twitter) Instagram Facebook
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    • YAŞAM
      1. Aktüel
      2. Beslenme
      3. Felsefe
      4. Fitness
      5. İlişkiler
      6. Kişisel Bakım
      7. Kişisel Gelişim
      8. Psikoloji
      9. Sağlık
      10. Seyahat
      11. Sürdürülebilir Yaşam
      12. Teknoloji
      13. View All

      Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği: “Türk Gençliğine Atasını Unutturamazsınız”

      Ocak 16, 2026

      Apaçık Radyo’dan gençlere açık çağrı: “Açık Alan” başvuruları başladı

      Ocak 15, 2026

      Nazlı Eray’a “Yaşayan Efsane” Onuru

      Temmuz 5, 2025

      Yüzüncüyıl Gazeteciler Derneği’nden anlamlı seminer

      Temmuz 3, 2025

      İnovatif makarnacı Pastavilla 32. yaşını ödülle kutluyor

      Nisan 22, 2024

      Buğday Derneği ‘zehirsiz kentler’ için harekete geçti

      Aralık 23, 2021

      1 KAVRAM 10 DÜŞÜNÜR: Varoluşun On Yüzü

      Ağustos 2, 2025

      Ulus Baker: Kısacık hayatına çağları sığdıran ‘birisi’

      Temmuz 12, 2025

      Institut français, Fransız yazar, felsefeci ve filolog Barbara Cassin’i ağırlıyor

      Şubat 25, 2025

      Sade Yaşamın Gücü: Epikür ve Tao’nun izinde sadeleşmek

      Aralık 7, 2024

      Ailemizin ‘Sessiz Odası’

      Mart 23, 2026

      Ergen ebeveynleri için kılavuz

      Eylül 23, 2024

      Aşkın Lotus Hali… 

      Temmuz 4, 2024

      “Doktordan Az Kullanılmış” bu defa bir kitap adı oldu

      Ağustos 29, 2023

      Parfümde şişe tasarımı kokudan önemli olabilir mi?

      Mart 28, 2023

      Saç bakımına ilişkin merak edilen 6 soru ve 6 yanıt

      Nisan 17, 2022

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Stresten Huzura: Deneyimlenmiş bir dönüşüm süreci

      Mart 6, 2025

      Yeni Eril: Dr. Nil Keskin’den kapsamlı bir dönüşüm rehberi

      Mart 4, 2025

      Cansel Oruç’un ‘Başarmaktan Korkma’ kitabı okuyucuyla buluştu

      Aralık 26, 2024

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Kimdir bu “Narsist Sapkınlar?”

      Mayıs 29, 2025

      Borderline: Bir Kişilik Bozukluğunun Biyografisi

      Mayıs 6, 2025

      Dementor – Ruh Emici: Narsisizmin gölgesinde bir yok oluş ya da yeniden doğuş hikâyesi

      Şubat 17, 2025

      ‘Bağımlılık’ bir hastalık olmayabilir (mi?)

      Şubat 18, 2026

      Longevity: Daha uzun ve daha iyi bir hayat mümkün mü?

      Şubat 4, 2026

      ‘Hepimiz Narsistiz’ kitabının yazarı Şule Öncü: Sanıldığından yaygın!

      Mayıs 17, 2024

      “Doktordan Az Kullanılmış” bu defa bir kitap adı oldu

      Ağustos 29, 2023

      Sayım Çınar’dan Graz Notları: Sakinliğin, sanatın ve lezzetin şehri

      Şubat 6, 2026

      Melis Melek ile Yeryüzü Günlükleri

      Aralık 21, 2025

      ORTAÇAĞ’IN ORTASINDA BİR ŞEHİR: MDINA

      Kasım 1, 2025

      IŞIĞIN İZİNDE, GÖLGENİN PEŞİNDE: PARİS

      Kasım 1, 2025

      Nihal Gündüz’den ‘makarna’ ile ‘Çevre Krizi’ fotoğrafları

      Ağustos 15, 2025

      ‘Baumit ile Olasılıklar’ kitabı ile geleceği yeniden düşünüyor

      Eylül 20, 2023

      Heykeltıraş Varol Topaç’ın çelik üretim atıklarından yarattığı eser Contemporary İstanbul’da

