Close Menu
    Son Eklenenler

    Altın Portakal’dan Geriye Kalanlar: On İki Film, On İki Hikâye

    Kasım 3, 2026

    Sıradan Hayatların Sessiz Çığlığı: Kelebek Çalısı

    Kasım 3, 2026

    Uyanmak: Uyuyan Kadın ve Kaybolan İnsan

    Kasım 2, 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Çarşamba, Kasım 4
    X (Twitter) Instagram Facebook
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    • YAŞAM
      1. Aktüel
      2. Beslenme
      3. Felsefe
      4. Fitness
      5. İlişkiler
      6. Kişisel Bakım
      7. Kişisel Gelişim
      8. Psikoloji
      9. Sağlık
      10. Seyahat
      11. Sürdürülebilir Yaşam
      12. Teknoloji
      13. View All

      Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği: “Türk Gençliğine Atasını Unutturamazsınız”

      Ocak 16, 2026

      Apaçık Radyo’dan gençlere açık çağrı: “Açık Alan” başvuruları başladı

      Ocak 15, 2026

      Nazlı Eray’a “Yaşayan Efsane” Onuru

      Temmuz 5, 2025

      Yüzüncüyıl Gazeteciler Derneği’nden anlamlı seminer

      Temmuz 3, 2025

      İnovatif makarnacı Pastavilla 32. yaşını ödülle kutluyor

      Nisan 22, 2024

      Buğday Derneği ‘zehirsiz kentler’ için harekete geçti

      Aralık 23, 2021

      İoanna Kuçuradi: Bir ömrü insanın değerini düşünmeye adadı

      Ekim 3, 2026

      Anlama giden yol: Sembolizm

      Ağustos 3, 2026

      Pandora – Yasak Bilgi ve Merak, Felaket ya da Umut

      Nisan 5, 2026

      İkarus -Yükselme Arzusu, Protez Kanatlar ve Çöküş

      Mart 8, 2026

      Ailemizin ‘Sessiz Odası’

      Mart 23, 2026

      Ergen ebeveynleri için kılavuz

      Eylül 23, 2024

      Aşkın Lotus Hali… 

      Temmuz 4, 2024

      “Doktordan Az Kullanılmış” bu defa bir kitap adı oldu

      Ağustos 29, 2023

      Parfümde şişe tasarımı kokudan önemli olabilir mi?

      Mart 28, 2023

      Saç bakımına ilişkin merak edilen 6 soru ve 6 yanıt

      Nisan 17, 2022

      Melda Kamhi Kosif’in yeni kitabı ‘Ruhun Fısıltısı’ okurla buluştu

      Haziran 8, 2026

      Pandora – Yasak Bilgi ve Merak, Felaket ya da Umut

      Nisan 5, 2026

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Stresten Huzura: Deneyimlenmiş bir dönüşüm süreci

      Mart 6, 2025

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Kimdir bu “Narsist Sapkınlar?”

      Mayıs 29, 2025

      Borderline: Bir Kişilik Bozukluğunun Biyografisi

      Mayıs 6, 2025

      Dementor – Ruh Emici: Narsisizmin gölgesinde bir yok oluş ya da yeniden doğuş hikâyesi

      Şubat 17, 2025

      Prof. Dr. Ahmet Karacalar’dan Lipödem Sendromu: Evrimsel Bir Uyumsuzluk

      Haziran 14, 2026

      ‘Bağımlılık’ bir hastalık olmayabilir (mi?)

      Şubat 18, 2026

      Longevity: Daha uzun ve daha iyi bir hayat mümkün mü?

      Şubat 4, 2026

      ‘Hepimiz Narsistiz’ kitabının yazarı Şule Öncü: Sanıldığından yaygın!

      Mayıs 17, 2024

      KOPENHAG: GÜVENİN VE HAFİFLİĞİN KONFORU

      Eylül 1, 2026

      Sayım Çınar’dan Graz Notları: Sakinliğin, sanatın ve lezzetin şehri

      Şubat 6, 2026

      Melis Melek ile Yeryüzü Günlükleri

      Aralık 21, 2025

      IŞIĞIN İZİNDE, GÖLGENİN PEŞİNDE: PARİS

      Kasım 1, 2025

      Nihal Gündüz’den ‘makarna’ ile ‘Çevre Krizi’ fotoğrafları

      Ağustos 15, 2025

      ‘Baumit ile Olasılıklar’ kitabı ile geleceği yeniden düşünüyor

      Eylül 20, 2023

      Heykeltıraş Varol Topaç’ın çelik üretim atıklarından yarattığı eser Contemporary İstanbul’da

