Close Menu
    Son Eklenenler

    MİTOLOJİDEN EDEBİYATA YAZI ATÖLYESİ – 2. MODÜL

    Ağustos 2, 2026

    MİTOLOJİDEN EDEBİYATA YAZI ATÖLYESİ – 1. MODÜL

    Ağustos 2, 2026

    AYIN ŞARKILARI: AĞUSTOS AYINDA NE DİNLEYELİM

    Ağustos 2, 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Pazar, Ağustos 2
    X (Twitter) Instagram Facebook
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    • YAŞAM
      1. Aktüel
      2. Beslenme
      3. Felsefe
      4. Fitness
      5. İlişkiler
      6. Kişisel Bakım
      7. Kişisel Gelişim
      8. Psikoloji
      9. Sağlık
      10. Seyahat
      11. Sürdürülebilir Yaşam
      12. Teknoloji
      13. View All

      Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği: “Türk Gençliğine Atasını Unutturamazsınız”

      Ocak 16, 2026

      Apaçık Radyo’dan gençlere açık çağrı: “Açık Alan” başvuruları başladı

      Ocak 15, 2026

      Nazlı Eray’a “Yaşayan Efsane” Onuru

      Temmuz 5, 2025

      Yüzüncüyıl Gazeteciler Derneği’nden anlamlı seminer

      Temmuz 3, 2025

      İnovatif makarnacı Pastavilla 32. yaşını ödülle kutluyor

      Nisan 22, 2024

      Buğday Derneği ‘zehirsiz kentler’ için harekete geçti

      Aralık 23, 2021

      Pandora – Yasak Bilgi ve Merak, Felaket ya da Umut

      Nisan 5, 2026

      İkarus -Yükselme Arzusu, Protez Kanatlar ve Çöküş

      Mart 8, 2026

      Medusa – Kadın Öfkesi ve Öteki’nin Bakışı 

      Şubat 24, 2026

      Narcissus – Benlik, İmaj ve Modern Ego

      Ocak 7, 2026

      Ailemizin ‘Sessiz Odası’

      Mart 23, 2026

      Ergen ebeveynleri için kılavuz

      Eylül 23, 2024

      Aşkın Lotus Hali… 

      Temmuz 4, 2024

      “Doktordan Az Kullanılmış” bu defa bir kitap adı oldu

      Ağustos 29, 2023

      Parfümde şişe tasarımı kokudan önemli olabilir mi?

      Mart 28, 2023

      Saç bakımına ilişkin merak edilen 6 soru ve 6 yanıt

      Nisan 17, 2022

      Melda Kamhi Kosif’in yeni kitabı ‘Ruhun Fısıltısı’ okurla buluştu

      Haziran 8, 2026

      Pandora – Yasak Bilgi ve Merak, Felaket ya da Umut

      Nisan 5, 2026

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Stresten Huzura: Deneyimlenmiş bir dönüşüm süreci

      Mart 6, 2025

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Kimdir bu “Narsist Sapkınlar?”

      Mayıs 29, 2025

      Borderline: Bir Kişilik Bozukluğunun Biyografisi

      Mayıs 6, 2025

      Dementor – Ruh Emici: Narsisizmin gölgesinde bir yok oluş ya da yeniden doğuş hikâyesi

      Şubat 17, 2025

      Prof. Dr. Ahmet Karacalar’dan Lipödem Sendromu: Evrimsel Bir Uyumsuzluk

      Haziran 14, 2026

      ‘Bağımlılık’ bir hastalık olmayabilir (mi?)

      Şubat 18, 2026

      Longevity: Daha uzun ve daha iyi bir hayat mümkün mü?

      Şubat 4, 2026

      ‘Hepimiz Narsistiz’ kitabının yazarı Şule Öncü: Sanıldığından yaygın!

