Close Menu
    Son Eklenenler

    Önay Yılmaz’dan yeni bir polisiye: Pinokyo Kapanı

    Eylül 11, 2026

    2026 Nobel Edebiyat Ödülü için geri sayım: Bu yıl kimlerin adı konuşuluyor?

    Eylül 9, 2026

    ‘Mitolojiden anlamam’ diyenlerin kesin bilgili 10 mitolojik miras

    Eylül 8, 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Cumartesi, Eylül 12
    X (Twitter) Instagram Facebook
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    • YAŞAM
      1. Aktüel
      2. Beslenme
      3. Felsefe
      4. Fitness
      5. İlişkiler
      6. Kişisel Bakım
      7. Kişisel Gelişim
      8. Psikoloji
      9. Sağlık
      10. Seyahat
      11. Sürdürülebilir Yaşam
      12. Teknoloji
      13. View All

      Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği: “Türk Gençliğine Atasını Unutturamazsınız”

      Ocak 16, 2026

      Apaçık Radyo’dan gençlere açık çağrı: “Açık Alan” başvuruları başladı

      Ocak 15, 2026

      Nazlı Eray’a “Yaşayan Efsane” Onuru

      Temmuz 5, 2025

      Yüzüncüyıl Gazeteciler Derneği’nden anlamlı seminer

      Temmuz 3, 2025

      İnovatif makarnacı Pastavilla 32. yaşını ödülle kutluyor

      Nisan 22, 2024

      Buğday Derneği ‘zehirsiz kentler’ için harekete geçti

      Aralık 23, 2021

      Anlama giden yol: Sembolizm

      Ağustos 3, 2026

      Pandora – Yasak Bilgi ve Merak, Felaket ya da Umut

      Nisan 5, 2026

      İkarus -Yükselme Arzusu, Protez Kanatlar ve Çöküş

      Mart 8, 2026

      Medusa – Kadın Öfkesi ve Öteki’nin Bakışı 

      Şubat 24, 2026

      Ailemizin ‘Sessiz Odası’

      Mart 23, 2026

      Ergen ebeveynleri için kılavuz

      Eylül 23, 2024

      Aşkın Lotus Hali… 

      Temmuz 4, 2024

      “Doktordan Az Kullanılmış” bu defa bir kitap adı oldu

      Ağustos 29, 2023

      Parfümde şişe tasarımı kokudan önemli olabilir mi?

      Mart 28, 2023

      Saç bakımına ilişkin merak edilen 6 soru ve 6 yanıt

      Nisan 17, 2022

      Melda Kamhi Kosif’in yeni kitabı ‘Ruhun Fısıltısı’ okurla buluştu

      Haziran 8, 2026

      Pandora – Yasak Bilgi ve Merak, Felaket ya da Umut

      Nisan 5, 2026

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Stresten Huzura: Deneyimlenmiş bir dönüşüm süreci

      Mart 6, 2025

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Kimdir bu “Narsist Sapkınlar?”

      Mayıs 29, 2025

      Borderline: Bir Kişilik Bozukluğunun Biyografisi

      Mayıs 6, 2025

      Dementor – Ruh Emici: Narsisizmin gölgesinde bir yok oluş ya da yeniden doğuş hikâyesi

      Şubat 17, 2025

      Prof. Dr. Ahmet Karacalar’dan Lipödem Sendromu: Evrimsel Bir Uyumsuzluk

      Haziran 14, 2026

      ‘Bağımlılık’ bir hastalık olmayabilir (mi?)

      Şubat 18, 2026

      Longevity: Daha uzun ve daha iyi bir hayat mümkün mü?

      Şubat 4, 2026

      ‘Hepimiz Narsistiz’ kitabının yazarı Şule Öncü: Sanıldığından yaygın!

      Mayıs 17, 2024

      KOPENHAG: GÜVENİN VE HAFİFLİĞİN KONFORU

      Eylül 1, 2026

      Sayım Çınar’dan Graz Notları: Sakinliğin, sanatın ve lezzetin şehri

      Şubat 6, 2026

      Melis Melek ile Yeryüzü Günlükleri

      Aralık 21, 2025

      IŞIĞIN İZİNDE, GÖLGENİN PEŞİNDE: PARİS

      Kasım 1, 2025

      Nihal Gündüz’den ‘makarna’ ile ‘Çevre Krizi’ fotoğrafları

      Ağustos 15, 2025

      ‘Baumit ile Olasılıklar’ kitabı ile geleceği yeniden düşünüyor

      Eylül 20, 2023

      Heykeltıraş Varol Topaç’ın çelik üretim atıklarından yarattığı eser Contemporary İstanbul’da

      Eylül 17, 2023

      Jeotermal enerjiyi çocuklara anlatan kitap: Damla Adamlar

      Ağustos 31, 2023

      Kim Korkar Yapay Zekadan

      Haziran 8, 2025

      Türkiye’nin mutfak ve kültür mirasından seçkiler dijital erişime açılıyor

      Ekim 20, 2023

      Mevzular Açık Mikrofon, artık GAİN’de

      Eylül 1, 2023

      Akıllı makineler ve robotlar denilince akla gelen filmler

      Ağustos 31, 2023

      2026 Nobel Edebiyat Ödülü için geri sayım: Bu yıl kimlerin adı konuşuluyor?

      Eylül 9, 2026

      ‘Mitolojiden anlamam’ diyenlerin kesin bilgili 10 mitolojik miras

      Eylül 8, 2026

      ‘Eskişehir festivaller şehri olacak!’

