Close Menu
    Son Eklenenler

    Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

    Temmuz 5, 2026

    Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

    Temmuz 5, 2026

    SuareMag Temmuz 2026

    Temmuz 1, 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Pazartesi, Temmuz 6
    X (Twitter) Instagram Facebook
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    • YAŞAM
      1. Aktüel
      2. Beslenme
      3. Felsefe
      4. Fitness
      5. İlişkiler
      6. Kişisel Bakım
      7. Kişisel Gelişim
      8. Psikoloji
      9. Sağlık
      10. Seyahat
      11. Sürdürülebilir Yaşam
      12. Teknoloji
      13. View All

      Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği: “Türk Gençliğine Atasını Unutturamazsınız”

      Ocak 16, 2026

      Apaçık Radyo’dan gençlere açık çağrı: “Açık Alan” başvuruları başladı

      Ocak 15, 2026

      Nazlı Eray’a “Yaşayan Efsane” Onuru

      Temmuz 5, 2025

      Yüzüncüyıl Gazeteciler Derneği’nden anlamlı seminer

      Temmuz 3, 2025

      İnovatif makarnacı Pastavilla 32. yaşını ödülle kutluyor

      Nisan 22, 2024

      Buğday Derneği ‘zehirsiz kentler’ için harekete geçti

      Aralık 23, 2021

      Pandora – Yasak Bilgi ve Merak, Felaket ya da Umut

      Nisan 5, 2026

      İkarus -Yükselme Arzusu, Protez Kanatlar ve Çöküş

      Mart 8, 2026

      Medusa – Kadın Öfkesi ve Öteki’nin Bakışı 

      Şubat 24, 2026

      Narcissus – Benlik, İmaj ve Modern Ego

      Ocak 7, 2026

      Ailemizin ‘Sessiz Odası’

      Mart 23, 2026

      Ergen ebeveynleri için kılavuz

      Eylül 23, 2024

      Aşkın Lotus Hali… 

      Temmuz 4, 2024

      “Doktordan Az Kullanılmış” bu defa bir kitap adı oldu

      Ağustos 29, 2023

      Parfümde şişe tasarımı kokudan önemli olabilir mi?

      Mart 28, 2023

      Saç bakımına ilişkin merak edilen 6 soru ve 6 yanıt

      Nisan 17, 2022

      Melda Kamhi Kosif’in yeni kitabı ‘Ruhun Fısıltısı’ okurla buluştu

      Haziran 8, 2026

      Pandora – Yasak Bilgi ve Merak, Felaket ya da Umut

      Nisan 5, 2026

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Stresten Huzura: Deneyimlenmiş bir dönüşüm süreci

      Mart 6, 2025

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Kimdir bu “Narsist Sapkınlar?”

      Mayıs 29, 2025

      Borderline: Bir Kişilik Bozukluğunun Biyografisi

      Mayıs 6, 2025

      Dementor – Ruh Emici: Narsisizmin gölgesinde bir yok oluş ya da yeniden doğuş hikâyesi

      Şubat 17, 2025

      Prof. Dr. Ahmet Karacalar’dan Lipödem Sendromu: Evrimsel Bir Uyumsuzluk

      Haziran 14, 2026

      ‘Bağımlılık’ bir hastalık olmayabilir (mi?)

      Şubat 18, 2026

      Longevity: Daha uzun ve daha iyi bir hayat mümkün mü?

      Şubat 4, 2026

      ‘Hepimiz Narsistiz’ kitabının yazarı Şule Öncü: Sanıldığından yaygın!

      Mayıs 17, 2024

      Sayım Çınar’dan Graz Notları: Sakinliğin, sanatın ve lezzetin şehri

      Şubat 6, 2026

      Melis Melek ile Yeryüzü Günlükleri

      Aralık 21, 2025

      ORTAÇAĞ’IN ORTASINDA BİR ŞEHİR: MDINA

      Kasım 1, 2025

      IŞIĞIN İZİNDE, GÖLGENİN PEŞİNDE: PARİS

      Kasım 1, 2025

      Nihal Gündüz’den ‘makarna’ ile ‘Çevre Krizi’ fotoğrafları

      Ağustos 15, 2025

      ‘Baumit ile Olasılıklar’ kitabı ile geleceği yeniden düşünüyor

      Eylül 20, 2023

      Heykeltıraş Varol Topaç’ın çelik üretim atıklarından yarattığı eser Contemporary İstanbul’da

