Close Menu
    Son Eklenenler

    EDİTÖR’DEN

    Temmuz 15, 2026

    SUARE ÖYKÜ DERGİSİ 5. SAYI

    Temmuz 15, 2026

    BABAMIN BAVULU

    Temmuz 15, 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Perşembe, Temmuz 16
    X (Twitter) Instagram Facebook
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    • YAŞAM
      1. Aktüel
      2. Beslenme
      3. Felsefe
      4. Fitness
      5. İlişkiler
      6. Kişisel Bakım
      7. Kişisel Gelişim
      8. Psikoloji
      9. Sağlık
      10. Seyahat
      11. Sürdürülebilir Yaşam
      12. Teknoloji
      13. View All

      Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği: “Türk Gençliğine Atasını Unutturamazsınız”

      Ocak 16, 2026

      Apaçık Radyo’dan gençlere açık çağrı: “Açık Alan” başvuruları başladı

      Ocak 15, 2026

      Nazlı Eray’a “Yaşayan Efsane” Onuru

      Temmuz 5, 2025

      Yüzüncüyıl Gazeteciler Derneği’nden anlamlı seminer

      Temmuz 3, 2025

      İnovatif makarnacı Pastavilla 32. yaşını ödülle kutluyor

      Nisan 22, 2024

      Buğday Derneği ‘zehirsiz kentler’ için harekete geçti

      Aralık 23, 2021

      Pandora – Yasak Bilgi ve Merak, Felaket ya da Umut

      Nisan 5, 2026

      İkarus -Yükselme Arzusu, Protez Kanatlar ve Çöküş

      Mart 8, 2026

      Medusa – Kadın Öfkesi ve Öteki’nin Bakışı 

      Şubat 24, 2026

      Narcissus – Benlik, İmaj ve Modern Ego

      Ocak 7, 2026

      Ailemizin ‘Sessiz Odası’

      Mart 23, 2026

      Ergen ebeveynleri için kılavuz

      Eylül 23, 2024

      Aşkın Lotus Hali… 

      Temmuz 4, 2024

      “Doktordan Az Kullanılmış” bu defa bir kitap adı oldu

      Ağustos 29, 2023

      Parfümde şişe tasarımı kokudan önemli olabilir mi?

      Mart 28, 2023

      Saç bakımına ilişkin merak edilen 6 soru ve 6 yanıt

      Nisan 17, 2022

      Melda Kamhi Kosif’in yeni kitabı ‘Ruhun Fısıltısı’ okurla buluştu

      Haziran 8, 2026

      Pandora – Yasak Bilgi ve Merak, Felaket ya da Umut

      Nisan 5, 2026

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Stresten Huzura: Deneyimlenmiş bir dönüşüm süreci

      Mart 6, 2025

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Kimdir bu “Narsist Sapkınlar?”

      Mayıs 29, 2025

      Borderline: Bir Kişilik Bozukluğunun Biyografisi

      Mayıs 6, 2025

      Dementor – Ruh Emici: Narsisizmin gölgesinde bir yok oluş ya da yeniden doğuş hikâyesi

      Şubat 17, 2025

      Prof. Dr. Ahmet Karacalar’dan Lipödem Sendromu: Evrimsel Bir Uyumsuzluk

      Haziran 14, 2026

      ‘Bağımlılık’ bir hastalık olmayabilir (mi?)

      Şubat 18, 2026

      Longevity: Daha uzun ve daha iyi bir hayat mümkün mü?

      Şubat 4, 2026

      ‘Hepimiz Narsistiz’ kitabının yazarı Şule Öncü: Sanıldığından yaygın!

