Close Menu
    Son Eklenenler

    Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

    Nisan 29, 2026

    NİHAL GÜNDÜZ ile GÖRÜNTÜNÜN SESSİZ İZLERİ

    Nisan 29, 2026

    Kadıköy Sinematek’te Louis Malle Retrospektifi ve dünya sinemasından özel seçki

    Nisan 27, 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Perşembe, Nisan 30
    X (Twitter) Instagram Facebook
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    • YAŞAM
      1. Aktüel
      2. Beslenme
      3. Felsefe
      4. Fitness
      5. İlişkiler
      6. Kişisel Bakım
      7. Kişisel Gelişim
      8. Psikoloji
      9. Sağlık
      10. Seyahat
      11. Sürdürülebilir Yaşam
      12. Teknoloji
      13. View All

      Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği: “Türk Gençliğine Atasını Unutturamazsınız”

      Ocak 16, 2026

      Apaçık Radyo’dan gençlere açık çağrı: “Açık Alan” başvuruları başladı

      Ocak 15, 2026

      Nazlı Eray’a “Yaşayan Efsane” Onuru

      Temmuz 5, 2025

      Yüzüncüyıl Gazeteciler Derneği’nden anlamlı seminer

      Temmuz 3, 2025

      İnovatif makarnacı Pastavilla 32. yaşını ödülle kutluyor

      Nisan 22, 2024

      Buğday Derneği ‘zehirsiz kentler’ için harekete geçti

      Aralık 23, 2021

      1 KAVRAM 10 DÜŞÜNÜR: Varoluşun On Yüzü

      Ağustos 2, 2025

      Ulus Baker: Kısacık hayatına çağları sığdıran ‘birisi’

      Temmuz 12, 2025

      Institut français, Fransız yazar, felsefeci ve filolog Barbara Cassin’i ağırlıyor

      Şubat 25, 2025

      Sade Yaşamın Gücü: Epikür ve Tao’nun izinde sadeleşmek

      Aralık 7, 2024

      Ailemizin ‘Sessiz Odası’

      Mart 23, 2026

      Ergen ebeveynleri için kılavuz

      Eylül 23, 2024

      Aşkın Lotus Hali… 

      Temmuz 4, 2024

      “Doktordan Az Kullanılmış” bu defa bir kitap adı oldu

      Ağustos 29, 2023

      Parfümde şişe tasarımı kokudan önemli olabilir mi?

      Mart 28, 2023

      Saç bakımına ilişkin merak edilen 6 soru ve 6 yanıt

      Nisan 17, 2022

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Stresten Huzura: Deneyimlenmiş bir dönüşüm süreci

      Mart 6, 2025

      Yeni Eril: Dr. Nil Keskin’den kapsamlı bir dönüşüm rehberi

      Mart 4, 2025

      Cansel Oruç’un ‘Başarmaktan Korkma’ kitabı okuyucuyla buluştu

      Aralık 26, 2024

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Kimdir bu “Narsist Sapkınlar?”

      Mayıs 29, 2025

      Borderline: Bir Kişilik Bozukluğunun Biyografisi

      Mayıs 6, 2025

      Dementor – Ruh Emici: Narsisizmin gölgesinde bir yok oluş ya da yeniden doğuş hikâyesi

      Şubat 17, 2025

      ‘Bağımlılık’ bir hastalık olmayabilir (mi?)

      Şubat 18, 2026

      Longevity: Daha uzun ve daha iyi bir hayat mümkün mü?

      Şubat 4, 2026

      ‘Hepimiz Narsistiz’ kitabının yazarı Şule Öncü: Sanıldığından yaygın!

      Mayıs 17, 2024

      “Doktordan Az Kullanılmış” bu defa bir kitap adı oldu

      Ağustos 29, 2023

      Sayım Çınar’dan Graz Notları: Sakinliğin, sanatın ve lezzetin şehri

      Şubat 6, 2026

      Melis Melek ile Yeryüzü Günlükleri

      Aralık 21, 2025

      IŞIĞIN İZİNDE, GÖLGENİN PEŞİNDE: PARİS

      Kasım 1, 2025

      ORTAÇAĞ’IN ORTASINDA BİR ŞEHİR: MDINA

      Kasım 1, 2025

      Nihal Gündüz’den ‘makarna’ ile ‘Çevre Krizi’ fotoğrafları

      Ağustos 15, 2025

      ‘Baumit ile Olasılıklar’ kitabı ile geleceği yeniden düşünüyor

      Eylül 20, 2023

      Heykeltıraş Varol Topaç’ın çelik üretim atıklarından yarattığı eser Contemporary İstanbul’da