      Mayıs 17, 2024

      Sayım Çınar’dan Graz Notları: Sakinliğin, sanatın ve lezzetin şehri

      Şubat 6, 2026

      Melis Melek ile Yeryüzü Günlükleri

      Aralık 21, 2025

      IŞIĞIN İZİNDE, GÖLGENİN PEŞİNDE: PARİS

      Kasım 1, 2025

      ORTAÇAĞ’IN ORTASINDA BİR ŞEHİR: MDINA

      Kasım 1, 2025

      Nihal Gündüz’den ‘makarna’ ile ‘Çevre Krizi’ fotoğrafları

      Ağustos 15, 2025

      ‘Baumit ile Olasılıklar’ kitabı ile geleceği yeniden düşünüyor

      Eylül 20, 2023

      Heykeltıraş Varol Topaç’ın çelik üretim atıklarından yarattığı eser Contemporary İstanbul’da

      Eylül 17, 2023

      Jeotermal enerjiyi çocuklara anlatan kitap: Damla Adamlar

      Ağustos 31, 2023

      Kim Korkar Yapay Zekadan

      Haziran 8, 2025

      Türkiye’nin mutfak ve kültür mirasından seçkiler dijital erişime açılıyor

      Ekim 20, 2023

      Mevzular Açık Mikrofon, artık GAİN’de

      Eylül 1, 2023

      Akıllı makineler ve robotlar denilince akla gelen filmler

      Ağustos 31, 2023

      MİTOLOJİDEN EDEBİYATA YAZI ATÖLYESİ – 2. MODÜL

      Ağustos 2, 2026

      MİTOLOJİDEN EDEBİYATA YAZI ATÖLYESİ – 1. MODÜL

      Ağustos 2, 2026

      Penelope – Sabrın mı, stratejik aklın mı temsilcisi?

      Temmuz 29, 2026

      Odyssey: Eve Dönüşün Hiç Bitmeyen Destanı

      Temmuz 14, 2026
    • KÜLTÜR – SANAT
      1. Kitap
      2. Müzik
      3. Öykü
      4. Sanat
      5. Sergi
      6. Sinema
      7. Şiir
      8. Tiyatro
      9. Video
      10. View All

      Bir yasın izinde: Tanrıların Tahtında

      Temmuz 31, 2026

      Buket Sözan’dan Beslenmeye Farklı Bir Bakış: Kelebeğin Rüyası – Kozadan Çıkış

      Temmuz 22, 2026

      ‘Sonsuzluk’ labirenti

      Temmuz 14, 2026

      Kortların Şairi Roger Federer’in Hikâyesi Türkçede

      Temmuz 6, 2026

      AYIN ŞARKILARI: AĞUSTOS AYINDA NE DİNLEYELİM

      Ağustos 2, 2026

      Ayın Şarkıları: TEMMUZ AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Temmuz 1, 2026

      Ayın Şarkıları: HAZİRAN AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Haziran 2, 2026

      Ayın Filmleri: MAYIS AYINDA NE İZLEYELİM?

      Mayıs 1, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – VII

      Temmuz 25, 2026

      AH BAVULUM VAH BAVULUM

      Temmuz 15, 2026

      İsmi Olmayan Hikayeler – VI

      Haziran 19, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – V

      Mayıs 9, 2026

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

      Nisan 29, 2026

      Gustav Klimt – Danaë: Altının içinden gelen sessiz uyanış

      Aralık 6, 2025

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Serçe Limanı batığının 1000. yılına sanatsal bir selam: Marmaris’te Cam Sanatı Sergisi