      Eylül 17, 2023

      Jeotermal enerjiyi çocuklara anlatan kitap: Damla Adamlar

      Ağustos 31, 2023

      Kim Korkar Yapay Zekadan

      Haziran 8, 2025

      Türkiye’nin mutfak ve kültür mirasından seçkiler dijital erişime açılıyor

      Ekim 20, 2023

      Mevzular Açık Mikrofon, artık GAİN’de

      Eylül 1, 2023

      Akıllı makineler ve robotlar denilince akla gelen filmler

      Ağustos 31, 2023

      Duygularımı Tanıyorum Serisi

      Nisan 20, 2026

      “Bir ‘teselli’ ver…”

      Nisan 20, 2026

      Sandviç Kuşağı: Arada Kalmışlık

      Nisan 19, 2026

      Var ol! Kelime büyücüsü çok yaşa!

      Nisan 15, 2026
    • KÜLTÜR – SANAT
      1. Kitap
      2. Müzik
      3. Öykü
      4. Sanat
      5. Sergi
      6. Sinema
      7. Şiir
      8. Tiyatro
      9. Video
      10. View All

      Mayın Tarlası: Sessiz gerilimlerin izinde bir ilk kitap

      Nisan 27, 2026

      Filiz Çiçek’ten adalet ve intikam romanı: Kayıp Ada ve Şeytanları

      Nisan 22, 2026

      Adını Sen Koy: İki farklı zaman, iki farklı kadın ve benzer bir hikaye

      Nisan 21, 2026

      Duygularımı Tanıyorum Serisi

      Nisan 20, 2026

      Ayın Şarkıları: MART AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Mart 8, 2026

      İş Sanat’ın Parlayan Yıldızlar konserleri devam ediyor

      Ocak 15, 2026

      AYIN ŞARKILARI: OCAK AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Ocak 1, 2026

      Sanatın özgür ruhlu bilgesi Patti Smith İstanbul’a geliyor

      Aralık 14, 2025

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – lV

      Nisan 12, 2026

      Sibel Kırcadere Uslu ile İsmi Olmayan Hikayeler

      Mart 16, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – lll

      Mart 16, 2026

      Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

      Nisan 29, 2026

      Gustav Klimt – Danaë: Altının içinden gelen sessiz uyanış

      Aralık 6, 2025

      Río Sur, Pera Müzesi’nde

      Ekim 16, 2025

      Dalí’nin Tavşan Deliği: Bir romanın resme dönüşen rüyası

      Haziran 12, 2025

      Peaky Blinders’ın klasik otomobilleri Rahmi M. Koç Müzesi’nde

      Mart 23, 2026

      Meşher’den Çevrimiçi Rehberli Turlar Başlıyor: İstanbul Temalı Sergiler

      Mart 23, 2026

      İstanbul Araştırmaları Enstitüsü’nden ücretsiz sergi turları

      Şubat 20, 2026

      Isabel Muñoz’un Göbeklitepe fotoğrafları Berlin’de

      Şubat 10, 2026

      Kadıköy Sinematek’te Louis Malle Retrospektifi ve dünya sinemasından özel seçki

      Nisan 27, 2026

      Palu Ailesi skandalı belgesel oldu

      Nisan 10, 2026

      79. Cannes Film Festivali seçkisi duyuruldu

      Nisan 10, 2026

      İstanbul Film Festivali 9-19 Nisan’da sinemaseverlerle buluşuyor

      Mart 24, 2026

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      ŞİİR – KADİR HORZUM

      Ocak 12, 2026

      Şiir: Kapandık kaldık içimize 

      Temmuz 18, 2025

      Şiir: Huy İşte

      Temmuz 7, 2025

      Moda Sahnesi’nde sıkışan zaman: blueScat prömiyere hazır

      Nisan 8, 2026

      Listeler, Hisler ve Kadınlar

      Nisan 6, 2026

      27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nde ‘Bir Sahne Şövalyesinin’ mirasına bakmak

