Close Menu
    Son Eklenenler

    EDİTÖR’DEN

    Temmuz 15, 2026

    SUARE ÖYKÜ DERGİSİ 5. SAYI

    Temmuz 15, 2026

    BABAMIN BAVULU

    Temmuz 15, 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Perşembe, Temmuz 16
    X (Twitter) Instagram Facebook
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    • YAŞAM
      1. Aktüel
      2. Beslenme
      3. Felsefe
      4. Fitness
      5. İlişkiler
      6. Kişisel Bakım
      7. Kişisel Gelişim
      8. Psikoloji
      9. Sağlık
      10. Seyahat
      11. Sürdürülebilir Yaşam
      12. Teknoloji
      13. View All

      Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği: “Türk Gençliğine Atasını Unutturamazsınız”

      Ocak 16, 2026

      Apaçık Radyo’dan gençlere açık çağrı: “Açık Alan” başvuruları başladı

      Ocak 15, 2026

      Nazlı Eray’a “Yaşayan Efsane” Onuru

      Temmuz 5, 2025

      Yüzüncüyıl Gazeteciler Derneği’nden anlamlı seminer

      Temmuz 3, 2025

      İnovatif makarnacı Pastavilla 32. yaşını ödülle kutluyor

      Nisan 22, 2024

      Buğday Derneği ‘zehirsiz kentler’ için harekete geçti

      Aralık 23, 2021

      Pandora – Yasak Bilgi ve Merak, Felaket ya da Umut

      Nisan 5, 2026

      İkarus -Yükselme Arzusu, Protez Kanatlar ve Çöküş

      Mart 8, 2026

      Medusa – Kadın Öfkesi ve Öteki’nin Bakışı 

      Şubat 24, 2026

      Narcissus – Benlik, İmaj ve Modern Ego

      Ocak 7, 2026

      Ailemizin ‘Sessiz Odası’

      Mart 23, 2026

      Ergen ebeveynleri için kılavuz

      Eylül 23, 2024

      Aşkın Lotus Hali… 

      Temmuz 4, 2024

      “Doktordan Az Kullanılmış” bu defa bir kitap adı oldu

      Ağustos 29, 2023

      Parfümde şişe tasarımı kokudan önemli olabilir mi?

      Mart 28, 2023

      Saç bakımına ilişkin merak edilen 6 soru ve 6 yanıt

      Nisan 17, 2022

      Melda Kamhi Kosif’in yeni kitabı ‘Ruhun Fısıltısı’ okurla buluştu

      Haziran 8, 2026

      Pandora – Yasak Bilgi ve Merak, Felaket ya da Umut

      Nisan 5, 2026

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Stresten Huzura: Deneyimlenmiş bir dönüşüm süreci

      Mart 6, 2025

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Kimdir bu “Narsist Sapkınlar?”

      Mayıs 29, 2025

      Borderline: Bir Kişilik Bozukluğunun Biyografisi

      Mayıs 6, 2025

      Dementor – Ruh Emici: Narsisizmin gölgesinde bir yok oluş ya da yeniden doğuş hikâyesi

      Şubat 17, 2025

      Prof. Dr. Ahmet Karacalar’dan Lipödem Sendromu: Evrimsel Bir Uyumsuzluk

      Haziran 14, 2026

      ‘Bağımlılık’ bir hastalık olmayabilir (mi?)

      Şubat 18, 2026

      Longevity: Daha uzun ve daha iyi bir hayat mümkün mü?

      Şubat 4, 2026

      ‘Hepimiz Narsistiz’ kitabının yazarı Şule Öncü: Sanıldığından yaygın!

