Close Menu
    Son Eklenenler

    Önay Yılmaz’dan yeni bir polisiye: Pinokyo Kapanı

    Eylül 11, 2026

    2026 Nobel Edebiyat Ödülü için geri sayım: Bu yıl kimlerin adı konuşuluyor?

    Eylül 9, 2026

    ‘Mitolojiden anlamam’ diyenlerin kesin bilgili 10 mitolojik miras

    Eylül 8, 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Cumartesi, Eylül 12
    X (Twitter) Instagram Facebook
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    • YAŞAM
      1. Aktüel
      2. Beslenme
      3. Felsefe
      4. Fitness
      5. İlişkiler
      6. Kişisel Bakım
      7. Kişisel Gelişim
      8. Psikoloji
      9. Sağlık
      10. Seyahat
      11. Sürdürülebilir Yaşam
      12. Teknoloji
      13. View All

      Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği: “Türk Gençliğine Atasını Unutturamazsınız”

      Ocak 16, 2026

      Apaçık Radyo’dan gençlere açık çağrı: “Açık Alan” başvuruları başladı

      Ocak 15, 2026

      Nazlı Eray’a “Yaşayan Efsane” Onuru

      Temmuz 5, 2025

      Yüzüncüyıl Gazeteciler Derneği’nden anlamlı seminer

      Temmuz 3, 2025

      İnovatif makarnacı Pastavilla 32. yaşını ödülle kutluyor

      Nisan 22, 2024

      Buğday Derneği ‘zehirsiz kentler’ için harekete geçti

      Aralık 23, 2021

      Anlama giden yol: Sembolizm

      Ağustos 3, 2026

      Pandora – Yasak Bilgi ve Merak, Felaket ya da Umut

      Nisan 5, 2026

      İkarus -Yükselme Arzusu, Protez Kanatlar ve Çöküş

      Mart 8, 2026

      Medusa – Kadın Öfkesi ve Öteki’nin Bakışı 

      Şubat 24, 2026

      Ailemizin ‘Sessiz Odası’

      Mart 23, 2026

      Ergen ebeveynleri için kılavuz

      Eylül 23, 2024

      Aşkın Lotus Hali… 

      Temmuz 4, 2024

      “Doktordan Az Kullanılmış” bu defa bir kitap adı oldu

      Ağustos 29, 2023

      Parfümde şişe tasarımı kokudan önemli olabilir mi?

      Mart 28, 2023

      Saç bakımına ilişkin merak edilen 6 soru ve 6 yanıt

      Nisan 17, 2022

      Melda Kamhi Kosif’in yeni kitabı ‘Ruhun Fısıltısı’ okurla buluştu

      Haziran 8, 2026

      Pandora – Yasak Bilgi ve Merak, Felaket ya da Umut

      Nisan 5, 2026

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Stresten Huzura: Deneyimlenmiş bir dönüşüm süreci

      Mart 6, 2025

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Kimdir bu “Narsist Sapkınlar?”

      Mayıs 29, 2025

      Borderline: Bir Kişilik Bozukluğunun Biyografisi

      Mayıs 6, 2025

      Dementor – Ruh Emici: Narsisizmin gölgesinde bir yok oluş ya da yeniden doğuş hikâyesi

      Şubat 17, 2025

      Prof. Dr. Ahmet Karacalar’dan Lipödem Sendromu: Evrimsel Bir Uyumsuzluk

      Haziran 14, 2026

      ‘Bağımlılık’ bir hastalık olmayabilir (mi?)

      Şubat 18, 2026

      Longevity: Daha uzun ve daha iyi bir hayat mümkün mü?

      Şubat 4, 2026

      ‘Hepimiz Narsistiz’ kitabının yazarı Şule Öncü: Sanıldığından yaygın!