      Eylül 17, 2023

      Jeotermal enerjiyi çocuklara anlatan kitap: Damla Adamlar

      Ağustos 31, 2023

      Kim Korkar Yapay Zekadan

      Haziran 8, 2025

      Türkiye’nin mutfak ve kültür mirasından seçkiler dijital erişime açılıyor

      Ekim 20, 2023

      Mevzular Açık Mikrofon, artık GAİN’de

      Eylül 1, 2023

      Akıllı makineler ve robotlar denilince akla gelen filmler

      Ağustos 31, 2023

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      ‘Hikâye Hepimiz İçin Temel İhtiyaç’

      Haziran 23, 2026

      Suare Kitaplığı ve Suare Yazarları Sarıyer Edebiyat Günleri’nde Okurlarla Buluşuyor

      Haziran 15, 2026

      Prof. Dr. Ahmet Karacalar’dan Lipödem Sendromu: Evrimsel Bir Uyumsuzluk

      Haziran 14, 2026
    • KÜLTÜR – SANAT
      1. Kitap
      2. Müzik
      3. Öykü
      4. Sanat
      5. Sergi
      6. Sinema
      7. Şiir
      8. Tiyatro
      9. Video
      10. View All

      Ayın Kitapları: TEMMUZ AYINDA NE OKUYALIM?

      Temmuz 1, 2026

      Kendi ‘araf’ının çıkmaz sokağındaki insan

      Haziran 30, 2026

      Figen Ormancı’dan yeni roman: Hiç Kimsenin Gölgesi

      Haziran 29, 2026

      40 Dilde Yayımlanan Dünya Çapındaki Fenomen Roman “Theo” Türkiye’de!

      Haziran 26, 2026

      Ayın Şarkıları: TEMMUZ AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Temmuz 1, 2026

      Ayın Şarkıları: HAZİRAN AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Haziran 2, 2026

      Ayın Filmleri: MAYIS AYINDA NE İZLEYELİM?

      Mayıs 1, 2026

      Ayın Şarkıları: MAYIS AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Mayıs 1, 2026

      İsmi Olmayan Hikayeler – VI

      Haziran 19, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – lV

      Mayıs 9, 2026

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – lV

      Nisan 12, 2026

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

      Nisan 29, 2026

      Gustav Klimt – Danaë: Altının içinden gelen sessiz uyanış

      Aralık 6, 2025

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Serçe Limanı batığının 1000. yılına sanatsal bir selam: Marmaris’te Cam Sanatı Sergisi

      Mayıs 2, 2026

      Peaky Blinders’ın klasik otomobilleri Rahmi M. Koç Müzesi’nde

      Mart 23, 2026

      Meşher’den Çevrimiçi Rehberli Turlar Başlıyor: İstanbul Temalı Sergiler

      Mart 23, 2026

      İfşa Günü: Yeni Başlayanlar İçin ‘Yeni Gerçeklik’

      Haziran 13, 2026

      Altın Palmiye Cristian Mungiu’nun oldu

      Mayıs 26, 2026

      Baran Gündüzalp ile ödüllü filmi Rosinante ve ötesi üzerine

      Mayıs 20, 2026

      Kadıköy Sinematek’te Louis Malle Retrospektifi ve dünya sinemasından özel seçki

      Nisan 27, 2026

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      ŞİİR – KADİR HORZUM

      Ocak 12, 2026

      Şiir: Kapandık kaldık içimize 

      Temmuz 18, 2025

      Şiir: Huy İşte

      Temmuz 7, 2025

      Kültürler Mut! Tiyatrosu’nda buluşuyor

      Mayıs 5, 2026

      Moda Sahnesi’nde sıkışan zaman: blueScat prömiyere hazır

      Nisan 8, 2026

      Listeler, Hisler ve Kadınlar

      Nisan 6, 2026

      27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nde ‘Bir Sahne Şövalyesinin’ mirasına bakmak

      Mart 27, 2026

      Parazit – Sınıfsal uçurumların sarsıcı anlatımı

      Haziran 30, 2025

      Garfield’in resmi posteri yayınlandı

      Aralık 19, 2023

      Napolyon bu kez Jaquin Phoenix’in yorumuyla sinemada

      Kasım 23, 2023

      Freud’s Last Session filminden fragman

      Ekim 27, 2023

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

      Temmuz 5, 2026

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      Ayın Kitapları: TEMMUZ AYINDA NE OKUYALIM?