      Mayıs 17, 2024

      Sayım Çınar’dan Graz Notları: Sakinliğin, sanatın ve lezzetin şehri

      Şubat 6, 2026

      Melis Melek ile Yeryüzü Günlükleri

      Aralık 21, 2025

      IŞIĞIN İZİNDE, GÖLGENİN PEŞİNDE: PARİS

      Kasım 1, 2025

      ORTAÇAĞ’IN ORTASINDA BİR ŞEHİR: MDINA

      Kasım 1, 2025

      Nihal Gündüz’den ‘makarna’ ile ‘Çevre Krizi’ fotoğrafları

      Ağustos 15, 2025

      ‘Baumit ile Olasılıklar’ kitabı ile geleceği yeniden düşünüyor

      Eylül 20, 2023

      Heykeltıraş Varol Topaç’ın çelik üretim atıklarından yarattığı eser Contemporary İstanbul’da

      Eylül 17, 2023

      Jeotermal enerjiyi çocuklara anlatan kitap: Damla Adamlar

      Ağustos 31, 2023

      Kim Korkar Yapay Zekadan

      Haziran 8, 2025

      Türkiye’nin mutfak ve kültür mirasından seçkiler dijital erişime açılıyor

      Ekim 20, 2023

      Mevzular Açık Mikrofon, artık GAİN’de

      Eylül 1, 2023

      Akıllı makineler ve robotlar denilince akla gelen filmler

      Ağustos 31, 2023

      Odyssey: Eve Dönüşün Hiç Bitmeyen Destanı

      Temmuz 14, 2026

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      ‘Hikâye Hepimiz İçin Temel İhtiyaç’

      Haziran 23, 2026

      Suare Kitaplığı ve Suare Yazarları Sarıyer Edebiyat Günleri’nde Okurlarla Buluşuyor

      Haziran 15, 2026
    • KÜLTÜR – SANAT
      1. Kitap
      2. Müzik
      3. Öykü
      4. Sanat
      5. Sergi
      6. Sinema
      7. Şiir
      8. Tiyatro
      9. Video
      10. View All

      ‘Sonsuzluk’ labirenti

      Temmuz 14, 2026

      Kortların Şairi Roger Federer’in Hikâyesi Türkçede

      Temmuz 6, 2026

      Ayın Kitapları: TEMMUZ AYINDA NE OKUYALIM?

      Temmuz 1, 2026

      Kendi ‘araf’ının çıkmaz sokağındaki insan

      Haziran 30, 2026

      Ayın Şarkıları: TEMMUZ AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Temmuz 1, 2026

      Ayın Şarkıları: HAZİRAN AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Haziran 2, 2026

      Ayın Filmleri: MAYIS AYINDA NE İZLEYELİM?

      Mayıs 1, 2026

      Ayın Şarkıları: MAYIS AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Mayıs 1, 2026

      AH BAVULUM VAH BAVULUM

      Temmuz 15, 2026

      İsmi Olmayan Hikayeler – VI

      Haziran 19, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – lV

      Mayıs 9, 2026

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

      Nisan 29, 2026

      Gustav Klimt – Danaë: Altının içinden gelen sessiz uyanış

      Aralık 6, 2025

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Serçe Limanı batığının 1000. yılına sanatsal bir selam: Marmaris’te Cam Sanatı Sergisi

      Mayıs 2, 2026

      Peaky Blinders’ın klasik otomobilleri Rahmi M. Koç Müzesi’nde

      Mart 23, 2026

      Meşher’den Çevrimiçi Rehberli Turlar Başlıyor: İstanbul Temalı Sergiler

      Mart 23, 2026

      Odyssey: Eve Dönüşün Hiç Bitmeyen Destanı

      Temmuz 14, 2026

      İfşa Günü: Yeni Başlayanlar İçin ‘Yeni Gerçeklik’

      Haziran 13, 2026

      Altın Palmiye Cristian Mungiu’nun oldu

      Mayıs 26, 2026

      Baran Gündüzalp ile ödüllü filmi Rosinante ve ötesi üzerine

      Mayıs 20, 2026

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      ŞİİR – KADİR HORZUM

      Ocak 12, 2026

      Şiir: Kapandık kaldık içimize 

      Temmuz 18, 2025

      Şiir: Huy İşte

      Temmuz 7, 2025

      Kültürler Mut! Tiyatrosu’nda buluşuyor

      Mayıs 5, 2026

      Moda Sahnesi’nde sıkışan zaman: blueScat prömiyere hazır

      Nisan 8, 2026

      Listeler, Hisler ve Kadınlar

      Nisan 6, 2026

      27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nde ‘Bir Sahne Şövalyesinin’ mirasına bakmak