      Eylül 17, 2023

      Jeotermal enerjiyi çocuklara anlatan kitap: Damla Adamlar

      Ağustos 31, 2023

      Kim Korkar Yapay Zekadan

      Haziran 8, 2025

      Türkiye’nin mutfak ve kültür mirasından seçkiler dijital erişime açılıyor

      Ekim 20, 2023

      Mevzular Açık Mikrofon, artık GAİN’de

      Eylül 1, 2023

      Akıllı makineler ve robotlar denilince akla gelen filmler

      Ağustos 31, 2023

      Altın Portakal’dan Geriye Kalanlar: On İki Film, On İki Hikâye

      Kasım 3, 2026

      63. Altın Portakal Ödülleri Sahiplerini Buldu: Gecenin Kazananı “Taş ve Tüy”

      Kasım 1, 2026

      Beyoğlu Caz Festivali 13 Kasım’da Başlıyor: Cazın Yeni Sesleri Şehre Yayılıyor

      Ekim 28, 2026

      SAYIM ÇINAR İLE KÜLTÜR SANAT TURU

      Ekim 20, 2026
    • KÜLTÜR – SANAT
      1. Kitap
      2. Müzik
      3. Öykü
      4. Sanat
      5. Sergi
      6. Sinema
      7. Şiir
      8. Tiyatro
      9. Video
      10. View All

      Sıradan Hayatların Sessiz Çığlığı: Kelebek Çalısı

      Kasım 3, 2026

      Ayın Kitapları: KASIM AYINDA NE OKUYALIM?

      Kasım 1, 2026

      Metis Yayınları’ndan iki yeni kitap: Sinema hafızasından Aydınlanma eleştirisine

      Ekim 27, 2026

      Kahire’nin sözde modernleşmesiyle değişen Doğu’nun çehresi

      Ekim 26, 2026

      Ayın Şarkıları: KASIM AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Kasım 1, 2026

      Beyoğlu Caz Festivali 13 Kasım’da Başlıyor: Cazın Yeni Sesleri Şehre Yayılıyor

      Ekim 28, 2026

      Yağmur Ender’den “Gece Nöbeti”

      Ekim 23, 2026

      Tutu Aydınoğlu’ndan Mirzayev’e yeni bir yorum: “Hafızanın Kontrpuanı” albümü çıktı

      Eylül 29, 2026

      ÖMRÜMÜN MEVSİMLERİ

      Ekim 15, 2026

      İsmi Olmayan Hikâyeler – IX

      Ekim 14, 2026

      Kırık Yansımalar, İstanbul Concept’te edebiyat ve fotoğrafı buluşturdu

      Ekim 11, 2026

      İsmi olmayan hikâyeler – VIII

      Ağustos 30, 2026

      Kırık Yansımalar, İstanbul Concept’te edebiyat ve fotoğrafı buluşturdu

      Ekim 11, 2026

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

      Nisan 29, 2026

      Guido Casaretto’nun “The Sea Peoples” sergisi SANATORIUM’da açılıyor

      Ekim 27, 2026

      Doğum Gününde Âşık Veysel’i Anmak

      Ekim 26, 2026

      Bursa’da Zaman: Çağdaş sanata açılan yeni bir kapı

      Ekim 16, 2026

      Kırık Yansımalar, İstanbul Concept’te edebiyat ve fotoğrafı buluşturdu

      Ekim 11, 2026

      Altın Portakal’dan Geriye Kalanlar: On İki Film, On İki Hikâye

      Kasım 3, 2026

      Uyanmak: Uyuyan Kadın ve Kaybolan İnsan

      Kasım 2, 2026

      En Sevdiğim: Kırılan Kalplerin Tekrar Çekimi Var mı?

      Ekim 29, 2026

      Zaaflar Statü Tanımaz: Primetime’da Kim Av, Kim Avcı?”