      Eylül 6, 2026

      KOPENHAG: GÜVENİN VE HAFİFLİĞİN KONFORU

      Eylül 1, 2026
    • KÜLTÜR – SANAT
      1. Kitap
      2. Müzik
      3. Öykü
      4. Sanat
      5. Sergi
      6. Sinema
      7. Şiir
      8. Tiyatro
      9. Video
      10. View All

      Önay Yılmaz’dan yeni bir polisiye: Pinokyo Kapanı

      Eylül 11, 2026

      Napolyon’un yenilgisi modern dünya sistemini nasıl doğurdu?

      Eylül 1, 2026

      İstanbul’un unutulmuş mimarlarının izinde

      Ağustos 31, 2026

      ‘Yazmak ömür boyu sığınağım oldu’

      Ağustos 29, 2026

      Klasik Müziğin çağdaş yorumcularından Janoska Ensemble Bodrum’da

      Ağustos 7, 2026

      AYIN ŞARKILARI: AĞUSTOS AYINDA NE DİNLEYELİM

      Ağustos 2, 2026

      Ayın Şarkıları: TEMMUZ AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Temmuz 1, 2026

      Ayın Şarkıları: HAZİRAN AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Haziran 2, 2026

      İsmi olmayan hikâyeler – VIII

      Ağustos 30, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – VII

      Temmuz 25, 2026

      AH BAVULUM VAH BAVULUM

      Temmuz 15, 2026

      İsmi Olmayan Hikayeler – VI

      Haziran 19, 2026

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

      Nisan 29, 2026

      Gustav Klimt – Danaë: Altının içinden gelen sessiz uyanış

      Aralık 6, 2025

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Serçe Limanı batığının 1000. yılına sanatsal bir selam: Marmaris’te Cam Sanatı Sergisi

      Mayıs 2, 2026

      Peaky Blinders’ın klasik otomobilleri Rahmi M. Koç Müzesi’nde

      Mart 23, 2026

      Meşher’den Çevrimiçi Rehberli Turlar Başlıyor: İstanbul Temalı Sergiler

      Mart 23, 2026

      Ayvalık Uluslararası Film Festivali beşinci yaşını dünyanın öne çıkan filmleriyle kutluyor

      Ağustos 17, 2026

      İBB Beyoğlu Sineması’nda Ağustos Boyunca Ücretsiz Film Şöleni

      Ağustos 4, 2026

      Obsession: Bir Dileğin Etik Bedeli

      Temmuz 27, 2026

      THE ODYSSEY ÜZERİNE DÜŞÜNCELER: EN FAZLA TANRILAR KADAR KUSURLU

      Temmuz 26, 2026

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      ŞİİR – KADİR HORZUM

      Ocak 12, 2026

      Şiir: Kapandık kaldık içimize 

      Temmuz 18, 2025

      Şiir: Huy İşte

      Temmuz 7, 2025

      Sait Faik ile Orhan Kemal “Düş Payı”nda buluşuyor

      Eylül 1, 2026

      Kültürler Mut! Tiyatrosu’nda buluşuyor

      Mayıs 5, 2026

      Moda Sahnesi’nde sıkışan zaman: blueScat prömiyere hazır

      Nisan 8, 2026

      Listeler, Hisler ve Kadınlar

      Nisan 6, 2026

      Parazit – Sınıfsal uçurumların sarsıcı anlatımı

      Haziran 30, 2025

      Garfield’in resmi posteri yayınlandı

      Aralık 19, 2023

      Napolyon bu kez Jaquin Phoenix’in yorumuyla sinemada

      Kasım 23, 2023

      Freud’s Last Session filminden fragman

      Ekim 27, 2023

      Önay Yılmaz’dan yeni bir polisiye: Pinokyo Kapanı

      Eylül 11, 2026

      2026 Nobel Edebiyat Ödülü için geri sayım: Bu yıl kimlerin adı konuşuluyor?

      Eylül 9, 2026

      ‘Mitolojiden anlamam’ diyenlerin kesin bilgili 10 mitolojik miras

      Eylül 8, 2026

      Talât Sait Halman Çeviri Ödülü için başvurular başladı

      Eylül 1, 2026
    • KİTAPLIK
    • ATÖLYE
    • PODCAST

      Podcast: Hayati Tavsiyeler ‘Bahar ve Mitoloji’ ile yayında

      Mayıs 5, 2023

      Denenmiş, test edilmiş, onaylanmış: Hayati Tavsiyeler

      Mayıs 5, 2023

      Meraklı bünyeler için podcast kanalı: Suare Online

      Mayıs 1, 2023

      Akla takılan sorulara yanıt arayan podcast: Neymiş?

