Close Menu
    Son Eklenenler

    Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

    Nisan 29, 2026

    NİHAL GÜNDÜZ ile GÖRÜNTÜNÜN SESSİZ İZLERİ

    Nisan 29, 2026

    Kadıköy Sinematek’te Louis Malle Retrospektifi ve dünya sinemasından özel seçki

    Nisan 27, 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Perşembe, Nisan 30
    X (Twitter) Instagram Facebook
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    • YAŞAM
      1. Aktüel
      2. Beslenme
      3. Felsefe
      4. Fitness
      5. İlişkiler
      6. Kişisel Bakım
      7. Kişisel Gelişim
      8. Psikoloji
      9. Sağlık
      10. Seyahat
      11. Sürdürülebilir Yaşam
      12. Teknoloji
      13. View All

      Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği: “Türk Gençliğine Atasını Unutturamazsınız”

      Ocak 16, 2026

      Apaçık Radyo’dan gençlere açık çağrı: “Açık Alan” başvuruları başladı

      Ocak 15, 2026

      Nazlı Eray’a “Yaşayan Efsane” Onuru

      Temmuz 5, 2025

      Yüzüncüyıl Gazeteciler Derneği’nden anlamlı seminer

      Temmuz 3, 2025

      İnovatif makarnacı Pastavilla 32. yaşını ödülle kutluyor

      Nisan 22, 2024

      Buğday Derneği ‘zehirsiz kentler’ için harekete geçti

      Aralık 23, 2021

      1 KAVRAM 10 DÜŞÜNÜR: Varoluşun On Yüzü

      Ağustos 2, 2025

      Ulus Baker: Kısacık hayatına çağları sığdıran ‘birisi’

      Temmuz 12, 2025

      Institut français, Fransız yazar, felsefeci ve filolog Barbara Cassin’i ağırlıyor

      Şubat 25, 2025

      Sade Yaşamın Gücü: Epikür ve Tao’nun izinde sadeleşmek

      Aralık 7, 2024

      Ailemizin ‘Sessiz Odası’

      Mart 23, 2026

      Ergen ebeveynleri için kılavuz

      Eylül 23, 2024

      Aşkın Lotus Hali… 

      Temmuz 4, 2024

      “Doktordan Az Kullanılmış” bu defa bir kitap adı oldu

      Ağustos 29, 2023

      Parfümde şişe tasarımı kokudan önemli olabilir mi?

      Mart 28, 2023

      Saç bakımına ilişkin merak edilen 6 soru ve 6 yanıt

      Nisan 17, 2022

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Stresten Huzura: Deneyimlenmiş bir dönüşüm süreci

      Mart 6, 2025

      Yeni Eril: Dr. Nil Keskin’den kapsamlı bir dönüşüm rehberi

      Mart 4, 2025

      Cansel Oruç’un ‘Başarmaktan Korkma’ kitabı okuyucuyla buluştu

      Aralık 26, 2024

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Kimdir bu “Narsist Sapkınlar?”

      Mayıs 29, 2025

      Borderline: Bir Kişilik Bozukluğunun Biyografisi

      Mayıs 6, 2025

      Dementor – Ruh Emici: Narsisizmin gölgesinde bir yok oluş ya da yeniden doğuş hikâyesi

      Şubat 17, 2025

      ‘Bağımlılık’ bir hastalık olmayabilir (mi?)

      Şubat 18, 2026

      Longevity: Daha uzun ve daha iyi bir hayat mümkün mü?

      Şubat 4, 2026

      ‘Hepimiz Narsistiz’ kitabının yazarı Şule Öncü: Sanıldığından yaygın!