      Mart 27, 2026

      Parazit – Sınıfsal uçurumların sarsıcı anlatımı

      Haziran 30, 2025

      Garfield’in resmi posteri yayınlandı

      Aralık 19, 2023

      Napolyon bu kez Jaquin Phoenix’in yorumuyla sinemada

      Kasım 23, 2023

      Freud’s Last Session filminden fragman

      Ekim 27, 2023

      AH BAVULUM VAH BAVULUM

      Temmuz 15, 2026

      Odyssey: Eve Dönüşün Hiç Bitmeyen Destanı

      Temmuz 14, 2026

      ‘Sonsuzluk’ labirenti

      Temmuz 14, 2026

      Neden Yeniden Gotik?

      Temmuz 8, 2026
    • SD+
      1. Röportaj
      2. Haber
      3. Makale
      4. Portre
      5. Diğer
      6. View All

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      ‘Hikâye Hepimiz İçin Temel İhtiyaç’

      Haziran 23, 2026

      Bir Yansımanın İçinden Dünyaya Bakmak

      Haziran 22, 2026

      Baran Gündüzalp ile ödüllü filmi Rosinante ve ötesi üzerine

      Mayıs 20, 2026

      Feriköy Antika Pazarı kapanıyor mu?

      Nisan 13, 2026

      79. Cannes Film Festivali seçkisi duyuruldu

      Nisan 10, 2026

      Yeşilçam’ın köklü şirketi Erman Film’de yollar ayrıldı

      Şubat 6, 2025

      Defne ya da Bazı Tuhaf Hayatlar: Herkes kendi hikayesine sahip çıksın!

      Kasım 16, 2024

      Gerçekler Sizi Özgürleştirir Ama Önce Öfkelendirir: 8 Mart’ta Gloria Steinem’i yeniden okumak

      Mart 8, 2026

      Tahakküme Meydan Okuyan Küçük Harfler: bell hooks ve Duygu Yoldaşlığı

      Mart 8, 2026

      Bir gölün kıyısındaki Leylâ: Epstein ve depremin kayıp çocukları

      Şubat 17, 2026

      Don Quixote’un zırhı: Dünyaya karşı giyinmek

      Ocak 10, 2026

      100 Yıllık Bir Ses: David Attenborough

      Mayıs 8, 2026

      Sinemanın Şairi Béla Tarr’ın Ardından

      Ocak 7, 2026

      Yolda Olmak, Var Olmaktır

      Ağustos 9, 2025

      Maria Anna Mozart

      Temmuz 20, 2025

      Gülhane Parkında sarnıç olduğunu biliyor muydunuz?

      Nisan 2, 2023

      Klasik mobilyada en çok tercih edilen ağaç türlerini biliyor musunuz?

      Nisan 1, 2023

      Mart ayında Türkiye’nin en çok konuştuğu başlıklar

      Nisan 1, 2023

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      SEANS VE SONRASI

      Temmuz 1, 2026

      IL TEMPO SOSPESO.            

      Temmuz 1, 2026

      GATTACA: SEÇİMLERİMİZ GERÇEKTEN BİZE Mİ AİT? 

      Temmuz 1, 2026
    • PODCAST

      Podcast: Hayati Tavsiyeler ‘Bahar ve Mitoloji’ ile yayında

      Mayıs 5, 2023

      Denenmiş, test edilmiş, onaylanmış: Hayati Tavsiyeler

      Mayıs 5, 2023

      Meraklı bünyeler için podcast kanalı: Suare Online

      Mayıs 1, 2023

      Akla takılan sorulara yanıt arayan podcast: Neymiş?

      Nisan 9, 2023

      Hayati Tavsiyeler: Kendine yatırım yapanlara özel podcast

      Nisan 9, 2023
    • YAZARLARIMIZ
    • SuareMag
    • Suare Öykü
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    Buradasınız:Anasayfa » EVDEN UZAK
    SUARE ÖYKÜ DERGİSİ

    EVDEN UZAK

    Temmuz 15, 2026Yorum yapılmamış7 dk Okuma Süresi
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Email
    Paylaş
    Facebook Twitter Pinterest WhatsApp Email