      Nisan 9, 2023

      Hayati Tavsiyeler: Kendine yatırım yapanlara özel podcast

      Nisan 9, 2023
    • YAZARLARIMIZ
    • SuareMag
    • Öykü
    • SD+
      1. Röportaj
      2. Haber
      3. Makale
      4. Portre
      5. Diğer
      6. View All

      ‘Yazmak ömür boyu sığınağım oldu’

      Ağustos 29, 2026

      Nebahat Kavak ile ‘Medeniyet Hamuru’: Kültürel bir mirası görünür kılmak

      Ağustos 13, 2026

      Nilgün Karataş: ‘Tanrıçalar ölmedi, sadece kostüm değiştirdi’

      Ağustos 5, 2026

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      Feriköy Antika Pazarı kapanıyor mu?

      Nisan 13, 2026

      79. Cannes Film Festivali seçkisi duyuruldu

      Nisan 10, 2026

      Yeşilçam’ın köklü şirketi Erman Film’de yollar ayrıldı

      Şubat 6, 2025

      Defne ya da Bazı Tuhaf Hayatlar: Herkes kendi hikayesine sahip çıksın!

      Kasım 16, 2024

      Gotik Mimari: Gotik edebiyatın görkemli yapıları

      Ağustos 10, 2026

      Gerçekler Sizi Özgürleştirir Ama Önce Öfkelendirir: 8 Mart’ta Gloria Steinem’i yeniden okumak

      Mart 8, 2026

      Tahakküme Meydan Okuyan Küçük Harfler: bell hooks ve Duygu Yoldaşlığı

      Mart 8, 2026

      Bir gölün kıyısındaki Leylâ: Epstein ve depremin kayıp çocukları

      Şubat 17, 2026

      100 Yıllık Bir Ses: David Attenborough

      Mayıs 8, 2026

      Sinemanın Şairi Béla Tarr’ın Ardından

      Ocak 7, 2026

      Yolda Olmak, Var Olmaktır

      Ağustos 9, 2025

      Maria Anna Mozart

      Temmuz 20, 2025

      Gülhane Parkında sarnıç olduğunu biliyor muydunuz?

      Nisan 2, 2023

      Klasik mobilyada en çok tercih edilen ağaç türlerini biliyor musunuz?

      Nisan 1, 2023

      Mart ayında Türkiye’nin en çok konuştuğu başlıklar

      Nisan 1, 2023

      FARE MASALI

      Eylül 1, 2026

      DÖVÜŞ KULÜBÜ: SAHİP MİYİZ? KÖLE MİYİZ?

      Eylül 1, 2026

      ‘Yazmak ömür boyu sığınağım oldu’

      Ağustos 29, 2026

      Nebahat Kavak ile ‘Medeniyet Hamuru’: Kültürel bir mirası görünür kılmak

      Ağustos 13, 2026
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    Buradasınız:Anasayfa » SCARLET
    Hediye Gülden Özgür

    SCARLET

    Eylül 1, 2026Yorum yapılmamış12 dk Okuma Süresi
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Email
    Paylaş
    Facebook Twitter Pinterest WhatsApp Email

    Hediye Gülden Özgür

    Egemen, otuz yıllık meslek hayatının son gününde içinde tuhaf bir boşluk hissediyordu. Hüzün değildi bu; sanki alıştığı hayatın ertesi gün artık aynı olmayacağını bilmenin getirdiği huzursuzluğu bir türlü üzerinden atamıyordu.

    Bebek sırtlarında, Boğaz’ı gören muayenehanesine o gün herkesten önce geldi. Camları açtı. Şehrin üzerindeki hafif sisin kalkmasını izledi, Boğaz’dan geçen vapurların motor seslerini dinledi. Playlist’e her zamanki klasik müzik listesini değil, en sevdiği sakin caz parçalarını koydu.

    Aşağıdan gelen tıkırtıları duyduğunda saate bakmasına gerek kalmadı. Aylin geldiyse saat dokuz olmuştu. Kahvesini almak için mutfağa indi. Aylin’le birkaç dakika sohbet ettiler.

    “Bugün çok yoğunuz hocam, fazla yorucu değil mi?”

    “Ben istedim Aylin.”

    “On iki seans.”

    Egemen kahvesinden bir yudum aldı. “Hepsiyle aynı gün vedalaşmak istedim.”

    Muayene odasına geçti. Duvarları yıllar içinde topladığı birkaç resim ve küçük heykel dışında neredeyse boştu; geniş pencerenin önündeki iki koltuk Boğaz’a bakıyordu. Masasına yerleşti.

    Kara kaplı defterini açıp boş sayfaya alt alta on iki çizgi çekti. Sonra arkasında duran en sevdiği esere baktı:

    Bulutları andıran puslu bir zeminde, farklı yönlerden gelen kırmızı ipek iplikler tam merkezde birleşerek sıkı bir yumak oluşturuyor; yumaktan kurtulan tek uzun uç aşağı doğru sarkıyordu.

    Kapı çalındı, Aylin başını uzattı. “İlk seansınız geldi.”

    “Aylin, müziği değiştirme bugün. Aren gelsin.”

    Aylin gülümseyerek kapıyı kapattı. Egemen bileğini kaşıdı. Sabah hafif bir kızarıklık fark etmiş, önemsemeyip bir antihistaminik almıştı.

    10.00 — Aren

    Aren, ödüllü bir savaş muhabiriydi. Etkileyici gür sesi ve yüksek enerjisiyle girdiği ortamın havasını bir anda değiştirirdi. Savaş bölgesinden birkaç gün önce dönmüştü.

