Close Menu
    Son Eklenenler

    Altın Portakal’dan Geriye Kalanlar: On İki Film, On İki Hikâye

    Kasım 3, 2026

    Sıradan Hayatların Sessiz Çığlığı: Kelebek Çalısı

    Kasım 3, 2026

    Uyanmak: Uyuyan Kadın ve Kaybolan İnsan

    Kasım 2, 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Çarşamba, Kasım 4
    X (Twitter) Instagram Facebook
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    • YAŞAM
      1. Aktüel
      2. Beslenme
      3. Felsefe
      4. Fitness
      5. İlişkiler
      6. Kişisel Bakım
      7. Kişisel Gelişim
      8. Psikoloji
      9. Sağlık
      10. Seyahat
      11. Sürdürülebilir Yaşam
      12. Teknoloji
      13. View All

      Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği: “Türk Gençliğine Atasını Unutturamazsınız”

      Ocak 16, 2026

      Apaçık Radyo’dan gençlere açık çağrı: “Açık Alan” başvuruları başladı

      Ocak 15, 2026

      Nazlı Eray’a “Yaşayan Efsane” Onuru

      Temmuz 5, 2025

      Yüzüncüyıl Gazeteciler Derneği’nden anlamlı seminer

      Temmuz 3, 2025

      İnovatif makarnacı Pastavilla 32. yaşını ödülle kutluyor

      Nisan 22, 2024

      Buğday Derneği ‘zehirsiz kentler’ için harekete geçti

      Aralık 23, 2021

      İoanna Kuçuradi: Bir ömrü insanın değerini düşünmeye adadı

      Ekim 3, 2026

      Anlama giden yol: Sembolizm

      Ağustos 3, 2026

      Pandora – Yasak Bilgi ve Merak, Felaket ya da Umut

      Nisan 5, 2026

      İkarus -Yükselme Arzusu, Protez Kanatlar ve Çöküş

      Mart 8, 2026

      Ailemizin ‘Sessiz Odası’

      Mart 23, 2026

      Ergen ebeveynleri için kılavuz

      Eylül 23, 2024

      Aşkın Lotus Hali… 

      Temmuz 4, 2024

      “Doktordan Az Kullanılmış” bu defa bir kitap adı oldu

      Ağustos 29, 2023

      Parfümde şişe tasarımı kokudan önemli olabilir mi?

      Mart 28, 2023

      Saç bakımına ilişkin merak edilen 6 soru ve 6 yanıt

      Nisan 17, 2022

      Melda Kamhi Kosif’in yeni kitabı ‘Ruhun Fısıltısı’ okurla buluştu

      Haziran 8, 2026

      Pandora – Yasak Bilgi ve Merak, Felaket ya da Umut

      Nisan 5, 2026

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Stresten Huzura: Deneyimlenmiş bir dönüşüm süreci

      Mart 6, 2025

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Kimdir bu “Narsist Sapkınlar?”

      Mayıs 29, 2025

      Borderline: Bir Kişilik Bozukluğunun Biyografisi

      Mayıs 6, 2025

      Dementor – Ruh Emici: Narsisizmin gölgesinde bir yok oluş ya da yeniden doğuş hikâyesi

      Şubat 17, 2025

      Prof. Dr. Ahmet Karacalar’dan Lipödem Sendromu: Evrimsel Bir Uyumsuzluk

      Haziran 14, 2026

      ‘Bağımlılık’ bir hastalık olmayabilir (mi?)

      Şubat 18, 2026

      Longevity: Daha uzun ve daha iyi bir hayat mümkün mü?

      Şubat 4, 2026

      ‘Hepimiz Narsistiz’ kitabının yazarı Şule Öncü: Sanıldığından yaygın!