      Temmuz 1, 2026
    • SD+
      1. Röportaj
      2. Haber
      3. Makale
      4. Portre
      5. Diğer
      6. View All

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      ‘Hikâye Hepimiz İçin Temel İhtiyaç’

      Haziran 23, 2026

      Bir Yansımanın İçinden Dünyaya Bakmak

      Haziran 22, 2026

      Baran Gündüzalp ile ödüllü filmi Rosinante ve ötesi üzerine

      Mayıs 20, 2026

      Feriköy Antika Pazarı kapanıyor mu?

      Nisan 13, 2026

      79. Cannes Film Festivali seçkisi duyuruldu

      Nisan 10, 2026

      Yeşilçam’ın köklü şirketi Erman Film’de yollar ayrıldı

      Şubat 6, 2025

      Defne ya da Bazı Tuhaf Hayatlar: Herkes kendi hikayesine sahip çıksın!

      Kasım 16, 2024

      Gerçekler Sizi Özgürleştirir Ama Önce Öfkelendirir: 8 Mart’ta Gloria Steinem’i yeniden okumak

      Mart 8, 2026

      Tahakküme Meydan Okuyan Küçük Harfler: bell hooks ve Duygu Yoldaşlığı

      Mart 8, 2026

      Bir gölün kıyısındaki Leylâ: Epstein ve depremin kayıp çocukları

      Şubat 17, 2026

      Don Quixote’un zırhı: Dünyaya karşı giyinmek

      Ocak 10, 2026

      100 Yıllık Bir Ses: David Attenborough

      Mayıs 8, 2026

      Sinemanın Şairi Béla Tarr’ın Ardından

      Ocak 7, 2026

      Yolda Olmak, Var Olmaktır

      Ağustos 9, 2025

      Maria Anna Mozart

      Temmuz 20, 2025

      Gülhane Parkında sarnıç olduğunu biliyor muydunuz?

      Nisan 2, 2023

      Klasik mobilyada en çok tercih edilen ağaç türlerini biliyor musunuz?

      Nisan 1, 2023

      Mart ayında Türkiye’nin en çok konuştuğu başlıklar

      Nisan 1, 2023

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      SEANS VE SONRASI

      Temmuz 1, 2026

      IL TEMPO SOSPESO.            

      Temmuz 1, 2026

      GATTACA: SEÇİMLERİMİZ GERÇEKTEN BİZE Mİ AİT? 

      Temmuz 1, 2026
    • PODCAST

      Podcast: Hayati Tavsiyeler ‘Bahar ve Mitoloji’ ile yayında

      Mayıs 5, 2023

      Denenmiş, test edilmiş, onaylanmış: Hayati Tavsiyeler

      Mayıs 5, 2023

      Meraklı bünyeler için podcast kanalı: Suare Online

      Mayıs 1, 2023

      Akla takılan sorulara yanıt arayan podcast: Neymiş?

      Nisan 9, 2023

      Hayati Tavsiyeler: Kendine yatırım yapanlara özel podcast

      Nisan 9, 2023
    • YAZARLARIMIZ
    • SuareMag
    • Suare Öykü
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    Buradasınız:Anasayfa » Figen Ormancı: Ruh emici bir insan hayalet karakterlerden bile korkunç!
    Edebiyat

    Figen Ormancı: Ruh emici bir insan hayalet karakterlerden bile korkunç!

    Mart 14, 2025Yorum yapılmamış11 dk Okuma Süresi
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Email
    Paylaş
    Facebook Twitter Pinterest WhatsApp Email

    Nilgün Karataş

    Yazarı ile romanı üzerine röportajlar serimizde bu kez “Dementor – Ruh Emici” romanı ile Figen Ormancı’yı konuk ettik. “Dementor – Ruh Emici” Figen Ormancı’nın ilk romanı değil, ancak benim okuduğum ilk romanıydı. Arka kapak yazısı ilginç gelmişti; Prof. Dr. Serhat Arıcı… Dünyanın kendisi için yaratıldığına inanıyor, geri kalan herkesi çöp gibi görüyordu. Dementor isminin zihnimde yarattığı çağrışımla kitabı okumaya karar verdim ve bir çırpıda okuyuverdim. Romanı iki türlü yorumlamak mümkün; narsist kişilik bozukluğu bir adamın mağdur ettiği bir kadın ve yakın çevresi. Ya da narsist kişilik bozukluğuna sahip bir adamdan kurtulmaya çalışan bir kadının hikayesi. Her iki bakış açısıyla da değerlendirdim ve sanırım ikincisini daha çok sevdim. Aklımdaki soruların yanıtlarını da bizzat yazarından dinlemek istedim. Suare Dergi okurları için oldukça samimi yanıtlar veren Figen Ormancı, edebiyat, hayat ve karakterleri sorularımızı yanıtladı.