    Ayşe Kocabağ

    Çorabımın teki kaçmış. Diz kapaklarımdan iki parmak yukarıda büyük bir delik. Evden çıkarken son anda fark ediyorum. Değiştirmek için eve geri dönmedim. Kızım ve oğlum babaannelerinin elinden kurtulmak için kıvranıyorlar. Anne gitme, diye bağırıyorlar içeriden. Beynim sesleri duymak istemiyor. Kulaklarım uğulduyor. Kaç kez boşanmak istedim. Kaç kez vazgeçtim ayrılmaktan çocuklar için. Biraz daha büyüsünler, daha çok küçükler. Buket, babasına çok düşkün, Can da benim eteğimden düşmüyor. Bu sefer geri dönmeyeceğim. Mehmet, içimdeki son sevgi parçasını da öldürmeyi başardı dün gece.

    Otuz iki yaşındayım o zaman. Eve elimde bu kahverengi bavulla geldiğimde çok sevinmişti kaynanam. Canım kızım diyerek, dört yanıma beş geçmişti. Samsun’dan tayinimi isteyip gelmiştim. Üç yıl mektuplaşmışız Mehmet’le. Gel, diyor bana, evlenelim, bir yuva kuralım, çocuklarımız olsun. Akşamlar böyle yalnız çekilmiyor. Gündüzleri hastane kalabalık. Hastanenin acil servisine gelen giden, hay huy derken geçiyor da akşam bir başına kalınca evin boşluğu canavar olup çöküyor üstüme. Bir başına duramaz oluyorum. Acil servisteki gece nöbetim de olmasa hepten dayanılmaz bu yalnızlık. . Geceleri uyku tutmayınca balkondaki küllüğün içindeki izmaritler dağ tepe oluyor. Gel artık…

    Üç yıl boyunca haftada birkaç mektup, senede üç beş beni görmeye geldi. Birkaç sefer de Ankara’da buluşmuştuk. Ankara otogarında otobüs park yerine ilerlerken camdan görüyorum onu. Heyecan içinde, gözleriyle otobüsün içinde arıyor beni. İlk ben görüyorum onu, el sallamıyorum beni görünceye kadar. Dizlerimin bağı çözülüyor onu görünce, bir titreme sarıyor bedenimi.

    Gözlerimin içine bakıyor Mehmet hiç durmadan. Aldığım nefesi tutuyor soluğunda. Nefes almasam soluğu kesilecek onun da. İçim ağlarken gözyaşlarımı alıyor içimden; benim yerime ağlıyor. Beni çok seviyor sanıyorum. Hayatımda hiç kimse beni böyle sevmedi. Ne tuhaf! Yaptığı her şeyi beni sevdiğine bağlıyorum.

    Çok içtiğini anlamadım uzunca bir süre. Buluştuğumuzda içiyorduk birlikte evet ama bunu kavuşmanın sevincine yoruyordum. İçmeyi seviyorum diyor, anla beni. Ben alkolik değilim, yalnızca içmeyi seviyorum. Akşam olup da hastaneden çıkınca elim ayağım titremeye başlıyor. Üç beş bira içmek iyi geliyor, dinlendiriyor. Üç beş dediği biraların zamanla aslında sekiz on bira olduğunu öğreniyorum. Üç beş diyorsa sekiz on demektir. Birkaç kadeh rakı demişse ellilik bir şişe. Kabul et beni böyle, çok mutluyum, diyor, ben azalt dedikçe.

    Başlangıçta tatlı tatlı söylüyorum her şeyi. Alkolik değilsin tamam, içmeyi seviyorsun tamam ama azalt lütfen, bu kadar sık olmasın, bir de haftada bir ikiyi geçmesin. Yalnız içme, birlikte içelim, çıkalım gezelim eğlenelim ama birlikte …  Tamam, diyor öyle yapalım, yapacağız bundan sonra, söz veriyorum. Verdiği sözler hep sözde kalıyor. Değişeceğini zannediyorum. Beni çok seviyor, ben de onu çok seviyorum. Ona olan sevgimle onu kurtaracağım ben! Biraz sabret, zaman her şeyi çözecek… Sadece sabır!