      Eylül 17, 2023

      Jeotermal enerjiyi çocuklara anlatan kitap: Damla Adamlar

      Ağustos 31, 2023

      Kim Korkar Yapay Zekadan

      Haziran 8, 2025

      Türkiye’nin mutfak ve kültür mirasından seçkiler dijital erişime açılıyor

      Ekim 20, 2023

      Mevzular Açık Mikrofon, artık GAİN’de

      Eylül 1, 2023

      Akıllı makineler ve robotlar denilince akla gelen filmler

      Ağustos 31, 2023

      Duygularımı Tanıyorum Serisi

      Nisan 20, 2026

      “Bir ‘teselli’ ver…”

      Nisan 20, 2026

      Sandviç Kuşağı: Arada Kalmışlık

      Nisan 19, 2026

      Var ol! Kelime büyücüsü çok yaşa!

      Nisan 15, 2026
    • KÜLTÜR – SANAT
      1. Kitap
      2. Müzik
      3. Öykü
      4. Sanat
      5. Sergi
      6. Sinema
      7. Şiir
      8. Tiyatro
      9. Video
      10. View All

      Mayın Tarlası: Sessiz gerilimlerin izinde bir ilk kitap

      Nisan 27, 2026

      Filiz Çiçek’ten adalet ve intikam romanı: Kayıp Ada ve Şeytanları

      Nisan 22, 2026

      Adını Sen Koy: İki farklı zaman, iki farklı kadın ve benzer bir hikaye

      Nisan 21, 2026

      Duygularımı Tanıyorum Serisi

      Nisan 20, 2026

      Ayın Şarkıları: MART AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Mart 8, 2026

      İş Sanat’ın Parlayan Yıldızlar konserleri devam ediyor

      Ocak 15, 2026

      AYIN ŞARKILARI: OCAK AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Ocak 1, 2026

      Sanatın özgür ruhlu bilgesi Patti Smith İstanbul’a geliyor

      Aralık 14, 2025

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – lV

      Nisan 12, 2026

      Sibel Kırcadere Uslu ile İsmi Olmayan Hikayeler

      Mart 16, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – lll

      Mart 16, 2026

      Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

      Nisan 29, 2026

      Gustav Klimt – Danaë: Altının içinden gelen sessiz uyanış

      Aralık 6, 2025

      Río Sur, Pera Müzesi’nde

      Ekim 16, 2025

      Dalí’nin Tavşan Deliği: Bir romanın resme dönüşen rüyası

      Haziran 12, 2025

      Peaky Blinders’ın klasik otomobilleri Rahmi M. Koç Müzesi’nde

      Mart 23, 2026

      Meşher’den Çevrimiçi Rehberli Turlar Başlıyor: İstanbul Temalı Sergiler

      Mart 23, 2026

      İstanbul Araştırmaları Enstitüsü’nden ücretsiz sergi turları

      Şubat 20, 2026

      Isabel Muñoz’un Göbeklitepe fotoğrafları Berlin’de

      Şubat 10, 2026

      Kadıköy Sinematek’te Louis Malle Retrospektifi ve dünya sinemasından özel seçki

      Nisan 27, 2026

      Palu Ailesi skandalı belgesel oldu

      Nisan 10, 2026

      79. Cannes Film Festivali seçkisi duyuruldu

      Nisan 10, 2026

      İstanbul Film Festivali 9-19 Nisan’da sinemaseverlerle buluşuyor

      Mart 24, 2026

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      ŞİİR – KADİR HORZUM

      Ocak 12, 2026

      Şiir: Kapandık kaldık içimize 

      Temmuz 18, 2025

      Şiir: Huy İşte

      Temmuz 7, 2025

      Moda Sahnesi’nde sıkışan zaman: blueScat prömiyere hazır

      Nisan 8, 2026

      Listeler, Hisler ve Kadınlar

      Nisan 6, 2026

      27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nde ‘Bir Sahne Şövalyesinin’ mirasına bakmak