      Mayıs 2, 2026

      Peaky Blinders’ın klasik otomobilleri Rahmi M. Koç Müzesi’nde

      Mart 23, 2026

      Meşher’den Çevrimiçi Rehberli Turlar Başlıyor: İstanbul Temalı Sergiler

      Mart 23, 2026

      Obsession: Bir Dileğin Etik Bedeli

      Temmuz 27, 2026

      THE ODYSSEY ÜZERİNE DÜŞÜNCELER: EN FAZLA TANRILAR KADAR KUSURLU

      Temmuz 26, 2026

      Odyssey rüzgârı sinemaları sardı

      Temmuz 21, 2026

      Odyssey: Eve Dönüşün Hiç Bitmeyen Destanı

      Temmuz 14, 2026

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      ŞİİR – KADİR HORZUM

      Ocak 12, 2026

      Şiir: Kapandık kaldık içimize 

      Temmuz 18, 2025

      Şiir: Huy İşte

      Temmuz 7, 2025

      Kültürler Mut! Tiyatrosu’nda buluşuyor

      Mayıs 5, 2026

      Moda Sahnesi’nde sıkışan zaman: blueScat prömiyere hazır

      Nisan 8, 2026

      Listeler, Hisler ve Kadınlar

      Nisan 6, 2026

      27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nde ‘Bir Sahne Şövalyesinin’ mirasına bakmak

      Mart 27, 2026

      Parazit – Sınıfsal uçurumların sarsıcı anlatımı

      Haziran 30, 2025

      Garfield’in resmi posteri yayınlandı

      Aralık 19, 2023

      Napolyon bu kez Jaquin Phoenix’in yorumuyla sinemada

      Kasım 23, 2023

      Freud’s Last Session filminden fragman

      Ekim 27, 2023

      AYIN ŞARKILARI: AĞUSTOS AYINDA NE DİNLEYELİM

      Ağustos 2, 2026

      AYIN FİLMLERİ: AĞUSTOS AYINDA NE İZLEYELİM?

      Ağustos 2, 2026

      ASMA KİLİT…

      Ağustos 1, 2026

      Bir yasın izinde: Tanrıların Tahtında

      Temmuz 31, 2026
    • KİTAPLIK
    • ATÖLYE
    • PODCAST

      Podcast: Hayati Tavsiyeler ‘Bahar ve Mitoloji’ ile yayında

      Mayıs 5, 2023

      Denenmiş, test edilmiş, onaylanmış: Hayati Tavsiyeler

      Mayıs 5, 2023

      Meraklı bünyeler için podcast kanalı: Suare Online

      Mayıs 1, 2023

      Akla takılan sorulara yanıt arayan podcast: Neymiş?

      Nisan 9, 2023

      Hayati Tavsiyeler: Kendine yatırım yapanlara özel podcast

      Nisan 9, 2023
    • YAZARLARIMIZ
    • SuareMag
    • Öykü
    • SD+
      1. Röportaj
      2. Haber
      3. Makale
      4. Portre
      5. Diğer
      6. View All

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      ‘Hikâye Hepimiz İçin Temel İhtiyaç’

      Haziran 23, 2026

      Bir Yansımanın İçinden Dünyaya Bakmak

      Haziran 22, 2026

      Baran Gündüzalp ile ödüllü filmi Rosinante ve ötesi üzerine

      Mayıs 20, 2026

      Feriköy Antika Pazarı kapanıyor mu?

      Nisan 13, 2026

      79. Cannes Film Festivali seçkisi duyuruldu

      Nisan 10, 2026

      Yeşilçam’ın köklü şirketi Erman Film’de yollar ayrıldı

      Şubat 6, 2025

      Defne ya da Bazı Tuhaf Hayatlar: Herkes kendi hikayesine sahip çıksın!

      Kasım 16, 2024

      Gerçekler Sizi Özgürleştirir Ama Önce Öfkelendirir: 8 Mart’ta Gloria Steinem’i yeniden okumak

      Mart 8, 2026

      Tahakküme Meydan Okuyan Küçük Harfler: bell hooks ve Duygu Yoldaşlığı

      Mart 8, 2026

      Bir gölün kıyısındaki Leylâ: Epstein ve depremin kayıp çocukları

      Şubat 17, 2026

      Don Quixote’un zırhı: Dünyaya karşı giyinmek

      Ocak 10, 2026

      100 Yıllık Bir Ses: David Attenborough

      Mayıs 8, 2026

      Sinemanın Şairi Béla Tarr’ın Ardından

      Ocak 7, 2026

      Yolda Olmak, Var Olmaktır

      Ağustos 9, 2025

      Maria Anna Mozart

      Temmuz 20, 2025

      Gülhane Parkında sarnıç olduğunu biliyor muydunuz?

