Fatma Maksude Kılınç
Çok aşıktım, evlendik. Böylesine âşık olup da evlenebilmek herkese nasip olmaz herhalde. Büyük ve görkemli bir davet organize edildi. Gören herkesin delicesine kıskanacağı bir davetti. Işık oyunları, mumlar, çiçekler, havai fişekleri… Özel bir tuvaletim vardı, isteğime göre dikilmişti. Davetliler de çok şıktı. Ama bizden gözlerini ayıramadılar. Sadece kayınvalidem suskun ve mutsuzdu. Gecenin sonlarına doğru bir ara yanıma gelip gizlice “Umarım mutlu olursun,” dedi. Önce kıskançlık sandım, sonra bir farklılık hissettim ama anlayamadım. Kocamın kara gözleri bana aşkla bakıyordu başka hiçbir şey umurumda değildi. Gece bir an önce bitsin evimize gidelim istiyordum. Aşka susamış bir kadın vardı burada, çok seven, aşkına kavuşmak isteyen…
Kayınpederle kayınvalidenin bir kez olsun dans etmediklerini fark ettim. Onca sarhoşlukla nasıl oldu da fark ettim onu da anlamış değilim. Ama kayınvalidemin gelip fısıltıyla söylediği söz beni rahatsız, huzursuz etmişti. Belki de ondan fark ettim, bilemiyorum. Büyük konakta onlarla birlikte yaşayacaktık. Özel bir süit hazırlamışlardı. Bize ait özel bir daire gibi. Çok heyecanlıydım. Benim ailem de varlıklıydı ama böylesine koca bir konağımız yoktu. Bir yanımız deniz, bir yanımız koruluk şahane bir evdi.
Pasta töreni çok eğlenceli oldu, minik bir parça pasta göğsümün üstüne düştü, kocam eğildi ağzıyla aldı, gözleri bendeydi, aşkla bakıyordu bana. Anladım ki o da davetin bir an önce bitmesini istiyordu. Heyecanlandım.
Dans ettik, eğlendik, içtik, kahkaha attık. Arkadaşlarımız da çok eğleniyordu. Unutulmaz bir düğün oluyordu. Belli ki uzun zaman zihinlerden silinmeyecek, dedikodusu bitmeyecekti. Son şarabımı aldığımda kocam engelledi beni. “Artık yeter, bu gece bana lazımsın, sen de her anını mutlulukla yaşa istiyorum, içme artık.” Kabul ettim, heyecanlandım. Kayınvalidem bunu fark etmişti. Yanıma geldi, sessizce “İlk günden her şeye izin verme,” dedi. Artık kadının bir amacı olduğunu anlamıştım. Ama ne bilmiyordum. Zaman gösterecekti. Şimdi bu akşam canımı hiçbir şeyle sıkmak istemiyordum.
Gecenin sonlarında konukları uğurladık, kocam elimi tutup ailelerimizle vedalaşmadan arabaya bindirdi ve evimize gittik. Kendi süitimize geçerken biraz çekiştirme hissettiysem de önemsemedim. Kapıyı kapatmaya fırsat kalmadan deli gibi öpüşmeye başladık. Gece çok hızlı geçti, aşkla seviştik. Kocamda biraz hoyratlık vardı ama özlemdendir dedim geçtim.
Geçmedi, hoyratlık hiç geçmedi. Hatta dozu artarak sürdü. Önceleri zarar vermiyordu ama sonraları görünmez noktalarımdan ısırmak, parmak izi bırakacak kadar sıkmak geldi. Anlayamadım bu değişimi. Aslında değişim de denemez pek. Bu davranışların ufak izlerini nişanlıyken bile hissettirmişti bana, ben farkında değilmişim. Salakmışım demek. Yavaş yavaş soğumaya başladım kocamdan. Akşam yemeklerini ev halkıyla birlikte yerdik. Kayınvalidemin dikkat dolu bakışlarının altında hiçbir şey çaktırmamaya çalışarak çok zor akşamlar geçirdim. Kocam aşırı neşeli ve aşırı ilgili davranıyordu akşam yemeklerinde. Bana göre daha dikkat çekici oluyordu, özellikle kayınvalidemin gözünde. Farkındaydım, bilgi biriktiriyordu kadın. Ne yapacaktı bu bilgiyi bilemedim hiç. Son derece konfor içinde yaşıyordum ama özgürlüğümden emin değildim. Kocam bariz bir kıskançtı. Kız arkadaşlarımla buluşmam bile sorundu. Bazen yalan söylemek zorunda kalıyordum. Sadece ailemle buluşmama izin vardı. Ben de bunu kullanıyordum ne yazık ki. Giderek korkar oldum kocamın deliliklerinden.