    “Hocam, Kanaldan aradılar. Toplantıyı erkene çekmişler. Bugün biraz erken çıkmam gerekecek.”

    “Tamam Aren.”

    “Yine aynı kâbusu görüp duruyorum hocam.”

    “Musul’daki asker?”

    “Evet. Bu sefer elimi yarasından hiç çekmedim. Yine de kurtaramadım.”

    “Orada müdahale edebilecek bir doktor yok muydu?”

    “Vardı. Herkes başka bir yaralıyla ilgileniyordu. Ben ilgilenmek zorundaydım.”

    Egemen öne doğru eğildi. “İlk yardım biliyorsun ama sen doktor değilsin.”

    “Biri orada ölürken durup sadece izleyemiyorum.” Aren’in sesi ilk kez düştü.

    “Savaş insana çok şey öğretir Aren.”

    “Durmak, bir şey yapamamak… Bana acizlik gibi geliyor.” Aren yutkundu. Bakışlarını pencereye çevirdi. “Savaş sinirlerimi bozdu artık hocam. Bugün fena dağıldım.”

    Bir süre ikisi de konuşmadı.

    “Bunu sonra konuşalım mı hocam?”

    “Peki.”

    Aren ayağa kalkıp saatine baktı. “Geç olmuş. Ben kaçtım hocam.”

    Egemen gülümsedi. “Formdasın yine.”

    “Siz de öyle hocam.”

    “Kendine dikkat et Aren.”

    11.00 — Tarık

    Tarık hayatın tadını çıkarmayı bilen adamlardandı. Piyasa aniden düştüğünde bile soğukkanlılığını korur, riski iyi yönetirdi. Son zamanlarda ise piyasayı eskisi kadar iyi okuyamıyordu.

    “Riskli portföyleri yönetmekten çok yoruldum hocam.”

    “Risk ne demek sence?”

    “Ölçemediğin belirsizlik…”

    “Hesapladığın risk mi, göze aldığın risk mi?”

    Tarık gözlüğünü düzeltti. “Bizim işte zamanlama çok önemli.”

    “İki senedir zamanlamayı konuşmuyor muyuz? Senin lokanta ne oldu Tarık?”

    “Bir piyasalar sakinleşsin diyorum.”

    “Boşanma?”

    “Bitişleri sevmiyorum ben. Artık eşim de vazgeçti. Bana hak veriyor galiba.”

    “Ya başlangıçları seviyor musun Tarık?”

    “Yeni bir spora başladım, doğa tırmanışı. Kilo vermem lazım zaten, ama sözünüzü dinledim hocam.”

    “Sevindim. Nerede?”

    “İyi bir rehber buldum. Kısa, bilinen, güvenli rotalar.”

    Egemen elindeki kalemi çevirdi. “Yönetebildiğin şey hâlâ risk midir Tarık?”

    “Beklediğim çok iyi bir kâğıt var. Yükselirse lokantayı belki hemen açarız.”

    “Belki…”

    “Açarım.”

    12.00 — İzel

    İzel uluslararası büyük bir şirketin pazarlama direktör yardımcısıydı. İstediği ülke değişikliği onaylanmış, kendisine üç ayrı ülkede iyi pozisyonlar sunulmuştu. Aylardır üç ofis arasında seçim yapamadığı için üzerinde baskı hissediyordu.

    “Uzun zamandır görüşemedik hocam. Özlemişim sizi.”

    “Nasılsın?”

    “Yeni geldim Londra’dan. Eve de ancak taşınabildim. Ama ev çok güzel, kolay alıştım.”

    “Yeni ülke ne oldu?”

    “Henüz karar veremedim. Bilmiyorum.”

    “Seçenekler kötü mü?”

    “Hayır. Şehirleri, ofisleri tanıyorum. Zaten sürekli gittiğim yerler.”

    “O zaman?”

    İzel çantasının fermuarıyla oynadı. “Asya kıtasında düzenimi yeni kurdum. Ev de tam istediğim gibi oldu. Şimdi yeniden her şeyi taşımak…”

    Egemen başını salladı.

    “Hangisini seçtiğinden önce neyi kaybetmeye razı olduğuna bak.”

    “Ne güzel ifade ettiniz. Sesinizi özleyeceğiz hocam.”

    “Instagram’dan hikâye koyarım.”

    İzel kahkaha attı.

    “Yok artık. Siz?”

    “Tuttuğum balıkları anlatırım. İzlenir mi kız sence?”

    “Vallahi şimdi emekli olduğunuza inandım.”

    13.00 — Cansu

    Cansu, özel gereksinimli çocuklarla çalışan bir psikolojik danışmandı. İnsanların söylediklerinden çok, sustuklarında ne anlatmaya çalıştıklarını fark ederdi.

    “Aile terapisi eğitimi almayı düşünüyorum.”

    “Neden?”

    “Faydası olmaz mı sizce?”

    “Olur tabii.”

    “Bilgi hürriyet değil mi hocam?”

    “Neyi daha iyi anlarsan rahatlayacaksın Cansu?”

    Cansu durdu. Anlamak kötü bir şey mi?”