      Mayıs 17, 2024

      “Doktordan Az Kullanılmış” bu defa bir kitap adı oldu

      Ağustos 29, 2023

      Sayım Çınar’dan Graz Notları: Sakinliğin, sanatın ve lezzetin şehri

      Şubat 6, 2026

      Melis Melek ile Yeryüzü Günlükleri

      Aralık 21, 2025

      IŞIĞIN İZİNDE, GÖLGENİN PEŞİNDE: PARİS

      Kasım 1, 2025

      ORTAÇAĞ’IN ORTASINDA BİR ŞEHİR: MDINA

      Kasım 1, 2025

      Nihal Gündüz’den ‘makarna’ ile ‘Çevre Krizi’ fotoğrafları

      Ağustos 15, 2025

      ‘Baumit ile Olasılıklar’ kitabı ile geleceği yeniden düşünüyor

      Eylül 20, 2023

      Heykeltıraş Varol Topaç’ın çelik üretim atıklarından yarattığı eser Contemporary İstanbul’da

      Eylül 17, 2023

      Jeotermal enerjiyi çocuklara anlatan kitap: Damla Adamlar

      Ağustos 31, 2023

      Kim Korkar Yapay Zekadan

      Haziran 8, 2025

      Türkiye’nin mutfak ve kültür mirasından seçkiler dijital erişime açılıyor

      Ekim 20, 2023

      Mevzular Açık Mikrofon, artık GAİN’de

      Eylül 1, 2023

      Akıllı makineler ve robotlar denilince akla gelen filmler

      Ağustos 31, 2023

      Duygularımı Tanıyorum Serisi

      Nisan 20, 2026

      “Bir ‘teselli’ ver…”

      Nisan 20, 2026

      Sandviç Kuşağı: Arada Kalmışlık

      Nisan 19, 2026

      Var ol! Kelime büyücüsü çok yaşa!

      Nisan 15, 2026
    • KÜLTÜR – SANAT
      1. Kitap
      2. Müzik
      3. Öykü
      4. Sanat
      5. Sergi
      6. Sinema
      7. Şiir
      8. Tiyatro
      9. Video
      10. View All

      Mayın Tarlası: Sessiz gerilimlerin izinde bir ilk kitap

      Nisan 27, 2026

      Filiz Çiçek’ten adalet ve intikam romanı: Kayıp Ada ve Şeytanları

      Nisan 22, 2026

      Adını Sen Koy: İki farklı zaman, iki farklı kadın ve benzer bir hikaye

      Nisan 21, 2026

      Duygularımı Tanıyorum Serisi

      Nisan 20, 2026

      Ayın Şarkıları: MART AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Mart 8, 2026

      İş Sanat’ın Parlayan Yıldızlar konserleri devam ediyor

      Ocak 15, 2026

      AYIN ŞARKILARI: OCAK AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Ocak 1, 2026

      Sanatın özgür ruhlu bilgesi Patti Smith İstanbul’a geliyor

      Aralık 14, 2025

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – lV

      Nisan 12, 2026

      Sibel Kırcadere Uslu ile İsmi Olmayan Hikayeler

      Mart 16, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – lll

      Mart 16, 2026

      Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

      Nisan 29, 2026

      Gustav Klimt – Danaë: Altının içinden gelen sessiz uyanış

      Aralık 6, 2025

      Río Sur, Pera Müzesi’nde

      Ekim 16, 2025

      Dalí’nin Tavşan Deliği: Bir romanın resme dönüşen rüyası

      Haziran 12, 2025

      Peaky Blinders’ın klasik otomobilleri Rahmi M. Koç Müzesi’nde

      Mart 23, 2026

      Meşher’den Çevrimiçi Rehberli Turlar Başlıyor: İstanbul Temalı Sergiler

      Mart 23, 2026

      İstanbul Araştırmaları Enstitüsü’nden ücretsiz sergi turları

      Şubat 20, 2026

      Isabel Muñoz’un Göbeklitepe fotoğrafları Berlin’de

      Şubat 10, 2026

      Kadıköy Sinematek’te Louis Malle Retrospektifi ve dünya sinemasından özel seçki

      Nisan 27, 2026

      Palu Ailesi skandalı belgesel oldu

      Nisan 10, 2026

      79. Cannes Film Festivali seçkisi duyuruldu

      Nisan 10, 2026

      İstanbul Film Festivali 9-19 Nisan’da sinemaseverlerle buluşuyor

      Mart 24, 2026

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      ŞİİR – KADİR HORZUM

      Ocak 12, 2026

      Şiir: Kapandık kaldık içimize 

      Temmuz 18, 2025

      Şiir: Huy İşte

      Temmuz 7, 2025

      Moda Sahnesi’nde sıkışan zaman: blueScat prömiyere hazır

      Nisan 8, 2026

      Listeler, Hisler ve Kadınlar

      Nisan 6, 2026

      27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nde ‘Bir Sahne Şövalyesinin’ mirasına bakmak

