ARZU VE UTANÇ TEMASINI OKUYABİLECEĞİNİZ KİTAP LİSTESİ
Hazırlayan: Elif Özge Karakaya
İnsan bazen sahip olamadıklarının, bazen de sahip olduklarının ağırlığını taşır. Arzu, onu yaşanmamış ihtimallere çağırırken utanç, geçmişin izlerini saklamaya çalışır. Peki, insanı asıl biçimlendiren hangisidir: İstedikleri mi, yoksa istemekten çekindikleri mi?
Bu ayın kitapları, yaşam sevincinden başka bir hayat kurma özlemine, sınırları zorlayan tutkulardan aile ve toplumun dayattığı yargılara uzanıyor. Kimi karakterler alıştıkları düzeni sorgularken kimileri seçimlerinin sonuçlarıyla, kimileri de geçmişiyle yüzleşiyor. Birinin yaşamaya doyamadığı yerde diğeri her şeyi geride bırakmak istiyor. Kimi sevdiğinin izlerini biriktiriyor, kimi geçmişinden kurtulamıyor. Farklı dönem ve coğrafyalardan gelen bu on kitap, arzunun ve utancın insan hayatında bıraktığı izleri kendi hikâyeleriyle anlatıyor. Keyifli okumalar!
- Parfümün Dansı – Tom Robbins
İnsanın yaşlanmaya, ölüme ve kurallara rağmen yaşamdan ne kadar vazgeçip vazgeçemeyeceğini düşündüren oyunbaz bir roman. Tom Robbins, ölümsüzlük, aşk, kokular ve bitmek bilmeyen bir yaşama isteğini kendine özgü mizahıyla bir araya getiriyor.
- Colas Breugnon – Romain Rolland
Colas Breugnon, hayatın bütün aksiliklerine rağmen neşesini kolay kolay kaybetmeyen bir adam. Yemeyi, içmeyi, üretmeyi, dostlarıyla vakit geçirmeyi ve en önemlisi yaşamayı seviyor. Romain Rolland, bu renkli karakter aracılığıyla mutluluğun her zaman büyük olaylarda saklı olmadığını hatırlatıyor.
- Daha Küçük Bir Gökyüzü – John Wain
Arthur Geary bir gün ailesini ve işini geride bırakıp Paddington İstasyonu’na yerleşir. İlk bakışta tuhaf görünen bu kararın ardında, herkesten ve her şeyden biraz uzaklaşma isteği yatıyor. Fakat insan kendi köşesine çekildiğinde bile başkalarının merak ve beklentilerinden kolayca kurtulamıyor. John Wain, bazen her şeyi geride bıraksa da insanın kendisine ait küçücük bir yer bulmasının ne kadar zor olduğunu hatırlatıyor.
- Çifte Yaşam – Karolina Pavlova
Cecily, çevresindeki insanların ondan beklediği hayatı yaşıyor. Nasıl davranacağı, kimlerle görüşeceği, nasıl bir kadın olması gerektiği neredeyse baştan belirlenmiş. Ancak geceleri gördüğü düşlerde, gündüzleri dile getiremediği düşünceler ve istekler ortaya çıkıyor. Karolina Pavlova, bir kadının dışarıdan bakıldığında sıradan görünen hayatının içinde ne kadar başka bir dünya taşıyabileceğini anlatıyor.
- Geriye Kalan Kadın – Rene Karabash
Yaşamak istediğiniz hayatla size uygun görülen hayat birbirinden tamamen farklıysa ne yaparsınız? Rene Karabash, geleneklerin belirlediği bir dünyada kendi yolunu çizmek isteyen bir kadının hikâyesini anlatıyor.
- Sekizinci Günah – Tomris Uyar
Tomris Uyar, Sekizinci Günah’ta insanın kendisini, başkalarını ve hayattan beklentilerini sorguladığı arayışların izini sürüyor. Öykülerde yakınlık kurma isteği, başka bir hayatın özlemi ve dile getirilemeyen arzular iç içe. Karakterler, alıştıkları düzenle içlerinden gelen ses arasında gidip gelirken ne istediklerini, neyi geride bırakabileceklerini anlamaya çalışıyor.
- Masumiyet Müzesi – Orhan Pamuk
Kemal, Füsun’u kaybettikten sonra onunla ilgili hiçbir şeyi geride bırakmak istemiyor. Birlikte geçirdikleri günlerden kalan eşyalar, zamanla hayatının en önemli parçalarına dönüşüyor. Orhan Pamuk, bu aşkın peşinden giderken 1970’lerin İstanbul’unu, sınıf farklarını ve insanların neyi ayıp sayıp neyi görmezden geldiğini de anlatıyor. Masumiyet Müzesi, bir insanı özlemekle geçmişte yaşanmış bir hayatı geri istemenin nasıl birbirine karışabildiğini gösteriyor.
- Piyanist – Elfriede Jelinek
Erika Kohut, hayatının büyük bölümünü annesinin kontrolü altında geçirmiş bir piyano öğretmeni. Dışarıdan bakıldığında disiplinli ve başarılı görünen yaşamının içinde bastırılmış istekler, öfke ve derin bir yalnızlık var. Elfriede Jelinek, Erika’nın cinselliğiyle ve bedeniyle kurduğu zorlu ilişkiyi anlatırken arzunun her zaman özgürleştirici olmadığını da gösteriyor.
- Utanç – Annie Ernaux
Annie Ernaux, ailesinde yaşanan sarsıcı bir olayın izini sürerken büyüdüğü çevreyi, sınıfsal farklılıkları ve kendisine öğretilen değerleri de yeniden hatırlıyor. Utancın yalnızca yaşananlardan değil, başkalarının bakışından ve insanın ait olduğu dünyayla kurduğu ilişkiden nasıl beslendiğine dikkat çekiyor.
- İnsanlığımı Yitirirken – Osamu Dazai
Yozo, çocukluğundan itibaren diğer insanlarla arasında aşamadığı bir mesafe hissediyor. Kabul görmek ve kimseye gerçek yüzünü göstermemek için sürekli şakalar yapıyor, başka biri gibi davranıyor. Fakat bu maskenin ardında giderek büyüyen bir korku, yalnızlık ve utanç var. Osamu Dazai, insanın başkalarına yabancılaşırken kendisine de nasıl uzak düşebildiğini oldukça sarsıcı bir hikâyeyle anlatıyor.