      Ekim 24, 2026

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      ŞİİR – KADİR HORZUM

      Ocak 12, 2026

      Şiir: Kapandık kaldık içimize 

      Temmuz 18, 2025

      Şiir: Huy İşte

      Temmuz 7, 2025

      Abbas: Masalla Gerçek Arasında

      Ekim 31, 2026

      Güneşin Oğlu, İkinci Sezonuyla Zorlu PSM Sahnesinde

      Ekim 31, 2026

      “Terzi Fikri” 1 Kasım’da Kozzy’de sahnelenecek

      Ekim 27, 2026

      30. İstanbul Tiyatro Festivali Lacrima ile başlıyor

      Ekim 15, 2026

      Parazit – Sınıfsal uçurumların sarsıcı anlatımı

      Haziran 30, 2025

      Garfield’in resmi posteri yayınlandı

      Aralık 19, 2023

      Napolyon bu kez Jaquin Phoenix’in yorumuyla sinemada

      Kasım 23, 2023

      Freud’s Last Session filminden fragman

      Ekim 27, 2023

      Altın Portakal’dan Geriye Kalanlar: On İki Film, On İki Hikâye

      Kasım 3, 2026

      Sıradan Hayatların Sessiz Çığlığı: Kelebek Çalısı

      Kasım 3, 2026

      Uyanmak: Uyuyan Kadın ve Kaybolan İnsan

      Kasım 2, 2026

      AŞK YALANMIŞ

      Kasım 1, 2026
    • KİTAPLIK
    • ATÖLYE
    • PODCAST

      Podcast: Hayati Tavsiyeler ‘Bahar ve Mitoloji’ ile yayında

      Mayıs 5, 2023

      Denenmiş, test edilmiş, onaylanmış: Hayati Tavsiyeler

      Mayıs 5, 2023

      Meraklı bünyeler için podcast kanalı: Suare Online

      Mayıs 1, 2023

      Akla takılan sorulara yanıt arayan podcast: Neymiş?

      Nisan 9, 2023

      Hayati Tavsiyeler: Kendine yatırım yapanlara özel podcast

      Nisan 9, 2023
    • YAZARLARIMIZ
    • SuareMag
    • Öykü
    • SD+
      1. Röportaj
      2. Haber
      3. Makale
      4. Portre
      5. Diğer
      6. View All

      Küçük bir kâğıtta koca bir hayat: Hasip Pektaş ve ekslibrisin hafızası

      Eylül 25, 2026

      ÖZLEM GÜLLER ÜNAL RÖPORTAJLARI

      Eylül 13, 2026

      ‘Yazmak ömür boyu sığınağım oldu’

      Ağustos 29, 2026

      Nebahat Kavak ile ‘Medeniyet Hamuru’: Kültürel bir mirası görünür kılmak

      Ağustos 13, 2026

      Feriköy Antika Pazarı kapanıyor mu?

      Nisan 13, 2026

      79. Cannes Film Festivali seçkisi duyuruldu

      Nisan 10, 2026

      Yeşilçam’ın köklü şirketi Erman Film’de yollar ayrıldı

      Şubat 6, 2025

      Defne ya da Bazı Tuhaf Hayatlar: Herkes kendi hikayesine sahip çıksın!

      Kasım 16, 2024

      İlk gotik roman: Otranto Şatosu

      Ekim 27, 2026

      Karanlığın değişen yüzü: Gotik edebiyatın tarihsel gelişimi

      Eylül 15, 2026

      Gotik Mimari: Gotik edebiyatın görkemli yapıları

      Ağustos 10, 2026

      Gerçekler Sizi Özgürleştirir Ama Önce Öfkelendirir: 8 Mart’ta Gloria Steinem’i yeniden okumak

      Mart 8, 2026

      İoanna Kuçuradi: Bir ömrü insanın değerini düşünmeye adadı

      Ekim 3, 2026

      100 Yıllık Bir Ses: David Attenborough

      Mayıs 8, 2026

      Sinemanın Şairi Béla Tarr’ın Ardından

      Ocak 7, 2026

      Yolda Olmak, Var Olmaktır

      Ağustos 9, 2025

      Gülhane Parkında sarnıç olduğunu biliyor muydunuz?

      Nisan 2, 2023

      Klasik mobilyada en çok tercih edilen ağaç türlerini biliyor musunuz?