      Mart 27, 2026

      Sahnede paranormal bir deneyim: “Geceyarısı Hayaleti” başlıyor

      Mart 19, 2026

      Parazit – Sınıfsal uçurumların sarsıcı anlatımı

      Haziran 30, 2025

      Garfield’in resmi posteri yayınlandı

      Aralık 19, 2023

      Napolyon bu kez Jaquin Phoenix’in yorumuyla sinemada

      Kasım 23, 2023

      Freud’s Last Session filminden fragman

      Ekim 27, 2023

      Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

      Nisan 29, 2026

      NİHAL GÜNDÜZ ile GÖRÜNTÜNÜN SESSİZ İZLERİ

      Nisan 29, 2026

      Kadıköy Sinematek’te Louis Malle Retrospektifi ve dünya sinemasından özel seçki

      Nisan 27, 2026

      Mayın Tarlası: Sessiz gerilimlerin izinde bir ilk kitap

      Nisan 27, 2026
    • SD+
      1. Röportaj
      2. Haber
      3. Makale
      4. Portre
      5. Diğer
      6. View All

      Vildan Külahlı Tanış: Kelimeler efsunlu nesneler gibidir

      Nisan 11, 2026

      Ebru Karaayvaz’dan ağlarken güldüren kitap: Reçeteye Mizah Ekledim

      Mart 9, 2026

      Bozkurt: Yeni nesil yayıncı Toros, kitabı sadece basılı ürün gibi görmüyor!

      Mart 2, 2026

      “Gençler Nereye?” kitabının yazarı Tuğçe Tatari: Türkiye gençlerini duymuyor ve görmüyor

      Şubat 27, 2026

      Feriköy Antika Pazarı kapanıyor mu?

      Nisan 13, 2026

      79. Cannes Film Festivali seçkisi duyuruldu

      Nisan 10, 2026

      Yeşilçam’ın köklü şirketi Erman Film’de yollar ayrıldı

      Şubat 6, 2025

      Defne ya da Bazı Tuhaf Hayatlar: Herkes kendi hikayesine sahip çıksın!

      Kasım 16, 2024

      Gerçekler Sizi Özgürleştirir Ama Önce Öfkelendirir: 8 Mart’ta Gloria Steinem’i yeniden okumak

      Mart 8, 2026

      Tahakküme Meydan Okuyan Küçük Harfler: bell hooks ve Duygu Yoldaşlığı

      Mart 8, 2026

      Bir gölün kıyısındaki Leylâ: Epstein ve depremin kayıp çocukları

      Şubat 17, 2026

      Don Quixote’un zırhı: Dünyaya karşı giyinmek

      Ocak 10, 2026

      Sinemanın Şairi Béla Tarr’ın Ardından

      Ocak 7, 2026

      Yolda Olmak, Var Olmaktır

      Ağustos 9, 2025

      Maria Anna Mozart

      Temmuz 20, 2025

      Pablo Neruda: Aşkın, kavganın ve sessiz coğrafyaların şairi

      Temmuz 12, 2025

      Gülhane Parkında sarnıç olduğunu biliyor muydunuz?

      Nisan 2, 2023

      Klasik mobilyada en çok tercih edilen ağaç türlerini biliyor musunuz?

      Nisan 1, 2023

      Mart ayında Türkiye’nin en çok konuştuğu başlıklar

      Nisan 1, 2023

      Duygularımı Tanıyorum Serisi

      Nisan 20, 2026

      Feriköy Antika Pazarı kapanıyor mu?