      Nisan 2, 2023

      Klasik mobilyada en çok tercih edilen ağaç türlerini biliyor musunuz?

      Nisan 1, 2023

      Mart ayında Türkiye’nin en çok konuştuğu başlıklar

      Nisan 1, 2023

      TUZ DENİZİ

      Ağustos 1, 2026

      CHILDREN OF MEN: KORKU VE CESARET ARASINDA İNSAN

      Ağustos 1, 2026

      OMUZ HİZASI

      Ağustos 1, 2026

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    Buradasınız:Anasayfa » SARKAÇ
    Güzin Arar

    SARKAÇ

    Ağustos 1, 2026Yorum yapılmamış7 dk Okuma Süresi
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Email
    Paylaş
    Facebook Twitter Pinterest WhatsApp Email

    Güzin Arar

    İçimdeki canavarları ehlileştirsem
    Dünyanın en özgür insanı olabilirim

    Korkularımız çoğu zaman geçmişle ilişkiliyken cesaretimiz geleceğe dönüktür. Yaşadığımız ya da tanık olduğumuz acılar bir sopanın etrafına dolanan pamuk şeker gibi yıllar içerisinde birleşir, büyür ve büyür. Ama o kadar tatlı değildir, dünün acılar yumağı geleceğimizin korkuları olur. Atacağımız her yeni adıma bilinçli ya da bilinçsiz ket vuran içimizdeki sinsi ses olur ve biz o adımları ya yavaşlatır ya da onlardan vazgeçeriz. Ve ancak, korku yumağı içimize sığmayacak kadar devleştiğinde korkusuzluk başlar. Asıl soru şudur: Korkusuzluk cesaret midir?

    Deli bir kar fırtınası yüzü bıçak gibi keserken geceyi geçirdiği mağarada, dertop halde, göz yaşları yüzündeki soğuk tere karışa karışa uykuya daldı. Kaçarken zorla verdikleri silahla birlikte, yeni doğmuş kıvırcık kuzusunu da yanına almıştı. Silah eline ve ruhuna birkaç beden büyüktü. Nereye koyacağını bilememiş, urganla belini sıkılaştırdığı şalvarından içeri sallandırmıştı koca namluyu. Mermileri de içliğine bağlanmış kesenin içine saklamıştı. Anasına babasına çok yalvarmıştı bu görevi kendisine vermemeleri için. Amcasını öldürmüştü Koca Kadir’in oğlu, kendi oğulları dururken niye kanın hesabını Hüseyin görmek zorundaydı? Töre dediler, en küçük erkek çocuk az ceza alır dediler, kurallar dediler, erkek olacaksın dediler; dediler de dediler. Ve daha önce elini bile sürmekten kaçındığı silahı koltuğunun altına sıkıştırdılar. Oysa onun dünyası sürüsü, koyunları, kuzularıydı. Bütün köy, hayvanını Hüseyin’e verirdi otlatsın diye, insanların yanında sesi soluğu çıkmayan Hüseyin yaylada adeta şakırdı. Köyde efsane bile olmuştu, ‘koyunlarla konuşan çocuk’ diyorlardı ona.

    Sabah gözlerini açtığında yeni doğan güneşin ilk ışıkları mağaranın girişine doğru hafif bir açı yapmıştı. Bütün gece akıttığı göz yaşının yüzünde siyah bir kire dönüştüğünün farkında olmadan ellerinin tersiyle gözlerini ovuşturdu. Uykuda bir kaç saatliğine unutmak istediği gerçek yeniden karşısındaydı. Samanların üzerine koyduğu silahı görünce korku ve acı tekrar küçük bedenini sardı. Daha ondört yaşında nahif bir çocuk nasıl bir cana kıyacaktı, engin maviliğin altında türkü söyleyip kuzuları dinleyerek yaşarken karanlık hücreye nasıl girecekti? Silahla bulsalar bu defa onu öldüreceklerdi. Ama hiçbir şey, ölüm bile, o karanlık hücreye girmek kadar korkutmuyordu Hüseyin’i. Kimsenin bilmediği bu çoban mağarası onun saklı sığınağıydı, daha önce istiflediği azıkla kendisi de kuzusu da en az bir hafta herkesten ırak yaşayabilirdi burada.