    • “Dementor – Ruh Emici” adlı romanınızı yazmaya nasıl karar verdiniz? İlk fikrin ortaya çıkışı nasıl oldu?

    Bunun tek bir cevabı yok aslında. Sanırım gasligting diye bir kavram ile ilk tanıştığımda kendimi bu derya deniz narsisizm konusunun içinde buldum. Merakla başlayan araştırmalarım, edindiğim bilgiler bu konuya aslında hiçbirimizin çok da uzak olmadığını fark etmeme sebep oldu. Bu konuda bu kadar çok gerçeği öğrendikten sonra “Bunu herkes bilmeli” dediğim an kendimi klavyenin başında buldum. Evet… Bazen suçlu ve yetersiz hissettiğiniz, kendinizden emin olamadığınız anlar yaşarsınız. Dikkat edin! Böyle hissetmeniz için özel bir çaba içinde olan birileri olabilir…

    • ‘Dementor-Ruh Emici’ ismini seçmenizin özel bir sebebi var mı? ‘Dementor’ kelimesi, popüler kültürde özellikle Harry Potter serisinden biliniyor. Bu kelimeyi romanınızın başlığına taşırken, bu çağrışımları nasıl ele aldınız? Romanınızın bu kavramla ilişkisi nedir?

    Evet bu ismi romanıma vermekte ki amacım dikkat çekmekti. Kitabın kapağına baktıklarında bunu bir hayalet hikayesi gibi algılayıp, asla karşılaşmayacakları bir korku ögesi olarak eğlenceli ve heyecanlı vakit geçireceklerini düşünürken arka kapak yazısı ile ayakları yere basan gerçek bir hikaye olduğunu vurguladım. Okuyucuya hayali bir benzetme ile adlandırdığım bu karakterin ne yazık ki gerçekte belki de yanı başlarında duran kişi ya kişiler olabileceğini göstermek istedim. Gerçek bir ruh emicinin Harry Potter’daki hayalet karakterden çok daha korkunç olduğunu fark ettirmek ve algıları açmak için kullanmak istediğim bir metottu. 

    Serhat bir simge ama narsisizim kadar da gerçek!

    • Romanın ana karakteri Prof. Dr. Serhat Arıcı gibi görünüyor. Bazı okurlar için Zeynep de olabilir. Her ikisi üzerine çözümlemeler yapmak mümkün. İlk olarak Serhat’tan başlamak istersek; bu karakter nasıl ortaya çıktı? 

    Serhat gerçek bir karakter mi derseniz, yanıtım evet olur. Ne yazık ki narsisizim olgusu ne kadar gerçekse Serhat karakteri de o kadar gerçek. Bu karakteri başka insanların hayatlarını, kendi hayatımı, toplumsal olayları gözlemleyerek ortaya çıkardım. Hayat öykülerini dinlediğim insanlar, kendi hayat öykümden kesitler, okuduğum kitaplar, izlediğim filmler bu aslında çok derinlerde örselenmiş ve sahte bir benlikle ortada dolaşan korkunç ve bir o kadar da zavallı narsisisti araştırmak onu tanımak ve onu tanıtmak için bende büyük bir istek doğurdu. Derinlere indikçe narsistlerin ve onun girdabına düşenlerin ne kadar büyük bir çaresizlik içinde olduğunu, işin kötüsü kimin suçlu olduğuna karar verememenin de nasıl bir ikilem olduğunu gördüm. Doğrusu bu çok ilginç olguyu herkesin bilmesi ve üzerinde düşünmesi gerekiyordu bana göre. Herkes bu insanı tanımalı, oyunlarını ve hesaplarını öğrenmeliydi.