      Mart 27, 2026

      Sahnede paranormal bir deneyim: “Geceyarısı Hayaleti” başlıyor

      Mart 19, 2026

      Parazit – Sınıfsal uçurumların sarsıcı anlatımı

      Haziran 30, 2025

      Garfield’in resmi posteri yayınlandı

      Aralık 19, 2023

      Napolyon bu kez Jaquin Phoenix’in yorumuyla sinemada

      Kasım 23, 2023

      Freud’s Last Session filminden fragman

      Ekim 27, 2023

      Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

      Nisan 29, 2026

      NİHAL GÜNDÜZ ile GÖRÜNTÜNÜN SESSİZ İZLERİ

      Nisan 29, 2026

      Kadıköy Sinematek’te Louis Malle Retrospektifi ve dünya sinemasından özel seçki

      Nisan 27, 2026

      Mayın Tarlası: Sessiz gerilimlerin izinde bir ilk kitap

      Nisan 27, 2026
    • SD+
      1. Röportaj
      2. Haber
      3. Makale
      4. Portre
      5. Diğer
      6. View All

      Vildan Külahlı Tanış: Kelimeler efsunlu nesneler gibidir

      Nisan 11, 2026

      Ebru Karaayvaz’dan ağlarken güldüren kitap: Reçeteye Mizah Ekledim

      Mart 9, 2026

      Bozkurt: Yeni nesil yayıncı Toros, kitabı sadece basılı ürün gibi görmüyor!

      Mart 2, 2026

      “Gençler Nereye?” kitabının yazarı Tuğçe Tatari: Türkiye gençlerini duymuyor ve görmüyor

      Şubat 27, 2026

      Feriköy Antika Pazarı kapanıyor mu?

      Nisan 13, 2026

      79. Cannes Film Festivali seçkisi duyuruldu

      Nisan 10, 2026

      Yeşilçam’ın köklü şirketi Erman Film’de yollar ayrıldı

      Şubat 6, 2025

      Defne ya da Bazı Tuhaf Hayatlar: Herkes kendi hikayesine sahip çıksın!

      Kasım 16, 2024

      Gerçekler Sizi Özgürleştirir Ama Önce Öfkelendirir: 8 Mart’ta Gloria Steinem’i yeniden okumak

      Mart 8, 2026

      Tahakküme Meydan Okuyan Küçük Harfler: bell hooks ve Duygu Yoldaşlığı

      Mart 8, 2026

      Bir gölün kıyısındaki Leylâ: Epstein ve depremin kayıp çocukları

      Şubat 17, 2026

      Don Quixote’un zırhı: Dünyaya karşı giyinmek

      Ocak 10, 2026

      Sinemanın Şairi Béla Tarr’ın Ardından

      Ocak 7, 2026

      Yolda Olmak, Var Olmaktır

      Ağustos 9, 2025

      Maria Anna Mozart

      Temmuz 20, 2025

      Pablo Neruda: Aşkın, kavganın ve sessiz coğrafyaların şairi

      Temmuz 12, 2025

      Gülhane Parkında sarnıç olduğunu biliyor muydunuz?

      Nisan 2, 2023

      Klasik mobilyada en çok tercih edilen ağaç türlerini biliyor musunuz?

      Nisan 1, 2023

      Mart ayında Türkiye’nin en çok konuştuğu başlıklar

      Nisan 1, 2023

      Duygularımı Tanıyorum Serisi

      Nisan 20, 2026

      Feriköy Antika Pazarı kapanıyor mu?

      Nisan 13, 2026

      Vildan Külahlı Tanış: Kelimeler efsunlu nesneler gibidir

      Nisan 11, 2026

      79. Cannes Film Festivali seçkisi duyuruldu

      Nisan 10, 2026
    • PODCAST

      Podcast: Hayati Tavsiyeler ‘Bahar ve Mitoloji’ ile yayında

      Mayıs 5, 2023

      Denenmiş, test edilmiş, onaylanmış: Hayati Tavsiyeler

      Mayıs 5, 2023

      Meraklı bünyeler için podcast kanalı: Suare Online

      Mayıs 1, 2023

      Akla takılan sorulara yanıt arayan podcast: Neymiş?