      Mayıs 17, 2024

      Sayım Çınar’dan Graz Notları: Sakinliğin, sanatın ve lezzetin şehri

      Şubat 6, 2026

      Melis Melek ile Yeryüzü Günlükleri

      Aralık 21, 2025

      IŞIĞIN İZİNDE, GÖLGENİN PEŞİNDE: PARİS

      Kasım 1, 2025

      ORTAÇAĞ’IN ORTASINDA BİR ŞEHİR: MDINA

      Kasım 1, 2025

      Nihal Gündüz’den ‘makarna’ ile ‘Çevre Krizi’ fotoğrafları

      Ağustos 15, 2025

      ‘Baumit ile Olasılıklar’ kitabı ile geleceği yeniden düşünüyor

      Eylül 20, 2023

      Heykeltıraş Varol Topaç’ın çelik üretim atıklarından yarattığı eser Contemporary İstanbul’da

      Eylül 17, 2023

      Jeotermal enerjiyi çocuklara anlatan kitap: Damla Adamlar

      Ağustos 31, 2023

      Kim Korkar Yapay Zekadan

      Haziran 8, 2025

      Türkiye’nin mutfak ve kültür mirasından seçkiler dijital erişime açılıyor

      Ekim 20, 2023

      Mevzular Açık Mikrofon, artık GAİN’de

      Eylül 1, 2023

      Akıllı makineler ve robotlar denilince akla gelen filmler

      Ağustos 31, 2023

      Odyssey: Eve Dönüşün Hiç Bitmeyen Destanı

      Temmuz 14, 2026

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      ‘Hikâye Hepimiz İçin Temel İhtiyaç’

      Haziran 23, 2026

      Suare Kitaplığı ve Suare Yazarları Sarıyer Edebiyat Günleri’nde Okurlarla Buluşuyor

      Haziran 15, 2026
    • KÜLTÜR – SANAT
      1. Kitap
      2. Müzik
      3. Öykü
      4. Sanat
      5. Sergi
      6. Sinema
      7. Şiir
      8. Tiyatro
      9. Video
      10. View All

      ‘Sonsuzluk’ labirenti

      Temmuz 14, 2026

      Kortların Şairi Roger Federer’in Hikâyesi Türkçede

      Temmuz 6, 2026

      Ayın Kitapları: TEMMUZ AYINDA NE OKUYALIM?

      Temmuz 1, 2026

      Kendi ‘araf’ının çıkmaz sokağındaki insan

      Haziran 30, 2026

      Ayın Şarkıları: TEMMUZ AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Temmuz 1, 2026

      Ayın Şarkıları: HAZİRAN AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Haziran 2, 2026

      Ayın Filmleri: MAYIS AYINDA NE İZLEYELİM?

      Mayıs 1, 2026

      Ayın Şarkıları: MAYIS AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Mayıs 1, 2026

      AH BAVULUM VAH BAVULUM

      Temmuz 15, 2026

      İsmi Olmayan Hikayeler – VI

      Haziran 19, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – lV

      Mayıs 9, 2026

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

      Nisan 29, 2026

      Gustav Klimt – Danaë: Altının içinden gelen sessiz uyanış

      Aralık 6, 2025

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Serçe Limanı batığının 1000. yılına sanatsal bir selam: Marmaris’te Cam Sanatı Sergisi

      Mayıs 2, 2026

      Peaky Blinders’ın klasik otomobilleri Rahmi M. Koç Müzesi’nde

      Mart 23, 2026

      Meşher’den Çevrimiçi Rehberli Turlar Başlıyor: İstanbul Temalı Sergiler

      Mart 23, 2026

      Odyssey: Eve Dönüşün Hiç Bitmeyen Destanı

      Temmuz 14, 2026

      İfşa Günü: Yeni Başlayanlar İçin ‘Yeni Gerçeklik’