    Serhat bir simge tabi ki. Bu kişi kadın, erkek, anne, baba, patron, aile büyüğü hatta çocuğunuz bile olabilir. Narsisizm her türlü ilişki de ortaya çıkabilecek bir olgu. Nihayetinde Serhat’ı da hem eş, hem iş arkadaşı, hem patron, hem sevgili hem de evlat yönleri ile narsisistik istismarı uygularken görüyoruz.

    • Romanın diğer ana karakteri Zeynep. Roman bir yandan bir ruh emicinin neler yapabileceği, etrafındakileri nasıl manipüle edebileceğini gösteriyor. Diğer yandan bir ruh emiciye maruz kalan Zeynep’in özgürleşme sürecini anlatıyor. Zeynep’in özgürleşme süreci en baştan beri planladığınız bir son muydu, yoksa yazım sürecinde şekillendi mi?

    Bu süreci en baştan beri planlamıştım. Çünkü ben film izlemeyi ve kitap okumayı çok seven biri olarak olarak iyilerin kazandığı kötülerin cezasını bulduğu hikayeleri seviyorum. Gerçek dünyanın da böyle olması ütopik de olsa en büyük temennim. 

    • Zeynep’in dönüşüm sürecini yazarken, kadınların manipülatif ve toksik ilişkilerden kurtulma hikâyelerine dair özel bir mesaj vermek istediniz mi?

    Evet , özellikle mükemmel ilişkiyi, ruh eşini arayan kadınların onların bu beklentilerini olağanüstü şekilde karşılayan insanlar karşısında dikkat etmeleri gereken noktalara temas etmek istedim. Bunu fark ettirmek için bazı ipuçları bazı işaretler vermeye çalıştım.

    • Serhat’ın Zeynep ve Suna’ya yaptığı şeyler, kadın bedeni ve iradesi üzerindeki kontrol meselesine dair bir eleştiri mi içeriyor?

    Elbette kadının kadınlık durumu o kadar çok yerden sorgulanıyor ki günümüzde, çok özgüvenli ayakları üzerinde duran güçlü kadınlar bile bundan etkileniyor. Kadınları eksik ve zayıf hissettirerek erkek egemen bir toplum içine hapsetmek gördüğüm kadarı ile sadece ülkemizin değil dünyanın sorunu.

    • Zeynep entelektüel, bağımsız bir meslek sahibi olmasına rağmen manipülasyona açık bir karakter olarak başlıyor. Onun bu kırılganlığını nasıl yorumluyorsunuz?

    Kitabımın arka kapak yazısında şöyle bir cümle var “Serhat güzel ve yaralı ruhların peşindeydi!” Evet… Zeynep yaralı bir ruh. Geçmişte yaşadığı sorunlu ilişkiler onun üzerinde travmatik bir etki bırakmış. Ailesi de genç kadını yalnız bırakmış ve beklediği maddi manevi desteği göstermemiş. Bunu Zeynep’in evlilik kararını ailesine danışmadan vermesine rağmen zengin ve kariyer sahibi bir damat karşısında çok da üzerinde durmamalarından da anlıyoruz. Zeynep maalesef göründüğü kadar özgüvenli değil, zaten onu Serhat’ın ağına çeken de bu oluyor. 

    • Zeynep’in başlangıçta Serhat’ın etkisine bu kadar açık olması, bireysel zaaflarından mı yoksa toplumun kadınlardan beklediği eş rolüne hızla uyum sağlamasından mı kaynaklanıyor?

    Zeynep çok modern ve özgün görünse de hem büyüdüğü çevre hem ilişkilerinde yaşadığı travmalar hem de bireysel zaafları yüzünden aslında hiç de hazır olmadığı eş rolüne deneysel olarak uyum sağlamaya çalışıyor. Bu aslında manipülasyon sonucu tam olarak ne istediği konusundaki kafa karışıklığı. ”Acaba ben mi yanlış düşünüyorum? Doğrusu iyi bir eş olmak, uyumlu bir birliktelik ve güvenli bir konfor alanına sahip olmak mı?” Esasında Zeynep toplum baskısı ile hareket etmiyor. O acıları ve travmaları ile doğru düzgün başa çıkamadığı bir dönemde karşılaştığı manipülatör yüzünden muhakeme yeteneğini kaybediyor özünden uzaklaşıyor.