      Mart 27, 2026

      Sahnede paranormal bir deneyim: “Geceyarısı Hayaleti” başlıyor

      Mart 19, 2026

      Parazit – Sınıfsal uçurumların sarsıcı anlatımı

      Haziran 30, 2025

      Garfield’in resmi posteri yayınlandı

      Aralık 19, 2023

      Napolyon bu kez Jaquin Phoenix’in yorumuyla sinemada

      Kasım 23, 2023

      Freud’s Last Session filminden fragman

      Ekim 27, 2023

      Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

      Nisan 29, 2026

      NİHAL GÜNDÜZ ile GÖRÜNTÜNÜN SESSİZ İZLERİ

      Nisan 29, 2026

      Kadıköy Sinematek’te Louis Malle Retrospektifi ve dünya sinemasından özel seçki

      Nisan 27, 2026

      Mayın Tarlası: Sessiz gerilimlerin izinde bir ilk kitap

      Nisan 27, 2026
    • SD+
      1. Röportaj
      2. Haber
      3. Makale
      4. Portre
      5. Diğer
      6. View All

      Vildan Külahlı Tanış: Kelimeler efsunlu nesneler gibidir

      Nisan 11, 2026

      Ebru Karaayvaz’dan ağlarken güldüren kitap: Reçeteye Mizah Ekledim

      Mart 9, 2026

      Bozkurt: Yeni nesil yayıncı Toros, kitabı sadece basılı ürün gibi görmüyor!

      Mart 2, 2026

      “Gençler Nereye?” kitabının yazarı Tuğçe Tatari: Türkiye gençlerini duymuyor ve görmüyor

      Şubat 27, 2026

      Feriköy Antika Pazarı kapanıyor mu?

      Nisan 13, 2026

      79. Cannes Film Festivali seçkisi duyuruldu

      Nisan 10, 2026

      Yeşilçam’ın köklü şirketi Erman Film’de yollar ayrıldı

      Şubat 6, 2025

      Defne ya da Bazı Tuhaf Hayatlar: Herkes kendi hikayesine sahip çıksın!

      Kasım 16, 2024

      Gerçekler Sizi Özgürleştirir Ama Önce Öfkelendirir: 8 Mart’ta Gloria Steinem’i yeniden okumak

      Mart 8, 2026

      Tahakküme Meydan Okuyan Küçük Harfler: bell hooks ve Duygu Yoldaşlığı

      Mart 8, 2026

      Bir gölün kıyısındaki Leylâ: Epstein ve depremin kayıp çocukları

      Şubat 17, 2026

      Don Quixote’un zırhı: Dünyaya karşı giyinmek

      Ocak 10, 2026

      Sinemanın Şairi Béla Tarr’ın Ardından

      Ocak 7, 2026

      Yolda Olmak, Var Olmaktır

      Ağustos 9, 2025

      Maria Anna Mozart

      Temmuz 20, 2025

      Pablo Neruda: Aşkın, kavganın ve sessiz coğrafyaların şairi

      Temmuz 12, 2025

      Gülhane Parkında sarnıç olduğunu biliyor muydunuz?

      Nisan 2, 2023

      Klasik mobilyada en çok tercih edilen ağaç türlerini biliyor musunuz?

      Nisan 1, 2023

      Mart ayında Türkiye’nin en çok konuştuğu başlıklar

      Nisan 1, 2023

      Duygularımı Tanıyorum Serisi

      Nisan 20, 2026

      Feriköy Antika Pazarı kapanıyor mu?

      Nisan 13, 2026

      Vildan Külahlı Tanış: Kelimeler efsunlu nesneler gibidir

      Nisan 11, 2026

      79. Cannes Film Festivali seçkisi duyuruldu

      Nisan 10, 2026
    • PODCAST

      Podcast: Hayati Tavsiyeler ‘Bahar ve Mitoloji’ ile yayında

      Mayıs 5, 2023

      Denenmiş, test edilmiş, onaylanmış: Hayati Tavsiyeler

      Mayıs 5, 2023

      Meraklı bünyeler için podcast kanalı: Suare Online

      Mayıs 1, 2023

      Akla takılan sorulara yanıt arayan podcast: Neymiş?

