Close Menu
    Son Eklenenler

    Altın Portakal’dan Geriye Kalanlar: On İki Film, On İki Hikâye

    Kasım 3, 2026

    Sıradan Hayatların Sessiz Çığlığı: Kelebek Çalısı

    Kasım 3, 2026

    Uyanmak: Uyuyan Kadın ve Kaybolan İnsan

    Kasım 2, 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Çarşamba, Kasım 4
    X (Twitter) Instagram Facebook
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    • YAŞAM
      1. Aktüel
      2. Beslenme
      3. Felsefe
      4. Fitness
      5. İlişkiler
      6. Kişisel Bakım
      7. Kişisel Gelişim
      8. Psikoloji
      9. Sağlık
      10. Seyahat
      11. Sürdürülebilir Yaşam
      12. Teknoloji
      13. View All

      Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği: “Türk Gençliğine Atasını Unutturamazsınız”

      Ocak 16, 2026

      Apaçık Radyo’dan gençlere açık çağrı: “Açık Alan” başvuruları başladı

      Ocak 15, 2026

      Nazlı Eray’a “Yaşayan Efsane” Onuru

      Temmuz 5, 2025

      Yüzüncüyıl Gazeteciler Derneği’nden anlamlı seminer

      Temmuz 3, 2025

      İnovatif makarnacı Pastavilla 32. yaşını ödülle kutluyor

      Nisan 22, 2024

      Buğday Derneği ‘zehirsiz kentler’ için harekete geçti

      Aralık 23, 2021

      İoanna Kuçuradi: Bir ömrü insanın değerini düşünmeye adadı

      Ekim 3, 2026

      Anlama giden yol: Sembolizm

      Ağustos 3, 2026

      Pandora – Yasak Bilgi ve Merak, Felaket ya da Umut

      Nisan 5, 2026

      İkarus -Yükselme Arzusu, Protez Kanatlar ve Çöküş

      Mart 8, 2026

      Ailemizin ‘Sessiz Odası’

      Mart 23, 2026

      Ergen ebeveynleri için kılavuz

      Eylül 23, 2024

      Aşkın Lotus Hali… 

      Temmuz 4, 2024

      “Doktordan Az Kullanılmış” bu defa bir kitap adı oldu

      Ağustos 29, 2023

      Parfümde şişe tasarımı kokudan önemli olabilir mi?

      Mart 28, 2023

      Saç bakımına ilişkin merak edilen 6 soru ve 6 yanıt

      Nisan 17, 2022

      Melda Kamhi Kosif’in yeni kitabı ‘Ruhun Fısıltısı’ okurla buluştu

      Haziran 8, 2026

      Pandora – Yasak Bilgi ve Merak, Felaket ya da Umut

      Nisan 5, 2026

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Stresten Huzura: Deneyimlenmiş bir dönüşüm süreci

      Mart 6, 2025

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Kimdir bu “Narsist Sapkınlar?”

      Mayıs 29, 2025

      Borderline: Bir Kişilik Bozukluğunun Biyografisi

      Mayıs 6, 2025

      Dementor – Ruh Emici: Narsisizmin gölgesinde bir yok oluş ya da yeniden doğuş hikâyesi

      Şubat 17, 2025

      Prof. Dr. Ahmet Karacalar’dan Lipödem Sendromu: Evrimsel Bir Uyumsuzluk

      Haziran 14, 2026

      ‘Bağımlılık’ bir hastalık olmayabilir (mi?)

      Şubat 18, 2026

      Longevity: Daha uzun ve daha iyi bir hayat mümkün mü?

      Şubat 4, 2026

      ‘Hepimiz Narsistiz’ kitabının yazarı Şule Öncü: Sanıldığından yaygın!

