Yusuf Ziya Beyzadeoğlu
Benim için bir ömür sürdü. Kimisi için bir mevsim biliyorum. Bu yüzden her bir hikaye kendi içinde böylesine biricik. Bu yüzden unutmak gerek her şeyi her yeni tanıklıkta.
Bu dalda büyüdüm. Beni büyütmek için kendisinden verdi. Köklerinden bana besin taşıdı. Kimi zaman güneşten korudu, kimi zaman güneşle besledi. Suyunun bir kısmını benimle paylaştı. Kim bilir belki benim yüzümden taşlandı.
Onun bedenime gönderdiği bu enerjinin yaşam kaynağım olması beni çok uzun süre mutlu etti. Onun koruması altında olmak beni korkusuz yaptı. Onun bir uzvuyum. Bir şeyin parçası olmak öyle güzel bir konfor ki… Kim derdi bugün aklımdan geçenlerin aklımdan geçeceğini.
Diğerlerinden farklı bir hikaye okumayacaksınız. Çünkü yaşamda bundan farklı çok az şey var. Kimisi için bir mevsim sürdü, kimisi için bir ömür. Kimisi için bir ömürden fazla sürdü ayrılmak. Bir yaşama sığdıramadı.
Düşüncelerim buraya gelene kadar çok izledim diğerlerini. Köklerine bağlı kalanların başına gelenleri izledim. Bir zaman beslendikleri bu ağaçtan gitme zamanı geldiğinde gitmeyenlerin hiç bir işe yaramayan çürümüş bedenlerini. Böyle karar verdim ayrılmaya, gidenler değil kalanlar ikna etti beni.
Son günlerde her rüzgarda bunun provasını yaptım. Ürperdim. Cesaret etmeden bu kadar korkulacağı hiç aklıma gelmezdi. Cesaretin daha büyük bir korkudan kaçış olduğunu bilmezdim. Korku sanki duyguların en güçlüsü gibi. En çok korkan, bir diğer tercih için en cesur oldu. Yoksa bu kadar yüksekten aşağı atlamayı nasıl göze alırdım.
Kaderim beni yere çekiyor hissediyorum. Kader dedim adına beni yere çeken mıknatısın. Hiçbir şeyi havadan bırakmayıp muhakkak kendine çeken o şey. Onu ben akıl ettim. Ben buldum. Kuşlar bile ondan kaçmak istese, yine yorulup dinlenmek zorunda. O hep var. Kader. Dalımdan beni aşağı doğru çekiyor.
Onu gece gündüz gözlemlemeseydim, bu kadar yüksekten aşağı atlamayı nasıl göze alırdım.
Ayrılık düşüncesi dalımdan iyice ayırdı beni. Bana verdiği bütün besinleri reddettim. Ne dese tersini yaparak, ondan yardım almayarak ondan ayrılabilirim diye düşündüm. Belki onlarca başka yolu vardır. Ama işte korku. İçinde yok olmaktan korktuğum için. Korktuğum için, benim ve ağacımın canını acıtma pahasına koparıyorum bağımı onunla.
Çok yüksek.
Çok korkuyorum.
Şimdi ufacık bir rüzgara bakacak gidişim.
Gözlerimi kapatıp, nefesimi tutup bekleyeceğim. Bırakmamak üzere alıyorum son nefesi.
Bekliyorum.
Bekliyorum.
Ayrılamıyorum. Tekrar.
Alıyorum nefesimi.
Yok.
Etrafa bakıyorum.
Garip görünüşlü bir adam geliyor. Ağacın gölgesine, tam benim altıma oturuyor.
Bağırıyorum! Duymuyor. Kafasını yarmaktan korkuyorum.
Kader ısrar ediyor beni aşağı çekmekte.
Karşı koymanın imkansız olduğu bir güç. Beni yere çekiyor.
Kader dedim adına beni yere çeken mıknatısın.
Bu garip görünüşlü adamın başına düşeceğim. Kaderi ben buldum. Bu adama kaderin ne olduğunu göstereceğim. Bu adama kaderin varlığı kanıtlarıyla hediye edeceğim.
Kendi yolunu seçen herkes gibi beni de hep anlatacaklar.
Umarım hikayemi anlatırken sadece başardığım şeyi değil. Çektiğim acıları, verdiğim kararları da anlatırlar.
Umarım dalından kopmayı göze alan herkes onu mıknatıs gibi çeken kaderi ile huzurla buluşur.
Umarım her dalından kopuş bir çağ açar.
Kader beni yere çekiyor. Altıma oturan bu adam da her hedefe yaklaşanın umursamaması gereken son sınavım. Hep son bir engel olur.
Korkak ile cesur arasındaki fark budur. Korkular cesarete iter, gerçek cesur o son engele rağmen kararını uygular.
Umarım başın çok acımaz kaderimle aramdaki engelim.
Alıyorum nefesimi.

Yusuf Ziya Beyzadeoğlu, 2013 yılında Uludağ Üniversitesi Makine Mühendisliği’nden mezun oldu. 12 yıldır Türkiye’de otomotiv sektöründe Ar-Ge çatıları altında çalışmaktadır. Son iki yıldır yöneticilik başlığı altında insana dokunmanın mutluluğu içindedir. 2022 yılında evde yaptığı müziğini dijital müzik platformları aracılığıyla paylaşmaya başlamıştır. Halen şarkı sözü yazar, besteler. Tiyatro ile ilgilenir. Kapadokya Edebiyat Buluşmaları’nda yaptığı denemelerin ardından yazmaya niyetlenmiştir.