      Nisan 9, 2023

      Hayati Tavsiyeler: Kendine yatırım yapanlara özel podcast

      Nisan 9, 2023
    • YAZARLARIMIZ
    • SuareMag
    • Suare Öykü
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    Buradasınız:Anasayfa » YALNIZLIĞA RAĞMEN
    Eda Büyükçapar

    YALNIZLIĞA RAĞMEN

    Şubat 1, 2026Yorum yapılmamış7 dk Okuma Süresi
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Email
    Paylaş
    Facebook Twitter Pinterest WhatsApp Email

    Eda Büyükçapar

    “Yalnızlığın üstüne böyle şiir kanatlanmamıştır…”

    Burası kuşlar için gökyüzü… Kalbimden başka sınırı yok. Düşmenin bile özgür olduğu yer, sanki her adımım zamanın incecik ipinde bir nota gibi sallanıyor; gölge ve ışık arasında, Frank Sinatra’nın “Singing in the rain” şarkısındaki titrek melodi kadar nazik.

    Kalabalığın içindeyse yalnızlığın ürkek kemanı çalıyor; boşluğun estetiği, sersemletici bir ayazla birleşiyor ve yalnızlığın ürperten kanat sesleri, görünmez bir orkestranın sessiz soloları gibi kulaklarımda yankılanıyor. Ritim tüm zihnimizi ele geçirerek yankılanıyor… 

    Çocukluğumuzdan kalma müzik kutularından işittiğimiz esrarengiz melodiler, zihnimizde şekiller halinde yükseliyor; her bir nota, hafızamızda katmanlaşan bir ahengin rengi gibi hapsoluyor ve yer yer mavilikte özgürleşerek, kaybolmuş zamanın gökyüzüne fısıldadığı sırları andırıyor.

    Dile kolay, ne kadar da engin senin ufkun; boşluğun mimarisi kendimizi yeniden inşa ederken, bir tutkal gibi izlenimlerimizde kalanları hatıralarımıza yapıştırıyor; belirsizliğin gözyaşları “Eriyen Saatler” tablosundan süzülen birer şelale gibi içimize dökülüyor, sessizce.

    “Mecnunum Leylam’ı gördüm,” dinliyordu. Nerede bir sokak lambası görse Frank Sinatra orada romantik şemsiyesi ile dans ediyordu.

    Yağmura sesleniyordu: “Size maruz kalmak istemiyorum.”

    Kalabalıklardandı… Bir çizgi gibi üstü çizileli; hissizleşmiş, yalnız kalmak istemedikçe de yalnızlaşmıştı. Tenhalığın nehirlerinde bir gondol üzerinde sandal kokuları eşliğinde akmaktaydı…

    “Gönlüm size kaydı.”

    “Ne iş yaparsınız?”

    “Yazarım.”

    “Öyle mi?” diye ağız göz burun büktü; çünkü o bir doktordu. 

    O halde boş insanlardansınız bakışlarıyla süzdü, aylak takımından, işe yaramazlardan… Dünya anlam arayışındayken; hiçbir anlam üretemiyorsunuz… 

    İfadesiyle bariz dudak büktü.

    Biliyorum, bayım. Rasyonaliteye göre yazarlar gereksizdir; siz fiziksel tedavinin peşindesiniz, biz ise zihinselin…

    Oysa biz insanlara paralel evrenlerde nefes alacak alanlar açarız; ferahlamak istediklerinde duymak istedikleri cümleleri sunar, hayal dünyalarının katmanlarında kendi gerçekliklerine kavuşma imkânı veririz. Dahası, kendi gerçekliklerine bir kapı aralarız.

    Onları ilhamla, mısrayla, şarkıyla en üst versiyonlarına taşırız. Görsel hafızalarını diri ve renkli tutacak senaryolar üretir; kurgumuzla gerçeğin üzerine illüzyonlar inşa eder, bakış açılarını hayal âlemlerine yöneltiriz. Bu da bir arınmadır; bir hizmet, bir bilinç terapisidir…

    Bilinci tek bir gerçekliğin darlığından kurtarırız. Çünkü iyileşme, bazen hakikati daraltmakla değil, onu incitmeden genişletmekle mümkün olur.

    Bu yüzden yazar, yalnızca anlatmaz; hatırlatır. Bastırılanı yüzeye çağırır, söze dökülemeyeni sezgiye teslim eder. Bilincin karanlıkta bıraktığı odalara ışık değil, gölge taşır; çünkü insan bazen aydınlanarak değil, gölgesiyle barışarak iyileşir.