      Mayıs 17, 2024

      KOPENHAG: GÜVENİN VE HAFİFLİĞİN KONFORU

      Eylül 1, 2026

      Sayım Çınar’dan Graz Notları: Sakinliğin, sanatın ve lezzetin şehri

      Şubat 6, 2026

      Melis Melek ile Yeryüzü Günlükleri

      Aralık 21, 2025

      IŞIĞIN İZİNDE, GÖLGENİN PEŞİNDE: PARİS

      Kasım 1, 2025

      Nihal Gündüz’den ‘makarna’ ile ‘Çevre Krizi’ fotoğrafları

      Ağustos 15, 2025

      ‘Baumit ile Olasılıklar’ kitabı ile geleceği yeniden düşünüyor

      Eylül 20, 2023

      Heykeltıraş Varol Topaç’ın çelik üretim atıklarından yarattığı eser Contemporary İstanbul’da

      Eylül 17, 2023

      Jeotermal enerjiyi çocuklara anlatan kitap: Damla Adamlar

      Ağustos 31, 2023

      Kim Korkar Yapay Zekadan

      Haziran 8, 2025

      Türkiye’nin mutfak ve kültür mirasından seçkiler dijital erişime açılıyor

      Ekim 20, 2023

      Mevzular Açık Mikrofon, artık GAİN’de

      Eylül 1, 2023

      Akıllı makineler ve robotlar denilince akla gelen filmler

      Ağustos 31, 2023

      2026 Nobel Edebiyat Ödülü için geri sayım: Bu yıl kimlerin adı konuşuluyor?

      Eylül 9, 2026

      ‘Mitolojiden anlamam’ diyenlerin kesin bilgili 10 mitolojik miras

      Eylül 8, 2026

      ‘Eskişehir festivaller şehri olacak!’

      Eylül 6, 2026

      KOPENHAG: GÜVENİN VE HAFİFLİĞİN KONFORU

      Eylül 1, 2026
    • KÜLTÜR – SANAT
      1. Kitap
      2. Müzik
      3. Öykü
      4. Sanat
      5. Sergi
      6. Sinema
      7. Şiir
      8. Tiyatro
      9. Video
      10. View All

      Önay Yılmaz’dan yeni bir polisiye: Pinokyo Kapanı

      Eylül 11, 2026

      Napolyon’un yenilgisi modern dünya sistemini nasıl doğurdu?

      Eylül 1, 2026

      İstanbul’un unutulmuş mimarlarının izinde

      Ağustos 31, 2026

      ‘Yazmak ömür boyu sığınağım oldu’

      Ağustos 29, 2026

      Klasik Müziğin çağdaş yorumcularından Janoska Ensemble Bodrum’da

      Ağustos 7, 2026

      AYIN ŞARKILARI: AĞUSTOS AYINDA NE DİNLEYELİM

      Ağustos 2, 2026

      Ayın Şarkıları: TEMMUZ AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Temmuz 1, 2026

      Ayın Şarkıları: HAZİRAN AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Haziran 2, 2026

      İsmi olmayan hikâyeler – VIII

      Ağustos 30, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – VII

      Temmuz 25, 2026

      AH BAVULUM VAH BAVULUM

      Temmuz 15, 2026

      İsmi Olmayan Hikayeler – VI

      Haziran 19, 2026

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

      Nisan 29, 2026

      Gustav Klimt – Danaë: Altının içinden gelen sessiz uyanış

      Aralık 6, 2025

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Serçe Limanı batığının 1000. yılına sanatsal bir selam: Marmaris’te Cam Sanatı Sergisi

      Mayıs 2, 2026

      Peaky Blinders’ın klasik otomobilleri Rahmi M. Koç Müzesi’nde

      Mart 23, 2026

      Meşher’den Çevrimiçi Rehberli Turlar Başlıyor: İstanbul Temalı Sergiler

      Mart 23, 2026

      Ayvalık Uluslararası Film Festivali beşinci yaşını dünyanın öne çıkan filmleriyle kutluyor