      Mayıs 17, 2024

      KOPENHAG: GÜVENİN VE HAFİFLİĞİN KONFORU

      Eylül 1, 2026

      Sayım Çınar’dan Graz Notları: Sakinliğin, sanatın ve lezzetin şehri

      Şubat 6, 2026

      Melis Melek ile Yeryüzü Günlükleri

      Aralık 21, 2025

      IŞIĞIN İZİNDE, GÖLGENİN PEŞİNDE: PARİS

      Kasım 1, 2025

      Nihal Gündüz’den ‘makarna’ ile ‘Çevre Krizi’ fotoğrafları

      Ağustos 15, 2025

      ‘Baumit ile Olasılıklar’ kitabı ile geleceği yeniden düşünüyor

      Eylül 20, 2023

      Heykeltıraş Varol Topaç’ın çelik üretim atıklarından yarattığı eser Contemporary İstanbul’da

      Eylül 17, 2023

      Jeotermal enerjiyi çocuklara anlatan kitap: Damla Adamlar

      Ağustos 31, 2023

      Kim Korkar Yapay Zekadan

      Haziran 8, 2025

      Türkiye’nin mutfak ve kültür mirasından seçkiler dijital erişime açılıyor

      Ekim 20, 2023

      Mevzular Açık Mikrofon, artık GAİN’de

      Eylül 1, 2023

      Akıllı makineler ve robotlar denilince akla gelen filmler

      Ağustos 31, 2023

      Altın Portakal’dan Geriye Kalanlar: On İki Film, On İki Hikâye

      Kasım 3, 2026

      63. Altın Portakal Ödülleri Sahiplerini Buldu: Gecenin Kazananı “Taş ve Tüy”

      Kasım 1, 2026

      Beyoğlu Caz Festivali 13 Kasım’da Başlıyor: Cazın Yeni Sesleri Şehre Yayılıyor

      Ekim 28, 2026

      SAYIM ÇINAR İLE KÜLTÜR SANAT TURU

      Ekim 20, 2026
    • KÜLTÜR – SANAT
      1. Kitap
      2. Müzik
      3. Öykü
      4. Sanat
      5. Sergi
      6. Sinema
      7. Şiir
      8. Tiyatro
      9. Video
      10. View All

      Sıradan Hayatların Sessiz Çığlığı: Kelebek Çalısı

      Kasım 3, 2026

      Ayın Kitapları: KASIM AYINDA NE OKUYALIM?

      Kasım 1, 2026

      Metis Yayınları’ndan iki yeni kitap: Sinema hafızasından Aydınlanma eleştirisine

      Ekim 27, 2026

      Kahire’nin sözde modernleşmesiyle değişen Doğu’nun çehresi

      Ekim 26, 2026

      Ayın Şarkıları: KASIM AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Kasım 1, 2026

      Beyoğlu Caz Festivali 13 Kasım’da Başlıyor: Cazın Yeni Sesleri Şehre Yayılıyor

      Ekim 28, 2026

      Yağmur Ender’den “Gece Nöbeti”

      Ekim 23, 2026

      Tutu Aydınoğlu’ndan Mirzayev’e yeni bir yorum: “Hafızanın Kontrpuanı” albümü çıktı

      Eylül 29, 2026

      ÖMRÜMÜN MEVSİMLERİ

      Ekim 15, 2026

      İsmi Olmayan Hikâyeler – IX

      Ekim 14, 2026

      Kırık Yansımalar, İstanbul Concept’te edebiyat ve fotoğrafı buluşturdu

      Ekim 11, 2026

      İsmi olmayan hikâyeler – VIII

      Ağustos 30, 2026

      Kırık Yansımalar, İstanbul Concept’te edebiyat ve fotoğrafı buluşturdu

      Ekim 11, 2026

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

      Nisan 29, 2026

      Guido Casaretto’nun “The Sea Peoples” sergisi SANATORIUM’da açılıyor

      Ekim 27, 2026

      Doğum Gününde Âşık Veysel’i Anmak

      Ekim 26, 2026

      Bursa’da Zaman: Çağdaş sanata açılan yeni bir kapı

      Ekim 16, 2026

      Kırık Yansımalar, İstanbul Concept’te edebiyat ve fotoğrafı buluşturdu

      Ekim 11, 2026

      Altın Portakal’dan Geriye Kalanlar: On İki Film, On İki Hikâye

      Kasım 3, 2026

      Uyanmak: Uyuyan Kadın ve Kaybolan İnsan

      Kasım 2, 2026

      En Sevdiğim: Kırılan Kalplerin Tekrar Çekimi Var mı?