      Mayıs 17, 2024

      KOPENHAG: GÜVENİN VE HAFİFLİĞİN KONFORU

      Eylül 1, 2026

      Sayım Çınar’dan Graz Notları: Sakinliğin, sanatın ve lezzetin şehri

      Şubat 6, 2026

      Melis Melek ile Yeryüzü Günlükleri

      Aralık 21, 2025

      IŞIĞIN İZİNDE, GÖLGENİN PEŞİNDE: PARİS

      Kasım 1, 2025

      Nihal Gündüz’den ‘makarna’ ile ‘Çevre Krizi’ fotoğrafları

      Ağustos 15, 2025

      ‘Baumit ile Olasılıklar’ kitabı ile geleceği yeniden düşünüyor

      Eylül 20, 2023

      Heykeltıraş Varol Topaç’ın çelik üretim atıklarından yarattığı eser Contemporary İstanbul’da

      Eylül 17, 2023

      Jeotermal enerjiyi çocuklara anlatan kitap: Damla Adamlar

      Ağustos 31, 2023

      Kim Korkar Yapay Zekadan

      Haziran 8, 2025

      Türkiye’nin mutfak ve kültür mirasından seçkiler dijital erişime açılıyor

      Ekim 20, 2023

      Mevzular Açık Mikrofon, artık GAİN’de

      Eylül 1, 2023

      Akıllı makineler ve robotlar denilince akla gelen filmler

      Ağustos 31, 2023

      Altın Portakal’dan Geriye Kalanlar: On İki Film, On İki Hikâye

      Kasım 3, 2026

      63. Altın Portakal Ödülleri Sahiplerini Buldu: Gecenin Kazananı “Taş ve Tüy”

      Kasım 1, 2026

      Beyoğlu Caz Festivali 13 Kasım’da Başlıyor: Cazın Yeni Sesleri Şehre Yayılıyor

      Ekim 28, 2026

      SAYIM ÇINAR İLE KÜLTÜR SANAT TURU

      Ekim 20, 2026
    • KÜLTÜR – SANAT
      1. Kitap
      2. Müzik
      3. Öykü
      4. Sanat
      5. Sergi
      6. Sinema
      7. Şiir
      8. Tiyatro
      9. Video
      10. View All

      Sıradan Hayatların Sessiz Çığlığı: Kelebek Çalısı

      Kasım 3, 2026

      Ayın Kitapları: KASIM AYINDA NE OKUYALIM?

      Kasım 1, 2026

      Metis Yayınları’ndan iki yeni kitap: Sinema hafızasından Aydınlanma eleştirisine

      Ekim 27, 2026

      Kahire’nin sözde modernleşmesiyle değişen Doğu’nun çehresi

      Ekim 26, 2026

      Ayın Şarkıları: KASIM AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Kasım 1, 2026

      Beyoğlu Caz Festivali 13 Kasım’da Başlıyor: Cazın Yeni Sesleri Şehre Yayılıyor

      Ekim 28, 2026

      Yağmur Ender’den “Gece Nöbeti”

      Ekim 23, 2026

      Tutu Aydınoğlu’ndan Mirzayev’e yeni bir yorum: “Hafızanın Kontrpuanı” albümü çıktı

      Eylül 29, 2026

      ÖMRÜMÜN MEVSİMLERİ

      Ekim 15, 2026

      İsmi Olmayan Hikâyeler – IX

      Ekim 14, 2026

      Kırık Yansımalar, İstanbul Concept’te edebiyat ve fotoğrafı buluşturdu

      Ekim 11, 2026

      İsmi olmayan hikâyeler – VIII

      Ağustos 30, 2026

      Kırık Yansımalar, İstanbul Concept’te edebiyat ve fotoğrafı buluşturdu

      Ekim 11, 2026

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

      Nisan 29, 2026

      Guido Casaretto’nun “The Sea Peoples” sergisi SANATORIUM’da açılıyor

      Ekim 27, 2026

      Doğum Gününde Âşık Veysel’i Anmak

      Ekim 26, 2026

      Bursa’da Zaman: Çağdaş sanata açılan yeni bir kapı

      Ekim 16, 2026

      Kırık Yansımalar, İstanbul Concept’te edebiyat ve fotoğrafı buluşturdu

      Ekim 11, 2026

      Altın Portakal’dan Geriye Kalanlar: On İki Film, On İki Hikâye

      Kasım 3, 2026

      Uyanmak: Uyuyan Kadın ve Kaybolan İnsan

      Kasım 2, 2026

      En Sevdiğim: Kırılan Kalplerin Tekrar Çekimi Var mı?

      Ekim 29, 2026

      Zaaflar Statü Tanımaz: Primetime’da Kim Av, Kim Avcı?”