    Bizim kelimelerimiz kesinlik vaat etmez, reçete yazmaz, sınır çizmez. Aksine, sınırların nerede inceldiğini gösterir. Akıl sustuğunda konuşan bir başka katman vardır; biz oraya sesleniriz.

    Rasyonalite sonuç ister, ölçü ister, kanıt ister. Oysa bilinç, yankı ister. Bir cümlenin günler sonra içe çökmesini, bir mısranın yıllar sonra ansızın can yakmasını… Yazı tam da bu gecikmenin sanatıdır.

    Bu yüzden yazarlık, fazlalık değil; fedakarlıktır. Düzenin sığmadığı yerden taşan bir bilinç hâli. Toparlanması istenen zihne, dağılma ihtimalini de sunar. Çünkü bazen insan, dağılmadan yeniden kurulamaz.

    O nedenle yazar, anlatmaktan çok hatırlatır. Bastırılanı incitmeden yüzeye çağırır; karanlığa ışık tutmaz, onunla barışacak bir gölge bırakır. İyileşme bazen açıklıkta değil, bu yumuşak kabullenişte saklıdır.

    Ve evet bayım, bunu hâlâ önemsiz bulabilirsiniz. Ama bilmelisiniz ki; en derin iyileşmeler, adını koyamadıklarımızda başlar. Biz orada bekleriz. Kelimenin sessizliğe en çok yaklaştığı yerde. Orada durur ve durdurur, düşünceyi salarız.

    Kelimenin en yavaş aktığı; anlamın acele etmediği yerde… Görünmeyenin içinde, sessizliğin tam kalbinde…

    Ne var ki bunları size açıkça dillendiremiyoruz. Öyle gizli bir dilde yazarız ki; bu ince nüansı gerçekten idrak edebilseydiniz, yazarlara bir daha hor ve hakir bakamazdınız. Utanmak, ima hâlinde kalır; dudağın kenarına ilişen sessiz bir tebessüm olurdu.

    Yağmura daha derinden sesleniyordu: “Size maruz kalmak istemiyorum.”

    Bir kelimenin, sessizliğin, beklemenin vazgeçilmez eşiğinde ya da o belirsizlikte devrilirken kendi değersizliğine saplanarak bilinçaltı katmanlarının muğlak koridorlarında gölgenle karşılaşmak… Gölgeler evreninde kendi karanlığınla hesaplaşmak… Sükutu davet ediyordu.

    “Travma kaçınılmazdı,” ama bazı travmalar fazla acımasızdı. Başkasına yapılan bir iltifatta kendinin ne kadarda az sevildiğini anladı; o susturulmuş bakışlarda veremediği cevaplarda bile nasıl da incitilmiş olduğunu fark etti. Gitmekte çok geç kalmıştı; yanılsamalar sarayında yıpratıcı bir pay almaktaydı. Aydınlıktı.

    Bazen hayaller kurulma hızından daha süratli yıkılıyordu.

    Hayatın o sahnesinin arka planında Rodrigo’nun gitar konçertosu çalıyordu; hüzün, kış çayı aromalı bir buhar gibi duyguların arasına ağır ağır yayılıyordu. Sessizlikte insan kendisiyle çarpışıyordu; suskun kaldığında hayat kendi adına konuşuyor ya da başka bir yüzünü gösteriyordu.

    Beklediklerimiz, beklentilerimiz, çözülmeyen düğümlerimiz, kendimize geç kalmış dönüşlerimiz… Hepsi aynı boşlukta asılı duruyordu. Otuz yıl emek verdiği evladını kaybeden bir annenin, o anda fısıldadığı, “Eyvah, bütün emeklerim boşa gitti,” cümlesi gibi yankılanıyordu.
    Emek verdiklerimizin karşısında edindiğimiz o acı deneyimler, yürekte biriken tortularla birleşiyor; bizi, uçurum kenarında kanatları kırılmış gibi bırakıyordu.

    Dostlar tarafından yaşanan uzun soluklu bir terk edilişten sonra; romanlardan, kurallardan ve insandan geriye tarifi olmayan bir acı kalıyordu.

    Zamana sığınsan da kalabalıklardan kaçamıyordun; kardan, darmadağın karmalardan, insanın insana bıraktığı izlerden kaçamıyordun.

    Ve insan, düşünsel bir el feneri gibi hatıraları yüreklerin üzerinde gezdiriyor; geçmişi aydınlattıkça bugünü biraz daha karartıyordu.