      Haziran 13, 2026

      Altın Palmiye Cristian Mungiu’nun oldu

      Mayıs 26, 2026

      Baran Gündüzalp ile ödüllü filmi Rosinante ve ötesi üzerine

      Mayıs 20, 2026

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      ŞİİR – KADİR HORZUM

      Ocak 12, 2026

      Şiir: Kapandık kaldık içimize 

      Temmuz 18, 2025

      Şiir: Huy İşte

      Temmuz 7, 2025

      Kültürler Mut! Tiyatrosu’nda buluşuyor

      Mayıs 5, 2026

      Moda Sahnesi’nde sıkışan zaman: blueScat prömiyere hazır

      Nisan 8, 2026

      Listeler, Hisler ve Kadınlar

      Nisan 6, 2026

      27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nde ‘Bir Sahne Şövalyesinin’ mirasına bakmak

      Mart 27, 2026

      Parazit – Sınıfsal uçurumların sarsıcı anlatımı

      Haziran 30, 2025

      Garfield’in resmi posteri yayınlandı

      Aralık 19, 2023

      Napolyon bu kez Jaquin Phoenix’in yorumuyla sinemada

      Kasım 23, 2023

      Freud’s Last Session filminden fragman

      Ekim 27, 2023

      AH BAVULUM VAH BAVULUM

      Temmuz 15, 2026

      Odyssey: Eve Dönüşün Hiç Bitmeyen Destanı

      Temmuz 14, 2026

      ‘Sonsuzluk’ labirenti

      Temmuz 14, 2026

      Neden Yeniden Gotik?

      Temmuz 8, 2026
    • SD+
      1. Röportaj
      2. Haber
      3. Makale
      4. Portre
      5. Diğer
      6. View All

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      ‘Hikâye Hepimiz İçin Temel İhtiyaç’

      Haziran 23, 2026

      Bir Yansımanın İçinden Dünyaya Bakmak

      Haziran 22, 2026

      Baran Gündüzalp ile ödüllü filmi Rosinante ve ötesi üzerine

      Mayıs 20, 2026

      Feriköy Antika Pazarı kapanıyor mu?

      Nisan 13, 2026

      79. Cannes Film Festivali seçkisi duyuruldu

      Nisan 10, 2026

      Yeşilçam’ın köklü şirketi Erman Film’de yollar ayrıldı

      Şubat 6, 2025

      Defne ya da Bazı Tuhaf Hayatlar: Herkes kendi hikayesine sahip çıksın!

      Kasım 16, 2024

      Gerçekler Sizi Özgürleştirir Ama Önce Öfkelendirir: 8 Mart’ta Gloria Steinem’i yeniden okumak

      Mart 8, 2026

      Tahakküme Meydan Okuyan Küçük Harfler: bell hooks ve Duygu Yoldaşlığı

      Mart 8, 2026

      Bir gölün kıyısındaki Leylâ: Epstein ve depremin kayıp çocukları

      Şubat 17, 2026

      Don Quixote’un zırhı: Dünyaya karşı giyinmek

      Ocak 10, 2026

      100 Yıllık Bir Ses: David Attenborough

      Mayıs 8, 2026

      Sinemanın Şairi Béla Tarr’ın Ardından

      Ocak 7, 2026

      Yolda Olmak, Var Olmaktır

      Ağustos 9, 2025

      Maria Anna Mozart

      Temmuz 20, 2025

      Gülhane Parkında sarnıç olduğunu biliyor muydunuz?

      Nisan 2, 2023

      Klasik mobilyada en çok tercih edilen ağaç türlerini biliyor musunuz?

      Nisan 1, 2023

      Mart ayında Türkiye’nin en çok konuştuğu başlıklar

      Nisan 1, 2023

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      SEANS VE SONRASI

      Temmuz 1, 2026

      IL TEMPO SOSPESO.            

      Temmuz 1, 2026

      GATTACA: SEÇİMLERİMİZ GERÇEKTEN BİZE Mİ AİT? 

      Temmuz 1, 2026
    • PODCAST

      Podcast: Hayati Tavsiyeler ‘Bahar ve Mitoloji’ ile yayında

      Mayıs 5, 2023

      Denenmiş, test edilmiş, onaylanmış: Hayati Tavsiyeler

      Mayıs 5, 2023

      Meraklı bünyeler için podcast kanalı: Suare Online

      Mayıs 1, 2023

      Akla takılan sorulara yanıt arayan podcast: Neymiş?