      Ekim 24, 2026

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      ŞİİR – KADİR HORZUM

      Ocak 12, 2026

      Şiir: Kapandık kaldık içimize 

      Temmuz 18, 2025

      Şiir: Huy İşte

      Temmuz 7, 2025

      Abbas: Masalla Gerçek Arasında

      Ekim 31, 2026

      Güneşin Oğlu, İkinci Sezonuyla Zorlu PSM Sahnesinde

      Ekim 31, 2026

      “Terzi Fikri” 1 Kasım’da Kozzy’de sahnelenecek

      Ekim 27, 2026

      30. İstanbul Tiyatro Festivali Lacrima ile başlıyor

      Ekim 15, 2026

      Parazit – Sınıfsal uçurumların sarsıcı anlatımı

      Haziran 30, 2025

      Garfield’in resmi posteri yayınlandı

      Aralık 19, 2023

      Napolyon bu kez Jaquin Phoenix’in yorumuyla sinemada

      Kasım 23, 2023

      Freud’s Last Session filminden fragman

      Ekim 27, 2023

      Altın Portakal’dan Geriye Kalanlar: On İki Film, On İki Hikâye

      Kasım 3, 2026

      Sıradan Hayatların Sessiz Çığlığı: Kelebek Çalısı

      Kasım 3, 2026

      Uyanmak: Uyuyan Kadın ve Kaybolan İnsan

      Kasım 2, 2026

      AŞK YALANMIŞ

      Kasım 1, 2026
    • KİTAPLIK
    • ATÖLYE
    • PODCAST

      Podcast: Hayati Tavsiyeler ‘Bahar ve Mitoloji’ ile yayında

      Mayıs 5, 2023

      Denenmiş, test edilmiş, onaylanmış: Hayati Tavsiyeler

      Mayıs 5, 2023

      Meraklı bünyeler için podcast kanalı: Suare Online

      Mayıs 1, 2023

      Akla takılan sorulara yanıt arayan podcast: Neymiş?

      Nisan 9, 2023

      Hayati Tavsiyeler: Kendine yatırım yapanlara özel podcast

      Nisan 9, 2023
    • YAZARLARIMIZ
    • SuareMag
    • Öykü
    • SD+
      1. Röportaj
      2. Haber
      3. Makale
      4. Portre
      5. Diğer
      6. View All

      Küçük bir kâğıtta koca bir hayat: Hasip Pektaş ve ekslibrisin hafızası

      Eylül 25, 2026

      ÖZLEM GÜLLER ÜNAL RÖPORTAJLARI

      Eylül 13, 2026

      ‘Yazmak ömür boyu sığınağım oldu’

      Ağustos 29, 2026

      Nebahat Kavak ile ‘Medeniyet Hamuru’: Kültürel bir mirası görünür kılmak

      Ağustos 13, 2026

      Feriköy Antika Pazarı kapanıyor mu?

      Nisan 13, 2026

      79. Cannes Film Festivali seçkisi duyuruldu

      Nisan 10, 2026

      Yeşilçam’ın köklü şirketi Erman Film’de yollar ayrıldı

      Şubat 6, 2025

      Defne ya da Bazı Tuhaf Hayatlar: Herkes kendi hikayesine sahip çıksın!

      Kasım 16, 2024

      İlk gotik roman: Otranto Şatosu

      Ekim 27, 2026

      Karanlığın değişen yüzü: Gotik edebiyatın tarihsel gelişimi

      Eylül 15, 2026

      Gotik Mimari: Gotik edebiyatın görkemli yapıları

      Ağustos 10, 2026

      Gerçekler Sizi Özgürleştirir Ama Önce Öfkelendirir: 8 Mart’ta Gloria Steinem’i yeniden okumak

      Mart 8, 2026

      İoanna Kuçuradi: Bir ömrü insanın değerini düşünmeye adadı

      Ekim 3, 2026

      100 Yıllık Bir Ses: David Attenborough

      Mayıs 8, 2026

      Sinemanın Şairi Béla Tarr’ın Ardından

      Ocak 7, 2026

      Yolda Olmak, Var Olmaktır

      Ağustos 9, 2025

      Gülhane Parkında sarnıç olduğunu biliyor muydunuz?