    Günlerce herkes yana yakıla Hüseyin’i ararken o, iliklerine kadar ıslandığı bir gece, saatlerce yürüyerek Koca Kadir’in evine dayandı. Kapıyı açar açmaz Kadir’in kollarında bayılan Hüseyin ateşten cayır cayır yanıyordu. Küçük bir çocuktan katil yaratmaya çalışıyordu bu düzen. Kadir o katilin, kollarına yığılan bu çocuk olmadığını çok iyi anlamıştı. Bir oğlu hapiste, diğer oğlu celladını beklerken töre bozulmuştu. Törenin bittiği yerde yaşam yeniden filizleniyordu. Kan davasının uzayıp giden zincirini Hüseyin koparıp atmıştı. Kadir kısa bir şaşkınlıktan sonra sımsıkı sarıldı Hüseyin’e, bir döşek hazırlatıp iyileşene kadar bir an başından ayrılmadı Hüseyin’in. İkisi de bu konuyu hiç konuşmadı, silahsa hiçbir zaman bulunamadı. Amcasının oğulları müebbet korkusuyla Hüseyin’e yıktıkları işe hiç girişmemişlerdi. Fakat bütün bunların sonunda fatura yine Hüseyin’e çıktı. Aile içinde ona duyulan öfke yıllarca dinmedi. Onu evden kovarlarken, ‘düşmana acıyanın sonu ölümdür’ demişler, tez zamanda cenazesinin bu eve gireceğine inanmışlardı. Hüseyin ölmedi ama kanla alamadıkları intikamı evden kovdukları kendi oğullarından aldılar. Hüseyin’i ömrünün sonuna kadar “kız Hüseyin”  olarak yaşamaya mahkum etmişlerdi. Başlarda bu yaftaya çok içerlese de zamanla alışmıştı. Hatta o kadar benimsedi ki koyunlarına “kız Hüseyin” mahlasıyla türküler bile yaptı.

    “Anasını bulan kara gözlü kıvırcık,
    Biraz da bana sokul içim delik deşik
    Kurşun değil gönlüme değen
    Yalnızlıktır yüreğimi deşen
    Kız Hüseyin sıcak bir ses arar
    Mele Kıvırcığım mele
    Sesin içim ısıtır.”

    Onlara göre korku dişi, cesaret erildi. O yüzden de, cesaret bin yıllar boyunca ölmek ve öldürmekle beraber anıldı. Şiddet cesaretin nişanı olarak görüldü.  Savaşta ölenlere kahraman, antimilitaristlere korkak dendi. Kavgaya girişenlere cesur, kavgadan kaçınanlara ezik dendi, karı gibi korkak dendi. Oysa, geçmişi ve töreyi bükme cesaretini kız Hüseyin göstermişti. En cesur hareketlerden biri, sonuçlarını tahmin dahi edemeden bir şeyleri değiştirmeye çalışmak, farklı olmaktan korkmamaktı.

    Küçüklükteki cesaretimiz ve atılganlığımız korkularımızın çekirdeğini oluştururken, yaşımız ilerledikçe korkularımız cesaretimizin sebebi olur. Ve insan ömrü cesareti, korkuları ve tekrar cesareti arasında gidip gelen bir sarkaça benzer. Fakat ilk cesur hamleler tehlikeleri ve riskleri bilmemekle başlar. Sonraki cesaretimiz ise korkularımızdan bitap düştüğümüz noktada, “Ne olacaksa olsun artık” cümlesiyle geri döner. Fakat bunların ne kadarı gerçek anlamda cesarettir?