Bir sabah kocamı işe uğurladıktan sonra tam süitime çıkacakken kayınvalidem ile karşılaştım. Karşılaşma gibi değildi pek. Beni bekliyordu. Bilgiye doymuştu demek. O halde netleştirmek istiyordu. Önce kızdım, sonra onu konuşturma fikri cazip geldi. Selamlaştık. Hiç beklemeden konuya girdi kadın;
“Nasıl gidiyor, her şey yolunda mı? Mutlu musun?”
Ooo bombardıman. Peki neden mutlu musunuz değil de sadece beni soruyor?
“Mutluyum, teşekkür ederim.”
“Geçen gece çok mutsuz görünüyordun. Bazı geceler de çığlıklarını duyuyorum. Oğlum seni üzmüyor değil mi?”
“Yoo hayır, bir sorun yok.”
“Benimle rahatça konuşabilirsin kızım, bir derdin olduğunda ilk bana gel emi? Birlikte bir çare buluruz. Kocanın annesi olabilirim ama kızların daima korunması gerektiğini düşünürüm. Benim bir kızım yok ama sen varsın. Her zaman yanındayım. Bunu unutma emi?”
Çok şaşırmıştım, böyle bir şey beklemiyordum. Mutlu oldum açıkçası. Ama yine de dertlerimi anlatmaktan yana değildim. Teşekkür ederek yanından ayrıldım. Arkamdan uzun süre beni takip ettiğini hissettim. Gözleri sırtımda kalmıştı sanki. Bir şeyler biliyor gibi konuşması beni rahatsız etti. Kocamın önceki ilişkilerinde de böyle şeyler olmuş muydu? Kadının kulağına gelmiş miydi? Bizi izlediğini, dinlediğini anlamıştım. Merak ettim.
Bir davet aldık. Hep beraber gidilecekti. Vücudumdaki morluklar görünmesin diye oldukça kapalı bir tuvalet seçtim. Kocam bunu görünce “Aferin,” dedi. “Ben de böyle bir şey giymeni söyleyecektim.” Anladım ki morluklar umurunda bile değildi, kıskançtı, çok kıskanç. Başta göstermediklerini şimdi gösteriyordu. Giderek zor günlerin beni beklediğini anlıyordum artık. Endişelerim yerini korkuya bıraktı. Davette de korugandı çok. Erkek arkadaşlarımla yalnız konuşmama izin vermedi, hemen yanımıza geldi. Bir ara kolumu çok sert tutarken ve ben de yüzümü buruşturduğumda kayınvalidemle göz göze geldik. Kendimi hemen toparladım ama yüzümdeki acıyı görmüştü. Davette ailem de vardı ama onlarla yalnız konuşamadım bile.
Ertesi gün bahçede karşılaştığımızda kaçamadım. Kolumdan yumuşacık tuttu ve oturma alanına yönlendirdi beni. Hizmetliye birer kahve söyledikten sonra gözlerimin içine bakarak konuşmaya başladı.
“Esaretinin farkındayım. Sana kaba davrandığını anlıyorum ve belki dövmeye başladığını düşünüyorum.”
Dövmek konusu beni boğdu. Henüz böyle bir şey yoktu ama giderek yaklaştığımızı hissediyordum. Kadın da boşuna sormuyordu muhakkak.
“Nereden çıkardınız dövme konusunu?”
Acı bir yüz ifadesiyle gülümsedi.
