Arzu Kurt
İnsan, esir olduğunu fark etmeden, konforunu korumak için özgürlüğünden ne kadar feragat edebilir?
“Vazgeçtiklerimiz ardımızda bir buz dağına dönüşene kadar,” diye yazdı ekrana. İlk Turgut Özben evinin koltuğunda oturup eşyalarını süzdüğünde yakalanmıştı bu hastalığa; o da vücudunun şeklini almış koltuk minderine bakarken buldu kendini.
‘L biçimi salona döndü, maroken taklidi plastikle kaplı rahat koltuğa oturdu; bir düğmeye basarak koltuğu geriye itti.’
Turgut’la birlikte yakalanmış, onunla kendini ele vermişti. Bu kelimeler girdabı onu fırlatıp attı.
Böylece Yazar, kendi yerini bulamamış insanlar topluluğuna katıldı, üstelik henüz bir Olric’i yoktu.
Gündelik hayatın gerçek olmaması hissi, gerçekliğin sadece yüzeyiydi. Selimin günlüğüne yazdığı ‘Ben, Kant gibi düşünmek istiyordum. Kelimelerle uğraşıyordum ayrıca…’ demesi bile Turgut’a bu simgeler denizinin sahteliğini yadsıtmadı. Kelimelerden önce de sonra da yalnızlık vardı demişti. Kelimeler yalnızlığı unutturmuştu, onları yenmiş, onlara yenilmişti.
Yazar unutmak için yazmaya devam etti. Henüz yenememişti ama yenilmişliği bir nişan gibi göğsünde taşıyordu.
İnsan, bildiği şeyle sığınır. Konfor alanı; alışılmış, öngörülebilir, tehditleri bile tanıdık sığ sulardır. Değişime direnç gösterir, kontrol edebildiğine katlanır. Belirsizlik ürkütücüdür. Kalmak, değişimden güvenlidir. Konfor alışkanlığa dönüşür. Mevcut mutsuzluk; değişimin yaratacağı kaygıdan konforludur.
Olric’e sormak istiyorum Özben gibi; “Benim gibi zayıf ve korkak birinin bu işin üstesinden gelmesi mümkün mü?“
Olric, romandaki gibi cevap vermeli; “Mümkündür efendimiz.”
“Benim gibi günlük yaşantı batağına saplanmış biri ne yapabilir Olric?“
“Her yaşantınızda Turgut’luk olduktan sonra gerisinin ne önemi var efendimiz?“
Ben de Turgut gibi anlıyor fakat anlamaktan korkuyordum. Onun gibi ilk defa ben de başka bir insan olma özlemi duyuyordum.
Freud’un “Tekrarlama Zorlanımı” dediği şey alışkanlık bataklığının karanlık sularıdır. Aynı ilişki biçimleri, aynı korku ve başarısızlık birbirine dolanır. Tüm bunlar kader gibi yaşanır. Kişi döngüyü bilerek seçmese de benzer durumlara çekilir. İlişki örüntüleri aynı tip, aynı sorunlu insanları seçer. Güvenli hissettiren bu tuzaklardan uzak durmak gerekir.
Tek tek benzer seçimleri eliyorum Olric. Yazar insan yığınları üzerinde yükseldi.
Toplumsal düzene hapseden alışkanlık hastalığı; yalnızlığa karşı sığınılan bu güvenli kalkan, tavizler, uyum süreçleri konforlu bir hapishane yaratır. Esaret görünmez, rahatlatır. Birden ayırdına vardığın bu parmaklıklar rahatını bozmuştur. Artık evin bile tanıdık değildir. Salonda ayakta durur, bu yabancı dünyaya boş gözlerle bakarsın.
Aynı Selim’in Günseli’ye sitemi gibi meslektaşına seslenmek isterdi:
“Beni bir gün unutacaksan, bir gün bırakıp gideceksen boşuna yorma derdi, boş yere mağaramdan çıkarma beni. Alışkanlıklarımı, özellikle yalnızlığa alışkanlığımı kaybettirme boşuna.”
Heyhat o sayfalar yazılmış, okunmuştu bir kere.
Sitem etse de içten içe bu yazar da biliyordu her şeyin değiştiğini.
Özgürlüğün yükü ağırdır. Sonuçlardan doğan sorumluluk sendedir. Kendini otomatik uyumdan kurtardığında esaretten de kurtulur. Artık özgürlüğe mahkûmdur. Alışkanlığı kırmak kontrol alanını daraltsa da tutum, seçme alanı tanır.
Seçtiğim kocaman bir uçurum vardı önümde.
Ya başarısız olursam?
Ya kaybedersem?
Ya ölürsem?
Ölmedi.
Öğrenilmiş çaresizlik bağlarını koparan insan, hiçbir şey değişmeyecek yanılgısından kurtulur. Güvenlik yerine riski, alışkanlık yerine seçimi adımlar. Korku cesarete bulanır. Özgürlük artık konfor çemberinden çıkmıştır.
Belirsizliğin soğuk raylarında ilerlemeye hazırdı.
Henüz onun olmayan Olric’e döndü ve seslendi.
“Gidiyoruz Olric.”

Arzu Kurt, Karabük doğumlu, evli, iki çocuk annesi. İstanbul’da yaşıyor. Denize ve kitaplara aşık. Uludağ Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümü mezunu. Bir kamu bankasında şube müdürü olarak rakamlarla geçen yılların ardından emekli olup kelimelere yöneldi. Yaratıcı yazarlık atölyelerinde başladığı ikinci kariyerinde kolektif kitaplarda altı öyküsü ve iki dergi yazısı yayımlandı. Yazı yolculuğuna Suaremag’da devam ediyor.