    “Senin her şeyi anlama kapasiten var zaten.”

    Cansu’nun gözleri doldu. “Teşekkür ederim. Ama altında bir eleştiri de var gibi sezdim.”

    “Sezgiyi bırak. İltifatı al önce.”

    Cansu hemen gözlerini sildi. “İltifatın arkasında bir şey aramayacağım yani?”

    “Deneyebilirsin.”

    Cansu güldü. “Kolay değil.”

    Egemen gülümsedi.

    “Her zaman hemen anlayamıyorum” hocam.

    “Her şeyi anlamak zorunda değilsin.”

    Cansu güldü. “Ulus Baker?”

    Egemen de güldü.

    “Nasıl da hemen…”

    ⁂

    Cansu çıktıktan sonra Aylin öğle yemeğini getirdi, boş kahve fincanını alıp çıktı.

    14.00 — Aslıhan

    Aslıhan, dizi oyunculuğunun yanı sıra milyonlarca kişinin takip ettiği bir sosyal medya yıldızıydı. Girdiği yerde fark edilmek için özel bir çaba göstermesine gerek kalmazdı. Odaya yine telaşla, telefonuyla konuşarak girdi.

    “Hiç susmuyor bu telefon. Özür dilerim hocam. Ben olmasam nasıl yaşayacaklar bilmiyorum.”

    “Kimse senden bir şey istemese ne yapardın Aslıhan? Annen aramıyor, menajerler işlerini halletmiş.”

    Aslıhan düşünürken yine titreyen telefonuna baktı.

    “Herhalde dinlenirim.”

    “Rahatlar mısın?”

    “Harika olurdu.”

    Telefonunu gösterdi. “Erken kaçmam lazım bugün. Annemi doktora ben götüreceğim.”

    “Yalnız gidemez mi?”

    “Hiç yakışık alır mı hocam?”

    “Sana yakışan ne Aslıhan?”

    Aslıhan bir an durdu. “Bırakamam hocam kimseyi.”

    Egemen cevap vermedi.

    “Gerçekten acelem var. Annem bu sefer cidden hasta.”

    “Geçmiş olsun.”

    “Teşekkürler.”

    15.00 — Başar

    Başar, camianın saygı duyduğu orta yaşlı bir beyin cerrahıydı. Egemen’in iyi bir dostu sayesinde tanışmışlardı. Yeni tedavi yöntemlerini, ameliyat başarı oranlarını ve Amerika’da övgü alan son makalesini heyecanla anlattı.

    “Çok gurur verici gerçekten,” dedi Egemen.

    Başar’ın yüzü aydınlandı.

    “Şu anlattıklarına bakılırsa Amerika’daki o çok zor ameliyat başarılı geçmiş o zaman?”

    “Pes hocam, hatırlıyorsunuz.”

    “Makale onunla ilgili değil miydi?”

    “Az önce detaylı anlattım ya.”

    Egemen yeni fark etmiş gibi kaşlarını kaldırdı.

    “Aa, o ameliyat mıydı? Tüh, kaçırmışım.”

    Başar’ın yüzü birden düştü. Saatine baktı.

    “Süremiz dolmuş.”

    “Dört dakika daha var.”

    “Makaleni okumak isterim Başar. Paylaş lütfen.”

    “Tabii hocam. Fikriniz önemli.”

    “Vedalaşalım mı hocam?”

    Egemen elini uzattı. “Veda bizde kırmızı çizgi.”

    Başar gülümsedi.

    “Aylin’e güzel bir İskoç viskisi bıraktım hocam. Keyifle için.”

    “Benim teknede hep birlikte içelim.”

    16.00 — Barış

    Barış, sosyetenin gözdesi bir estetik cerrahtı. Güzel şeylere zaafı vardı; ama estetikte güzellikten çok oranla ilgilenir, bir yüzdeki en küçük uyumsuzluğu hemen fark ederdi.

    Barış koltuğa otururken odanın girişindeki heykele baktı. “Yeni mi bu?”

    “Simge sağ olsun. Güzel değil mi?”

    Barış heykeli birkaç saniye süzdü. “Güzel. Şu çerçeve hâlâ eğri ama hocam.”

    Egemen arkasına baktı.

    “İki milim. Bugün siz yorgun görünüyorsunuz. Gözlerinizin altı kızarmış.”

    “Öyle mi Barış? Fark etmedim.”

    Barış güldü. “Benim işim bu hocam. Kaçmaz. Zanaat diyelim.”

    Egemen kaşlarını kaldırdı.

    “Hocam, bugünkü mevzuya gelelim. Benimki evlenmek istiyor. Kaçamıyorum artık.”

    “Geçen seans aşk acısından ölüyordun.”

    “Her sorunu hemen konuşup çözmek istiyor. Daralıyorum bazen. Hataya tahammülü yok sanki.”

    “Tanıdık geldi mi?”

    “Ooo hocam, yorgunluk değilmiş. Siz formunuzdasınız bugün.”

    “Hem daha yeni barıştık hocam. Bir bakalım şikâyetleri devam ediyor mu.”

    Egemen kahkahayı bastı. “Kadın, düzelmek istemediğin için seni terk etmemiş miydi?”

    “Hocam, cidden sizin göz altlarınızdaki kızarıklık artmış.”