      Nisan 9, 2023

      Hayati Tavsiyeler: Kendine yatırım yapanlara özel podcast

      Nisan 9, 2023
    • YAZARLARIMIZ
    • SuareMag
    • Suare Öykü
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    Buradasınız:Anasayfa » İZMARİTLER VE TÜRK KAHVESİ FİNCANI
    Gökbanu Sezi Çoskuner

    İZMARİTLER VE TÜRK KAHVESİ FİNCANI

    Kasım 1, 2025Yorum yapılmamış6 dk Okuma Süresi
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Email
    Paylaş
    Facebook Twitter Pinterest WhatsApp Email

    Gökbanu Sezi Coşkuner

    Kafasını kaldırıp tepesindeki ağlara baktı. Ağlar ve tel örgüler. İkisi bir arada. Kuşlar giremesin diye mi? Yoksa insanlar çıkamasın ya da kaçamasın diye mi? Masada duran el çantasına uzanıp sigarasını çıkardı. El çantasını yanındaki boş sandalyede duran sırt çantasının üstüne koymaya çalışırken masaya çarptı ve çayını döktü.

    Şaşırmadı. Üzülmedi. Söylenmedi. Ne hissettiğini bilemedi. Kendini zorladıkça zorladı ama bulamadı. İlk defa tanımlayamadı. Karnına, kasıklarının tam üstüne saplanan ağrıya kaydı aklı. Bir an canı çok yandı ama umursamadı. Kendini suyun altındaymış gibi duyumsadı. Kulağındaki kulaklıkları hatırladı. “Mış gibi” yapmak için çıkarmadığı kulaklıklarını. Bir şeyler dinliyormuş gibi… Mesela bir şarkı, sesli bir roman ya da bir podcast. Kendini hiç dinlemezdi. Yine de etrafındakilerin vıcık vıcık seslerini kesemedi. Sigarasını yaktı. Kafasını kaldırıp tepedeki ağlara tekrar baktı. Birbirine geçmiş kalın ipler ve sık tel örgüler. Yarısını döktüğü çaydan bir yudum aldı. Deri ceketinin sağ cebi titredi. Telefonunu çıkartırken cebin tırtıklı fermuarı elinin üstünü çizdi. Belli belirsiz. Önemsemedi. Telefonu masaya koyup ekranına dikti gözlerini.

    “Peki,” diyerek açtı telefonunu. Kulaklarının içinde tok, davudî bir ses patladı.
    “Neredesin?”
    “İyiyim ben. Sağ ol. Sen nasılsın?”
    “Pardon ya. Nasılsın?”
    “İyiyim.”

    Ne demekse… Sanki insan iyi olup olmadığını bilebilirmişçesine. Gözü, döktüğü çayın masaya sıçramış ve neredeyse kurumakta olan birkaç damlasına takıldı. Kırmızı leke. Büyük olan balığa benziyor. Aaa, bak kısmetim var işte. Haneme ay doğacak…

    “Neredesin?”
    “Buradayım.”
    “Yahu, gıcıklık yapma işte! Neredesin dedim?”
    “Bir kafedeyim.”
    “Oturuyor musun?”
    Hayır. Tek ayak üstünde bekliyorum. Birazdan amuda kalkacağım da beynim kulaklarımdan akarsa diye korkuyorum.
    “Evet.”
    “Annemle konuştum.”
    Ne güzel. Aferin sana.
    “Peki?”
    “Düşmüş.”
    Derin bir iç çekti. Bir an içi boşaldı. Bomboş kaldı.
    “Ne zaman?”
    “Dün.”
    “Nerede?”
    “Orta Çarşı’da. Pazar yerinin orada.”
    “Nasılmış şimdi?”
    “İstersen görüntülü ara. Kendin görsen daha iyi. Ama şok olma sakın…”
    “Tamam,” diyerek fısıldadı. Telefonu kapattı. Masaya koydu.

    Yanlarda da ağlar varmış. Kalın ipli, tel örgülü ağlar. Saatine baktı. Yaklaşık bir saati daha vardı. Bir sigara daha yaktı. Hayatımı izmaritlerle ölçseydim çoktan ölmüş olmalıydım.