      Ekim 29, 2026

      Zaaflar Statü Tanımaz: Primetime’da Kim Av, Kim Avcı?”

      Ekim 24, 2026

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      ŞİİR – KADİR HORZUM

      Ocak 12, 2026

      Şiir: Kapandık kaldık içimize 

      Temmuz 18, 2025

      Şiir: Huy İşte

      Temmuz 7, 2025

      Abbas: Masalla Gerçek Arasında

      Ekim 31, 2026

      Güneşin Oğlu, İkinci Sezonuyla Zorlu PSM Sahnesinde

      Ekim 31, 2026

      “Terzi Fikri” 1 Kasım’da Kozzy’de sahnelenecek

      Ekim 27, 2026

      30. İstanbul Tiyatro Festivali Lacrima ile başlıyor

      Ekim 15, 2026

      Parazit – Sınıfsal uçurumların sarsıcı anlatımı

      Haziran 30, 2025

      Garfield’in resmi posteri yayınlandı

      Aralık 19, 2023

      Napolyon bu kez Jaquin Phoenix’in yorumuyla sinemada

      Kasım 23, 2023

      Freud’s Last Session filminden fragman

      Ekim 27, 2023

      Altın Portakal’dan Geriye Kalanlar: On İki Film, On İki Hikâye

      Kasım 3, 2026

      Sıradan Hayatların Sessiz Çığlığı: Kelebek Çalısı

      Kasım 3, 2026

      Uyanmak: Uyuyan Kadın ve Kaybolan İnsan

      Kasım 2, 2026

      AŞK YALANMIŞ

      Kasım 1, 2026
    • KİTAPLIK
    • ATÖLYE
    • PODCAST

      Podcast: Hayati Tavsiyeler ‘Bahar ve Mitoloji’ ile yayında

      Mayıs 5, 2023

      Denenmiş, test edilmiş, onaylanmış: Hayati Tavsiyeler

      Mayıs 5, 2023

      Meraklı bünyeler için podcast kanalı: Suare Online

      Mayıs 1, 2023

      Akla takılan sorulara yanıt arayan podcast: Neymiş?

      Nisan 9, 2023

      Hayati Tavsiyeler: Kendine yatırım yapanlara özel podcast

      Nisan 9, 2023
    • YAZARLARIMIZ
    • SuareMag
    • Öykü
    • SD+
      1. Röportaj
      2. Haber
      3. Makale
      4. Portre
      5. Diğer
      6. View All

      Küçük bir kâğıtta koca bir hayat: Hasip Pektaş ve ekslibrisin hafızası

      Eylül 25, 2026

      ÖZLEM GÜLLER ÜNAL RÖPORTAJLARI

      Eylül 13, 2026

      ‘Yazmak ömür boyu sığınağım oldu’

      Ağustos 29, 2026

      Nebahat Kavak ile ‘Medeniyet Hamuru’: Kültürel bir mirası görünür kılmak

      Ağustos 13, 2026

      Feriköy Antika Pazarı kapanıyor mu?

      Nisan 13, 2026

      79. Cannes Film Festivali seçkisi duyuruldu

      Nisan 10, 2026

      Yeşilçam’ın köklü şirketi Erman Film’de yollar ayrıldı

      Şubat 6, 2025

      Defne ya da Bazı Tuhaf Hayatlar: Herkes kendi hikayesine sahip çıksın!