      Nisan 13, 2026

      Vildan Külahlı Tanış: Kelimeler efsunlu nesneler gibidir

      Nisan 11, 2026

      79. Cannes Film Festivali seçkisi duyuruldu

      Nisan 10, 2026
    • PODCAST

      Podcast: Hayati Tavsiyeler ‘Bahar ve Mitoloji’ ile yayında

      Mayıs 5, 2023

      Denenmiş, test edilmiş, onaylanmış: Hayati Tavsiyeler

      Mayıs 5, 2023

      Meraklı bünyeler için podcast kanalı: Suare Online

      Mayıs 1, 2023

      Akla takılan sorulara yanıt arayan podcast: Neymiş?

      Nisan 9, 2023

      Hayati Tavsiyeler: Kendine yatırım yapanlara özel podcast

      Nisan 9, 2023
    • YAZARLARIMIZ
    • SuareMag
    • Suare Öykü
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    Buradasınız:Anasayfa » KAPI ZİLİ
    Mahinur Çenetoğlu

    KAPI ZİLİ

    Nisan 1, 2026Yorum yapılmamış8 dk Okuma Süresi
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Email
    Paylaş
    Facebook Twitter Pinterest WhatsApp Email

    Mahinur Çenetoğlu

    Salim salonda koltuğun üstünde kafasında türlü düşüncelerle sızıp kalmıştı. Necla en seksi haliyle gelmiş ona uzaktan bakarak konuşuyordu. Tabii ya, geri dönmüştü Necla! Salim biliyordu onun geri döneceğini. Ama o da ne! Necla, kollarını uzatmış, “Ben menopoza girdim, sana zaten yetemiyorum,” diyordu. “Sen kendine ateşli birini bul.” Salim, ablak suratında bir bıkkınlık ifadesiyle bakıyordu. Gözlerini ovuşturdu, derin nefes aldı. “Ne menopozmuş Necla, bir girdin çıkamadan, beni mi kandırdın? Ne yaptın?” derken kadın hızlı hızlı konuşmasını devam ettirdi. “Seni seviyorum ama arkadaşım olarak.”

    Salim kalktı, konuşurken bir yandan da uzaklaşan kadına doğru yürümeye başladı. Onu bir türlü yakalayamıyordu. Necla gittikçe uzaklaşıyor, Salim onun peşinde gittikçe hızlanıyordu ama hâlâ odanın içindeydiler. O anda uzaklardan bir zil sesi geliyor. İkisi de hareketsiz biçimde durup birbirlerine bakıyorlar. Ve kadın, kapıya doğru çırılçıplak haliyle koşmaya başlıyor. Salim’de bir telaş. Kan ter içerisinde, Necla’nın arkasından bağırıyor. “O halde kapı mı açılır be kadın?” Çırpınıyor Salim. Kendine gel! Fırlayıp yetişiyor, kadın tam kapıyı açacakken onu kolundan yakalamak için bir hamle yapıyor. Necla birden ortadan kayboluyor.

    Çırpınarak uyanan Salim ısrarla çalan kapıya giderken en usturuplu küfürlerini bir bir sıralıyordu. “Ömrümü yedin, ömrümü! Bari rüyamda rahat bırak beni be kadın, siktir ol git, tamam git.”

    Öfkeyle kapıyı sonuna kadar açmasıyla, önde kızı, arkadaşları, akrabaları hepsi içeriye doluşup Salim’e sarıldılar. “İyi kiiii doğdun” sesleri antrede kakofoni oluşturarak yankılandı. Kısa bir süre sonra, evin dört bir yanına dağılan insanlar yeme içme derdine düşmüşler, güruh halinde mutfakta hazırlıklara girişmişlerdi bile. Hâlâ afyonunu patlatamayan Salim, kızgınlıkla üzgünlük arasında gidip gelirken banyoda klozet üzerinde derin düşüncelere dalmıştı. Israrla çalınan kapı zilini duyunca yüreği hop etti, yoksa Necla mı gelmişti, bu sürpriz partiye. Her yıl aynı gün, aynı saatlerde yapılan, ama hep sürpriz havası verilen parti! Asıl sürpriz şimdi gerçekleşiyordu belki de. Alelacele ellerini yıkarken, bir yandan da saçlarını aynada düzeltip üstüne başına çeki düzen vermenin derdindeydi.