      Nisan 9, 2023

      Hayati Tavsiyeler: Kendine yatırım yapanlara özel podcast

      Nisan 9, 2023
    • YAZARLARIMIZ
    • SuareMag
    • Suare Öykü
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    Buradasınız:Anasayfa » AH BAVULUM VAH BAVULUM
    Öykü

    AH BAVULUM VAH BAVULUM

    Temmuz 15, 2026Yorum yapılmamış6 dk Okuma Süresi
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Email
    Paylaş
    Facebook Twitter Pinterest WhatsApp Email

    Şahizer Senem Telli

    Issızlık köyü yutmuş diyebilirdi. Pencerelerinden ışık saçan, o evi görmeseydi. Merdivenlerden çekinerek çıktı, elindeki bavulu yere bırakmadan kapıyı tıklattı. Kapıyı güler yüzlü genç bir kız açtı.

    “İyi akşamlar, Sıtkı Bey’in evi mi?” diye çekingen sordu kısa boylu, etine dolgun sarışın kıza.

    “Hı hı aşağı katta, kendisi babam olur. Ben de onun şımarık kızı,” deyip tepeden tırnağına süzdü adamı ve kapıyı kapattı.

    Sıtkı ile askerlik arkadaşıydılar. İlk o zaman karşılaşmışlar, yirmi üç yaşındayken Afyon’da tekrar görüşmüşlerdi. “Neredeyse otuz yıldır görüşmüyoruz, beni tanır mı acaba?” düşüncesiyle bahçeye indi. Çiy düşmüş çimenler, süet ayakkabılarını ıslattı. Alt katın kapısını çalmadan yorgun kolunu dinlendirmek istedi, bavulunu yere koydu. Temiz havayı ciğerlerine çekerek gökyüzünün olağanüstülüğünü, yıldızları ve dolunayı hayranlıkla seyre daldı.

    Dışarıda birinin beklediğini bilircesine kapı kendiliğinden açıldı. Birbirine sıkıca sarılmış iki genç, öpüşerek dışarı çıkıyorlardı. Adam şaşırdı, başını sağa doğru çevirdiğinde bir adım çekilmeyi de istedi. Geri çekilip yol vermekti ereği ama bavuluna ayağı takıldı, dengesini kaybetti ve düşmemek için tutunmak istedi. Başardı da…sıkıca sarıldığı bileği bırakmadı yabancı ama delikanlı, onun kolunu karşıdakinin elinden kurtarmaya çabalıyordu. Bu çekişme, urgan yarışmasına döndü. Yenişemeyip terasın sert zeminine üst üste üç kişi yuvarlandı, şaşkınlık, utanma ve korkuyla… “Siz de kimsiniz, özel mülke girdiğinizin farkında mısınız?” diye karşısındakine şarladı kız.

    “Şey… Üzgünüm, lütfen bağışlayın” diyebildi çekinerek. Canı çok yanmıştı, olduğu yerden kıpırdayamıyordu. Öpüşenler ayaklanmıştı, yerdeki adamın tepesine dikilmiş bakışlarıyla yargılıyorlardı. Bu gürültü patırtıya içeridekiler çıktı. Evin babası yerde acı çeken arkadaşını tanıdı.

    “Necati, ne bu hal!” diye arkadaşına doğru seğirtti. “Ohh, tanıdın beni” diye acısına rağmen sevindi Necati. İşte, olanlar o zaman oldu. Sundurmada ortalık yerde duran bavula ayağı takıldı, arkadaşının üstüne düştü, birlikte yuvarlandılar çimlere kadar.