    İstanbul Haliç’te, pembe bir gün batımıydı. Anılar savruktu; ama tuhaf bir kesinlikle, İstanbul’un musikîyle birleşen hafızasında, hicazın derin kıvrımlarında dinleniyordu.

    Ruh, iç hesaplaşmalar âleminde ağır ağır demleniyordu. İnsan, en çok demlendiği vakit zamansızlığını idrak ediyordu.

    Dile kolay bir ömür…

    Bir şarkının satırlarında söylendiği gibi:

    Ben bu dünyadan, dosttan düşmandan
    aldım payımı gidiyorum.

    Gitmekle kalmak arasındaki o ince çizgi zamandan azâdeydi; insan, kendi çaresizliğini ve başkalarının nazarındaki gölgesini fark ettiği eşiklerden geçmekteydi.

    Her şey sınıfsaldı, hatta sınırsız sanılan muhabbet bile sınıfsaldı; kalabalıklar içinde eksilen her söz, içimize çöken bir isyandı. Nadanlar vardı; ömrü öğüten, yalnızlığı kişisel gelişim sanan bir duygusal asimetriydi bu, ruhun terazisi sürekli eksideydi. Zamanın izleği uçurumlardan ibaretti; nazar nazara değdi mi mezardı, insan insana gurbetti.

    Boşluğun mimarisi vedaları şekillendirmekteydi. Bir kadının zaman çizelgesi, ataerkil vicdansızlığın hükmüne teslim edilmişti; takvim bile taraflıydı. Kadın saf ve narindi; bu saflık, sonunda susturulmaya mahkûm edilmiş bir incelikti.

    Kırk sayısı sırlıydı; kırk yaşından sonra kadınlar sırra karışmalıydı, varlıkları suskunluğa yazılmalıydı!..

    Yıllardır kalbini ortaya koyanlar, duygusal asimetride eleniyordu. Vazgeçemediğim eşik, bilmelisin ki; kalbim sana bağırmıyor, sana doğru susarak eğiliyor. Ve sessizliğim, sessizliğinle birleşerek yükseliyor.

    İnsan bazen bir dile doğuyor; aşinalığı o zarafetle örtüşüyor. Bir şey hissettin… Ve hissettiğin şey, senin kalbinin zarafetinden doğdu. Her şeyi dolaylı anlatımla pekiştirirdi ayrılığı bile… Sonra da eklerdi: 

    “Sanat dediğin, böyle olur dolaylı anlatımlarla…” 

    Gözyaşları dolaysız içime doğdu, 

    Ve sonsuz gökyüzü… 

    Yağmura daha da derinden sesleniyordu: “Size maruz kalmak istemiyorum.”

    Uyuyabilirsin şimdi. Şairler böyle gecelerde biraz ağlar, sonra daha güzel yazar.

    Ben bu hayata seyirci olarak gelmişim; pasif izleyici… Teselliler yersiz, telafiler sahipsizdi. Bir kadının hemcinsleri tarafından “yaşını hiç göstermiyorsun” sözleriyle manipüle edildiği, ataerkil distopyada yaşının on katı ağırlıkla türlü asılsız ithamlarla muamele gördüğü zamanlardı. Mesela bir kadın için en acımasız olan taraf, kendi emeğinin karşılığının sömürülerek başka birine sarf edilmesiydi.

    Anlamın yoğunlaştırılması, yalnızlığın katmanlaştırılması… Zaten yalnızdı, bazense daha da yalnız… Bağlamının kurulması bir nevi…

    Kontrol yanılsamasının kuyusu benim içimdeydi; onun içinde bir ayna vardı: sonsuzluğun yansıması. Sevgilinin, vicdan eşiğinin düşüklüğü… Gölgeler arasında bir notaydı. 

    “Zaman bağlılık yaratmaz, netlik yaratır.”

    Yalıtılmış bir yalnızlık gibi değil, uzatılmış bir sessizlik gibiydi; gece yavaşça yüreğine dokunuyor, titrek bir el gibi ritmini veriyor, alçalan notalarla yükselen bir dalga gibi işitiyordun. Bazen gitmeyi değil, geç kalışımı en çok utanırken hissediyordun.