    • Romanda ayrıca Aybüke, Fuat. Makbule Hanım, Aslı gibi yan karakterler, hikâyenin şekillenmesinde ve olayların çözülmesinde kilit bir rol oynuyor. Burada kurban ve mağdur arasındaki ilişkinin sadece iki kişilik bir hikaye değil de aile, çevre toplum gibi daha geniş bir alana yayılan bir sorun olduğuna mı dikkat çekmek istediniz?

    Evet, manipülatif kişilikler bu narsistik istismarı sadece kadın erkek ilişkileri ile sınırlı olarak yapmıyor. Bu karakterin kurbanları empati yeteneği güçlü, merhametli ve verici insanlar oluyor. Kurbanların hepsinde ortak nokta olarak gördüğümüz şey zaafları. Hepsi de yaralanmış ve kendini tedavi edememiş hassas ruhlar. Serhat’ın da onlar üzerinde bu kadar “başarılı” olması da işte bu açık kapıları çok iyi görüp rahatça içeri girebilmesinden kaynaklanıyor.

    Çevremiz de aile de, okulda, iş yerinde, aklınıza gelebilecek her türlü sosyal ortamda bir narsistin kurbanı olmak mümkün.

    • Roman boyunca farklı karakterler ve olaylar üzerinden gerilim unsurları ile psikolojik çözülmeyi birlikte işlemişsiniz. Burada nasıl bir denge gözettiniz? 

    Burada dengeyi gözetirken özellikle manipülasyon ve istismarın farklı boyutlarını ele almayı hedefledim. Kişiler, ilişkiler, Serhat’ın temas ettiği manipülatif girişimler her ilişkisinde farklı olmalıydı. Temelde herkes Serhat’ın ihtiyaçlarına hizmet etmeliydi ama onun farklı ihtiyaçlarına farlı manipülasyon teknikleri uygulaması okurun kendi çevresini gözlemlerken onu tanımlamasına yardımcı olabilir diye düşündüm.

    • İnsan ruhunun karanlık yönlerini işlerken bir karakterin iç dünyasını oluştururken hangi kaynaklardan besleniyorsunuz?

    Ben oldum olası psikoloji ve kişisel gelişim konularına çok meraklıyım. Okuduğum kitaplar, izlediğim filmler ve aldığım eğitimlerde hep bu yönde. İnsanları ve olayları gözlemlemeyi, dinlemeyi ve değerlendirmeyi seviyorum. Çevremde yaşanan olaylar ve akıbetlerini tarafsız bir göz ile takip ettiğimde insanoğlunun garip, karmaşık, değişken ve karanlık yönlerini keşfediyorum. Kendi içimde de yaşadıklarımı, olayları, ilişkilerimi bir oyunun içindeymiş gibi takip etmeyi, değerlendirmeyi, bağlantıları kurmayı, sebep sonuç istatistikleri yapmayı seviyorum. Yıllar içinde bunlardan ne kadar çok beslendiğimi fark ettiğim de artık bunları kendi içimde tutamayacağımı anladım ve paylaşmak istedim.

    Seçimler ve sınırları iyi çizmek önemli!

    • Güç ve kontrol dinamikleri bu romanın alt metninde bariz bir şekilde kendini gösteriyor. Bunları ele alırken özellikle vurgulamak istediğiniz noktalar nelerdi?

    İnsanların hayattan beklentisi temelde benzerlik gösterse de birbirinden o kadar farklı ve çoğu zamanda birinin diğerini anlayamadığı noktaya geliyor ki şaşırmadan edemiyorsunuz. Bazı insanlarda güçlü ve kudretli olma arzusu keyifli huzurlu rahat bir yaşam sürmekten çok daha elzem. Bunu benim gibi düşünenlerin anlaması çok zor. Benim bakış açım dünyada kısa bir süre kalıp hepimizin terk edeceği yönünde. Yani güç para mevkii otorite mal mülk sahibi olmak bir amaç olamayacak kadar anlamsız. Çünkü hiç birisi sonsuza kadar sizinle olmayacak. Herkesin üzerinde olsanız da herkesle aynı toprağın altında olacaksınız.  O halde hayatı keyifle sevgiyle herkesin kendi sorumluluğunu yerine getirdiği kimseyi kontrol edip kendi zamanınızdan çalmadığınız bir hal içinde yaşamak varken güç ve kontrolü elde tutma çabasında olmak ne kadar da yorucu. Ama bu söylediklerim inanın güç, kontrol ve otorite ile beslenen insanlar için lafı güzaf. Peki ne yapalım?