      Nisan 1, 2023

      Mart ayında Türkiye’nin en çok konuştuğu başlıklar

      Nisan 1, 2023

      SEMA VE HALİT

      Kasım 1, 2026

      BAŞKALARININ GÖZÜ VE UTANÇ: THE SUBSTANCE

      Kasım 1, 2026

      İlk gotik roman: Otranto Şatosu

      Ekim 27, 2026

      Polat Özlüoğlu ile “Kalbin Durduğu Bütün Zamanlar” romanı üzerine

      Ekim 13, 2026
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    Buradasınız:Anasayfa » ÜÇ SİLAHŞÖRLER¹
    Güzin Arar

    ÜÇ SİLAHŞÖRLER¹

    Kasım 1, 2026Yorum yapılmamış6 dk Okuma Süresi
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Email
    Paylaş
    Facebook Twitter Pinterest WhatsApp Email

    Güzin Arar

    Kadınlar söz konusu olduğunda cümleleriniz nasıl da aynı
    Nasıl da eğitim geçirmez, medeniyet sızdırmaz
    Hoyratlığınız

    Sunucu soruyor: “Hayatta pişmanlıklarınız var mı?”

    Genç konuk önce saçlarını savuruyor, umursamazlık maskesini yüzüne yerleştirip cevap veriyor: “Hayatta yaptığım hiçbir şeyden pişmanlık duymadım.”

    Sunucu araya giriyor: “Ne güzel!”

    Hayatımı düşünüyorum, ne kadar çok pişman olduğumu, ne kadar çok şeyden pişman olduğumu. Neredeyse hayatımın her adımının içsel bir muhasebeyle geçtiğini ve geçmekte olduğunu…

    Önce güzel görünüyor hiçbir şeyden pişman olmamak. Biraz daha derine inince düşüncelerim, “Hiç pişman olmamak için hiç de utanmamak ya da vicdanını kaybetmek gerek” diyorum kendi kendime. Hiç utanmamakla insan olmayı yan yana getiremiyorum.

    O zaman, diyorum, herhalde bu bir akım; “hiç pişman olmama” akımı. Yeni dünyanın havalı ve özgüvenli görünme yollarından biri.

    Sonra bir gece öncesi geliyor aklıma. Yerden soğuk buharların yükseldiği keskin bir ayazda, bir grup sokak köpeğinin havlamasıyla sabahın üçünde uyanarak park yerine bakan pencereye koşmuş, kalbim ağzımda ne olduğunu anlamaya çalışmıştım. İki tane iri sokak köpeği delirmiş gibi havlarken bir yandan da sığamadıkları bir arabanın altındaki küçük köpeği çekiştiriyorlardı. Ya tecavüz edecekler ya da parçalayıp öfkelerini dindireceklerdi. Öylesine gözleri dönmüştü ki her hamlede arabanın plakasını biraz daha, biraz daha parçaladılar. Medeniyetin ortasındaki vahşi bir içgüdüyü seyrediyordum.

    Dehşete düşmüştüm. Daha fazla dayanamayarak yatağıma döndüm. On dakika sonra havlamalar inlemelere karışarak bir anda kesildi. O siyah sessizlik içinde sokakta hiç utanç yoktu. Tek utanç içimdeki çaresizliğin utancıydı.

    O hiç pişmanlık duymadığını söyleyen genç kadın gerçekten de bu sokak köpekleri gibi Freud’un alt benliğine mi (id) hapsolmuştu? Sanmam. Alt benliği ile üst benliği (süperego) arasında sıkışıp kalmış günümüz insanından çok da farklı olamazdı. Belki ancak farklı görünmeye çalışabilirdi.

    Her türlü fiziksel arzuya, hazza, öfkeye hemen, şimdi ulaşmak isteyen ilkel benliğimiz sürekli bizi dürterken, çoğu zaman kantarın topuzunu kaçıran içimizdeki yargıcın (üst benlik) tokmağı her defasında kafamıza iner. Her darbede ahlak der, vicdan der, yasaklar der, gurur der, utanç der… Ve aslında sadece alt benliği yargılar, hükmünü de en katı biçimde verir.

    Toplumsal yargılarla şekillenen içimizdeki bu katı yargıcın cinsiyetçi bir yönü de vardır. Çünkü çoğu zaman bu içsel yargıcın kodlarına “Âdem’i elmayla yoldan çıkaranın kadın olduğu” bilgisi de işlenmiştir. Zavallı Âdem günahsızdır, o kandırılmıştır.

    İnsankızı ve insanoğlu sadece bu ikisinden ibaret olsaydı dünya ya kaotik bir Maymunlar Cehennemi’ne döner ya da bütün arzu ve duyguların kaybedildiği yaşayan ölüler diyarına benzerdi.

