Can Xue’den Amitav Ghosh’a, Anne Carson’dan César Aira’ya… 2026 Nobel Edebiyat Ödülü’nün açıklanmasına bir ay kala edebiyat dünyasının geleneksel Nobel tahminleri de başladı. Ancak bu yıl favorinin kim olduğu konusunda tahmin piyasaları bile anlaşamıyor.
Melis Melek

Edebiyat dünyasının her sonbahar tekrarlanan ritüellerinden biri yeniden başladı: Nobel Edebiyat Ödülü’nü bu yıl kim kazanacak?
2026 Nobel Ödülleri 5–12 Ekim tarihleri arasında açıklanacak. Edebiyat ödülünün sahibi ise İsveç Akademisi tarafından 8 Ekim Perşembe günü Stockholm’de saat 13.00’te duyurulacak.
Ödüle yaklaşık bir ay kala tahminler çoğalırken Amitav Ghosh, Can Xue, César Aira, Anne Carson, Mircea Cărtărescu ve Gerald Murnane farklı listelerde üst sıralarda yer alıyor. Salman Rushdie, Thomas Pynchon, Haruki Murakami ve Margaret Atwood gibi yıllardır Nobel söylentilerinin değişmeyen isimleri de yine masada.
Önce küçük bir Nobel hatırlatması: Bunlar resmî adaylar değil
Nobel Edebiyat Ödülü’nü diğer birçok büyük edebiyat ödülünden ayıran önemli bir özellik var: Booker gibi ödüllerde gördüğümüz uzun ve kısa aday listeleri Nobel’de yayımlanmıyor.
Dahası, adayların kimlikleri ve adaylık sürecine ilişkin bilgiler 50 yıl boyunca gizli tutuluyor. Aday gösterme hakkı da herkese açık değil; İsveç Akademisi üyeleri, ilgili akademi ve kurumların üyeleri, edebiyat ve dil alanındaki üniversite profesörleri, önceki Nobel Edebiyat Ödülü sahipleri gibi belirli kişi ve kurumlar aday gösterebiliyor. Bir yazarın kendisini aday göstermesi ise mümkün değil.
Dolayısıyla her yıl karşımıza çıkan “Nobel adayları” listelerine biraz temkinli yaklaşmak gerekiyor.
Bugün konuştuğumuz isimler, Akademi’nin açıkladığı adaylar değil; uluslararası basında adı geçen, eleştirmenlerin üzerinde durduğu veya tahmin piyasalarında öne çıkan yazarlar.
Peki 2026’nın favorisi kim?
İşte işin ilginç tarafı burada başlıyor: Tek bir favori yok.
Eylül başındaki bir bahis oranları derlemesinde Çinli yazar Can Xue, 10/1 oranıyla listenin başında bulunuyor. Onu Haruki Murakami izlerken Cristina Rivera Garza, Enrique Vila-Matas, Gerald Murnane, Mircea Cărtărescu ve Thomas Pynchon aynı oranlarla takip ediyor.
Başka bir tahmin piyasasının 8 Eylül verilerinde ise tablo değişiyor. Burada Amitav Ghosh yaklaşık yüzde 17 ile ilk sırada. Onu Can Xue ve César Aira izliyor; Anne Carson, Mircea Cărtărescu ve Gerald Murnane da üst sıralarda yer alıyor.
İki listenin bile birbirinden farklı olması aslında Nobel Edebiyat Ödülü’nün karakteri hakkında oldukça fazla şey söylüyor.
Amitav Ghosh

Hintli yazar Amitav Ghosh’un adı son yıllarda Nobel tartışmalarında giderek daha sık duyuluyor. Roman, tarih, sömürgecilik, göç ve iklim krizi arasında kurduğu ilişkiler onu çağdaş dünya edebiyatının güçlü isimlerinden biri haline getiriyor.
Özellikle iklim krizini yalnızca çevresel değil; tarihsel, politik ve sömürgecilikle ilişkili bir mesele olarak ele alan çalışmaları, Ghosh’u çağımızın büyük meseleleri üzerine düşünen yazarlardan biri olarak öne çıkarıyor.
2026 tahminlerinde de bu kez listenin en üst sıralarına kadar yükselmiş durumda.
Can Xue