    “Ben de ciddiyim. 2 mm.”

    “Konuyu değiştirmiyorum hocam.”

    “Kusurlarımı yüzüme vurma Barış.”

    “Siz biraz mola verin. Benim de ameliyata yetişmem lazım zaten.”

    17.00 — Korhan

    Korhan, boşanma davalarında adı sık anılan bir avukattı. Her akşam başka bir davette, her boş anında çapkınlık peşindeydi. Yalnız kalabildiği anlar nadirdi.

    “Artık düzenli bir hayat istiyorum.”

    “Bu hafta sonu kiminleydin Korhan Bey?”

    “Hocam, merak mı terapi mi bu?”

    “İkisi de.”

    “Gençlerleydik.”

    “Çapkınlığa son vermiştin.”

    “Düzgün kimse bulamıyoruz ki hocam.”

    “Evlenmek seni fazla ele veriyor olabilir mi?”

    “Seks değil hocam mesele. Düzenli bir hayat istiyorum. Hem yaşlanıyorum.”

    “Yaşlanınca mı evlenmek lazım?”

    “Ben öyle demedim. Gençliğimin kıymetini biliyorum.”

    Bir süre sonra Korhan konuyu değiştirdi. “Bizim meşhur iş adamının davasında büyük sırlar çıktı.”

    “Ooo, anlatacak mısın yoksa?”

    “Kimsenin sırrını vermem, bilirsiniz.”

    “Bilmez miyim?”

    “Kitap yazmaya karar verdim Korhan, ne dersin? Mesleki sırlarımı ifşa edeceğim.”

    Korhan sesli bir kahkaha attı. “Vallahi sizi dava ederim. Aldığınız paraları bana verirsiniz.”

    “Bana güvenmiyor musun Korhan Bey?”

    “Size inanıyorum ama güvenmiyorum.”

    “İkisi başka mı?”

    “Benim meslekte başka.”

    Korhan ayağa kalkıp gömleğini düzeltti.

    “Gömlek güzel.”

    “Yeni terzim. Kimseye söylemiyorum ama Aylin’e ismini bırakırım.”

    “Ooo, emeklilik hediyem mi Korhan Bey?”

    “İyi günlerde olsun.”

    18.00 — Yaren

    Yaren felsefe doktorası yapıyordu. Bir fikri kabul etmeden önce onu tersine çevirmeyi, hatta önce hararetle reddetmeyi severdi. O gün affetmenin ahlaki bir zorunluluk olup olmadığını tartışıyordu.

    “Siz babanızı affedebildiniz mi hocam?”

    “Mevzu ben miyim?”

    “Emeklilik sizi korkutuyor mu?”

    “Hayır.”

    “İnanmıyorum size.”

    “Kimin kuşkularını dindiriyorsun? Benimkileri mi, kendininkileri mi?”

    “Bence kuşku güvensizliktir. Sorgulamaksa hakikat arayışı.”

    “İkisi aslında aynı yerden gelmez mi?”

    Yaren sustu. “Ben babamı affetmedim. Ama özgürleşmek için artık yokmuş gibi kabul ettim.”

    “İnsan nerede kaybolduğunu biliyorsa geri dönüş yolunu da bilir mi Yaren?”

    “Peki siz nerede kaybolduğunuzu biliyor musunuz hocam?”

    Egemen tebessüm etti. “Bilmiyorum.”

    Yaren, Egemen’in arkasındaki resme baktı. “Bu resim beni içine hapsediyor sanki. Labirent gibi.”

    Egemen de dönüp esere baktı. “Çok iyi…”

    “Hocam, bu arada ben bilmediğinize hiç inanmadım.”

    “Biliyorum deseydim inanacak mıydın?”

    19.00 — Oğuz

    Oğuz yıllardır siyasetin içindeydi. Sıfırdan büyük bir sanayi grubu kurmuş, partisinde dürüstlüğü ve kriz zamanlarındaki soğukkanlılığıyla saygınlık kazanmıştı. Pencereden dışarı, kararmaya başlayan gökyüzüne baktı.

    “Üstat, farkında mısın ülke çok kötü. Elimizi kolumuzu iyice bağladılar.”

    “Partin kapatılırsa ne olur?”

    Oğuz bir an dondu. “Bu soru neden şimdi, bir şey mi duydun?”

    “Yok. İnançların değişir mi?”

    “İnandığın şey seni sen yapar diye öğrendik biz üstat.”

    “Ya inandığımız şeyler değişirse?”

    “Bazı şeyler değişmemeli.”

    “Ya koşullar değişirse?”

    Oğuz gözlerini kaçırdı.

    Uzun süren sessizliği Egemen bozdu. “Tatil planı yapabildiniz mi?”

    “İnan hiç vaktimiz olmadı.”

    “Çalışmadığın gün var mı?”

    Oğuz güldü. “İstikrar bu ara çok daha önemli üstadım.”

    “Bu ekstra çaba neden, Oğuz?”

    “Halimize bak üstat. Bari gelecek nesiller bizden daha özgür olsun.”

    Egemen ona baktı. “Biz hiç özgür olamadık, değil mi?”

    Oğuz sustu. “Dinleniriz sonra üstadım.”

    “Ne zaman?”

