Gülşehri Kanyılmaz
Yirminci evlilik yıldönümlerine de babam, anneme hediye olarak metalden bir Hint bavulu almıştı. Yeşil boyalı, üzerinde kabartmalı altın yaldız, küçük çiçekler vardı. Görenler çok beğenmişti.
Babam anneme bu bavulu hediye ettiğinde annem bavulu çok beğenmiş ve en değerli takılarını bu bavula koymuştu. Bavulu kilitleyerek yatak odasına yerleştirdi.
İki sene sonra babam kalp krizinden vefat ettikten sonra annem bavula daha çok önem verdi. Çünkü babamdan kalan son hatıraydı. Bavulu, annem gözü gibi sakınıyordu. Ayrıca annem bütün takılarını ve babamın evlenmeden önce kendisine yazdığı bütün aşk mektuplarını ve babamın tesbih koleksiyonu bavulun içinde saklıyordu.
Derken kentsel dönüşüm nedeniyle evden taşınmamız gerekiyordu. Evimize yakın bir nakliye şirketi ile anlaştık. Eşyaların bir kısmını toplayarak kutulara koyduk. Bazı eşyalarımızı da nakliye şirketinden gelen gençler topladı.
Yeni eve taşınınca paketlerin hepsini açmadık. Ebeveyn banyosuna üst üste koyduk.
Evi yerleştirdikten sonra bavul annemin aklına geldi, bana bavulu görüp görmediğimi sordu.
“Ben de herhalde ebeveyn banyosuna koyduğumuz eşyaların arasında” dedim.
Aradan dört sene geçti. Evimiz bittiği için tekrar kendi evimize taşındık. Bütün paketleri açtık; ancak bavul hiçbir yerde yoktu. Annem giyindi ve karakola gidip şikâyetçi olacağını söyledi.
Ben de çok üzüldüm. Ama dört sene önce çalınan bir bavul için şikâyetçi olmak bana pek mantıklı gelmedi. Annemi ikna etmek için epey dil döktüm. Sonunda onu şikâyetçi olmaktan vazgeçirdim.
Aradan çok zaman geçti. Ayrıca bavulun bir fotoğrafı da yoktu. Polis bir tarifle bavulu nasıl bulacaktı ki. Annem hırsından ağlamaya başladı. Dört sene önce evden taşındığımız günün akşamında kuzenim eve uğramış, ışık yanıyormuş, kapıda zorlanarak açılmış…. Demek ki bavul evde balkonda büyükçe bir dolap vardı. Bavulu o dolaba gizlemişler. Çünkü bavulun kulpunda pembe bir fiyonk vardı. Fiyonk dolabın içine düşmüş. Annem bu fiyonk buraya nasıl geldi, diye düşünmüş ama bu gençlerin bavulu çalacaklarına ihtimal vermemişti. Olayın üzerinden on sene geçti. Ama annem bavul için hâlâ her gece dua eder. “Allah’ım bavulun içindekilerden vazgeçtim. Ama inşallah bavulu getirip, kapıma bırakırlar.”
Ee giden gelir mi bilmem… Annem bavulun geleceğinden emindi.
“Suç insanın vicdanını rahat bırakmaz. Bir yerde bir gün doğru yolu bulurlar ve bavulumu kapının önüne koyarlar” diyordu.
Annem bavulun yok olmasından kendisini sorumlu tuttu. Babanın hatırasına yeteri kadar sahip çıkamadığı için kendisini suçladı. İnşallah annem haklı çıkar; bir gün bavuluna yeniden kavuşur.