      Kasım 16, 2024

      İlk gotik roman: Otranto Şatosu

      Ekim 27, 2026

      Karanlığın değişen yüzü: Gotik edebiyatın tarihsel gelişimi

      Eylül 15, 2026

      Gotik Mimari: Gotik edebiyatın görkemli yapıları

      Ağustos 10, 2026

      Gerçekler Sizi Özgürleştirir Ama Önce Öfkelendirir: 8 Mart’ta Gloria Steinem’i yeniden okumak

      Mart 8, 2026

      İoanna Kuçuradi: Bir ömrü insanın değerini düşünmeye adadı

      Ekim 3, 2026

      100 Yıllık Bir Ses: David Attenborough

      Mayıs 8, 2026

      Sinemanın Şairi Béla Tarr’ın Ardından

      Ocak 7, 2026

      Yolda Olmak, Var Olmaktır

      Ağustos 9, 2025

      Gülhane Parkında sarnıç olduğunu biliyor muydunuz?

      Nisan 2, 2023

      Klasik mobilyada en çok tercih edilen ağaç türlerini biliyor musunuz?

      Nisan 1, 2023

      Mart ayında Türkiye’nin en çok konuştuğu başlıklar

      Nisan 1, 2023

      SEMA VE HALİT

      Kasım 1, 2026

      BAŞKALARININ GÖZÜ VE UTANÇ: THE SUBSTANCE

      Kasım 1, 2026

      İlk gotik roman: Otranto Şatosu

      Ekim 27, 2026

      Polat Özlüoğlu ile “Kalbin Durduğu Bütün Zamanlar” romanı üzerine

      Ekim 13, 2026
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    Buradasınız:Anasayfa » BAŞKALARININ GÖZÜ VE UTANÇ: THE SUBSTANCE
    Film

    BAŞKALARININ GÖZÜ VE UTANÇ: THE SUBSTANCE

    Kasım 1, 2026Yorum yapılmamış6 dk Okuma Süresi
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Email
    Paylaş
    Facebook Twitter Pinterest WhatsApp Email

    Sinan Cem Çamözü

    İnsan neden kendisi olmaktan utanır? Aynaya baktığında gördüğü bedeni neden olduğu hâliyle kabul etmek yerine onu değiştirmeye, düzeltmeye ve bazen de ondan kurtulmaya çalışır? Belki de sorun, kendimizde gördüğümüz kusurlardan çok, bu kusurların bizi başkalarının gözünde nasıl birine dönüştüreceğine dair taşıdığımız korkudur.

    Coralie Fargeat’nın The Substance filmi, tam da bu korkunun peşinden gider. Yaşlanan bir yıldız olan Elisabeth Sparkle, artık eskisi kadar arzulanmadığını fark ettiğinde yalnızca gençliğini kaybetmekle yüzleşmez; gençliğini kaybettiği için değerini de kaybettiğine inanmaya başlar. Karşısına çıkan gizemli bir yöntem, ona daha genç ve daha arzulanabilir bir versiyonunu yaratma fırsatı sunar. Fakat bu fırsatın ardında daha rahatsız edici bir soru vardır: İnsan, başkalarının arzuladığı biri olabilmek için kendisinden ne kadar vazgeçebilir?

    Filmin başlarında Elisabeth’in televizyon yapımcısı Harvey ile yaptığı öğle yemeği görüşmesi, bu sorunun toplumsal zeminini ortaya koyar. Harvey, Elisabeth’in kariyerini bitirmeye karar verirken yaşını bir kusur gibi değerlendirir. Karides yerken gösterilen yapımcının kayıtsızlığı ile Elisabeth’in uğradığı aşağılanma arasındaki karşıtlık, bedenin eğlence endüstrisi tarafından nasıl değerlendirildiğini gösterir. Fargeat’nın Harvey’nin yemek yiyişini rahatsız edici yakın planlarla göstermesi de tesadüf değil tabii ki. Elisabeth’in bedeni yaşlandığı için değersizleştirilirken onu yargılayan erkeğin bedensel davranışları neredeyse grotesk bir gösteriye dönüşebiliyor. Bu sahnede kameranın kime, nasıl baktığını düşünmek bile filmin eleştirisini anlamak için yeterli olabilir. 