    Cesaret, adımlarınızı ancak vicdan, deneyim ve akıl filtresinden geçirirseniz bilinçli ve geleceğe faydası olan bir hamle olabilir, aksi takdirde sonuçları üzerine hiç kafa yorulmayan manik bir ataktan öteye gitmez. Ya kendinize ya karşınızdakine ya da herkese birden zarar verirsiniz. Çünkü cesaret dürtüsel olamayacak kadar güçlü bir kelime. Ancak bazen olaylar insanı bu tür bir cesarete ya da girişime mecbur bırakabilir. Korkaklığınızın siz veya sevdikleriniz için ölüm ve yok oluş getireceğini anladığınız anlar ya da kaybedecek bir şeyinizin kalmadığı durumlar böylesi atılgan ve doğaçlama bir cesarete zorlayabilir sizi. İşte o noktada olaya atılmaktan başka bir şansınız yoktur. Bu cesaretten daha ziyade çaresizlik veya hayatta kalma refleksidir. Çocuğunuz için bir yangının içine bodoslama dalabilirsiniz ancak bu annelik veya babalık içgüdüsüdür, anlıktır, kaçınılmaz olandır.

    Uğur Mumcu son derece cesur bir araştırmacı gazeteciydi. Ancak başına gelebileceklere ve aldığı tehditlere rağmen sıradan bir aile babası gibi hiçbir önlem almadan yaşamına devam etmesi ve bunu da, “Korkaklar her gün, cesurlar bir gün ölür” meşhur cümlesiyle gerekçelendirmesi onu açık bir hedef haline getirmiş ve en verimli çağında Türk Milleti’nden koparmıştır. Kaldı ki, o anda o arabaya oğlu veya kızıyla ya da ailece de binmiş olabilirlerdi. Öylesine acımasız ama bir o kadar kolay bir yok oluş olabilirdi tüm aile için. Oysa ölüm korkusunu hissedip elinden gelen tedbirleri almış olsaydı belki de yaşamaya ve yazmaya devam edecek ve daha pek çok araştırılamayanı bulup çıkartacaktı. Diyebilirsiniz ki “Öldürene kadar peşini bırakmayacaklardı”. Olabilir. Ama diğer ihtimali öğrenme şansımız hiç olmayacak.

    Milletçe yaşadığımız böyle acı bir ölümden de anlıyoruz ki korkusuzluk cesaret değildir. En azından kavramların zamanla farklılaştığı gerçeğinden bakıldığında.  Ayrıca, dünyanın bütün risklerini ve tehlikelerini her gün her gün gören günümüz insanının korkusuz olması beklenemez. Bugün hepimiz, her şeyin herkesin başına gelebileceği gerçeği ile yaşıyoruz. Bu, her sabah tonlarca endişeyle yataktan kalkmak demek. İşimiz için, eşimiz için, çocuğumuz ya da hayatımızdaki herhangi bir şey için endişe duymadan geçirdiğimiz tek bir gün yok. Ve bana kalırsa cesaretin değişen anlamlarından biri de tam burada ortaya çıkar: Endişelerimize rağmen yaşamaya, umut etmeye ve halen plan yapmaya devam edebilmek. Endişeli insan korkusuz olamasa da cesur olabilir.  

    Bazen her gün kıyısında yürürken uçurumların ve o uçurumların da farkında olurken, gül bahçelerinin kokusunu ıskalamadan yaşama sevincini duyabilmektir cesaret.  Ya da belki de, dünyanın bütün kötülüklerini ve iyiliklerini olduğu gibi kabul edebilmektir, ne abartarak ne de küçümseyerek.

    Ve aslında iyilik ve adalet için ölmek değil yaşayarak mücadele vermektir cesaret.