    Düzeleceğine inanıyorum, büyük bir saflıkla. Doktor ne de olsa. Bir yolunu bir çözümünü bulacak ama bulmak istemiyor. İki gün dayanıyor, sonra yine aynı Mehmet. Tedavi olacağım diyor, boşanalım dediğimde. Beş yıl süren bir psikoterapi süreci. El ele gidiyoruz, inanıyorum iyileşeceğine. Henüz anlayamıyorum, onun alkol aşkı benim ona aşkım bizi bitirecek. Onu yine de seviyorum.

    O da Buket’i çok seviyor. Akşamüzeri geldiğinde birkaç saat vakit geçiriyorlar birlikte. Ben içeride matematik dersi veriyorum öğrencilere. Ders ücreti dolgun. Elimde avucumda bir şey kalmıyor ay sonunda, evi geçindiremiyorum okuldan aldığım maaşla. Hafta içi hafta sonu demeden ders veriyorum. Para yetmiyor evi geçindirmeye. Mehmet ne yapıp edip elimden alıyor parayı. Bu son, diyor her seferinde, bırakıyorum, içmeyeceğim.

    Ankara otogarında otobüs bekliyorum ama nereye gideceğimi bilmiyorum. Bir sigara daha yaktım. Çay demli, acı geldi ama olsun… İçimi ısıtır. Üşüyorum. Eylül ayının sonları. Üzerimde ince yazlık bir elbise. Yazlıkları kaldırıp kışlık elbiseleri çıkarmamışım daha. Nereye gideceğimi bilmiyorum. Yıllarca bu evden gitmeyi düşünen ben nereye gideceğimi bilmiyorum. İçim titriyor. Sol ayağımdaki parmağımda yara bandı, ayakkabıya vuruyor canım acıyor. Ağlamıyorum. Eğilip sol ayağımdaki ayakkabıyı çıkartıyorum, parmağım şişmiş hafiften. Yara bandını çekip çıkartıyorum. Serin bir esinti değiyor ayağıma. Parmağım sızım sızım sızlıyor.

    Yatak odasına giderken ayağıma bir cam parçası batıyor. Ağlayacağım ama tutuyorum kendimi. Ellerim titriyor. Dişlerimi sıkarak cam parçasını çıkarıyorum. Geceden kalan kristal kadeh kırıkları. Derin bir kesik. Sol ayağımdaki parmağımın üzerine bastırıyorum elimle. Elime bulaşıyor kan.  Yatağın üzerine oturuyorum.  Kan görmeye dayanamam, başım dönüyor, gözlerim kararıyor, hafif bir mide bulantısı. Dünya tersinden dönüyor. Yatağın karşısında duran aynalı dolapta yüzümü görüyorum. Ayna kırık ama ne zaman kırıldığını hatırlayamıyorum. O kadar uzun süre geçti ki aynanın kırık olduğunu fark etmiyorum.

    Aynalı dolabın üstünde duran tozlanmış bu kahverengi bavulu indiriyorum. Sandalyenin üzerinde sallanıyorum sandalye ile birlikte. Dengemi koruyorum, düşmeden bavulu alıp yere indiriyorum. Kalın bir toz tabakası birikmiş üzerinde, kuru bir bezle siliyorum. Çekmece ve dolaplardaki askılarda ne varsa bavula giriyor… Salonda çığlıklar kopuyor o sırada. Kaynanam çocukların kolundan çekiştirip odalarına itekliyor. Kapının kilitlendiğini duyuyorum anahtar sesinden, şak, şak, şak. Oğlum, hiç durmadan, anne diye ağlıyor. Kaynanam, “ağlama yavrum, geri dönüp gelecek yine. Ben size bakarım.  Daha önce de dönmedi mi eve, döndü geldi. Çocukların sesi kesilir gibi oluyor. Duymaz oluyorum.

    Kapıdan çıkıyorum. Merdivenlerden iniyorum. Komşular pencereye çıkmış; kimisi tüllerin ardında, kimisi balkonda sigaralarını içiyor.  Meraklı gözler, üzgün yüzler. Tüh Tüh Tüh! Kim inanırdı Mehmet’ten vazgeçeceğime. Kimseler inanmazdı. Gözleriyle görse bile.