    Elisabeth’in kaybettiği yalnızca işi değildir; yıllarca kendisini tanımlayan görünürlüğü de elinden alınır. Yaşlanmak, onun için biyolojik bir değişim olmaktan çıkarak toplumsal değerini kaybetmek anlamına gelir.

    Ardından karşısına çıkan Substance, bu kaybı tersine çevirmeyi vadeder. Bu deneysel yöntem, Elisabeth’in kendisinden daha genç bir versiyonu olan Sue’yu yaratmasını sağlar. İki beden aynı benliğin parçalarıdır ve yedişer günlük dönemler hâlinde sırayla yaşamak zorundadır. Ancak Sue’nun kendi zamanını uzatması, Elisabeth’in bedeninden giderek daha fazla şey almasına neden olur. Elisabeth’in kendi bedenini yararak Sue’yu dünyaya getirdiği sahne, bu ilişkinin temel çelişkisini görünür kılar. Kendisini kurtaracağını düşündüğü yeni benliği yaratırken kendi bedenini geride bırakır. Sue aynada kendisini keşfederken yerde yatan Elisabeth, arzuladığı dönüşümün bedelini daha ilk andan itibaren ödemeye başlar.

    Filmi izlerken aklıma takılan sorulardan biri şu oldu: İnsan kendi bedeninden gerçekten utanır mı, yoksa birileri ona utanması gerektiğini mi öğretir? 

    Utanç, çoğu zaman başkasının bakışını içselleştirmekle başlıyor. Bir süre sonra bizi yargılayan kişinin yanımızda bulunmasına gerek kalmıyor; onun gözleriyle kendimize bakmayı öğrenmişizdir nasılsa.

    Elisabeth’in bir randevuya hazırlanırken aynanın karşısında geçirdiği sahne, filmin beni en fazla düşündüren anlarından biriydi. Başlangıçta dışarı çıkmaya hazırlanan Elisabeth, makyajını ve kıyafetini tekrar tekrar düzeltirken kendi görüntüsünden giderek rahatsız olur. Sonunda makyajını dağıtır, takma kirpiklerini çıkarır ve randevusuna gitmekten vazgeçer. Fargeat’nın yakın planları, makyajını düzeltme hareketleri ve giderek sertleşen yüz ifadesi üzerinde yoğunlaşır. 

    Bu sahneyi izlerken Elisabeth’in aynada gerçekten ne gördüğünü merak ediyorum. Kendi yüzünü mü, yoksa yıllardır kendisine nasıl görünmesi gerektiğini söyleyen insanların yargılarını mı? 

    Sorun, aynadaki görüntüsünün gerçekten kabul edilemez olması değil aslında. Elisabeth, kendisini nasıl görmesi gerektiğine dair ölçütleri o kadar içselleştirmiş ki kendi görüntüsüyle baş başa kaldığında bile bu yargıdan kaçamıyor. Kamera bizi de bu acımasız bakışın tanığı yapıyor. Hatta bir noktada seyirci olarak biz de Elisabeth’i değerlendiren gözlerden birine dönüşüyor olabilir miyiz?

    Sue’nun varlığı bu utancı daha da derinleştirir. Çünkü Sue yalnızca Elisabeth’in genç hâli değil, Elisabeth’in kendisinde eksik bulduğu her şeyin canlı bir karşılığıdır. Elisabeth artık kendi bedenini genç versiyonuyla karşılaştırarak değerlendirir. Böylece utanç, dışarıdan gelen bir yargı olmaktan çıkar ve insanın kendi kendisine yönelttiği bir cezaya dönüşür.