      Nisan 2, 2023

      Klasik mobilyada en çok tercih edilen ağaç türlerini biliyor musunuz?

      Nisan 1, 2023

      Mart ayında Türkiye’nin en çok konuştuğu başlıklar

      Nisan 1, 2023

      SEMA VE HALİT

      Kasım 1, 2026

      BAŞKALARININ GÖZÜ VE UTANÇ: THE SUBSTANCE

      Kasım 1, 2026

      İlk gotik roman: Otranto Şatosu

      Ekim 27, 2026

      Polat Özlüoğlu ile “Kalbin Durduğu Bütün Zamanlar” romanı üzerine

      Ekim 13, 2026
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    Buradasınız:Anasayfa » SELMA HANIM’IN BALKONU
    Şebnem Özbay

    SELMA HANIM’IN BALKONU

    Kasım 1, 2026Yorum yapılmamış7 dk Okuma Süresi
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Email
    Şebnem Özbay
    Paylaş
    Facebook Twitter Pinterest WhatsApp Email

    Şebnem Özbay

    “A benim canlarım! Güzellerim! Nazlılarım! Oy! Pembe pembe açtın sen ha! Susadın mı sarı kızım? Üşüdün mü yasemin hanım? Limon çiçeklerim, sardunyalarım, menekşelerim, süs biberlerim, canım fesleğenim…”

    Sabah

    Selma Hanım sabahları balkona çıkar, dumanı tüten fincanını masaya bıraktıktan sonra balkonu boydan boya arşınlardı. Yedi adım sağa, on adım sola ağır ağır ilerleyerek çiçekleriyle konuşur; onlara şarkı söylerdi. Geçip giden yıllarda selvi boyu tırpanlanmış, diri memeleri pörsümüş, zarif parmaklarının biçimi bozulmuş olsa da; saksıdakilerle kurduğu bağ eksilmemiş hatta artmış hele son zamanlarda onları daha dert ortağı saymıştı.

    Solan, dökülen, kuruyan yapraklar ve kırılan, bükülen, eğilen dallar var mı diye üzerlerine eğildiğinde; armut gövdesinden taşan kalçaları büyüdükçe büyür, yayıldıkça yayılırdı. Günlük bakımları bitince doğrulup masaya geçer, ferforje sandalyesine otururdu. Köpüğü kaçmaya başlamış, telvesi dibine tam çökmüş kahvesinden -kendi tabiriyle kaavesinden- ilk yudumu alır ve yükselen yaşam sevinciyle, “Oh! Mis gibi,” derdi. Mis ki, ne mis gelirdi dünya o dakikalarda…

    Patlayan tomurcuklar, baş veren filizler, toprağa tutunan yeni köklerle avunurken, başını tülün ardına çevirince; koltuğa çökmüş, çatık kaşla elindeki gazeteye gömülmüş Hikmet Bey’i görünce yüzü buruştu o sabah. Akşamdan beri kızgındı ona, hele Lale’ yi gereksiz yere endişelendirdiği için hınç doluydu. Ne çekti şu çocuklar babalarından! Küçükken yedikleri dayaklar yetmezmiş gibi şimdi de bu dert çıktı. İkide bir arayıp, saçma sapan laflar edip taciz ediyor, rahat bırakmıyordu yakalarını.

    Hay senin babalığına…

    Mendebur! diye söylendi içinden.

    Anneciğim bu kaçıncı? Babamı lütfen gözünün önünden ayırma. İznimi ayarlayıp en geç haftaya geliyorum yanınıza, dediğinde, kızına pek tepki vermemiş, son günlerde iyiydi ama içini bilemem… Açmaz ki hiç! diyebilmişti telefonu kapatırken. Gece boyu yatakta huzursuz dönerken, kocasına karşı kayıtsızlığını, hissizliğini düşünmüş ve usanmasına yormuştu. Evet usanmıştı Hikmet Bey’den. Bıkmıştı. Yorulmuştu.

    Canına kıymak istiyorsun madem haydi yap! Haydi kıy kıyabilirsen, diyesi vardı. Kıy! Geber!  diye bağıra çağıra balyozla evin duvarlarını yıkıp, yakasını paçasını yırtıp kaçası vardı evden.