    Ankara otogarında elimde büyük kahverengi eski bir bavul… Nereye, kime gitmeli?  Kimi aramalı? Evlendiğimizden beri hiç kimseyle görüşmedim. Beş yılımız onunla psikoterapiste gidip gelmekle geçti. En sonunda doktor, “Kızım gel seninle terapi yapalım, Mehmet iflah olmaz”, dedi. Demesine dedi de bir çırpıda vazgeçemedim. İyileşeceğine olan inancım hala bitmemiş.

    Simit kokusu geliyor burnuma, sağıma soluma dönüp bakıyorum; iki kız çocuğu simit yiyor. Çocuklarım geliyor o an aklıma, ağlamıyorum. Son bir saattir durmadan sigara içiyorum, elim ayağım buz gibi. Boğazım düğümleniyor, yutkunamıyorum. Sabah aceleyle çıkarken takmamışım saatimi. Boş çay bardaklarını almaya gelen çaycıya soruyorum. Saatiniz var mı? Sekize geliyor kızım, diyor. Boşları çay tepsisine koyuyor. Getireyim mi bir tane daha? Bir çay daha içerim evet. Kızım ifadesini duyunca ürperiyorum. Babam, çocukları da al gel, büyütürüz birlikte, demişti. Kendine yazık etme. Baba sen bu işe karışma, demiştim, biz düzeleceğiz. Babam annemden sonra çok yaşamadı. Gidip gelmez oldu, ben de uzak durdum, bilmesin bizi. Hava hala serin. Kalabalık arttıkça başım uğulduyor. Nereye gideceğim?

    Üşüyorum. Bir süre sonra aklıma bavula koyduğum hırka geliyor. Bavulu masanın üzerine yerleştiriyorum. Fermuarın metali paslanmış, yer yer küflenmiş evin rutubetinden. Fermuar tutukluk yapıyor, açılmıyor. Soğuk soğuk terliyorum. Sol tarafımdaki masadan beni seyreden bir kadın, yardım ister misiniz, bir de ben deneyeyim, diyor.  Başımla onaylıyorum, sevinirim. Fermuarı bir sağa bir sola çekiyor, olmuyor. Bavulun üstüne çökün siz ben fermuarı çekerken, diyor. Açmak için zorladıkça bavul masadan kayıyor ve sonunda bütün gücüyle fermuarı çekiyor kadın. Bavul açılıyor ancak içinden bir zincir sarkıyor; fermuarın arasına kolyenin zinciri sıkışmış. Hırkayı bulmak için bavulun altını üstüne getirdim. Pasaport, iki çocuğuma ait fotoğrafın olduğu bir çerçeve; Can dilini çıkarmış, Buket’in başında yaldızlı bir taç babasının boğazına sarılmış. Gömlekler, elbiseler, terlik, rengi solmuş bir spor ayakkabısı, eskimiş. Saç fırçası, makyaj çantası, havlular, henüz okunmamış birkaç roman; senelerdir okunmayı bekleyen. Kitap kapaklarına sarı bir gölge düşmüş. Öfkeyle koyduğum birkaç eski plak, ahşap saplı altı kanatlı rengarenk bir rüzgâr gülü, oyuncak.

    Annemden kalan bu kolye yıllardır bavulun içindeymiş demek. Çok aramıştım bulamamıştım. Kolyeyi takın isterseniz, diyor kadın, tekrar takılmasın fermuara. Boynuma takıyorum. Çocuklarımın fotoğrafını öpüyorum. “Sizin mi çocuklar?” diyor kadın. Yutkunuyorum. Benim. “Allah bağışlasın, size çok benziyorlar.” İyice yanıma sokuluyor; “dünyanın en güzel varlıkları çocuklar”, şefkatli bir sesi var. İçime akıyor sesi. Ağlayacağım. Yok şimdi sırası değil, diyorum ama hayır olmuyor ve ağlıyorum. “Teşekkür ederim” diyorum kırık bir sesle.  Ne yaptım ki! İyi yolculuklar dedikten sonra çocuklarının elinden tutup hareket eden otobüse doğru ilerliyor. Hırkamı giyiyorum. Ben nereye gideceğim?