Nobel tahminlerinin artık neredeyse gediklilerinden biri.
Çinli avangart yazar Can Xue, gerçeklikle düş, bilinçle bilinçdışı arasındaki sınırları zorlayan deneysel anlatılarıyla tanınıyor. Geleneksel olay örgüsünden uzaklaşan, tekinsiz ve sürreal dünyalar kuran yazarın adı birkaç yıldır Nobel favorileri arasında yer alıyor.
2025’te de ödülün favorilerinden biriydi. O yıl Can Xue ile László Krasznahorkai bahislerde ortak favori gösterilmiş, ödülü sonunda Krasznahorkai kazanmıştı.
Bu yıl Krasznahorkai artık listede yok; Can Xue ise yine en üst sıralarda.
Anne Carson

Şair mi, denemeci mi, klasikçi mi?
Belki de Anne Carson’ı Nobel için ilginç kılan tam olarak bu sorunun kolay cevaplanamaması.
Kanadalı yazar; şiiri, denemeyi, çeviriyi, antik Yunan edebiyatını ve çağdaş anlatıyı aynı metinde buluşturabilen kendine özgü edebiyatıyla uzun zamandır ödülün güçlü olası isimleri arasında değerlendiriliyor.
Nobel’in yalnızca romancılara verilen bir ödül olmadığı düşünüldüğünde Carson’ın adı her yıl yeniden önem kazanıyor.
César Aira

Arjantin edebiyatının en özgün ve üretken isimlerinden César Aira da 2026 listelerinin dikkat çekici yazarlarından.
Çok sayıda kısa roman ve novella kaleme alan Aira’nın edebiyatı doğaçlamaya, anlatının beklenmedik yönlere sapmasına ve geleneksel roman yapısının bozulmasına dayanıyor.
Latin Amerika edebiyatı denildiğinde hâlâ güçlü biçimde García Márquez, Borges, Cortázar gibi 20. yüzyıl devlerinin gölgesinde kurulan uluslararası okuma alışkanlığı düşünüldüğünde, Aira’nın olası Nobel’i aynı zamanda kıtanın çağdaş edebiyatına yeniden güçlü bir dikkat yöneltebilir.
Mircea Cărtărescu

Rumen edebiyatının uluslararası alanda en güçlü isimlerinden Mircea Cărtărescu, uzun süredir Nobel tahminlerinde karşımıza çıkan yazarlardan. Şair olarak başladığı edebiyat yolculuğunda roman, öykü ve denemeye uzanan Cărtărescu; hafıza, düş, beden ve kent arasında dolaşan, gerçeklikle fantastik olanın sınırlarını sürekli belirsizleştiren anlatılarıyla tanınıyor.
Gerald Murnane

Avustralya edebiyatının en özgün ve sıra dışı isimlerinden Gerald Murnane, uzun süredir Nobel Edebiyat Ödülü için adı geçen yazarlardan. Geleneksel olay örgüsünden çok hafıza, imge, mekân ve zihnin çalışma biçimleriyle ilgilenen Murnane, dış dünyadaki olaylardan ziyade insanın iç dünyasında açılan coğrafyaları anlatıyor. Kendine özgü, içe dönük ve deneysel edebiyatı nedeniyle kimi eleştirmenler tarafından yaşayan en önemli İngilizce yazarlardan biri olarak değerlendiriliyor.
Her ikisinin de 2026 tahminlerinde üst sıralarda bulunması, bu yılki listelerin deneysel edebiyat açısından hayli güçlü olduğunu gösteriyor.
Ve Nobel’in “artık alsın” isimleri
Sonra bir de neredeyse her Nobel sezonunda geri dönen isimler var. Haruki Murakami, Salman Rushdie, Thomas Pynchon ve Margaret Atwood.
Haruki Murakami

Japon edebiyatının dünya çapında en çok okunan yazarlarından Haruki Murakami, Nobel tahminlerinin de yıllardır değişmeyen isimlerinden. Gerçeklikle düşü, gündelik hayatla tekinsiz ve gerçeküstü olanı iç içe geçiren romanlarında yalnızlık, yabancılaşma, bellek, kayıp ve kimlik gibi temaların peşinden gidiyor.
Kafka’dan Dostoyevski’ye, cazdan klasik müziğe uzanan geniş bir kültürel evrenden beslenen Murakami, Batı edebiyatıyla Japon anlatı geleneği arasında kendine özgü bir kurmaca dünyası kuruyor. Nobel sezonu geldiğinde adı neredeyse geleneksel olarak favoriler arasında anılsa da ödül bugüne kadar Murakami’ye gitmedi.
Salman Rushdie

