Duygu Görücü
Gözlerimi müthiş bir ağrı ile açtım. Tüm vücudumu esir almıştı. Yavaş hareketlerle yataktan kalkıp, elimi yüzümü yıkamaya banyoya geçtim. Lavaboya eğilmek istediğim anda beynim akarcasına başımda hareket etti. Zor bela yıkadıktan sonra mutfakta kahve makinemi çalıştırıp içeriye geçtim. Oturmak ayrı bir işkenceydi. Sırtımdaki tüm kaslar isyandaydı. Oturmaktan vazgeçip, yavaş adımlarla yeniden mutfağa geçtiğimde kahvem olmuştu. Kupayı alıp, havanın güzelliğinin de etkisiyle balkona çıktım. Balkondaki sandalyeye ilişmek aklımdan geçti bir an ama sonra salondaki oturma maceram aklıma gelince vazgeçip, ayakta durmaya karar verdim. Gelen bahar havasını değerlendirmek için neredeyse tüm insanlar karşıdaki ağaçlık parktaydı. Gözüm yürüyüş yapanlara takıldı. Nasıl bir azimdi sabah kalk, akşam ayrı yürü özendiğim ama yapamadığım bir olaydı. Sabit durduğumda ağrımın hafiflediğini fark ettim. Küçük mutlu bir soluk aldım. Geçerse hastaneye gitmeye gerek kalmayacaktı. Bu düşüncelerle etrafı izlemeye devam ettim. Ağaçların dalları ile karşılıklı kol kola verip gölge oluşturduğu çimlik alandaki kadınları gördüm. Matlarını sermiş altı kişinin yaptığı hareketlere baktığımda yoga yaptıklarını fark ettim. Bir zamanlar deneyip diğer sporlara göre uzun sürse de sonucunda sıkıldığım bir aktivite olmuştu. Kahvemden bir yudum daha almak için kupayı kaldırdığımda bittiğini gördüm. İçeriye girmek için hareket ettiğimde ağrı tüm vücudumu ele geçirdi ve olduğum yerde kaldım. Kıpırdayamıyordum. Birkaç küçük nefesle hem kendimi sakinleştirmek hem de kaslarımı rahatlatmak istedim. O an istesem de derin bir nefes alamayacağımı da fark etmiş oldum. Biraz rahatlar gibi olduğumu görünce gözüme balkondaki masada duran telefonum ilişti. Kolumu kıpırdatıp uzanabileceğimi gördüğümde ilk kez balkonum küçük olmasına sevindim. Acil aramaya basıp, durumumu anlatıp ambulans çağırdığımda rahatlasam da kapıya kadar nasıl gideceğimi düşünmeye başladım. Bacaklarımı kıpırdatmak istediğimde neyse ki inat etmediler. Küçük adımlarla saatler süren yolu aştığımda kapı zili çaldı. Sağlık ekipleri gelmişti. Kapıyı açıp onları gördüğümde olduğum yere yığıldım. Artık vücudum beni taşımıyordu.
Hastanede geçen zamandan sonra evimdeydim. Ağrının sebebi ameliyatla ortadan kalkmış, nekahat dönemimden sonra evime gelebilmiştim. Bundan sonrasında iş fizik tedavilere kalmıştı. Benimle birlikte bu süreçte yanımda olan arkadaşım evde de toparlanıncaya kadar benimle kalacaktı. İyi ki de yanımdaymış yoksa eve gelip, onca işi tek başıma nasıl yapardım bilmiyorum. Sonrasında başlayan tedavi sürecinde her gün fizik tedaviye gidip, kaslarımı yeniden çalıştırmaya odaklandım. Aradan geçen bir hafta sonunda eskisi olmasa da evde dolaşabiliyor, kendi başıma ufak da olsa bir şeyler yapabiliyordum. Tedavim bittiğinde artık daha rahattım. Doktorum kontrollerimi aksatmadan gelmemi ve fizik tedaviye bir süre daha devam etmemi söylemişti. Her gün olmasa da haftada iki gün gidecektim. Arkadaşımı da artık iyi olduğuma ikna edip evine gönderdiğimde artık kendimleydim.
Mevsim ilkbahardan sonbahara doğru geçiş yapmıştı. Havalar serinlemeye başlamış, balkon manzaram yeşilliklerden sarının tonlarına dönmüştü. Üzerime aldığım hırkamla balkona çıkıp, oturdum. Havalar soğumadan oturabileceğim sayılı zamanları değerlendirmek istedim. Karşıdaki parkta yürüyüş yapanlar gözüme ilişti. Bıkmadan usanmadan spor yapabilmelerine yine gıpta ettim. Sonra aklıma aylarca hapis kalıp hiç kıpırdayamadığım zamanlar gelince yürümenin kıymetini nasıl anladığım geldi. Tam o anda karşımdaki parkın bir köşesinde matlarını toplayan insanları gördüm. Aklıma yogayı denediğim zamanlar geldi. Fizik tedavide yaptığım hareketlerin bir kısmı da vardı yapılan hareketler içinde. Yeniden denemeye karar verip, eski gittiğim salonu aradım.
Bu sabah baharın müjdeleyicisi kuş sesleri etrafı sarmıştı. Kalktım ve hızlı hareketlerle yüzümü yıkayıp, tayt ve tişörtümü giydim. Matımı da alıp, evimin karşısındaki parka gittiğimde arkadaşlarım çoktan gelmişti. Tüm hareketleri yapabilmenin, vücudumun eski halinin geride kalmasının sevinciyle matımı serdim.

Duygu Görücü, Balıkesir’de doğdu. İlk ve orta öğrenimini Balıkesir’de, liseyi yatılı olarak İzmir’de Maliye Okulu’nda okudu. 1996 yılında başladığı memuriyet hayatı devam ederken, öğrendiği günden bu yana okumayı, ortaokuldan bu yana da yazmayı seviyor. İki kolektif kitapta öyküleriyle yer aldı. Halen kızı ve kedisiyle Balıkesir’de yaşıyor ve yazmaya devam ediyor.