    Gökyüzünde mor bulutlar. Yağmur damlaları düşmeye başlıyor. Şemsiyelerini açıyor bazı yolcular. Şapkaları olan yolcular şapkalarını takıyor.  Gök gürlemeye başladı, birazdan şiddetli bir yağmur bastıracak. Yağmurdan kaçmak için perona doğru koşuyor insanlar. Otobüslerin silecekleri çalışmaya başlıyor.

    Bavulu kapatıyorum. Peronda kalabalığın içinde görüyorum onları. Mehmet karşımda, Buket ve Can’ın ellerinden tutuyor. Yağmur şiddetleniyor. Üşütüp hasta olacaklar. Kuş gibi girmişler babalarının kollarının altına, yağmurdan iyice ıslanmışlar. Turuncu kabanını giymiş Mehmet; fermuarı bozuk hep. Yaptıracağım, diyor hep ama yaptırmıyor kaç senedir. Üşümüş görünüyor, titriyor sanki. Bir çocuk gibi korunmaya muhtaç. Gitme, diyor bakışlarıyla, utangaç.

    Bavulum da çok ıslandı. Ne yapmalıyım? Sandalyeden kalkıp bavulu alıyorum. Çocuklar bana doğru koşuyorlar. “Anne!” diye bağırıyorlar, sesleri yağmurun sesine karışıyor. Mehmet ağır adımlarla arkalarından geliyor. Ümitle ümitsizlik dalgası geçiyor yüzünden, endişeli. Bavulu bıraktım yere; yağmur suyu birikmiş ıslanacak iyice ama aldırmıyorum.  Eğilip kucaklıyorum çocuklarımı. Can bacaklarını belimin boşluğuna doluyor, boynumdan sarılıyor. Buket bacaklarımın arasından eteğime yapışıyor. Her yerimden sızdırıyorum kendimi.

    Gidebilecek miyim sizce?


    Ayşe Kocabağ bavul öykü suare öykü

    Related Posts

    EDİTÖR’DEN

    Temmuz 15, 2026 SUARE ÖYKÜ DERGİSİ

    SUARE ÖYKÜ DERGİSİ 5. SAYI

    Temmuz 15, 2026 Manşet

    BABAMIN BAVULU

    Temmuz 15, 2026 SUARE ÖYKÜ DERGİSİ

    OĞLUM EVLENİYOR

    Temmuz 15, 2026 SUARE ÖYKÜ DERGİSİ
    Yorum Yap
    Yorum yazın Cancel Reply

    Yeni Eklenenler

    EDİTÖR’DEN

    Temmuz 15, 2026 SUARE ÖYKÜ DERGİSİ

    H. Nilgün Karataş Bavul, yalnızca bir yolculuk nesnesi değildir; birinin vedası, diğerinin başlangıç noktasıdır. Kiminin…

    SUARE ÖYKÜ DERGİSİ 5. SAYI

    Temmuz 15, 2026

    BABAMIN BAVULU

    Temmuz 15, 2026

    KAYBOLAN

    Temmuz 15, 2026
    Sosyal Medya'da Biz
    • Facebook
    • Twitter
    • Instagram
    • YouTube
    Bu Haberleri Kaçırmayın

    Sömestr tatilinde neler yapılabilir? – 2

    Ocak 14, 2024 Betül Çakıroğlu

    Tomris Uyar, yeniden Can Yayınları’nda! 

    Mayıs 14, 2024 Kitap

    Korku edebiyatının büyük ustası Stephen King 👑

    Eylül 21, 2023 Yazar
    Hakkımızda
    Hakkımızda

    Film, kitap, sanat, hayat ve daha fazlası için haber, röportaj, makale, podcast, güncel bilgiler içeren e-dergi.

    Email : editor@suaredergi.com.tr

    Künye

    Son Eklenen Yazılar

    EDİTÖR’DEN

    Temmuz 15, 2026

    SUARE ÖYKÜ DERGİSİ 5. SAYI

    Temmuz 15, 2026

    BABAMIN BAVULU

    Temmuz 15, 2026
    X (Twitter) Instagram Facebook
    © 2026 Tüm Hakları Saklıdır. Do Medya & Ekipbizz İçerik İşbirliğiyle hazırlanmaktadır.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.