    Her şeyden, herkesten fakat en çok Hikmet Bey’den öyle usanmıştı.  

    Sabahlığın kuşağını çözüp daha sıkı bağladı. Biraz daha oyalanmak için bardakta kalan suyu avucuna döküp, fesleğene serpiştirdi. Hikmet Bey’in yerinden kalktığını görünce balkon kapısından, ilaçlarını almayı unutma! diye seslendi. Sol kolunu kayıtsızca salladı yaşlı adam.

    Tatlı bir sonbahar esintisi geldi, saçlarını uçuşturdu. Martıları seyretti. Üşüdü, içi ürperdi. Çabucak masanın örtüsünü düzeltip içeri geçti. Telefon çalınca, bakmasına gerek kalmadan çocuklardan biri olduğunu anladı. Yanılmamıştı işte arayan Oğuz’du. Oğlanın da aklı babasındaydı. O da ilk fırsatta geleceğini söyledi. Ah Hikmet ah! Ne kadar yordun bizi. İstanbullar aranır mı her seferinde!? diye gene söylendi.

    Yetmiş üç yaşındaydı Hikmet Bey. Hayret, derdi. Ben nasıl yetmişleri gördüm, ummazdım hâlbuki… Bir türlü ölmediğine, ölemediğine hayıflanırdı. Yirmi sene önce emekli olmuştu. Kenara atılmış eski emniyet amiri olduğu gerçeğini sindiremediği günlerden birinde, kararlılıkla tabancayı şakağına dayamış, basmıştı tetiğe… Eli titremeseydi o gün, ne güzel bitecekti işi. Peki silah tutmaya o kadar tecrübeli el, nasıl olmuştu da titremişti? O da Allah’ın işi işte. Kader. Vakti dolmamış daha demek ki… Anlı şanlı, madalyalı koskoca emniyet amiri kahraman Hikmet Bey! Hey gidi yalan dünya hey!

    O günün anısını alnının kenarında kara bir leke gibi utançla taşıyordu şimdi. Soranlara, çatışma esnasında oldu, derdi. Selma Hanım bu sözü her duyduğunda başını öne eğer, Allah korudu, derdi. Allah bize bağışladı.

    Kol kırılıp yen içinde kalsa da, intihara kalkıştığı o günden beri Hikmet Bey’i affedemiyor, bağışlayamıyordu. Hikmet Bey’in de affedilmek, bağışlanmak isteği yoktu. O kendini, yaşayan ölülerden sayıyordu. Gerçekten ölmek, her an, daha çoğalan bir arzuyla ölmekten başka şey istemiyordu şu hayattan.

    Selma Hanım, ocağın üstüne oturttuğu düdüklünün kapağını kapattıktan sonra banyo kapısının önüne geldi. Kocası epeydir içerideydi. Kulağını kapıya dayayıp biraz bekledi. Sonra seslendi. Kapıyı açtığında göz göze geldiler. Kocası, “Ne oldu, ne var?” diye sorunca atıldı. Bugün dışarı çıkmak yok amirim! Evde duracaksın bugün. Hiç boşuna hazırlanma, deyince, itiraz edemedi. Yanakları aşağı sarktı, göz kapakları iyice düştü ve ürkütücü bakışlarla, “İyi hissetmiyorum zaten,” dedi. Sonra gözlerini yavaş yavaş yumdu, yumruklarını sıktı, kolları kaskatı oldu ve ağır bir külçeymişçesine taşıdığı gövdesini yavaş yavaş kadının üstüne bıraktı. Kapının eşiğinde çöktüler. Selma Hanım bu sahneyi ezbere biliyordu. Hikmet Bey, zaman zaman çökerdi böyle dizleri üzerinde yere. Şimdi böğüre böğüre ağlar, dedi içinden. Böğürmeye başladı. Dakikalarca yapışır canıma, dedi. Dakikalarca yapıştı ve öyle de kaldı.