    Fargeat’nın renk kullanımını da bu açıdan düşünmek gerekiyor. Sue’nun dünyasındaki parlak pembe tonları, canlı ışıklar ve kusursuz görünen yüzeyler, gençliğin ve arzulanmanın neredeyse reklam estetiğine dönüşmüş hâlini hatırlatıyor. Elisabeth’in sarı paltosu ise benim için filmin en çarpıcı görsel tercihlerinden biri. Sarı, ilk bakışta görünürlüğü çağrıştırıyor; fakat Elisabeth o paltonun içinde giderek görünmezleşiyor. Filmin renkleri yalnızca iki karakterin dünyasını birbirinden ayırmıyor, onların toplum tarafından nasıl görülmek istediklerini de düşündürüyor. Burada ilginç bir çelişki yok mu? İnsan, herkesin kendisini görmesini isterken aynı zamanda görülmekten utanabilir mi?

    Arzulanan kişi olmak, kendinden kurtulmak mıdır? Sue başlangıçta Elisabeth’in arzuladığı gençliği, güzelliği ve görünürlüğü temsil eder. Ancak zamanla kendi başarısını ve varlığını korumak isteyen bağımsız bir karaktere dönüşür. Televizyon dünyasında yeniden ilgi görmesi, onun da kendisini bu ilginin ölçütlerine göre değerlendirmesine yol açar. Sue, Elisabeth’in yaşadığı değersizleştirilmeden kaçarken aynı düzenin içinde kendi yerini sağlamlaştırmaya çalışır. Artık yalnızca Elisabeth’in arzularını gerçekleştiren bir beden değildir; varlığını sürdürebilmek için Elisabeth’i tüketen bir rakiptir.

    Elisabeth’in Sue’nun reklam panosundaki görüntüsüyle karşılaşması, bu rekabetin anlamını derinleştirir. Sue’nun yüzü kamusal alanda sergilenirken Elisabeth’in yaşlanan bedeni görünmezliğe mahkûm olur. Bir zamanlar aynı kişinin parçası olan iki beden, artık değer ve değersizlik arasında kurulmuş bir karşıtlığın taraflarıdır. Elisabeth’in Sue’ya duyduğu hayranlık, kendi varlığına duyduğu hoşnutsuzlukla iç içe geçmiştir.

    Utanç böylece arzunun karşıtı olmaktan çıkar ve onu besleyen bir güce dönüşür. Elisabeth, kendisinde kabul edemediği şeylerden kurtuldukça özgürleşeceğini düşünür. Fakat arzunun amacı kendi hayatını yaşamak değil, başkalarının gözünde kabul edilebilir olmaksa bu özgürleşme hiçbir zaman tamamlanmaz. Sue’nun başarısı arttıkça Elisabeth’in ödediği bedel büyür; genç benlik sahnede alkışlanırken onu mümkün kılan beden kapalı kapılar ardında çürür.

    Filmin sonundaki yılbaşı yayını, bu döngünün vardığı noktayı gösterir. Sue, güzelliğini ve başarısını koruma arzusuyla Elisabeth’i öldürür. Ancak kendi bedeni de bozulmaya başladığında kusursuzluğunu geri kazanmak için yeniden Substance’a başvurur. Ortaya çıkan Monstro Elisasue, iki benliğin birbirinden koparılamayan, tekinsiz bir birleşimidir.

    Finalde Monstro Elisasue sahneye çıktığında karşılaştığı dehşeti izlerken filmin başına dönüyorum. Elisabeth’in en büyük korkusu yaşlanmak mıydı, yoksa artık kimsenin bakmak istemeyeceği birine dönüşmek mi? Fargeat, finalde bedeni öylesine grotesk bir biçime sokuyor ki güzellik üzerine kurulu bütün ölçütler anlamsızlaşıyor. Üstelik seyircilerin canavara gösterdiği tepki, Elisabeth’in en başından beri korktuğu toplumsal yargının en şiddetli hâli. Burada yönetmenin bize de bir oyun oynadığını düşünüyorum. Film boyunca güzel bedene bakmaktan zevk alan seyirci, çirkin bulduğu bedene bakmaya ne kadar dayanabiliyor?