    Anne, büyük kız ve nişanlısı bağrışarak koştular. Yerden kaldırmak istediler ama nerelerinden tutsalar, “Oy, oy, oyy…” diye ses geliyordu. Hem canları acıyor hem de hoş beş ediyorlardı oturdukları yerde. Ambulansı aramayı akıl ettiler sonunda…

    Asker arkadaşları düşmenin ilk şokunu atlattıktan sonra durumlarının komikliğinin ayrımına vardılar. Gözlerinden yaşlar gelinceye kadar güldüler.

    Ambulans, bahçeye girdiğinde, tüm aile oradaydı. Görevliler hızlı hareket ediyordu. Hastaları alıp kapıları kapatınca, uykudan uyanmışçasına kendilerine geldi ev halkı.

    Damat, “Ben sizi arkadan izleyeceğim” dedi şoföre. Ardından dönüp arkasına, “Sen gelmiyorsun, orada elimize ayağımıza dolaşırsın” dedi evin küçük kızına. Koştururken birbirlerine defalarca çarpıyor, yön değiştiriyor, tekrar dönüyorlardı. Bu şaşkınlığı fırsata çevirip ilk o bindi arabaya. Sonunda tüm aile hareket etti ambulansın peşinden. 

    Onları kaybetme kaygısıyla hız yapmak zorunda kalmışlardı. Sert frenler, ani kalkışlar, falsolu sollamalar, ani dönemeçler. Bunlar, damadın sınırlarını oldukça zorladı. Kendi istencinden çıkmış, kukla gibi duyumsadı. Başı döndü, midesi bulanmaya başladı. Ambulans, meydandan Narlıdere’ye dönünce yönlerini ancak kestirebildi. Arabadaki herkes aşırı hızdan kötü etkilenince yavaşladı. Yaklaşık yirmi dakika sonra ulaştılar hastaneye. Arabadan apar topar inenler çok perişan görünüyordu. Küçük kız, eniştesinin kızgın bakışları altında doğruca çöp kutusuna koştu. Annesi kızının alnını tuttu. Gençlerin rengi solmuş, sarhoş gibi birbirlerine çarpıyordu. 

    Yeni gelenler, az ilerdeki hastane polislerinin dikkatini çekti. “Arkadaşım bu araba senin mi?” diye kapının yakınında park etmiş aracı işaret etti. 

    “Evet” dedi damat. 

    “Burası ambulansların park alanı, sen ilerideki otoparka götür” diye uyardılar.

    “Mümkün değil memur bey bu vaziyette kullanamam” dedi.

    “Peki, buraya kadar kim kullandı?” diye sordu.

    “Ben kullandım ama şimdi kullanacak durumda değilim” dedi ve kendini çöp tenekesine doğru attı. Baldızı rahatlamış görünüyordu ona yol verdi.

    Durumdan endişelenen polis, “Sarhoş musun yoksa?” diye çıkıştı ama delikanlı konuşamıyordu. Polisler, koluna girip alkol testi için sürükleyerek polis aracının yanına götürdüler.

    Damat, alkolmetreyi eline aldı, derin bir nefes çekti. “ Huuuuu…” derken ağzından başka şeyler de çıktı. Pantolonu, polisin pantolonu, arabanın açık kapısı kirlendi. Ardından ayakta duramayıp çöktü.

    İki eli, yanlara açılmış donup kalmıştı polis. 

    Kızlar ve anne dehşet içinde polis arabasının yanına gelmişti. “Bu nasıl bir gece” diye kendiyle konuşuyordu anne.

    Gürültüye kapı görevlileri de gelmişti. Hemen sedye alarak damadı yatırdılar. Acile doğru ittiler. Arkalarından kadınlar… Hızlı olalım derken sabitlemeyi unutmuşlardı hastayı. Sürgülü kapının demir rayına ön tekerleği takılan sedyenin üzerindeki hasta, aşağı düştü. Başı, demir raylara çarparak yaralandı. Onu kan içinde gören nişanlısı da bayıldı.

