Başak Bıyıklı
Pazar sofrasını yine o kurdu. Zeytinyağlılar bir gün önceden hazırdı. Börek o sabah pişti. Meyve salatası en sona kalsın ki sulanmasın diye meyveler buzdolabının alt gözünde bekliyordu. Mutfak penceresinin kenarındaki saksıdan yayılan ıtır kokusu yemek kokularının ardına saklanmıştı. Perihan yapraklardan birini kopardı, avucunda ezdi, parmaklarının arasında gezdirdi ve derin derin kokladı. Salonda televizyon açıktı ama kimse izlemiyordu. Görümcesi, gelinin bir davete yaptırdığı abartılı topuzdan, kayınbiraderi, sürekli düşen faiz oranlarından, kızı da şirketindeki yeni müdürünün büyük burun deliklerinden söz ediyordu. Perihan bu arada mutfakla salon arasında dokuz kere gidip geldi. Dokuzunda da kimse varlığını fark etmedi. Alt tarafı sıradan bir Pazar günüydü.
Üç hafta önce Moda’da bir daire görmüştü. Kırk sekiz metrekare, giriş katı, manzarası yok, mutfağı salonun içinde, tek yatak odası dar pencereli, banyosu küçük ama yenilenmiş. Emlakçı özür diler gibi gezdirmiş olsa da Perihan salonun ortasında durmuş ve orada, kırk sekiz yıllık hayatında ilk kez, hiç kimsenin kapısını çalmayacağı bir salonun hayalini kurmuştu. Emlakçıdan bir hafta süre istedi. İlanı telefonundaki favorilere ekledi. Ardından tarayıcı geçmişini sildi. Kendini ayıpladı. Geçmişi sildiğinden mi, kurduğu hayalden mi bilmeden.
Judith Butler, hangi kimliklerin ve arzuların anlaşılır sayılacağını toplumsal normların belirlediğini söyler. Tanınma bireye bedava verilmez, bir karşılığı vardır ve insan çoğu zaman bu karşılığı kendi arzularından fedakârlık ederek öder. Perihan’ın istediği şey ne yasaktı ne de ahlaksızlıktı. Sadece anlaşılır değildi. Ve kesinlikle kabul edilebilir de sayılmazdı. Kırk sekiz yaşında bir kadının, iyi bir adam olan kocasını, iyi bir evlat olan kızını, geniş ve rahat evini bırakıp kaçması normların dışındaydı. Böyle bir tablonun içinden sadece “yalnız kalmak istiyorum” cümlesi çıktığında, o cümle bencillik ile kodlanır, haklı bir ihtiyaç olarak duyulmaz, bir arıza sayılır. Utanç tam burada, isteğin kendisinden değil, toplumun diline tercüme edilemeyişinden doğar.
Aile grubuna arka arkaya mesajlar düştü.
“Pazar bize mi?”
“Yok yahu, Perihan ablalara, onun yeri geniş.”
“Valla ben kalabalık kaldıramıyorum artık.”
“Perihan abla uygun musunuz?”
Üç nokta göründü, kayboldu, yeniden göründü.
“Tabii canım, bekleriz.”
İdealleştirilmiş benlik “-meli, -malı”larla ayakta kalır. Güçlü olmalı, idare etmeli, kırmamalı, istememeli. Kimin yazdığı bilinmeyen ancak sonu gelecekmiş gibi görünmeyen bir liste… Böyle bir listeyle yaşayan insan için kendi isteği, karşılanacak bir ihtiyaç olmaktan ziyade ideale aykırı bir kusur hâlindedir. Böylece utanç dışarıdan değil, içeriden gelir. Başkasına gerek yoktur. Kişi kendini ayıplar ve bunu o kadar sessiz yapar ki aynı masada oturdukları bile hiçbir şey duymaz.
Akşam herkes gittiğinde kızı kapıda annesine sarıldı. “Çok yoruldun anne,” dedi, iyi niyetle. Perihan derin bir nefes çekti. Bedeni duyulmamaya o kadar alışmıştı ki… Bulaşık makinesini doldururken bardaklardan biri elinden kayıp tezgâhta birkaç tur atarak döndü. Önlüğünü çıkardı, kapının arkasına astı, mutfağın ışığını söndürmeden telefonunu eline aldı, masanın başına oturdu. Favorileri açtı, ilanı buldu ama içine giremedi. İlan kaldırılmıştı.
İçinden kontrolsüz ve hayal kırıklığı içeren bir nefes kaçtı. Gözleri ıslandı. Bir süre donmuş gibi kaldıktan sonra kalkıp pencerenin önündeki ıtıra uzandı. En uçtaki filizi tırnağıyla kopardı. Bulaşıklıktaki temiz bardaklardan birine su doldurdu, filizi içine bıraktı, bardağı perdenin arkasına, pervazın en köşesine koydu. Mutfağın ışığını söndürdü. Kök salması haftalar sürecekti.

Başak Bıyıklı İstanbul doğumlu. İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunu. Yirmi yedi yıldır pazarlama araştırması alanında çalışıyor; kendi işinin sahibi. 2022’de Çanakkale’ye taşındıktan sonra edebiyat eğitimine ve yazı çalışmalarına yoğunlaştı. Öykü ve küçürekleri çeşitli kolektif kitaplarda yer aldı. Denize ve fıstık çamlarına karşı yazıyor; yakında yayımlamayı planladığı kişisel kitapları üzerinde çalışıyor.