    Güzin Arar, Ankara’da doğdu. Lisans ve yüksek lisans eğitimini ODTÜ Çevre Mühendisliği Bölümü’nde tamamladı. 1993-2007 yılları arasında, büyük bölümü Çevre Bakanlığı’nda olmak üzere, çevre diplomasisi, uluslararası çevre politikaları ve sürdürülebilir kalkınma alanlarında görev yaptı. İlk öykülerini üniversite yıllarında kaleme aldı. 1999-2000 yılları arasında Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı’nda (UM-AG) Yaratıcı Yazarlık Eğitimi’ni tamamladı. Ardından Ankara’da kurulan Sokak Yazarları Grubu’na katıldı. Bu grubun yayımladığı çeşitli dergi ve kolektif kitaplarda öyküleri yer aldı.2008-2020 yılları arasında, eşinin görevi nedeniyle bulunduğu farklı coğrafyalarda resmî temsil görevlerinin yanı sıra çeşitli kadın ve sanat kuruluşlarında gönüllü çalışmalar yürüttü. İlk öykü kitabı Saçlarıma Yağan Can Taneleri, 2015 yılında, Deneme türündeki ikinci kitabı Ben de Denedim ise 2022 yılında okurla buluştu. Farklı türlerde yazmayı sevse de kendisini öncelikle bir öykücü olarak tanımlamayı tercih ediyor. Yaşamını İstanbul’da sürdüren Arar, evli ve bir çocuk annesidir.

    YAZARIN DİĞER YAZILARI
    güzin arar suaremag yazar

    Related Posts

    AYIN FİLMLERİ: AĞUSTOS AYINDA NE İZLEYELİM?

    Ağustos 2, 2026 Film

    AYIN KİTAPLARI: AĞUSTOS AYINDA NE OKUYALIM?

    Ağustos 2, 2026 Ayın Kitapları

    AYIN ŞARKILARI: AĞUSTOS AYINDA NE DİNLEYELİM

    Ağustos 2, 2026 Ayın Şarkıları

    SuareMag Ağustos 2026

    Ağustos 1, 2026 Manşet
    Yorum Yap
    Yorum yazın Cancel Reply

    Yeni Eklenenler

    MİTOLOJİDEN EDEBİYATA YAZI ATÖLYESİ – 2. MODÜL

    Ağustos 2, 2026 Mitoloji

    H. Nilgün Karataş ile Mitolojik Arketipler ve Çağdaş Kurmaca Teknikleri Mitolojik figürler yalnızca geçmişin anlatılarında…

    MİTOLOJİDEN EDEBİYATA YAZI ATÖLYESİ – 1. MODÜL

    Ağustos 2, 2026

    AYIN ŞARKILARI: AĞUSTOS AYINDA NE DİNLEYELİM

    Ağustos 2, 2026

    AYIN KİTAPLARI: AĞUSTOS AYINDA NE OKUYALIM?

    Ağustos 2, 2026
    Sosyal Medya'da Biz
    • Facebook
    • Twitter
    • Instagram
    • YouTube
    Bu Haberleri Kaçırmayın

    Ayın Filmleri: Kasım ayında ne izleyelim?

    Kasım 1, 2025 Ayın Filmleri

    İstanbul’da devam eden 16 sergi

    Temmuz 10, 2025 KÜLTÜR - SANAT

    SU AKAR, DERYAYA VARIR

    Mayıs 1, 2026 SUARE ÖYKÜ DERGİSİ
    Hakkımızda
    Hakkımızda

    Film, kitap, sanat, hayat ve daha fazlası için haber, röportaj, makale, podcast, güncel bilgiler içeren e-dergi.

    Email : editor@suaredergi.com.tr

    Künye

    Son Eklenen Yazılar

    MİTOLOJİDEN EDEBİYATA YAZI ATÖLYESİ – 2. MODÜL

    Ağustos 2, 2026

    MİTOLOJİDEN EDEBİYATA YAZI ATÖLYESİ – 1. MODÜL

    Ağustos 2, 2026

    AYIN ŞARKILARI: AĞUSTOS AYINDA NE DİNLEYELİM

    Ağustos 2, 2026
    X (Twitter) Instagram Facebook
    © 2026 Tüm Hakları Saklıdır. Do Medya & Ekipbizz İçerik İşbirliğiyle hazırlanmaktadır.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.