Hint asıllı Britanyalı yazar Salman Rushdie, uzun yıllardır Nobel Edebiyat Ödülü için adı geçen isimlerden. Tarih, siyaset, göç, kimlik ve aidiyet meselelerini büyülü gerçekçilik, hiciv ve çok katmanlı anlatılarla ele alan Rushdie, özellikle Geceyarısı Çocukları ile çağdaş dünya edebiyatının önemli yazarları arasına girdi.
Doğu ile Batı’nın anlatı geleneklerini buluşturan edebiyatında tarihsel gerçekliği mitler, masallar ve fantastik unsurlarla yeniden kuruyor. İfade özgürlüğü tartışmalarının da simge isimlerinden biri haline gelen Rushdie, 2026 Nobel tahminlerinde yeniden adı geçen yazarlardan.
Margaret Atwood
Bu arada, Nobel denince adı yıllardır gündeme gelen bir başka isim daha var: Margaret Atwood. Roman, şiir, öykü ve eleştiriyi kapsayan uzun edebiyat kariyeri boyunca toplumsal cinsiyet, iktidar, çevre ve distopya üzerine yazan Kanadalı yazar, 2026 Nobel tahminlerinde de karşımıza çıkıyor. Damızlık Kızın Öyküsü, Kör Suikastçı, Nam-ı Diğer Grace ve Ahitler gibi eserleriyle Türkçe okurun da yakından tanıdığı Atwood, Nobel’i bugüne kadar kazanmadı; ancak her Nobel sezonunda adı yeniden dolaşıma giren yazarlardan biri. 2026’da da bazı bahis ve tahmin listelerinde favoriler arasında yer alıyor.
Thomas Pynchon