    Hastanenin kapısında, gecenin bu saatinde bir koşuşturmadır başladı. Küçük kızla annesi dışarıda kaldılar. Karşılıklı ellerini tutup, birbirlerinden güç alıyorlardı, bilinçsizce… Her şeye bir sis perdesinin ardından bakıyorlardı sanki. İlk konuşan kız oldu “Oturalım mı anne?” dedi ama yanıt alamadı. Annesine baktı, yüzü kıpkırmızı olmuş, çenesi titriyordu. “Anne, Anneeee!” diye bağırarak sarstı annesini. 

    Görevliler, yeni gelen bu ailenin şaşırtılarına alışmışlardı. Tekerlekli sandalyeyle kadını içeriye götürdüler.Evin küçük kızı, dışarıda tek başına kalmıştı. İçeri girmek için çok dil döktü ama isteği kabul edilmedi.

    Gece, sıkıntılı ve uzundu. Ailesine neler olabileceği varsayımlarıyla boğuştu saatlerce. Olabilecek her duruma uygun bir davranış hazırladı kendince. Sonra kendiyle gurur duydu, “Bunları düşünebilmek de bir yetenek işi” diyerek bir umutla hastanenin kapısına çevirdi bakışlarını. 

    “O da ne, şu tekerlekli sandalyede oturanlar babam ve arkadaşı değil mi?” diye dikkatlice baktı. “Evet, onlar!” deyip fırladı. Tekerlekli sandalyenin birini o, diğerini de görevli iteledi. Kantine getirdiler. Babasının sol ayağı, konuğun sol kolu alçıya alınmıştı. “Geçmiş olsun, canınız çok yanıyor mu?” dedi, bakışlarını ikisinin üzerinde gezdirerek.

    “Çok acıktık küçüğüm” dedi babası. 

    “Ben bugün büyüdüm. Neler başardığımı bilsen bana ‘Küçüğüm’ demezsin babacığım,” dedi sevgiyle biraz da sitemkâr baktı.  

    Biraz sonra tost ve ayranlarla geldi masaya. İki arkadaş iştahla yediler ve birer tane daha istediler. Onlar ikinci tostlarını yerken, ”Anneee!” diye kapıya doğru koştu kız. Annesi de tekerlekli sandalyedeydi. Olaylar yüzünden tansiyonu yirmilere kadar çıkmıştı. Görevliler, dilaltı haplarıyla iyileştirmişti kadını. Kaygılı soruları yanıtlarken, yutkunuyor ve gözünü tostlardan ayıramıyordu. Dayanamayıp, acıktığını söyledi. 

    Kız, tekrar kantin gişesine gitti. Beklerken ablasını gördü kapıda. Görevlinin ittirdiği tekerlekli sandalyedeydi. Koşarak gidip aldı ablasını, diğerlerinin yanına getirdi. Onu da kan tutuyormuş meğerse. Nişanlısını kanlar içinde gördüğü için değil, kan gördüğü için bayılmış. Ona da serum takmışlar.

    “Eniştem nasıl, içeride gördünüz mü?” diye sordu. Kimse bir şey bilmiyordu. Danışmadan sormak geldi aklına. Aldığı bilgileri anlattı onlara. “Başına üç dikiş atmışlar. Ağrı kesici ve antibiyotikli serum bağlamışlar. Onlar bitince çıkaracaklarmış.”  Kendiyle tekrar gurur duydu. “Ne kadar becerikliyim” diye geçirdi içinden. “Desene sabaha kadar buradayız” dedi babası.

    Annesi,” Peki, bizi kim götürecek evimize” dedi. Herkes tek sağlam kişiye aynı anda dönüp baktı. Kız, “Ben ne güne duruyorum” dedi saçlarını savurarak.

    Yarım saat sonra damat da tekerlekli sandalyeyle çıktı. Aralarında en çok o sarsılmış görünüyordu. Birdenbire gelişen bu karmaşık durumun hâlâ etkisindeydi. 