      Ağustos 17, 2026

      İBB Beyoğlu Sineması’nda Ağustos Boyunca Ücretsiz Film Şöleni

      Ağustos 4, 2026

      Obsession: Bir Dileğin Etik Bedeli

      Temmuz 27, 2026

      THE ODYSSEY ÜZERİNE DÜŞÜNCELER: EN FAZLA TANRILAR KADAR KUSURLU

      Temmuz 26, 2026

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      ŞİİR – KADİR HORZUM

      Ocak 12, 2026

      Şiir: Kapandık kaldık içimize 

      Temmuz 18, 2025

      Şiir: Huy İşte

      Temmuz 7, 2025

      Sait Faik ile Orhan Kemal “Düş Payı”nda buluşuyor

      Eylül 1, 2026

      Kültürler Mut! Tiyatrosu’nda buluşuyor

      Mayıs 5, 2026

      Moda Sahnesi’nde sıkışan zaman: blueScat prömiyere hazır

      Nisan 8, 2026

      Listeler, Hisler ve Kadınlar

      Nisan 6, 2026

      Parazit – Sınıfsal uçurumların sarsıcı anlatımı

      Haziran 30, 2025

      Garfield’in resmi posteri yayınlandı

      Aralık 19, 2023

      Napolyon bu kez Jaquin Phoenix’in yorumuyla sinemada

      Kasım 23, 2023

      Freud’s Last Session filminden fragman

      Ekim 27, 2023

      Önay Yılmaz’dan yeni bir polisiye: Pinokyo Kapanı

      Eylül 11, 2026

      2026 Nobel Edebiyat Ödülü için geri sayım: Bu yıl kimlerin adı konuşuluyor?

      Eylül 9, 2026

      ‘Mitolojiden anlamam’ diyenlerin kesin bilgili 10 mitolojik miras

      Eylül 8, 2026

      Talât Sait Halman Çeviri Ödülü için başvurular başladı

      Eylül 1, 2026
    • KİTAPLIK
    • ATÖLYE
    • PODCAST

      Podcast: Hayati Tavsiyeler ‘Bahar ve Mitoloji’ ile yayında

      Mayıs 5, 2023

      Denenmiş, test edilmiş, onaylanmış: Hayati Tavsiyeler

      Mayıs 5, 2023

      Meraklı bünyeler için podcast kanalı: Suare Online

      Mayıs 1, 2023

      Akla takılan sorulara yanıt arayan podcast: Neymiş?

      Nisan 9, 2023

      Hayati Tavsiyeler: Kendine yatırım yapanlara özel podcast

      Nisan 9, 2023
    • YAZARLARIMIZ
    • SuareMag
    • Öykü
    • SD+
      1. Röportaj
      2. Haber
      3. Makale
      4. Portre
      5. Diğer
      6. View All

      ‘Yazmak ömür boyu sığınağım oldu’

      Ağustos 29, 2026

      Nebahat Kavak ile ‘Medeniyet Hamuru’: Kültürel bir mirası görünür kılmak

      Ağustos 13, 2026

      Nilgün Karataş: ‘Tanrıçalar ölmedi, sadece kostüm değiştirdi’

      Ağustos 5, 2026

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      Feriköy Antika Pazarı kapanıyor mu?

      Nisan 13, 2026

      79. Cannes Film Festivali seçkisi duyuruldu

      Nisan 10, 2026

      Yeşilçam’ın köklü şirketi Erman Film’de yollar ayrıldı

      Şubat 6, 2025

      Defne ya da Bazı Tuhaf Hayatlar: Herkes kendi hikayesine sahip çıksın!

      Kasım 16, 2024

      Gotik Mimari: Gotik edebiyatın görkemli yapıları

      Ağustos 10, 2026

      Gerçekler Sizi Özgürleştirir Ama Önce Öfkelendirir: 8 Mart’ta Gloria Steinem’i yeniden okumak

      Mart 8, 2026

      Tahakküme Meydan Okuyan Küçük Harfler: bell hooks ve Duygu Yoldaşlığı

      Mart 8, 2026

      Bir gölün kıyısındaki Leylâ: Epstein ve depremin kayıp çocukları

      Şubat 17, 2026

      100 Yıllık Bir Ses: David Attenborough

      Mayıs 8, 2026

      Sinemanın Şairi Béla Tarr’ın Ardından

      Ocak 7, 2026

      Yolda Olmak, Var Olmaktır

      Ağustos 9, 2025

      Maria Anna Mozart

      Temmuz 20, 2025

      Gülhane Parkında sarnıç olduğunu biliyor muydunuz?