Amerikan postmodern edebiyatının en önemli isimlerinden Thomas Pynchon, uzun yıllardır Nobel tahminlerinde adı geçen yazarlardan. Romanlarında paranoya, komplo, teknoloji, savaş, iktidar ve modern dünyanın yarattığı yabancılaşmayı; tarih, bilim, popüler kültür ve kara mizahla iç içe geçiriyor. Labirent gibi ilerleyen, çok katmanlı kurguları özellikle V., 49 Numaralı Parçanın Nidası ve 1974’te National Book Award kazanan Yerçekiminin Gökkuşağı ile postmodern edebiyatın belirleyici örnekleri arasında kabul ediliyor.
Son üç yıl bize ne söylüyor?
Belki de hiçbir şey. Ama Nobel tahminlerinin en eğlenceli tarafı biraz da burada. 2023’te ödül Norveçli oyun yazarı ve romancı Jon Fosse’ye, 2024’te Güney Koreli Han Kang’a, 2025’te ise Macar yazar László Krasznahorkai’ye gitti.
Arka arkaya gelen bu üç tercih en azından İsveç Akademisi’nin Anglo-Amerikan edebiyatının en görünür isimleriyle sınırlı düşünmediğini bir kez daha gösterdi.
Bu nedenle 2026 için yalnızca bahis listelerinin ilk sıralarına bakmak yanıltıcı olabilir. Üstelik Nobel’in geçmişi, her yıl aynı dersi yeniden veriyor: Edebiyat dünyasının haftalarca konuştuğu favoriler bazen ödülü alıyor, bazen de Stockholm’deki kapı açıldığında dünya bambaşka bir isim duyuyor.
Belki de Nobel Edebiyat Ödülü’nü hâlâ bu kadar merak edilir kılan şey tam olarak bu. Can Xue mu? Amitav Ghosh mu? Anne Carson mı? César Aira mı? Yoksa henüz hiçbir tahmin listesinin üst sıralarında görmediğimiz biri mi?
Yanıtı 8 Ekim’de öğreneceğiz.
Nobel açıklanmadan önce favorileri okumak isteyenlere
8 Ekim’i beklerken Nobel tahminlerini küçük bir okuma listesine dönüştürmek de mümkün. Üstelik 2026’nın öne çıkan isimlerinin önemli bir bölümünü Türkçede okuyabiliyoruz.
- Listenin en güçlü favorilerinden Can Xue, Türkçe okurla henüz yeni tanıştı. Çinli yazarın Türkçedeki ilk kitabı Dikey Devinim, Ocak 2026’da Everest Yayınları tarafından Aslı Solakoğlu’nun Çince aslından çevirisiyle yayımlandı. On iki öyküden oluşan kitap; gerçek ile düşün, gündelik olan ile tekinsizin birbirine karıştığı Can Xue evrenine girmek için şimdilik Türkçedeki tek kapımız.
- Anne Carson ise Türkçe okurun daha yakından tanıyabileceği isimlerden. Metis Yayınları’ndan çıkan Kırmızının Otobiyografisi, antik Yunan mitolojisindeki Geryon hikâyesini çağdaş bir anlatıya dönüştürürken şiirle roman arasındaki sınırları da bulanıklaştırıyor. Carson’ın Kocanın Güzelliği: 29 Tangoda Kurgusal Bir Deneme adlı eseri de Türkçede bulunuyor. Şiir, deneme, klasikler ve kurmaca arasında dolaşan Carson’ı Nobel listelerindeki diğer yazarlardan ayıran edebî tavrı görmek için özellikle bu iki kitap iyi bir başlangıç olabilir.
- Rumen yazar Mircea Cărtărescu da Türkçeye çevrilmiş Nobel favorilerinden. Nostalji, çocukluk ve gençlik anılarını düşsel, fantastik ve zaman zaman tekinsiz bir Bükreş’le buluşturuyor. Yazarın Travesti adlı romanı da Türkçede yayımlanmış durumda. Cărtărescu’nun düş, hafıza, beden ve kimlik arasında dolaşan anlatı dünyasını merak edenler için Nostalji iyi bir başlangıç olabilir.
- Amitav Ghosh için Haşhaş Denizi, Dumanlı Nehir, Ateş Tufanı, Silah Adası ve Büyük Kaos; César Aira için Hayaletler, Nasıl Rahibe Oldum, Dr. Aira’nın Mucizevi Tedavileri, Flores Geceleri ve Seyyah Ressamın Yaşamından Bir Kesit; Gerald Murnane içinse Sınır Bölgeleri, Arpa Tarlası ve Okura Son Mektup Nobel açıklanmadan önce favorilerden birkaçını tanımak isteyen okurların listesine eklenebilir.
- César Aira ile tanışmak isteyen Türkçe okurun önünde ise hayli renkli bir seçki var. Can Yayınları tarafından yayımlanan Hayaletler, Nasıl Rahibe Oldum, Dr. Aira’nın Mucizevi Tedavileri, Flores Geceleri ve Seyyah Ressamın Yaşamından Bir Kesit, geleneksel olay örgüsünü sürekli bozan ve anlatıyı beklenmedik yönlere sürükleyen Aira edebiyatına farklı giriş kapıları sunuyor.
- Gerald Murnane da Türkçede okunabilen Nobel favorilerinden. Hafıza, imge ve zihnin çalışma biçimlerine yönelen sıra dışı edebiyatıyla tanınan Avustralyalı yazarın Türkçeye çevrilmiş eserleri, Nobel tahminlerinde yıllardır karşılaştığımız ama Türkiye’de diğer favoriler kadar yaygın okunmayan Murnane’ı keşfetmek için bir fırsat sunuyor.
- Nobel sezonlarının artık değişmeyen isimlerinden Haruki Murakami ise Türkçede en geniş külliyata sahip favorilerden. İmkânsızın Şarkısı, Sahilde Kafka, Zemberekkuşu’nun Güncesi, 1Q84, Yaban Koyununun İzinde ve Kadınsız Erkekler gibi çok sayıda eseri Türkçede bulunuyor. Murakami’yi ilk kez okuyacaklar için İmkânsızın Şarkısı daha gerçekçi dünyasına, Sahilde Kafka ise gerçek ile gerçeküstünü buluşturan karakteristik Murakami evrenine açılan iki farklı kapı olabilir.
- Salman Rushdie de Türkçe okurun uzun zamandır yakından tanıyabileceği yazarlardan. Booker ödüllü Geceyarısı Çocukları başta olmak üzere Utanç, Mağriplinin Son İç Çekişi, Floransa Büyücüsü, Soytarı Şalimar, Altın Ev ve Kişot gibi pek çok romanı Türkçeye çevrildi. Rushdie’nin tarih, kimlik ve siyaseti mit, masal, hiciv ve büyülü gerçekçilikle buluşturan edebiyatını tanımak için Geceyarısı Çocukları kuşkusuz en güçlü başlangıçlardan biri.
Belki Nobel tahminlerinin en güzel tarafı da burada: Ödülü kimin kazanacağını beklerken, daha önce okumadığımız bir yazarı keşfetmek. Çünkü 8 Ekim’de yalnızca bir isim Nobel’i alacak; ama o güne kadar okuma listemize birkaç yeni yazar ekleyebiliriz.