    Yanında aniden beliriveren garsondan irkilmedi. Orta Türk kahvesi sipariş etti. Garson, “Abla, self-servis,” deyince kafasını hafifçe sağa eğerek gözlerini garsona kaldırdı. “Tamam abla. Sen yabancı değilsin. Biliyorum ben seni. Bu seferlik getireyim,” diyerek hızlıca uzaklaştı garson.

    Masada duran telefona baktı. Hızlı aramalardan annesinin numarasını seçip, ara tuşuna bastı. Kapattı. İnşallah duymamıştır. Bir dakika sonra annesi aradı. Görüntülü. Sol göz mosmor. Tamamen kapanmış. Çenesinin sol altı mordan kırmızıya, kırmızıdan sarıya. Öndeki beş diş kırık. Üst dişler. Sol el bilekten dirseğe kadar alçıda. Baktı, konuşmadı. Gözlerinden dudaklarının üstüne inen yaşları diliyle yaladı. Tuz oranını beğendi. Gülümsemeye çabalayarak,
    “Nasılsın?” diye sordu annesine.
    “İyiyim,” dedi annesi titrek bir sesle.
    Sanki insan iyi olup olmadığını bilebilirmişçesine…
    Sustu. Sustular.
    “Ben ararım seni akşam bir daha,” dedi. Telefonu kapattı.

    Fıstık yeşili plastik sandalyeye iyice yerleşti. Arkasına yaslandı, elindeki telefonu masaya bıraktı. Sandalyeler de ağ gibi. Delik delik ama tel örgü değil. Örgüler plastik bu sefer. Fıstık yeşili. Kafasını yere eğdi. Geometrik desenli taş zemine dikti gözlerini. Sonra yavaş yavaş gezdirdi gözlerini üzerlerinde. Görebildiği kadar. Alabildiğince.

    Hiç gölge yok. Ne masaların ne sandalyelerin ne diğerlerinin ne de benim. Işık olmayan yerde gölge olmaz. Ama şimdi ışık var, gölgeler yok. Toplu greve mi gittiler acaba? Yoksa izin günleri mi? Kendi gölgesini aradı bir kez daha taş zeminde. Geometrik desenlerin içinde. Bulamadı. Kısa bir an için endişelendi. Hemencecik geçti endişesi. İçinde bir şey kıpırdandı. Karnı karıncalandı. Heyecanlandı. Meraklandı. Sorgulamadı. Zaten bildiğini o an hatırlayamadı.

    Ne zaman önüne bırakıldığını fark etmediği Türk kahvesi fincanını gördü. Garson fazla uzağa gitmiş olamaz, kahve hâlâ sıcak. Bir yudum aldı. Ohhh… hayat bu anlarda gizli. Belki de saklı. Gizli saklı. Gözlerden uzak. Gölgelerin arasında. Gizli saklı bir hayat bir gün bulunur mu? Bulunursa yaşanır mı? Yaşanırsa nasıl yaşanır? Başkaları zaten onu yaşamış mıdır? Hor kullanıp harcamış mıdır? Bir köşeye mi atmıştır? Hangi köşeye atmıştır? Harcanmış hayatlar yeniden yaşanır mı? Peki biz ne yaşıyoruz? Hiç!

    Offf! Kapatın yahu şu tepemdeki ısıtıcıları! Hava yeteri kadar sıcak!

    Saatine baktı. Hâlâ 45 dakikası vardı. Demek hayatı bir kahvenin tadında buldum ha?
    Bir Türk kahvesi fincanına sığacak bir hayat benimkisi.

    Ne kadar ağır bir parfüm kokusu! Hiç uymamış tipine de tenine de! O zaman kalkıp otobüse binmeden son bir sigara daha.

    Sigarasını yakmadan önce kulaklıklarını çıkardı. Kendini hazırlamalıydı. Soğumuş Türk kahvesini koca bir yudumda bitirdi.

    Bak işte, hayatımdan bir an daha eksildi. Gölgesiz BEN’in eksilen bir AN’ı daha. Ama hâlâ hayattayım. Peki, yaşıyor muyum?