      Nisan 2, 2023

      Klasik mobilyada en çok tercih edilen ağaç türlerini biliyor musunuz?

      Nisan 1, 2023

      Mart ayında Türkiye’nin en çok konuştuğu başlıklar

      Nisan 1, 2023

      FARE MASALI

      Eylül 1, 2026

      DÖVÜŞ KULÜBÜ: SAHİP MİYİZ? KÖLE MİYİZ?

      Eylül 1, 2026

      ‘Yazmak ömür boyu sığınağım oldu’

      Ağustos 29, 2026

      Nebahat Kavak ile ‘Medeniyet Hamuru’: Kültürel bir mirası görünür kılmak

      Ağustos 13, 2026
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    Buradasınız:Anasayfa » İYİLİĞİ FISILDAYAN DÜNYA
    Güzin Arar

    İYİLİĞİ FISILDAYAN DÜNYA

    Eylül 1, 2026Yorum yapılmamış7 dk Okuma Süresi
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Email
    Paylaş
    Facebook Twitter Pinterest WhatsApp Email

    Güzin Arar

    Pembe bir dünyada yaşayanların hâli,
    sıfır sürtünmeli ideal ortamlara benzer:
    Vardır ama yoktur

    Bugün kullandığımız hemen hemen tüm teknolojik icatların babası tembellik, annesi hedonizmdir. Her tembel bir şey icat edemese de önemli icatlar, zahmeti azaltarak kazanacağı vakti haz veren şeylerle doldurmak isteyenlerce geliştirilmiştir.

    Hayatı kolaylaştırdığını inkâr edemesek de teknoloji ve onun getirdiği konfor zaman içerisinde insanın mücadele gücünü kırdı, fiziksel ve ruhsal dayanıklılığını zayıflattı. Böylece, zahmeti azaltmak için peşinde koştuğu konfor, giderek insana yetersiz gelmiş ve artık insan zahmeti azaltmak için değil zahmete katlanamadığı için konfor düşkünü olmuştur.

    Haz talebi artıp da hazza ulaşmak zorlaştıkça, hele bir de bu hazzı size bir başkası sağlıyorsa insan ruhu satın alınabilir hâle gelir. Artık özgür irade ortadan kalkmış, kişi kendisine bu hazzı sunanların kölesi olmuştur. Böylece çürüme başlar.

    Ama kimler bu kadar ölçüsüz haz ve konfor peşinde koşar? Sanırım en çok içinde sevgisizliğin boşluğunu taşıyanlar. Bu boşluk ne kadar büyükse haz talebi artar. Üstelik sınırsızca ve sürekli istenen konfor ve haz bu insanların toplum içindeki varoluş koşulu haline gelir.

    Bir sonraki aşama haz bağımlılığıdır. Artık insan bir şey üretmeden sadece hazza ulaşmak ister ve her bağımlılık gibi acı bir kısır döngünün içine girer: Elde ettiği konforla dopamin üretimini kamçıladıkça bünye artık daha fazlasını daha fazlasını istiyordur. Nihayetinde, motivasyonu haz olan bir konformistte son bulur ruh. Etik ve toplumsal değerler ya da vicdan bu ruhun çoktan unuttuğu gereksiz ayrıntılar halini almıştır.

    Bu zehrin en önemli panzehri ise üreterek hazza erişmektir. Emek, kazanılan ya da ulaşılan hazza etik ve ulvi bir değer katabilir. Artık haz dışarıdan edindiğimiz bir duyumsama değil üretmenin ve yaratmanın getirdiği içsel bir tatmin olmuştur. Dışsal etkenlerin yaşattığı haz konforu beraberinde taşırken, içsel hazzın konforla doğrudan bir ilişkisi yoktur. Üretme veya toplumsal fayda kaygısı taşıyan insan çoğu zaman konfor aramaz. Bu insanların en büyük konforu anlamlı bir hayat yaşamanın iç huzurudur.