    Öğleden sonra

    Selma Hanım, ikindiye doğru çay demledi. Fırında ısıttığı kıymalı börekten iki dilim kesip tabaklara yerleştirdi. Çatal, bıçakları alırken irkilip duraksadı. Çekmecenin içindeki ahşap kaşıklıkta hepsi aynı yöne bakan, boy boy sıraladığı yemek, tatlı, çay kaşıklarına; yemek, meyve, kahvaltı bıçaklarına; küçüklü büyüklü çatallara bakakaldı. Bir büyük çatal aldı, avucunda sıktı. Soğuktu. Buz gibi. İnsanın etini deler. Birine fırlatsan mesela…Saplasan… Hafızasının kilidi açıldı. İşte! Orada. Lale’nin çocuk yüzü, çocuk bedeni… Bacağını gösterirken, boncuk boncuk yaşlar iniyor gözünden. Bir şey yapmadım anneciğim. Vallahi ben bir şey yapmadım. Durup dururken fırlattı babam.

    Dizinin biraz yukarısına saplanmıştı çatal. Adım attıkça, sapı sallanıyordu. İnce ince kan sızıyordu aşağılara doğru…

    Selma Hanım, başını sağa sola salladı.

    Lale, o gün olanları asla ispatlayamamıştı çünkü annesi konu her açıldığında tıpkı diğerleri gibi daima yok saydı. Hayır! Hayır kızım öyle bir şey hiç yaşanmadı. Çocukken sık ateşlenirdin belki halüsinasyon gördün. A yok evladım yok! Baban sana çatal falan fırlatmadı katiyen! Ne bileyim, besbelli kâbus görmüşsün işte! diye diye izleri kazıyıp çıkarmaya çabaladı her defasında. Varsayalım ki kocasının o çatalı dört yaşındaki kızına sapladığını kabul etti, bu kime ne fayda sağlayacaktı? Olan olmuş, biten bitmiş, iş işten geçmişti. Eliyle yiyiversin! diyerek çatalı yerine koydu, çekmeceyi kapattı. İki peçeteyi üçgen katlayıp, tabakların kenarına bıraktı.

    Çay içerken kumandayı aldı, televizyonun sesini iyice kıstı. Hikmet Bey’in tabağındakini bitirmesini bekliyordu. Kocasına yemekte hiç bakmazdı. Midesini bulandırırdı yemesi. Kalktı, boş tabağı aldı, kendi tabağının üzerine koydu.

    Doydun mu? Bir dilim daha yer misin?

    “İstemem sağ ol!”

    Hikmet… Dün niçin çocukları arayıp yine telaşa düşürdün?

    “Helallik istedim sadece, o kadar!”

    Ah! Yine mi? Neden bizi üzüyorsun? Bak işlerini güçlerini bırakıp senin derdine düştüler. Babamız kendine bir şey yapacak diye perişan oldular. Hikmet… sözü kesti kocası.

    “Kimse perişan olmasın benim için. Bu benim meselem. Herkes rahatına baksın.”

    Tek kaşı havaya kalktı Selma Hanım’ın. Ne söylerse söylesin, onun ruhunun karanlık uçurumuna etki edemeyeceğini anlayalı çok olmuştu.

    Gece

    Uyumadan önce ellerine krem sürdü, ağrıyan başı için bir hap yuttu. Yan odada yatan kocasını kontrol etmek için hafifçe kapısını aralayıp baktı. Devrilmiş horul horul yatıyordu. Odasına geçti, yatağa uzandı ve çok geçmeden derin bir uykuya daldı.

    Gecenin kör karanlığı

    Tutma kollarımdan Selma. Bırak! Bırak beni. Bırak gideyim. Anam babam bekliyor orada. Kaç zamandır çağırıyorlar. Temiz çamaşırlarımı giydim. Ölmüş de olsak arkamızdan laf ettirmeyelim ha!

    Donu boklu Hikmet demesinler arkamdan. Sevin Selma sevin! Kurtuldun bak! Üzülme, sakın! Cüzdandan sadece kimliğimi alıyorum. Ha, bir de silahımı… Nereye saklarsan sakla bulurum onu. Telefonum evde. Kimseye borcum yok. Kimseden alacağım da. Arabanın farları açık olacak beni bulduklarında. O da sana selamım olsun!

    Hoşça kal!

    Selma Hanım yatağında kımıldadı. Sokak kapısının sessizce açılıp, sessizce kapandığını ne Selma Hanım ne de başkası duydu.