    Zamanın kırıntılarını, söyleyemeyenlerin haksızlıklarını, gün batımında Rodrigo fonda çalarken, öylece göndermeliydin…

    Gözlerin gökyüzünü aralıyor, İstanbul’un ışıkları yavaşça düşerken, geceyi ve sessizliği bir nefeste içselleştiriyordun; her nota, her durak, her titrek el seninle yükseliyordu. Sen bu şehre; on dakika ara nağme gibi aşkla geliyordun… 

    Geçmiş hayatlardan, ölümün acı tadını hatırlıyordu; o kekremsi iz, belleğinde hâlâ tazeydi ve onu yeniden tatmaya gönlü el vermiyordu. Ölümün acısı zamanla siliniyordu; oysa aşkın acısı derinleşiyor, katman katman insanın en derinlerine işliyordu. 

    Bu, aşkın değil; uyanışın acısıydı. Yanılgının yasını tutuyordu, zamansız. “Zaman yoktu;” ama bu bile amansızdı.

     “Bu acıya deva değil zaman…”

    Yaşadıkları bir “şikâyet” değildi; uzun süredir tek başına taşınan bir hayatın nihayet dile gelen sesiydi.

    Teselli zamanlarında insan; kimi vakit bir kitaba sığınır, kimi vakit ise hâlâ hayatta olan yazarların kurgularında kendine küçük bir avunma alanı arar.

    Anlamın eşiğindeyse; bir saniyesine bile ihtiram duyduğu, bir yazar bakışıyla karşılaşır.

    Ve iç sesi usulca fısıldar:

    Hayatımızdan herkes çıkar; yazarlar kalır…


    Eda Büyükçapar, Yedi Güzel Adam’ın memleketi Kahramanmaraş’ta doğdu. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden mezun oldu. Birçok dergi ve kolektif kitapta yazıları yayımlandı. Edebiyatı heyecan verici bir serüven olarak görüyor ve aynı heyecanla yazı yolculuğunu sürdürüyor.

    YAZARIN DİĞER YAZILARI
    eda büyükçapar suaremag yazar

    Related Posts

    BEYAZ LEKE

    Nisan 3, 2026 SUAREMAG

    SÜSÜ AKMIŞ

    Nisan 1, 2026 Hakan Akdoğan

    ADALARDAN BİR YAR GELİR BİZLERE 

    Nisan 1, 2026 Gönül Yasemin Ölmez

    SON DANS

    Nisan 1, 2026 SUAREMAG
    Yorum Yap
    Yorum yazın Cancel Reply

    Yeni Eklenenler

    Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

    Nisan 29, 2026 Sanat

    Dolunay Kocabağ, New York’taki oyunculuk kariyerine yeni başarılar eklemeye devam ediyor. Sahne adıyla Luna Vintner…

    NİHAL GÜNDÜZ ile GÖRÜNTÜNÜN SESSİZ İZLERİ

    Nisan 29, 2026

    Kadıköy Sinematek’te Louis Malle Retrospektifi ve dünya sinemasından özel seçki

    Nisan 27, 2026

    Mayın Tarlası: Sessiz gerilimlerin izinde bir ilk kitap

    Nisan 27, 2026
    Sosyal Medya'da Biz
    • Facebook
    • Twitter
    • Instagram
    • YouTube
    Bu Haberleri Kaçırmayın

    Zorlu PSM’de nisan ayı nasıl devam ediyor? (15-30 Nisan)

    Nisan 14, 2023 Etkinlik

    SIZI

    Mart 1, 2026 SUARE ÖYKÜ DERGİSİ

    Borderline: Bir Kişilik Bozukluğunun Biyografisi

    Mayıs 6, 2025 BURAK SOYER
    Hakkımızda
    Hakkımızda

    Film, kitap, sanat, hayat ve daha fazlası için haber, röportaj, makale, podcast, güncel bilgiler içeren e-dergi.

    Email : editor@suaredergi.com.tr

    Künye

    Son Eklenen Yazılar

    Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

    Nisan 29, 2026

    NİHAL GÜNDÜZ ile GÖRÜNTÜNÜN SESSİZ İZLERİ

    Nisan 29, 2026

    Kadıköy Sinematek’te Louis Malle Retrospektifi ve dünya sinemasından özel seçki

    Nisan 27, 2026
    X (Twitter) Instagram Facebook
    © 2026 Tüm Hakları Saklıdır. Do Medya & Ekipbizz İçerik İşbirliğiyle hazırlanmaktadır.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.