    Bu güzelim eski şarkıları da içine sıçıp sıçıp yeniden cover yapmıyorlar mı? Piçler!

    Ayağa kalktı. Çantalarını yüklendi. Sisifos gibi. Kafeden çıkıp metroya indi. Dükkanlara boş boş bakarak yürüdü. Evet, artık karşıdaydı. Teşekkürler Kharon.

    Yürüyen merdivenle otobüse bineceği durağın oraya çıktı. 413. Hep aynı otobüs. Kulaklıklarını takıp kaldığı yerden sesli romanını dinlemeye devam etti: Dorian Gray’in Portresi. Çabucak geldi otobüs. İte kaka bindi, kartını okuttu. Aktarmalı. Vay, tam bir saat olmamış demek ki. Mucize gibi bir şey… Bakalım nereye aktaracak beni? Işınla bizi Scotty!

    Çantalarına ve beyaza çalan saçlarına şöyle bir bakan genç adam kendisine yer verince içini çocuksu bir sevinç kapladı. Gülümseyerek teşekkür etti. Hâlâ mucizeler olabiliyor izmaritlere saklı, Türk kahvesi fincanına sıkışmış hayatımda… Ne güzel.

    Otobüsteyken hiçbir şey düşünmedi. Sadece Dorian Gray’in zavallı, kibirli ve acıklı hikâyesini dinledi. İneceği durağa gelmeden hemen önce tedirginlikle ayağa kalktı, orta kapının önüne geçip düğmeye bastı. Ani frenle sarsıldı. Hafifçe sağa sola yalpaladı ama hemen toparlandı. Alışmıştı. Hayat işte, hemen alışıyor insanlar her şeye…

    Dikkatlice indi. İki ayağını kaldırıma bastığında tedirginliği geçiverdi. Hayret, şoför alelacele kapıyı kapatmamış, hemen gaza basmamıştı. Başka bir mucize daha…

    Karşıya geçip birkaç metre yürüdü koşu yolunda. Oturduğu apartmanın arka otopark kapısı açıktı. Yine. İçeri girdi. Durdu, kafasını kaldırıp camla kapatılmış balkona baktı. Balkonu camdan ağlarla örülü. Görünmez tel örgülü.

    Saatine baktı. Beş dakika kalmış. Değmez yukarı çıkmaya. Apartmanın ön tarafına doğru ağır ağır yürüdü. Kaldırımda durdu, servis yanaştı. Mükemmel zamanlama. Yaşasın!

    Sanki az yükü varmış gibi neşeyle servisten inen kızının montunu, sırt çantasını ve bir türlü çantaya sığdıramadığı metal suluğunu da sırtlanarak apartman kapısına yürümeye başladı. Bıcır bıcır bir şeyler anlatan kızına gülümsedi. Kulaklıkları ne zaman çıkardım acaba? Ya da hiç taktım mı?

    Eve girdiklerinde tuvalete koşan kızının biri sağa, diğeri sola savrulmuş spor ayakkabılarını özenle ayakkabılığa yerleştirip montunu astı. Okul çantasını odasına bırakıp mutfağa geçti. Kendi çantalarını ve montunu sandalyelerden birinin üzerine fırlattı. Metal musluğu ayakkabılıkta taburenin üstüne bıraktı.

    Yemek yok, kısmet. Gelsin de işten, söyleriz yine dışarıdan bir şeyler. Salona geçti, kendini geniş kanepenin üzerine bıraktı. Ahşap rengi parkelerde gözleri gölgesini aradı. Bulamadı. Oturduğu yerden eğilip kızının odasından dışarı vuran küçük insan gölgesine baktı. Şükür! Onunki hâlâ yerinde.

    Kalktı. Yatak odasına geçti. Makyajını sildi. Üstünü değiştirdi. Hafif hissetti. Çok hafif. Hiç olmadığı kadar. Tüy gibi. Özgür. Tel örgüsüz, ağlardan kurtulmuş.

    Büyük makyaj aynasının karşısında durdu. İşte oradaydı, aynanın içinde. Aynı anda gülümsediler. Parmaklarının ucuyla aynaya dokunup gölgesinin yüzünü sevecenlikle okşadı. Rahatladı. İkisi de güvendeydi.