    Monstro Elisasue’nin sahnede görünmesiyle birlikte, bütün hayatını kaçmaya adadığı korku gerçeğe dönüşüyor. Arzulanan kişi olabilmek için reddettiği beden, sonunda kaçamayacağı bir biçimde geri dönüyor.

    Belki de The Substance’ın asıl dehşeti, insanın yaşlanması ya da bedeninin değişmesi değildir. Asıl dehşet, insanın değişen bedenini kabul edilemez bulmayı öğrenmesi ve bu utançtan kurtulmak için kendisine düşman hâline gelmesidir. Elisabeth ile Sue, birbirlerini yok etmeye çalışırken aynı ölçütün içinde sıkışıp kalırlar. Biri gençliğini, diğeri başarısını korumak ister; ikisi de değerlerini başkalarının bakışına bağlamıştır.

    Elisabeth’in hikâyesi bize yalnızca güzelliğin bedelini sormaz, daha derin bir soruyla karşı karşıya bırakır. Başkalarının arzuladığı kişi olabilmek için kendimizden vazgeçtiğimizde, arzulanmasını istediğimiz kişi biz miyizdir?


    Film sinan Cem Çamözü sinema suaremag yazar

    Related Posts

    Uyanmak: Uyuyan Kadın ve Kaybolan İnsan

    Kasım 2, 2026 Film

    MUHTAÇ DEĞİLİM, GİTME

    Kasım 1, 2026 Hakan Akdoğan

    ARZUNUN YARASI, UTANCIN İNTİKAMI 

    Kasım 1, 2026 Nilgün Karataş - SuareMag

    BAŞKASININ ARZUSU

    Kasım 1, 2026 Arzu Kurt
    Yorum Yap
    Yorum yazın Cancel Reply

    Yeni Eklenenler

    Altın Portakal’dan Geriye Kalanlar: On İki Film, On İki Hikâye

    Kasım 3, 2026 Festival

    SAYIM ÇINAR’DAN FESTİVAL İZLENİMLERİ Bu yıl 63’üncüsü düzenlenen Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali, “Daima” sloganıyla…

    Sıradan Hayatların Sessiz Çığlığı: Kelebek Çalısı

    Kasım 3, 2026

    Uyanmak: Uyuyan Kadın ve Kaybolan İnsan

    Kasım 2, 2026

    MUHTAÇ DEĞİLİM, GİTME

    Kasım 1, 2026
    Sosyal Medya'da Biz
    • Facebook
    • Twitter
    • Instagram
    • YouTube
    Bu Haberleri Kaçırmayın

    Kolon kanserine karşı 5 etkili önlem

    Mart 30, 2023 Uncategorized

    Outlander hayranları ekran başına

    Kasım 15, 2023 Dizi

    ADALARDAN BİR YAR GELİR BİZLERE 

    Nisan 1, 2026 Gönül Yasemin Ölmez
    Hakkımızda
    Hakkımızda

    Film, kitap, sanat, hayat ve daha fazlası için haber, röportaj, makale, podcast, güncel bilgiler içeren e-dergi.

    Email : editor@suaredergi.com.tr

    Künye

    Son Eklenen Yazılar

    Altın Portakal’dan Geriye Kalanlar: On İki Film, On İki Hikâye

    Kasım 3, 2026

    Sıradan Hayatların Sessiz Çığlığı: Kelebek Çalısı

    Kasım 3, 2026

    Uyanmak: Uyuyan Kadın ve Kaybolan İnsan

    Kasım 2, 2026

    Haber Bülteni

    Haber Bültenimize Abone Olun

    X (Twitter) Instagram Facebook
    © 2026 Tüm Hakları Saklıdır. Do Medya & Ekipbizz İçerik İşbirliğiyle hazırlanmaktadır.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.