    Tanrı’ya şükür ki Freud’un gerçekçi “benliği” (ego) bizi bu iki ihtimalden de kurtarmış. Doğru bir ortamda yeşeren ego bir taraftan arzularımızı reddetmeden imbikten geçirmeyi öğretirken bir taraftan da insanın içselleştirdiği toplumsal ahlak kurallarının da yanılabileceğini ve onları yeniden sorgulamamızı söyler. Bu Üç Silahşör’ün başarılı olması ise bir çocuğun değer görerek, hür düşünmeyi öğrendiği doğru bir eğitimle mümkün olur. İşte o zaman “Hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için” gerçekleşir ve id, ego ve süperegonun muazzam uyumuyla rafine bir ruh dünyaya armağan olur. O ruh arzularını gerçekleştirirken hem toplum hem de kendisiyle barış ve saygı ilişkisi içindedir.

    12 yaşımda, çember oyunu oynamak için fazla büyük, fırtınalı devasa duygular içinse fazla küçüktüm. Ama o yaş ikisinin yan yana durduğu ve hayat boyunca da bir daha bir araya gelmeyeceği bir yaştı. Zıt duyguların bir sinüs eğrisi üzerinde zirveyle en dip arasında sürekli yer değiştirdiği, esriklikle salaklık arasında bir yerdeydik hepimiz. Tatilin başından beri gözleri gözlerime değiyordu ve ikimiz de gözlerimizi zamanında kaçırmayı henüz öğrenemediğimiz zamanlardaydık. Ama gelin görün ki o bundan büyük anlamlar çıkarmış, tavrı tuhaflaşmış, edalı birine dönüşmüştü.

    Tatilin başında hasır bir sığınaktan bozma diskoda masumca ve içimizden geldiğince dans edip kahkahalar atarken benim ilgim 12 yaşındaki bir bastıbacağı bir “playboy”a çevirmişti. Bu saçmalığı tam anlayamadan ilk sezgilerin alınganlığı ile benim de arkamı dönüp diğer çocukların arasına karıştığım tatilin son akşamı, danstan ziyade ergen sarsaklığıyla sallanırken ansızın yanımda bitmiş, gecenin sonuna kadar da omzunun sıcaklığında sessizce dans etmiştik.

    Bir kere öğrenmiştim kaçanın kovalandığını. Kalbimin çocuksu masum duygularının bekâreti bozulmuş, süperego “gururu” hayatıma zerk etmişti. Şanslıydım ki üst benliğime eklenen bu gurur toplumun üstüme boca ettiği yargıların değil kendi deneyimlerimin sonucuydu ve bunu törpülemek ya da dengelemek için önümde bir yaşam vardı.

    2010 yılında 12 yaşındaki başka bir kız çocuğu ise hüzünlü ela gözleriyle gazetelerin üçüncü sayfasından, arkasında bıraktığı acımasız düzeni izliyordu.

    Ağrı’nın Doğubayazıt ilçesinin Somkaya köyünde hayalleri olan Meryem Sökmen korucu olan babasını ikna etmişti, öğretmen olacaktı. Bir kardelen, bir kıvılcım, bir umut olacaktı Meryem.

    O küçük bedeninde bir insanı karşılıksız sevebilecek kadar engin bir yüreği, sevdiğini söyleyebilecek kadar da büyük cesareti vardı Meryem’in. O gün iki ders arasında tüm saflığı ve temiz duygularıyla sınıf arkadaşına küçük bir kâğıda acemice yazılmış bir not verdi: “Seni seviyorum.”

    Dünyanın bütün acılarını dindirecek, bütün savaşlarını bitirecek o iki kelimeyi sınıf öğretmeni Resul K. da gördü. Küçük Meryem’in elinden o notu alırken hayatı boyunca hiç sevilmemiş, sevildiğini bir kere olsun duymamış Resul Öğretmen büyük bir günahı suçüstü yakalamanın gururuyla Meryem’i sessizce süzdü. Meryem o yargılayan bakıştaki sevgisizliği gördüğünde çok büyük bir hata yaptığını anlamıştı. O kadar utandı, o kadar pişman oldu ki ertesi gün okula gidemedi. Ama babasının okula doğru gittiğini gördüğünde Resul Öğretmen’in o not üzerine babasına bir şeyler anlatacağını anladı. Çelimsiz bedeni büyük bir korkuyla titredi.

