Kenan Doğru
Arayış, bekleyiş dalgalanırken mırıldanır şarkısını. Gün ağarırken bulutlar göçer, susamış zaman, bekleyişi kana kana içer. Akşam rüzgâr ekinleri okşayınca, toprağın göğsünden karanlıklar kraliçesi bir ıslık çalar geceliğin, her şey yavaşlar birden o zaman. Dinlerken gördüğün, akarken bir bekleyiş, bekleyişin arayışa tırmandığı bir arş alemi.
Ruhsal dalgalanmaların girdabında can vermeden, bulabilir misin ki onu, oysaki acı sana kim olduğunu öğretir sadece, hiç kimse olmadığını, ararken bulursun.
Arayış kendinden bile gizlenir, anı yakalamadan kavrayamazsın onu, ellerinle kaldırıp övgüler yağdıramazsın. Çünkü onu bulduğunda kaybedersin. Tepelerde dolaşır gibi gözükür ama derinlerdedir hep. Seni hareke geçiren, bilmediğin mevzuların içine sürükleyen bir girdabın son bulduğu o dingin anın, bekleyişin bir yaratımıdır.
Henüz hiç önünden geçmediğin, arayışın seni yolda bekleyen durakları… Yürürken beklemek, beklerken yürümek. Bir yaylının üzerinde gezinirken, duraklarda o sesi aramak gibi. Boşluğun tam o yerine denk geldiğinde yumuşayan, sesini bulduğunda çözülen, uzun yoldan gelmiş bir gerginlik, sonra kısa bir mutluluk anı ve yeniden arayışlar.
Bekleyişler arayışların varlığına uyandığında, arayışlarda beklemeye geçer buluşmak için. Arayışlar, aklın köşelerinden sızan bir sızıntı, onu görmezden gelindiğinde, kalbinde hissettiğin bir sızıdır. Tüm kapılar üzerinize kapansa, gidilecek sonsuz alemler vardır o bekleyişlerle arayışları ikiye bölen tınının ritminde.
Yol boyu, anlamsız bir hayata katlanırsın mesela, elle tutulur bir manası yoktur, sadece beklersin. Bir perde kapanacak diğeri açılacak, ya da bir perde gelecek ve o ses, boşluğun yerini dolduracak. Varması uzun, fakat tek bir nota gibi kısa bir ses. Bundan dolayı bekleyiş aradığını bulduğunda, kendisini de görmek ister onun gözünden. İnanamamıştır gözlerine ve en sonunda kendinden şüphe etmiştir.
Belki de arayış, gelecekteki bir bekleyiş ile geçmişte karşılaşmaktadır ya da geçmişte bir yerde durup, gelecekte beklemek. Haftalardır varmak istediğin durgun bir nehri gördüğünde, sele kapılırsın bu yüzden. Ruhlar aleminde bir oraya gidersin, bir buraya. Mesela akar gider, eski çağların bir gününde gezinirken bulursun kendini birdenbire, ya da suyun yüzeyinde dans eden bir lotus çiçeği misali, döner durursun etrafında bir vakit.
Arayışlar bir yazar için yaşanmışlıklar ile öyle ilgilidir ki, “Buddha’nın sevgisi neyse, Dante’nin nefreti de aynı derecede ilginçtir onun için. Acaba bu yalnız adamın içinde uhde kalan kin miydi, ya da sanatını, intikamının kurbanı mı etti,” diye düşünür durursun. Belki de tüm bunlar, onun yaşamı nasıl deneyimlediği ile ilintiliydi. Cennettin katlarına çıktığında, fark etmeden cehennemin de katlarını inmişti. Kim bilir, belki de o soluk, kendini gizleyen arayışı bulmuştu sonunda… Ya intikam alırcasına, tanıdığı her yüksek isme, bataklığın en ücra yerinde denk gelmesi? Bir tesadüf değil miydi yoksa…
Peki ya her şeyi arkada bırakıp, kaleyi terk eden Siddhartha’ya ne demeli? Sonunda vazgeçmek bile, onu aramak değil miydi Buddha için… Ah, bizi aşkın büyüsü ile kör eden o melekler kasabasının mimarı Shakespeare, Romeo’nun kalbindeki aşka can verdiğinde, peki ya o zaman William, Juliet’e daha önce âşık olmamış mıydı hiç?
Bekleyiş bir tohum, arayış da sonsuzluğa öykünen, zamanın solgun çiçeğidir. Ararken içine sığamadığın için hep uzaklara bakarsın bu yüzdem, belki de yakında bir yerlerde de gerçeği de konuşmak istersin. Ama bu en zorudur, çünkü gerçek, en son duymak istediğimiz şeydir. Bundan dolayı arayışlar beklerken, bekleyişler de hep arar; böylece hiç karşılaşmazlar. Çünkü bekleyiş, sayfalara harfleri tırnakları ile kazarken; arayış, gerçekliğini kâğıttan bir kafes gibi yırtıp, özgürleşmek ister. Arayışlar, ruhun bedene sığamayan içgüdüsü, bekleyişleri soluyan nefesidir.

Kenan Doğru, Ardahan’da doğdu. İstanbul’da yaşıyor. Uluslararası bir firmada yönetici olarak çalışmakla birlikte, küçük yaşta tutku edindiği yazı alanında üretmeye devam ediyor. “Sapien Hislerim” adlı deneme aforizmalar kitabının yazarı olan Doğru’nun çeşitli mecralarda yayımlanmış pekçok öyküsü bulunuyor. Mühendislik eğitiminin ardından yüksek lisansını tamamlayan Doğru, şimdilerde İstanbul Üniversitesi “Felsefe” bölümünde eğitimine devam ediyor. Aynı zamanda ilk romanı ile okurlarıyla buluşmaya hazırlanıyor.