    Birbirimizi değiştiremeyeceğimize göre hayattaki seçimlerimizi bizi anlayacak, sevecek, değer verecek insanlarla yapalım. İşte bu kitapta güç ve kontrol meraklısı insanların bazı özelliklerini tanıtarak seçim yaparken insanların nelere dikkat etmeliyiz sorusuna açıklık getirmeyi hedefledim.

    – Bireylerin başkalarıyla olan ilişkilerinde sağlıklı ve sağlıksız sınırları nasıl ele aldınız, bunu romanınıza nasıl taşıdınız?

    Sınır çizebilmek çok önemli. Hayatınızdaki her ilişki de kendi varlık alanınızı koruyabilmeniz şart. Toplum da bize çocukluktan beri empoze edilen bir şey var. O da olaylar karşısında hatayı önce kendimizde aramamız yönünde. Bir noktaya kadar bu doğru bir yaklaşım olsa da fazlasıyla verici ve suçu hep kendinizde arayan bir insan olmak bazı durumlarda sınırlarınızın ihlaline yol açıyor. O nokta da insan kendine şu soruyu sormalı. Bu davranışım ile diğer insanlara ya da çevreme zarar verecek bir şey yapıyor muyum? Yoksa kendi hayatımı ve kişilik özelliklerimi yaşayıp, kendimi gerçekleştirmeye çalışırken benden bundan vazgeçmem için suçluluk baskısı mı yapılıyor? Örnek verecek olursak, anne ve eş olarak sorumluluklarını yerine getiren bir kadın düşünün. Bu kadın hayatının birkaç saatini de arkadaşları ile hoşça vakit geçirmeye ayırmak ister ve bu onun bireysel olarak hayattan zevk alması için en doğal hakkıdır. Ancak tam da bu kendine ayırdığı zaman dilimi ona çok görülüp eşinin ona arkadaşlarınla buluşacak yerde bize tatlı yapsaydın demesi gibi. İşler ve sorumluklar kişinin kendi planları dahilinde yerine getirilmeli ama bunun planları başkaları tarafından yapılıp bitmeyen bir sorumluluk ve suçluluk duygusu yüklemeye başlandıysa orada durup düşünmek gerek.

    Sınırlar, kendinizi çok iyi tanıyıp, ne isteyip. ne istemediğinizi iyice bilmenizden, neye hakkınız olduğunun bilincinde olmanızdan ve kararlı keskin net bir tavır sergilemenizle belirlenir.

    • Manipülasyon ve iktidar oyunları edebiyatta sıkça işlenen temalar. Romanınızda aşk, evlilik, arkadaşlık, ilişkiler manipülasyona çok açık alanlar olarak öne çıkıyor. Siz anlatınızla okurun dikkatini nereye çekmek istediniz?

    Tam da az önceki sorunun cevabına dikkat çekmek istedim. Sınır belirleme ve net çizgiler çekebilmeyi bilmek insanı manipülasyona uğramaktan kurtaracak tek anahtar. Bir insanın bir başkasının hayatı üzerindeki etkisinin bir noktada tehlikeli bir boyut kazanabileceğini gösteriyorsunuz romanınızda. 

    • Bu noktada gerçek hayattaki Zeynepler, Serhatlar’dan kendini nasıl koruyabilir? Sizce bu sadece bireysel mücadele ile mümkün mü? Aile, arkadaşlar, çevre, hatta topluma düşen sorumluluk ve görevler var mı?

    Bilinçli bir aile, toplum, çevre özellikle de eğitim Zeynep’leri bu zorbalıktan koruyabilir. Benim de merkeze aldığım gibi uyarıcı kitaplar ve hikayeler bu konuda aydınlatıcı bir rol oynayabilir. Daha da derinlere gidersek kökten çözüm için özellikle çocuk yaşlarda eğitim aşamasında zorbalıkla nasıl mücadele edileceğini insanlara öğretmek ve zorbalık yapma eğilimindeki kişileri de bu konuda eğitmek ile mümkün olabilir. Bu mobbing dediğimiz şeye cüret edenler toplum ve çevre tarafından ifşa edilip dışlansa, böyle bir şeyin güç adına toplumda itibar sağlayamayacağını gösterebilse, alay edilenin değil de alay edenin aşağılandığı bir sistem işlese bir nebze olsun önüne geçilebilir.