    Evdeki kalabalık inanılmaz gürültüyle parti hazırlıklarına başlamışlardı, arka bahçede yaktıkları mangala malzemeleri taşıyorlardı. Salim kapıda başka arkadaşlarının geldiğini görünce biraz hayal kırıklığıyla çekti banyonun kapısını. “İyi, o zaten gelemez bir daha bu eve, ne yüzle gelecek,” dedi.

    Gelenler Salim’i eğlendirmekten çok kendilerini kaptırdıkları bir neşeyle, partiyi heyecanla kutlamaktaydı. Bahçedeki sehpanın üzerine dizi dizi konulmuş mezelere, salatalara içkilere bakarken Salim şaşırdı. “Ne zaman yaptınız bunları” yahu derken tüm cazibesiyle duran kıpkırmızı çileği ağzına attı. Yüzünün aldığı ifade bunun da kokusu, tadı bir ayrı güzel, aşk gibi demekteydi. Güneş günden yavaş yavaş kollarını çekerken gökyüzündeki kızıllık, insana şehveti, sevdayı, hüznü hatırlatıyordu.

    “Hadi babacığım sen de gel, mangala etleri koy,” diye kollarını boynuna dolayan kızına sevgiyle sarıldı.

    Hiç değilse bu beni anlıyor. Annesiyle de yaparlardı böyle sürprizleri. Bu bahçede ne çok misafir ağırladık, ne eğlenceler, ne cümbüşler yaşadık.

    Salim, mantarları mangala koyarken, ne de çok severdi bunları, diye iç geçirdi. Kapının ziliyle yüreği hopladı. Yoksa geldi mi? Sakin görünmeye özen göstererek mutfağa yürüdü. Oradan bir şey almaya gelmiş gibi hareket ediyordu. Ama yok, zili çalan Necla değildi, yan komşu Murat gelmişti.

    “Hoş geldin abi, ne iyi ettin, bak, güzel kızım bana sürpriz yapmış.”

    “Hoş buldum Salimciğim, doğum günün kutlu olsun. Sevdiklerinle nice sağlıklı yaşlar.”

    “Gel abi bahçeye geçelim.”

    Demek sen geldin.

    Necla yok ortalıkta. Seni kocam olarak görmüyorum demedi mi bu kadın? Dedi. Ne yüzle gelecek peki. E, sen demedin mi, bu kapı sana sonuna kadar açık, ne ihtiyacın olursa gel diye. Dedim. Öyleyse, ne yüzle gelecek diye yorum yapılacak bir durum değil, bal gibi de gelebilir.

    Salim, gözlerini bahçenin dip köşesindeki elma ağacına dikmiş, hareketsiz bakıyordu. Bardağına koyduğu rakısından efkârlı yudumlar alırken, bahçenin diğer tarafındaki curcunayı duymuyordu bile. Saçsız başında dolaşan elleri, hafiften titreyen kafasıyla, gözlerini elma ağacının bir tepesine bir gövdesine çevirip duruyordu. Yan komşunun sınırına çit yaptığı hanımellerinin kokusu salınmıştı etrafa. Dudakları istemsizce açılıp kapanıyor, mavi gözlerinden ara sıra akan yaşları, arkasındaki kalabalığı çaktırmadan kocaman ellerinin tersiyle siliyordu.

    Salim’in annesi Mücella Hanım, haziranın sekizinde mavi gözlü, beyaz tenli güzeller güzeli oğlu Salim’i ilk erkek evlat olarak Eşref Bey’in kucağına verdikten sonra, tahtını daha da sağlamlaştırmanın haklı gururuyla, kırk gün lohusa yatağından çıkmamıştı. Salim, bunca zenginliğin keyfini çıkara çıkara büyüdü. Mücella Hanım, oğlunu helal süt emmiş birisiyle baş göz etmek için dört bir yana salma saldı. Necla’yı haziranın sekizinde, otuz ikinci yaş günü partisinde gördü Salim. Üniversite mezunu, güzel mi güzel, başka memleketin kızıydı. Aman iyi, dedi Salim, bizim memleket olmasın, anamın köylüsü anama benzer.