    Hey gidi emektar! Zamanında ne sükse yapmıştık ha seninle. Ford Taunus, sıfır kilometre…Öde öde bitmek bilmemişti taksitin. İhtiyar oldun artık benim gibi. Haydi! Yola koyulalım. Deniz kenarına gidiyoruz, balık tuttuğum yere… Şu dünyada az da olsa huzur bulduğum tek yere… Sonra? Sonrası yok! Orası son durak koçum! Gün ağarmadan işi bitirelim. Şişşşttt! İtiraz yok! Cızırdama! Müzeyyen Senar dinleyeceğiz.

    Ben gamlı hazan sense bahar dinle de vazgeç…

    Vazgeçmek yok!

    Selma Hanım, telefonun ısrarla çalmasıyla gözünü açtığında, günün henüz ağarmadığını, Hikmet Bey’le ilgili haber geldiğini, arayan kişinin çocuklarından biri olmadığını sonra anladı.

    O sabah, balkondaki çiçeklere kimse şarkı söylemedi.


    Şebnem Özbay

    İstanbul’da dünyaya geldi. Üniversiteyi, İşletme Bölümü’nde bitirdikten sonra finans alanında bir süre çalıştı. Çocukluğundan beri yazar olmayı hayal ederdi. Okuma tutkusunun yanına yıllar içinde yazma tutkusunu ekledi. Yayınlanmış bir romanı, dört öyküsü, değişik dergilerde yayınlanan şiirleri ve deneme yazıları vardır. Halen, Suaremag dergisinde yazmakta ve yeni romanını yayına hazırlamakta.

    YAZARIN DİĞER YAZILARI
    şebnem Özbay suaremag yazar

    Related Posts

    MUHTAÇ DEĞİLİM, GİTME

    Kasım 1, 2026 Hakan Akdoğan

    ARZUNUN YARASI, UTANCIN İNTİKAMI 

    Kasım 1, 2026 Nilgün Karataş - SuareMag

    BAŞKASININ ARZUSU

    Kasım 1, 2026 Arzu Kurt

    SEVGİNİN UTANCI

    Kasım 1, 2026 SUAREMAG
    Yorum Yap
    Yorum yazın Cancel Reply

    Yeni Eklenenler

    Altın Portakal’dan Geriye Kalanlar: On İki Film, On İki Hikâye

    Kasım 3, 2026 Festival

    SAYIM ÇINAR’DAN FESTİVAL İZLENİMLERİ Bu yıl 63’üncüsü düzenlenen Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali, “Daima” sloganıyla…

    Sıradan Hayatların Sessiz Çığlığı: Kelebek Çalısı

    Kasım 3, 2026

    Uyanmak: Uyuyan Kadın ve Kaybolan İnsan

    Kasım 2, 2026

    MUHTAÇ DEĞİLİM, GİTME

    Kasım 1, 2026
    Sosyal Medya'da Biz
    • Facebook
    • Twitter
    • Instagram
    • YouTube
    Bu Haberleri Kaçırmayın

    Michelle Williams ‘Dying For Sex‘ ile Disney+ ekranlarında

    Şubat 14, 2025 Dizi

    Obsession: Bir Dileğin Etik Bedeli

    Temmuz 27, 2026 Alperhan Benlioğlu

    ŞEMSİYE GÜNLÜKLERİ

    Ocak 1, 2026 Alperhan Benlioğlu
    Hakkımızda
    Hakkımızda

    Film, kitap, sanat, hayat ve daha fazlası için haber, röportaj, makale, podcast, güncel bilgiler içeren e-dergi.

    Email : editor@suaredergi.com.tr

    Künye

    Son Eklenen Yazılar

    Altın Portakal’dan Geriye Kalanlar: On İki Film, On İki Hikâye

    Kasım 3, 2026

    Sıradan Hayatların Sessiz Çığlığı: Kelebek Çalısı

    Kasım 3, 2026

    Uyanmak: Uyuyan Kadın ve Kaybolan İnsan

    Kasım 2, 2026

    Haber Bülteni

    Haber Bültenimize Abone Olun

    X (Twitter) Instagram Facebook
    © 2026 Tüm Hakları Saklıdır. Do Medya & Ekipbizz İçerik İşbirliğiyle hazırlanmaktadır.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.