    20.00 — Devin

    Devin, yapay zekâ, kod ve projeksiyonla çalışan genç bir dijital sanatçıydı. Tuvali sanatın vazgeçilmez koşulu sayanlarla dalga geçmekten hoşlanıyordu.

    “Babam son sergime gelmedi yine.”

    “Belki sen de pek istemedin gelmesini?”

    “Dijital işi anlamaz zaten. Eleştirisini duymaya değmez.”

    “Yine de fark etmişsin gelmediğini.”

    Devin omuz silkti. “Fark etmemek zor.”

    “Belli…”

    “Öyle demeyin. Hem hâlâ o eski Freud numaraları kaldı mı?”

    Egemen kalemiyle oynamaya başladı.

    “Ben öyle herkes gibi onaya ihtiyaç duymuyorum.”

    “Kimin?”

    Devin cevap vermek yerine gözlerini kaçırdı. Egemen’in arkasındaki Scarlet’a dikkatlice baktı.

    “Bu tablonun asimetrisini çok seviyorum. Ölçülerden kurtulmuş gibi.”

    “Güzel yorum.”

    “Emeklilikte sıkılacaksınız vallahi.”

    “Muhtemelen.”

    “Beni bile özlersiniz valla siz.”

    “Rüyalarını mı?”

    “Dalga geçmeyin ya.”

    Bir an sustu. “Ben sizi özleyeceğim.”

    ⁂

    Dışarıda hava tamamen kararmıştı. Egemen birkaç dakika hava almak için bahçeye çıktı. İçeri dönerken Aylin’i bekleme odasını toplarken gördü.

    “Sen çık, ben kapatırım,” dedi.

    Odasına dönüp ışıkları ayarladı.

    21.00 — Simge

    Simge, adından söz ettiren bir küratör ve sanat tarihçisiydi. Bir esere uzun uzun bakar; değerini anlamakla kalmaz, hayran olduğu eserle adeta bütünleşirdi.

    “Dün yine aynı rüyayı gördüm.”

    “Hangisini?”

    “Monet tablosundayım sanki. Her şey soluk. Dünyayı tepeden, kuşbakışı izliyorum.”

    “Kimse yok mu etrafta?”

    “Yok, herkes var. O yok bu sefer.”

    “Onu hâlâ seviyor musun?”

    “Hayır.”

    “Acıyı kabul etmekle yaşamak aynı şey mi sence Simge?”

    Simge’nin gözleri doldu. “Ben artık acıyı bir çerçeveye sığdırıp ara sıra uzaktan bakıyorum.”

    Egemen sustu.

    Simge gözlerini sildi. “İçinde kaybolmamak için.”

    Simge’nin bakışları Scarlet’e kaydı.

    “Scarlet’ı ilk gördüğümde akai ito geldi aklıma. Hepimiz birbirimize bağlıyız hikayesi…”

    Simge uzun süre eseri seyretti. Sonra birden Egemen’e döndü. “Eskiden bizi bağlayan şeyin kader olduğunu sanırdım hocam.”

    “Ya şimdi?”

    “Kendimiz hakkında anlatıp durduğumuz bir hikâye olabilir. İpin diğer ucunda sizce ne var?”

    “Bilmiyorum.”

    Simge eliyle eseri işaret etti. “Düğümleri çözmek sizin işiniz.”

    Egemen bakışlarını Scarlet’a çevirdi. “Bizimki mesleki deformasyon.”

    “Biraz da keyif diyelim mi?”

    Egemen güldü. “Belki de.”

    Simge gözlerini eserden ayırdı. “Bu bir veda mı hocam?”

    “Galiba.”

    “Size Paris’te yeni keşfettiğim harika bir Japon sanatçıyı atacağım.”

    “Mutlaka. Sen dönünce görüşelim.”

    ⁂

    Simge odadan çıktıktan sonra Egemen uzun süre yerinden kalkmadı.

    Kara kaplı defterine çizdiği on iki çizgiye baktı, altlarına son bir tane daha çekti. Bir şey yazmadı.

    Scarlet’e döndü. Farklı yönlerden gelen iplerin merkezde birbirine dolandığı düğüme uzun uzun baktı. Aşağı sarkan tek uç diğerlerinden daha serbest görünüyordu.

    Bir an, günün henüz bitmediğini düşündü. Ayağa kalktı, eseri duvardan indirdi. Ağırlığı hep şaşırtırdı; çerçeve göründüğünden derindi.

    Depodan çıkardığı eski ambalaj kâğıdını açarken tozla karışık, ağır kokulu koyu bir kalıntı parmaklarına bulaştı. Banyoya gidip ellerini uzun uzun yıkadı. Aynada kendine bakarken istemsizce Barış’a hak verdi: gözlerinin altı gerçekten kıpkırmızıydı.

    Kaşıntı boynuna, oradan boğazına yürüdü. Bir antihistaminik daha içti. Geçer diye düşündü.

    Pakete küçük bir not iliştirdi. SİMGE’YE yazdı, paketi depoya bıraktı.

    Odasına döndüğünde nefesi daha da daralmıştı, başı dönüyordu. Koltuğuna oturdu. Bir süre sonra kalkmayı denedi.

    Kalkamadı.