    Bu noktada, sanatsal üretim bu içsel tatmin ve hazzın doruk noktasıdır.  Böyle bir manevi doyum için maddi bir varlığa ve konfora ya da bir başkasına ihtiyaç duymazsınız. İnsanın, içindeki hazineyi fark edip bu en değerli hazza ulaşabilmesinin ön koşulu ise, ne kadar ilgisiz görünse de sevgiyle büyümek, değer görmektir.

    “Sıfır Noktasındaki Kadın”ın yazarı Mısırlı feminist yazar, hekim ve düşünür Nawal El Saadawi, kadın hakları savunuculuğu nedeniyle Enver Sedat yönetimi tarafından üç ay hapsedildiği hücrede bir fahişenin kendisine getirdiği bir paket tuvalet kâğıdı ve kaş kalemi ile “Kadınlar Hapishanesinin Anıları”nı yazmıştır. Kendisine yöneltilen, “Hapishaneye girmişsiniz, sürgüne gönderilmişsiniz, üç kez boşanmışsınız, nasıl halen bu kadar mutlusunuz?” sorusuna bu hücre anısıyla cevap verir:

    “Hırsızlara, katillere, fahişlere yasak olmayan kâğıt kalem siyasi suçlulara ve dolayısıyla bana yasaktı. Gardiyan her gün, “Hücrende kâğıt kalem bulmamız silah bulmamızdan daha tehlikeli senin için,” diyordu. O an karar verdim: Yazmalıydım. Bana yemek getiren, fuhuştan tutuklu başka bir mahkûmdan kâğıt ve kalem istedim. Bir rulo tuvalet kâğıdı ve kaş kalemi ile geri döndü. Her akşam gardiyan evine gittikten sonra minicik bir kaş kalemiyle yazıyordum. O kadar mutluydum ki hücremde dans ediyor, şakalar yapıyordum. Yaratmanın ve yazmanın hazzıyla hapishanede olduğumu bile unutmuştum. Çünkü kendimi ifade edebiliyordum.”

    Nawal El Saadawi sonsuz bir hazzı, hiçbir konforu olmadan yakalamıştı. Kendisi bu hazzın temelinin yaratıcılıkta yattığını ifade etse de, tek başına yaratıcılığın anlamlı ve değerli bir hayat için yeterli olduğunu söylemek zor. Ona esareti unutturan haz esasen, yaratıcılığını sadece kendisi için değil mağdur olduğunu düşündüğü diğeri için de gerçekleştirmiş olmasındaydı.

    Sanatsal üretim de yapsanız, bilimsel ya da ticari üretim de yapsanız doyuma ulaşmış bir ruh için diğerinin yaşamına olumlu anlamda dokunmak önemli. Böyle bir hazzı yakalayan insanın da sınırsız konfor isteği de talebi de yoktur. Benmerkezci olmayan, adil ve herkes için erişilebilir bir konfor da zaten konfor değil insan gibi yaşamanın gerekleridir.

    Tavukpazarı’nda gün doğuyordu. Her zamanki gibi sabah namazını Esirciler Pazarındaki makamında kılmış, penceresine düşen erguvanları seyre dalarak sabah kahvesini içiyordu. Bir yandan da, Sultan’ın huzurunda terennüm etmek için sabırsızlandığı yeni bestesini mırıldanıyordu. Sultan,

    ilahi eseri Segah Tekbir’i pek beğenmiş ama meşk gecesi için daha dünyevi, daha zevk veren bir şey yapmasını istemişti. Hâfız-ı Şîrâzî’nin güftesi de bunun için çok uygundu.

    “Zevk ve eğlence fidanı yeşeriyor; gül yanaklı sâkî nerede?
    Bahar rüzgârı esiyor; güzel, hoş içimli şarap nerede?”

    Kendinden ve bestesinden pek memnun, sakalını sıvazlayarak birazdan ana baba günü olacak avluyu gururla seyre devam etti.