    Tanışmaları biraz da görücü usulü gibiydi. Hepi topu üç ayda düğün dernek kuruldu, nikah memurunun karşısında biraz mutlu biraz şaşkın evetler söyleniverdi. Çünkü Mücella Hanım öyle münasip görmüştü. Kız güzel, oğlan yakışıklı ve zengin, daha ne olsundu? Hadi geçmiş olsun, Allah da bir yastıkta kocatsındı.

    Annesi kartal gibi gözlerini Salim’in üzerinden bir saniye ayırmadan her yere her şeye yetişiyordu. Düğün günü, “Bana bak Salim!” diye uyardı kadın, “Bu kızı üzersen gözlerini oyup eline veririm, haberin olsun.”

    Murat, bahçenin bir ucunda tek başına dikilen Salim’e yaklaştı, komşum gelsene, senin partin bu, ne yapıyorsun burada tek başına derken, Salim, burnunun ucuna kadar gelen gözyaşlarını yutarak içkisinden kocaman bir yudum aldı.

    Yakalandım adama da. Gördü mü acaba gözümdeki yaşları? Yok canım nerden görecek, şişe dibi gözlükleri var. Aman, gördüyse de gördü. Zaten yakında tüm mahalle duyar. El aleme malamat olduk bu saatten sonra.

    “Yok abi dalmışım öyle işte, bu elma da içten mi çürüdü ne, hiç meyve vermedi geçen sene.” Murat’a yanıt verirken, bir yandan da umursamaz bir tavır takınmaya çalışıyordu. Yüzünde hafif bir de gülümseme. Mutlu, en azından dertsiz insan. “Bak bu sene de yok,” dedi gözlerini saklamaya çalışarak.

    Koca adamım, yakıştı mı bana böyle ağlamak. Aman yakışmazsa da yakışmasın, ne yapalım, beğenmeyen küçük kızına almasın.

    “Gel abi, etler de mis gibi koktu valla,” diyerek Murat’la beraber mangalın başına doğru yürüdüler.

    Bir gülme geliyordu içinden. Önce gülümsemeyle başlayan bu isteği kahkahalara dönüşünce Murat önce şaşırdı, sonra o da hafif hafif gülmeye başladı. “Abi affedersin,” dedi Salim, “Aklıma saçma sapan bir şey geldi de.”

    Of saçmaladım valla, adama da ayıp oldu, beğenmeyen küçük kızına almasın ne Salim, hangi küçük kızına alacaklar kocamış Salim’i, karı seni terk etti. Kaldın mı sap gibi ortada. 

    Bu düşünceler arasında, etleri çevirmekte olanların arasına karışmış görüntüsü yaratmak için eline bir de tabak aldı.

    “Hadi bakalım, doğum günü çocuğu benim, en güzelini, en kebabını ben isterim.”

    Tabii, görücü usulüyle evlenmekten kaynaklı ufak tefek sorunlar yaşamışlardı da ne vardı bu kadar büyütecek? Esasında çok da anlaşamazdık, diye itiraf etti kendine. Necla kırmızı et sevmezdi mesela.

    Aman bu da mı sorundu. Ne severse onu yesin. Haspa! 

    Birden bunları sesli söylediğini sanıp etrafına baktı. Yok içinden söylemişti. Gülümsedi. Mesela o yüzmeyi severdi, saatlerce güneş altında uzanmak, güneşi doğurmak, güneşi batırmak.

    Ben beyaz tenli adamım ayol, nefret ederim güneşten, ne olacak sanki hadi bir gün doğurdun güneşi, bir gün de batırdın. Her gün yapılacak iş mi bu.