    Kahramanlık filmlerinde olduğu gibi gerçek hayatta da insanlar zayıf ve güçsüz olanın yanında olmaktan gurur duyarlarsa belki insanlık bu dertten kurtulabilir. Biraz ütopik olduğunun farkındayım ama bu benim temennim.

    • Yazma arzunuz, yazarken kendinize mesele edindiğiniz konular hakkında bilgi verir misiniz?

    Bu benim çocuk kitabımdan sonra okuyucu ile buluştuğum ilk roman. Bunun dışında pek çok öykü ve hikayem var. Düşündüğüm zaman meselem sanırım insanlara başımız gelen olayların karşılaştığımız insanların iyi ya da kötü mutlaka bir anlamı olduğu ve her şeyin üstesinden gelmek için hepimizin içinde bir güç olduğunu hissettirmek. İnsanların çoğu ilahi adaletin işleyişi konusunda çok ümitsiz oysa ben hem kendim hem de çevremde defalarca bunun gerçekleştiğine tanık oldum. İyi bir gözlemci ve hafızası kuvvetli tüm insanlar buna şahit olmuştur. Hikayelerimde iyi-kötü, siyah- beyaz, doğru-yanlış çatışmalarını ortaya koyup, zorluklar yaşayan insanlara mutlaka ve mutlaka bunun altından kalkacak güç ve beceriye sahip olduklarını hatırlatmaya çalışıyorum.

    YAZARIYLA KİTABI ÜZERİNE SOHBETLERİN DİĞER RÖPORTAJLARI

    Kar Fırtınası: İki ayrı hikayenin 20 yıl arayla bir romanda buluşması
    Dar Zamanlar: Kendi cennetinden kendini kovanların hikayesi
    Delikli ilişkiler ve çare olma çabamız üzerine bir arayış romanı
    Belgin Bıyıkoğlu, güçlü kadın karakteri Sabite ile okurunun karşısında
    Demet Cengiz: Budalaca sevgiye inanırım

    edebiyat Figen Ormancı kitap nilgün karataş röportaj

    Related Posts

    Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

    Temmuz 1, 2026 KÜLTÜR - SANAT

    Ayın Kitapları: TEMMUZ AYINDA NE OKUYALIM?

    Temmuz 1, 2026 Ayın Kitapları

    POPRİŞÇİN: YA KRAL OLACAKSIN YA DA DELİRECEKSİN!

    Temmuz 1, 2026 Nilgün Karataş - SuareMag

    Kendi ‘araf’ının çıkmaz sokağındaki insan

    Haziran 30, 2026 BURAK SOYER
    Yorum Yap
    Yorum yazın Cancel Reply

    Yeni Eklenenler

    Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

    Temmuz 5, 2026 Fotoğraf

    Fotoğraf sanatçısı ve akademisyen Nihal Gündüz, Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi öğrencileriyle hazırladığı “Yüzleşme: Hayalet…

    Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

    Temmuz 5, 2026

    SuareMag Temmuz 2026

    Temmuz 1, 2026

    BIRAKIN ÇELİŞEYİM

    Temmuz 1, 2026
    Sosyal Medya'da Biz
    • Facebook
    • Twitter
    • Instagram
    • YouTube
    Bu Haberleri Kaçırmayın

    Bİ’MOLA: BİR NOTA BİR ODA

    Temmuz 1, 2025 Elif Özge Karakaya

    Yeni Tiyatro & Yeni Sinema Dergisi Emek ve Başarı Ödülleri açıklandı!

    Haziran 9, 2025 Manşet 2

    İKİ KÜÇÜREK: KOLTUK & MESAFE

    Şubat 1, 2026 Demet Çaltepe
    Hakkımızda
    Hakkımızda

    Film, kitap, sanat, hayat ve daha fazlası için haber, röportaj, makale, podcast, güncel bilgiler içeren e-dergi.

    Email : editor@suaredergi.com.tr

    Künye

    Son Eklenen Yazılar

    Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

    Temmuz 5, 2026

    Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

    Temmuz 5, 2026

    SuareMag Temmuz 2026

    Temmuz 1, 2026
    X (Twitter) Instagram Facebook
    © 2026 Tüm Hakları Saklıdır. Do Medya & Ekipbizz İçerik İşbirliğiyle hazırlanmaktadır.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.