    Aylin gece yarısına doğru unuttuğu ev anahtarlarını almak için ofise döndüğünde ışıkların hâlâ yandığını fark etti.

    İçeri girdi. Egemen’i yere yığılmış hâlde buldu. 

    Ambulansı aradı.

    Otopsi, ölüm nedeninin ağır bir alerjik reaksiyon olduğunu doğruladı.

    Duvarda Scarlet’ın yerinde büyük, açık renkli bir dikdörtgen kalmıştı.

    Eser, Egemen’in cenazesinden sonra depoda bulundu. Vasiyeti gereği koleksiyonun satışını Simge üstlenecek, gelir kimsesiz çocuklara bırakılacaktı. Scarlet ise listede yoktu; Egemen onu Simge’ye miras bırakmıştı.

    Üzerinde hâlâ kendi el yazısı duruyordu: SİMGE’YE.

    Simge paketi açtı. Çerçevenin arkasındaki eski kataloğu fark etti.

    SCARLET Mixed media: silk thread, pigment 1981 For Ariadne.

    Simge uzun süre son satıra baktı.

    Çerçeveyi kaldırırken arkasından küçük bir kâğıt yere düştü.

    İpin varlığı çıkışı göstermez. 

    Yalnızca dönüş ihtimalidir.

    Hediye Gülden Özgür, tasarımın farklı alanlarında üretim yapan bir sanat tutkunu. Renklerden ve gökyüzündeki yıldızlardan aldığı ilhamı somutlaştırarak doğanın ve evrenin gizemini sanatın diliyle yaşamla buluşturmaya çalışıyor. İstanbul Üniversitesi İktisat Bölümü ve Palazzo Spinelli Design eğitiminin ardından reklamcılık, tekstil, saat ve takı tasarımı alanlarında çalıştı; uluslararası markalar için tasarımlar üretti. Uzun yıllardır Sembolizm, Astroloji, Sabian Sembolleri ve Astro-psikoloji üzerine çalışmalar yürütüyor. İlk öyküsü 2023 yılında Gecenin İçinden adlı kolektif kitapta yayımlandı. Halen Distopya Dergi ve Suare Dergi’de yazmaya devam ediyor. Aynı zamanda sanat ve semboller üzerine eğitimler ve atölyeler düzenlemeye devam ediyor.

    YAZARIN DİĞER YAZILARI
    Hediye Gülden Özgür suaremag yazar

    Related Posts

    Ayın Müzikleri: Eylül Ayı Seçkisi

    Eylül 1, 2026 Ayın Şarkıları

    Ayın Kitapları: Eylül Ayı Seçkisi

    Eylül 1, 2026 Ayın Kitapları

    Ayın Filmleri: Eylül ayı seçkisi

    Eylül 1, 2026 Ayın Filmleri

    SuareMag Eylül 2026

    Eylül 1, 2026 Manşet
    Yorum Yap
    Yorum yazın Cancel Reply

    Yeni Eklenenler

    Önay Yılmaz’dan yeni bir polisiye: Pinokyo Kapanı

    Eylül 11, 2026 Kitap

    Gazeteci ve polisiye yazarı Önay Yılmaz, yeni romanı Pinokyo Kapanı – Yalan Yazarsan Ölürsün ile…

    2026 Nobel Edebiyat Ödülü için geri sayım: Bu yıl kimlerin adı konuşuluyor?

    Eylül 9, 2026

    ‘Mitolojiden anlamam’ diyenlerin kesin bilgili 10 mitolojik miras

    Eylül 8, 2026

    ‘Eskişehir festivaller şehri olacak!’

    Eylül 6, 2026
    Sosyal Medya'da Biz
    • Facebook
    • Twitter
    • Instagram
    • YouTube
    Bu Haberleri Kaçırmayın

    27 Mart Dünya Tiyatro Günü Ulusal Bildirisi: “Tiyatroya sahip çıkmak umuda, geleceğe, insana ve insanlığa sahip çıkmaktır”

    Mart 27, 2025 Tiyatro

    SIR GAWAIN VE YEŞİL ŞÖVALYE: KAHRAMAN MI OLMAK İSTERSİN, KENDİN Mİ?

    Ağustos 1, 2025 Sinan Cem Çamözü

    ÇEKMECE: LİMON KOKULU GÜNLER

    Ocak 1, 2026 SUARE ÖYKÜ DERGİSİ
    Hakkımızda
    Hakkımızda

    Film, kitap, sanat, hayat ve daha fazlası için haber, röportaj, makale, podcast, güncel bilgiler içeren e-dergi.

    Email : editor@suaredergi.com.tr

    Künye

    Son Eklenen Yazılar

    Önay Yılmaz’dan yeni bir polisiye: Pinokyo Kapanı

    Eylül 11, 2026

    2026 Nobel Edebiyat Ödülü için geri sayım: Bu yıl kimlerin adı konuşuluyor?

    Eylül 9, 2026

    ‘Mitolojiden anlamam’ diyenlerin kesin bilgili 10 mitolojik miras

    Eylül 8, 2026
    X (Twitter) Instagram Facebook
    © 2026 Tüm Hakları Saklıdır. Do Medya & Ekipbizz İçerik İşbirliğiyle hazırlanmaktadır.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.