    Dünyanın dört bir yanından getirilen renk renk, çeşit çeşit kölelerin perakende ve toptan ticaretinin yapıldığı en büyük esir pazarının 20 yıldır kethüdalığını yapıyordu. Gerektiğinde Saray’ın esir, cariye ihtiyacı için esircilerin Han’daki odalarını bizzat kendi gezer ve Saray adına alım yapardı. Kendi yazılı isteğiyle talip olduğu bu görevde rüştünü fazlasıyla ispatlamış, gerek cariyelere verdiği müzik dersleriyle gerekse Esir Pazarı’nı kârlı ve verimli idare edişiyle Sultan’ın itimadını kazanmıştı. Bunca zaman Saray’ın himayesinden sonra kolay kolay sırtı yere gelmezdi. Bir de taht değişikliğini atlatır da Esir Pazarındaki görevine devam edebilirse artık buradan emekli olur, birikimiyle de rahat bir yaşlılık geçirebilirdi. O yüzden Şehzadeyi de memnun etmesi gerektiğinin farkındaydı.

    Bütün bunları düşünürken Çarşı hareketlenmiş, avlu dolmaya başlamıştı. Derken bir hışımla Esirhane Emini nefes nefese içeri daldı.

    “Efendim derhal kuzeyden gelen esirlerin bölümüne gelmeniz gerek, bir Konak tarafından altı ay önce bakire diye satın alınan bir Gürcü kız iade edilmek üzere geri getirilmiş. Konağın kahyası esirciyle kavgaya tutuştu. Kızın dediğine göre esirci, satmadan önce kıza sahip olmuş. Bunu duyan sahibi de kızı geri göndermiş, parasını istiyormuş.”

    “Tamam tamam halledilir, düş önüme de gidelim” derken günlük, sıradan bir olayı çözecek birinin rehavetiyle kavuğunu ve cübbesini giyindi. Güneşli latif hava ve hanımeli kokusu insana dünyanın güzel bir yer olduğunu fısıldar gibiydi. İnsansa bu fısıltıya kulaklarını tıkamış gibi…

    Kethüdanın yürüdüğü yol boyunca sağlı sollu pazarlıklar yapılıyor, beyazı, Habeşi, Çerkes’i, Rus’u yarı çıplak sergilenip satışa sunuluyordu.

    Tam Esirci Pazarı içindeki Horozötmez Hanı’nın önünden geçip gidecekken küçük bir erkek çocuğunun kulakları delen çığlığı ile durdu, Esirhane Emini’yle bakıştı ve derhal Han’a daldı. Bu bölümde sadece hadım oğlanlar ve yetişkin hadım köleler satılıyordu. Hızla çığlığın geldiği tarafa yöneldi, büyük bir kalabalık 10 yaşında Afrika’dan getirilmiş bir çocuğun başında toplanmıştı. Kalabalığı yarıp da çocuğu kucağına aldığında çığlık kesilmiş, cübbesi kan revan içerisinde kalmıştı. Kim bilir hangi ananın koynundan koparılmıştı? Getirildiği gemide köle tacirleri tarafından hadım edilen yavrucağın minik bedeni pazarda sahibini bulana kadar bile dayanamamıştı. Şimdi, şu anda, ölü gözleri hiç bilmediği bir diyarda bir yabancıya bakarken acılarından çok uzaktaydı.

    Kadı çağrılmış, çocuğu pazara getiren esirci sorguya alınmış ve olay etraflıca incelenmişti. Mütalaa açık, hüküm netti; küçük çocuk hadım işleminin yasak olduğu Osmanlı Topraklarında değil denizde hadım edildiği için esirci bir cezaya çarptırılmayacak, ancak çocuğun defin işlemleri için gereken masrafları ve vergileri karşılayacaktı. Ayrıca çocuk, pençik* varakası alınmış, yasalara uygun bir köleydi. Hukuka uygunluğun olduğu yerdeyse vicdana uygunluk tartışılmazdı.

    Esirciler Pazarı Kethüdası bestekar Itri insan eti ticaretinin kahyalığını yapmaya on beş yıl daha devam etti.

    Otuz beş yılın sonunda ticaretini düzenlediği esirlerden daha mı özgürdü dersiniz?

    • Pençik Varakası: Osmanlı Devleti’nde savaş esirleri veya dışarıdan getirilen kölelerin vergisi (pençik resmi) ödendikten sonra gümrükte tüccarlara verilen resmî bir belgedir.