“Benden saklama hiçbir şeyi. Her şeyin farkındayım. Oğlumun ilk marifeti değil yaptıkları. Daha önceki ilişkilerinde hastanelik olan kızlar var. Tedavi olması gerek ama yanaşmıyor. En son arkadaşıyla birbirlerine deli gibi aşıktılar, kız çok uğraştı tedavi için ama sonuç onun için çok acı oldu. Ölebilirdi, şükür ki sadece kolu kırıldı ve ayrıldılar. Hemen sonra sana âşık olmasını çok doğal bulmadım ben. Biliyorsun karşı çıkmaya da çalıştım. Beni yanlış anlamış bile olabilirsin. Ama seni korumaktı amacım. O ayrılık acısının hemen ardından seni sevmesi çok doğal değildi. Acısını bir şeylerden çıkaracaktı, belliydi. Hep böyle oldu çünkü. Senin adına çok karşı çıktım ama dinletemedim. Hayali bir aşk yaşıyordu, hiç farkında değildi. Acil tedaviye ihtiyacı var ama kabul etmiyor ve ben ne yapacağımı bilmiyorum. Bana yardım et lütfen. Belki sen başarabilirsin. Çünkü seninle evlendi ve halen şiddet artmadı. Ne dersin?”
“Ben ne yapabilirim ki? Durumu bildiğimi söyleyip tedaviye götürmeyi mi denemeliyim?”
“Hayır hayır, ters teper bu durum. Hasta sen olabilirsin, ondan yardım iste. Hayaller gördüğünü, onun sana çok kötü davrandığını düşündüğünü söyleyebilirsin. Seni doktora götürsün, mutlaka yanında dursun, ben doktoru önceden ayarlayacağım. Yeter ki yanında olsun.”
“Ama o çok zeki biri, bu kumpası anlayacaktır. Daha kötü olmaz mı? Güveni kırılmaz mı? Hem psikiyatristlerin hastasını yalnız aldığını çocuklar bile biliyor. Nasıl olacak bu?”
“Her şeyi ben ayarlayacağım. Yeter ki sen vazgeçme ve doktora yalnız girmek istemediğini, onun da yanında olmasını istediğini söyle. Bu konuda ısrarcı ol. Olur mu?”
“Peki, dediğinizi yapacağım, onun iyiliği için her şeyi yaparım.”
Dediğimi yaptım da ama işkillenmiş olsa gerek o içeri girmedi ve o geceden itibaren dayaklar başladı. “Madem hayalini görüyorsun o halde gerçeğini yaşa bakalım.” Böyle başladı. Canımın yanmasından çok zevk aldığını anladım. Bakışları şehvet doluydu. O mutluydu ama ben… Ben çok acı çekiyordum. Bir gece çok ileriye gitti. Uzun süren bir işkencenin sonunda çığlıklarıma annesi yetişti, yanında polis ve doktor vardı. Ağlayarak oğlunu teslim etti. Eminim çok acı çekiyordu, belki benden bile çok.
Kısa sürede içerden çıkardılar tabii ki ama mahkeme tedavi zorunluluğu getirmiş. Tedaviye gidiyor mu, gidiyorsa cevap veriyor mu bilmiyorum. İçime kapandım, acı çekiyorum ve özlüyorum. Aşk insana verilmiş hem en güzel hem de en acı duygu. Bana acı yanı kaldı ne yazık ki…

Fatma Maksude Kılınç, Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema-TV Ana Sanat Dalı mezunudur. Daha çok senarist olma hedefiyle okurken, on iki eylül karanlığında, reklam yazarlığına mecbur kaldı. İzmir Reklamcılar Derneği’nin ilk ve tek kadın başkanı oldu. Kitvak kurucularındandır. İlk yazarlık yıllarında iki çocuk radyo oyunu TRT’de yayımlandı. Atilla İlhan’ın şiirlerini beğenmesiyle Sanat Olayı’nda şiirleri yayımlandı. İki şiir dosyası var ama yayınlatmaya korkuyor. İzmir’de çeşitli gazetelerde köşe yazarlığı yaptı. Son dönemde kadın yazarlardan oluşan bir grupla üç öykü seçkisinde yer aldı. Distopya dergisi editörlerinden. Bir kızı ve iki minik oğlan torunu var.