    Mangalın başındaki arkadaşına tabağını uzatırken hüzünle gülümsedi. Sonra da rakısını tazelemek için mutfağa girdi.

    O anda çalan kapının sesiyle bir kez daha yüreği hop etti Salim’in.

    Bu sefer Necla! Belki de özür dilerim canım, seni seviyorum, iyi ki doğdun, diye kollarını boynuma dolayacak. 

    Bardağına koyduğu rakının üzerine suyu eklerken, bir yandan da soluğunu tutmuş, açılan kapıdan kimin sesi geliyor diye dinlemekteydi.

    Aman karşı komşu Süheyla… Tabii kalabalığı gördü ya, çok lazımdı şimdi,  laf toplamaya gelmiştir.

    Elinde rakı kadehi,  kadını karşıladı Salim. “Hoş geldiniz,  ne iyi ettiniz.”

    İyi etti zaten de gelmesin Necla, gelmesin, ne işi var ki burada. Bitmiş gitmiş ayrılmışız daha ne. Eskiler ne demiş;  itten post, eski eşten dost olmaz. Kim demiş? Eskiler. Hangi eskiler? Aman kim demişse demiş, çok iyi demiş.

    Saim, yüzünde huzurlu bir ifadeyle bahçeye çıktı. Komşu Süheyla’ya bir tabak uzatıp yürümeye devam etti, bahçenin en sakin köşesine giderek oturdu.

    “Bitti diyorum Salim,  gelme artık üstüme, inan seni seviyorum ama sadece arkadaşım olarak. Eşim olarak istemiyorum,” diyen Necla gözlerinin önündeydi. “Bizim ayrılmamız gerek, kendime de sana da saygımı yitirmek istemiyorum, uzatma ne olur. Sen de önüne bak, ben sana yetemiyorum zaten, sana fıkır fıkır ateşli bir kadın gerek.”

    Yine kahkahayla gülüyor. Salim, tüm kafaların kendine çevrildiğini fark edince anladı, kendisinin de güldüğünü. Hemen elindeki telefonu gösterdi, güya bir şey izliyormuş gibi.

    Necla ne saçmalıyorsun sen Allah aşkına?

    Kendisine öfkeyle bakan otuz yıllık hayat arkadaşının yüzüne doğru o da öfkeyle karşılık veriyor.

    Şimdi mi aklına geldi bana yetemediğin? Önüme bakacakmışım!

    Bunu söylerken bacak bacak üstüne atıyor. Çekingen biçimde bacak arasını saklamaya çalışıyor.

    Ön mü kaldı kızım, yaşım geldi altmışa. Dalga geçer gibi dediğin lafa bak.

    Kadının o küçük burnunu havalara dikip aşağılayan bakışlarından gözlerini kaçırmaya çalışmasına kızıp iyice dikleniyor. Ben senden şikayetçi oldum mu? Hiç olmadım. Boyunca kızımız var…

    “Utanmaz” diye bağırarak tamamlayacaktı sözünü, son anda kendini tuttu. Şimdi yine iç sesini kontrol edemezse, bu sefer konuklara sırıtarak telefon göstermek de işe yaramazdı. Mangalın başında doymazcasına yiyen kalabalığı baktı. Dudaklarını ısırarak sustu.  

    Salim, elinde kadeh, düşüncelerini kafasından kovmaya çalışırken birden müzik başladı. Yanardöner ışıklar içerisinde kocaman bir pastanın getirilişini, ev ahalisi hep bir ağızdan bağırarak karşılıyordu. “İyi ki doğdun Salim, iyi ki doğdun Saliiim.”

    Ayağa kalktı, önce kızını sonra diğer arkadaşlarını sevgiyle kucakladı. Yüreğindeki kırıklıkla, biraz da umutla mumları üflerken, kapının arsız zili bir kez daha uzun uzun çaldı. Heyecanla doğrulup kapıdan yana döndü. Ne var ki, o sırada hiç de umursamayacağı bir sürprizle karşılaştı. Memeleri dikkat çekecek kadar kalkık, yarı çıplak bir dansöz, zillerini birbirine vurarak bahçeye doğru kıvırta kıvırta geliyordu. Salim’in önünde kalçalarını sallamaya başladı. Salim, kötü esprilere nezaketle gülümseyen bir ifadeyle bakıyordu. 