    Tekrar mutfağa geçti, kendine orta şekerli bir Türk kahvesi pişirdi. Mutfak penceresinin dışındaki ağları andıran tel örgüleri izleyerek kahvesini içti. Sigara içmedi. Canı annesini aramak istemedi.

    Güneşin son ışıkları kaybolmaya başlamıştı. Sokakta insanlar gölgelerin arasında koştururken, kendi gölgelerinin olmadığını fark edemeyecek kadar körleşmişti.

    O ise artık görüyordu. Her şeyi. Tüm çıplaklığıyla.


    Gökbanu Sezi Coşkuner, Ankara’da doğmuş, ilkokul 5. sınıfta İngilizce öğretmeni olmaya karar vermiştir. 1998’de ODTÜ İngilizce Öğretmenliği Bölümü’nden mezun olmuş, öğrencilik yıllarından itibaren çeşitli kurum ve kuruluşlarda öğretmenlik yapmıştır. 2001 yılından bu yana ODTÜ Temel İngilizce Bölümü Hazırlık Okulu’nda öğretim görevlisi olarak çalışmaktadır. Evlidir, Tılsım ve Alkım’ın annesidir. Çok küçük yaşlarından bu yana kitap, film ve yazma ile dolu bir hayatı yaşamaktadır. Birçok kolektif eserde, dijital ve matbu dergilerde öykü ve yazıları yayımlanmıştır. Ömrünü okuyarak ve yazarak geçirmekte kararlıdır.

    YAZARIN DİĞER YAZILARI
    SuareMag – Arşiv
    gökbanu sezi Coşkuner suaremag yazar

    Related Posts

    SuareMag Nisan 2026

    Nisan 7, 2026 Manşet

    BEYAZ LEKE

    Nisan 3, 2026 SUAREMAG

    SÜSÜ AKMIŞ

    Nisan 1, 2026 Hakan Akdoğan

    ADALARDAN BİR YAR GELİR BİZLERE 

    Nisan 1, 2026 Gönül Yasemin Ölmez
    Yorum Yap
    Yorum yazın Cancel Reply

    Yeni Eklenenler

    Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

    Nisan 29, 2026 Sanat

    Dolunay Kocabağ, New York’taki oyunculuk kariyerine yeni başarılar eklemeye devam ediyor. Sahne adıyla Luna Vintner…

    NİHAL GÜNDÜZ ile GÖRÜNTÜNÜN SESSİZ İZLERİ

    Nisan 29, 2026

    Kadıköy Sinematek’te Louis Malle Retrospektifi ve dünya sinemasından özel seçki

    Nisan 27, 2026

    Mayın Tarlası: Sessiz gerilimlerin izinde bir ilk kitap

    Nisan 27, 2026
    Sosyal Medya'da Biz
    • Facebook
    • Twitter
    • Instagram
    • YouTube
    Bu Haberleri Kaçırmayın

    Pera Müzesi’nde iki fotoğraf sergisi

    Ağustos 27, 2023 Sergi

    Aşka Dair Ne Varsa: Bir çevirmenin ustalık öyküleri

    Mayıs 5, 2025 Edebiyat

    HÜKÜMSÜZ HÜKÜMLÜ

    Nisan 1, 2025 Belgin Ulutay
    Hakkımızda
    Hakkımızda

    Film, kitap, sanat, hayat ve daha fazlası için haber, röportaj, makale, podcast, güncel bilgiler içeren e-dergi.

    Email : editor@suaredergi.com.tr

    Künye

    Son Eklenen Yazılar

    Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

    Nisan 29, 2026

    NİHAL GÜNDÜZ ile GÖRÜNTÜNÜN SESSİZ İZLERİ

    Nisan 29, 2026

    Kadıköy Sinematek’te Louis Malle Retrospektifi ve dünya sinemasından özel seçki

    Nisan 27, 2026
    X (Twitter) Instagram Facebook
    © 2026 Tüm Hakları Saklıdır. Do Medya & Ekipbizz İçerik İşbirliğiyle hazırlanmaktadır.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.