    Güzin Arar, Ankara’da doğdu. Lisans ve yüksek lisans eğitimini ODTÜ Çevre Mühendisliği Bölümü’nde tamamladı. 1993-2007 yılları arasında, büyük bölümü Çevre Bakanlığı’nda olmak üzere, çevre diplomasisi, uluslararası çevre politikaları ve sürdürülebilir kalkınma alanlarında görev yaptı. İlk öykülerini üniversite yıllarında kaleme aldı. 1999-2000 yılları arasında Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı’nda (UM-AG) Yaratıcı Yazarlık Eğitimi’ni tamamladı. Ardından Ankara’da kurulan Sokak Yazarları Grubu’na katıldı. Bu grubun yayımladığı çeşitli dergi ve kolektif kitaplarda öyküleri yer aldı.2008-2020 yılları arasında, eşinin görevi nedeniyle bulunduğu farklı coğrafyalarda resmî temsil görevlerinin yanı sıra çeşitli kadın ve sanat kuruluşlarında gönüllü çalışmalar yürüttü. İlk öykü kitabı Saçlarıma Yağan Can Taneleri, 2015 yılında, Deneme türündeki ikinci kitabı Ben de Denedim ise 2022 yılında okurla buluştu. Farklı türlerde yazmayı sevse de kendisini öncelikle bir öykücü olarak tanımlamayı tercih ediyor. Yaşamını İstanbul’da sürdüren Arar, evli ve bir çocuk annesidir.

    YAZARIN DİĞER YAZILARI
    güzin arar suaremag yazar

    Related Posts

    Ayın Müzikleri: Eylül Ayı Seçkisi

    Eylül 1, 2026 Ayın Şarkıları

    Ayın Kitapları: Eylül Ayı Seçkisi

    Eylül 1, 2026 Ayın Kitapları

    Ayın Filmleri: Eylül ayı seçkisi

    Eylül 1, 2026 Ayın Filmleri

    SuareMag Eylül 2026

    Eylül 1, 2026 Manşet
    Yorum Yap
    Yorum yazın Cancel Reply

    Yeni Eklenenler

    Önay Yılmaz’dan yeni bir polisiye: Pinokyo Kapanı

    Eylül 11, 2026 Kitap

    Gazeteci ve polisiye yazarı Önay Yılmaz, yeni romanı Pinokyo Kapanı – Yalan Yazarsan Ölürsün ile…

    2026 Nobel Edebiyat Ödülü için geri sayım: Bu yıl kimlerin adı konuşuluyor?

    Eylül 9, 2026

    ‘Mitolojiden anlamam’ diyenlerin kesin bilgili 10 mitolojik miras

    Eylül 8, 2026

    ‘Eskişehir festivaller şehri olacak!’

    Eylül 6, 2026
    Sosyal Medya'da Biz
    • Facebook
    • Twitter
    • Instagram
    • YouTube
    Bu Haberleri Kaçırmayın

    Değişen Toplumda Aile ve Çocuk yeni baskısı raflarda

    Mayıs 5, 2023 Kitap

    Şili’nin 2024 Oscar adayı “Sömürgeciler”, MUBI’de gösterilecek

    Mart 7, 2024 Sinema

    KUM BÖCEKLERİ

    Aralık 1, 2025 Başak Bıyıklı
    Hakkımızda
    Hakkımızda

    Film, kitap, sanat, hayat ve daha fazlası için haber, röportaj, makale, podcast, güncel bilgiler içeren e-dergi.

    Email : editor@suaredergi.com.tr

    Künye

    Son Eklenen Yazılar

    Önay Yılmaz’dan yeni bir polisiye: Pinokyo Kapanı

    Eylül 11, 2026

    2026 Nobel Edebiyat Ödülü için geri sayım: Bu yıl kimlerin adı konuşuluyor?

    Eylül 9, 2026

    ‘Mitolojiden anlamam’ diyenlerin kesin bilgili 10 mitolojik miras

    Eylül 8, 2026
    X (Twitter) Instagram Facebook
    © 2026 Tüm Hakları Saklıdır. Do Medya & Ekipbizz İçerik İşbirliğiyle hazırlanmaktadır.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.