    Pastasından koca bir dilimi ağzına tıkıştırırken, kapı zili tekrar uzun uzun çaldı. Yok artık bu ne? Kim geldiyse geldi diyerek kendini dansözün önüne atıp oynamaya başladı.


    Mahinur Çenetoğlu, Ankara’da dünyaya geldi. Otuz beş yıl beyaz yakalı olarak Milletlerarası Ticaret Odası’nda çalıştı. Profesyonel yazım hayatına 2020 yılında başladı. 2021 yılında Yaşar Kemal Anısına Öykü Halk Bilim Araştırması ve Şiir Yarışması’nda Öykü dalında “Bezgin Demokrat” isimli öyküsüyle finalist oldu.  Beş kollektif kitapta öyküleri yayımlandı. 2023 yılında Banliyö Kitap tarafından basılan ilk novellası “Aşkın Istırabı”, Ekim 2004’te Mahal Edebiyat tarafından basılan ilk öykü kitabı “Evlilik Fotoğrafını Kim Aldı” okurla buluştu. Distopya Dergi’de yazıları yayımlanıyor. Otuzdan fazla öyküsü çeşitli internet dergilerinde yer aldı.

    DİĞER YAZILARINI OKU
    mahinur çenetoğlu suaremag yazar

    Related Posts

    BEYAZ LEKE

    Nisan 3, 2026 SUAREMAG

    SÜSÜ AKMIŞ

    Nisan 1, 2026 Hakan Akdoğan

    ADALARDAN BİR YAR GELİR BİZLERE 

    Nisan 1, 2026 Gönül Yasemin Ölmez

    SON DANS

    Nisan 1, 2026 SUAREMAG
    Yorum Yap
    Yorum yazın Cancel Reply

    Yeni Eklenenler

    Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

    Nisan 29, 2026 Sanat

    Dolunay Kocabağ, New York’taki oyunculuk kariyerine yeni başarılar eklemeye devam ediyor. Sahne adıyla Luna Vintner…

    NİHAL GÜNDÜZ ile GÖRÜNTÜNÜN SESSİZ İZLERİ

    Nisan 29, 2026

    Kadıköy Sinematek’te Louis Malle Retrospektifi ve dünya sinemasından özel seçki

    Nisan 27, 2026

    Mayın Tarlası: Sessiz gerilimlerin izinde bir ilk kitap

    Nisan 27, 2026
    Sosyal Medya'da Biz
    • Facebook
    • Twitter
    • Instagram
    • YouTube
    Bu Haberleri Kaçırmayın

    “Tüm Renklerin Aryası”: Semiha Berksoy’un renkli evreni İstanbul Modern’de

    Ocak 22, 2026 Sergi

    ÇİÇEK BAHÇESİNDEN SANDIĞA

    Ocak 1, 2026 SUARE ÖYKÜ DERGİSİ

    YARALANABİLİRLİK BİLGİSİ

    Nisan 1, 2025 Hakan Akdoğan
    Hakkımızda
    Hakkımızda

    Film, kitap, sanat, hayat ve daha fazlası için haber, röportaj, makale, podcast, güncel bilgiler içeren e-dergi.

    Email : editor@suaredergi.com.tr

    Künye

    Son Eklenen Yazılar

    Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

    Nisan 29, 2026

    NİHAL GÜNDÜZ ile GÖRÜNTÜNÜN SESSİZ İZLERİ

    Nisan 29, 2026

    Kadıköy Sinematek’te Louis Malle Retrospektifi ve dünya sinemasından özel seçki

    Nisan 27, 2026
    X (Twitter) Instagram Facebook
    © 2026 Tüm Hakları Saklıdır. Do Medya & Ekipbizz İçerik İşbirliğiyle hazırlanmaktadır.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.