    Becerikli küçük kız, hastalar için üç taksi çağırdı. Peş peşe evlerinin bahçesine geldiklerinde yine bir şaşırtı karşıladı onları. Köyün ne kadar kedisi köpeği varsa sundurmadaydılar. Hep birlikte bir şeyi çekiştiriyorlardı. Kız, seğirtti. “Hey! Hoşt, hoşt! Pist, pist!” diye bağırıyordu. Eline geçirdiği bahçe hortumuyla onları kovalamaya çalıştı.

    Konuk Necati; “Benim bavulumu parçalamışlar, çekilin oradan pis hırsızlar!” diye bağırdı.

    Arabadan indi, hortumun bağlı olduğu musluğu sonuna kadar açtı. Tazyikli suyla her biri bir tarafa dağıldı hayvancıkların. Kolunu tutarak bavulunun yanına vardı. “İçini açamamışlar ama parçalamışlar” diye söylenerek üstüne oturdu. Sağlam eliyle bavulunu okşuyor; “Ah bavulum, vah bavulum!” diye yırtıklarını düzeltmeye çalışıyordu.

    “İçinde ne vardı bavulunun, devrem?” diye zor zahmet sordu Sıtkı, çünkü gülmekten konuşamıyordu. Bir yandan da sol ayağını yere basmamaya çalışıyordu. Belli ki ağrısı vardı ama kimin umurundaydı!

    “Afyon’un meşhur Cumhuriyet Sucuğunu getirmiştim size,” dedi. Bir ev sahiplerine, bir de bavulun üstündeki kendine baktı, dayanamayıp, attı kahkahasını uzun uzun…

    suare öykü

    Related Posts

    EDİTÖR’DEN

    Temmuz 15, 2026 SUARE ÖYKÜ DERGİSİ

    SUARE ÖYKÜ DERGİSİ 5. SAYI

    Temmuz 15, 2026 Manşet

    OĞLUM EVLENİYOR

    Temmuz 15, 2026 SUARE ÖYKÜ DERGİSİ

    KAYBOLAN

    Temmuz 15, 2026 SUARE ÖYKÜ DERGİSİ
    Yorum Yap
    Yorum yazın Cancel Reply

    Yeni Eklenenler

    EDİTÖR’DEN

    Temmuz 15, 2026 SUARE ÖYKÜ DERGİSİ

    H. Nilgün Karataş Bavul, yalnızca bir yolculuk nesnesi değildir; birinin vedası, diğerinin başlangıç noktasıdır. Kiminin…

    SUARE ÖYKÜ DERGİSİ 5. SAYI

    Temmuz 15, 2026

    BABAMIN BAVULU

    Temmuz 15, 2026

    KAYBOLAN

    Temmuz 15, 2026
    Sosyal Medya'da Biz
    • Facebook
    • Twitter
    • Instagram
    • YouTube
    Bu Haberleri Kaçırmayın

    Heykeltıraş Varol Topaç’ın çelik üretim atıklarından yarattığı eser Contemporary İstanbul’da

    Eylül 17, 2023 Haber

    Sonsuzluk ve Bir Gün 

    Ekim 24, 2023 Film

    BEN TANRI’NIN ŞEFKATLİ ELİYİM ONU KİM BÜKEBİLİR?

    Mart 8, 2026 Emel Altuntaş
    Hakkımızda
    Hakkımızda

    Film, kitap, sanat, hayat ve daha fazlası için haber, röportaj, makale, podcast, güncel bilgiler içeren e-dergi.

    Email : editor@suaredergi.com.tr

    Künye

    Son Eklenen Yazılar

    EDİTÖR’DEN

    Temmuz 15, 2026

    SUARE ÖYKÜ DERGİSİ 5. SAYI

    Temmuz 15, 2026

    BABAMIN BAVULU

    Temmuz 15, 2026
    X (Twitter) Instagram Facebook
    © 2026 Tüm Hakları Saklıdır. Do Medya & Ekipbizz İçerik İşbirliğiyle hazırlanmaktadır.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.