    Yaşadığı coğrafyada o masum iki kelime üzerine pekâlâ büyük bir namus hikâyesi anlatılabilirdi. Sekiz yaşındayken bir Kurban Bayramı’nda kendini kurban eden ablasının hemen ardından dünyaya gelmişti. Bu karanlık anıyla büyümüşken nasıl böyle bir hata yapabilmişti? Kimse ayrıntısını anlatmamıştı ona. Hep sekiz yaşında kalacak ablasının nasıl gücünün yetip de kendini asabildiğini ya da sekiz yaşındaki bir kız çocuğunu hayatından vazgeçiren sebebi hiç sorgulamamıştı. Şimdi düşünüyordu, belki Necla Ablası da birini sevmişti. Sevmek utanılacak bir şey miydi? Kalpleri kararmışlar için öyleydi belki de, kim bilebilirdi?

    Kimseye bir şey söylemeden misafir odasına giren Meryem kat kat döşeğin altından babasının kalaşnikofunu çıkardı, tereddüt etmeden bir atışta üç mermi ile kafatasını taradı. Ne bu yargılama ne de bu üst benlik Meryem’e aitti. Resul Öğretmen’in ayıbını Meryem kendi üzerine giyinmişti. Bütün utançlar, günahlar Neclaların, Meryemlerindi.

    Misafir odası kandan, kurşundan temizlendi, taziyeler kabul edildi.

    ¹ Üç Silahşörler: Alexandre Dumas tarafından yazılmış olan tarihî macera romanı (1844).

    ² Maymunlar Cehennemi: Pierre Boulle’ün aynı adlı romanından uyarlanan, zeki maymunların dünyaya hâkim olduğu distopik bir evreni konu alan ünlü Amerikan film serisi.


    Güzin Arar, Ankara’da doğdu. Lisans ve yüksek lisans eğitimini ODTÜ Çevre Mühendisliği Bölümü’nde tamamladı. 1993-2007 yılları arasında, büyük bölümü Çevre Bakanlığı’nda olmak üzere, çevre diplomasisi, uluslararası çevre politikaları ve sürdürülebilir kalkınma alanlarında görev yaptı. İlk öykülerini üniversite yıllarında kaleme aldı. 1999-2000 yılları arasında Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı’nda (UM-AG) Yaratıcı Yazarlık Eğitimi’ni tamamladı. Ardından Ankara’da kurulan Sokak Yazarları Grubu’na katıldı. Bu grubun yayımladığı çeşitli dergi ve kolektif kitaplarda öyküleri yer aldı.2008-2020 yılları arasında, eşinin görevi nedeniyle bulunduğu farklı coğrafyalarda resmî temsil görevlerinin yanı sıra çeşitli kadın ve sanat kuruluşlarında gönüllü çalışmalar yürüttü. İlk öykü kitabı Saçlarıma Yağan Can Taneleri, 2015 yılında, Deneme türündeki ikinci kitabı Ben de Denedim ise 2022 yılında okurla buluştu. Farklı türlerde yazmayı sevse de kendisini öncelikle bir öykücü olarak tanımlamayı tercih ediyor. Yaşamını İstanbul’da sürdüren Arar, evli ve bir çocuk annesidir.

    YAZARIN DİĞER YAZILARI
    güzin arar suare yazar

    Related Posts

    MUHTAÇ DEĞİLİM, GİTME

    Kasım 1, 2026 Hakan Akdoğan

    ARZUNUN YARASI, UTANCIN İNTİKAMI 

    Kasım 1, 2026 Nilgün Karataş - SuareMag

    BAŞKASININ ARZUSU

    Kasım 1, 2026 Arzu Kurt

    SEVGİNİN UTANCI

    Kasım 1, 2026 SUAREMAG
    Yorum Yap
    Yorum yazın Cancel Reply

    Yeni Eklenenler

    Altın Portakal’dan Geriye Kalanlar: On İki Film, On İki Hikâye

    Kasım 3, 2026 Festival

    SAYIM ÇINAR’DAN FESTİVAL İZLENİMLERİ Bu yıl 63’üncüsü düzenlenen Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali, “Daima” sloganıyla…

    Sıradan Hayatların Sessiz Çığlığı: Kelebek Çalısı

    Kasım 3, 2026

    Uyanmak: Uyuyan Kadın ve Kaybolan İnsan

    Kasım 2, 2026

    MUHTAÇ DEĞİLİM, GİTME

    Kasım 1, 2026
    Sosyal Medya'da Biz
    • Facebook
    • Twitter
    • Instagram
    • YouTube
    Bu Haberleri Kaçırmayın

    EMANET-72

    Temmuz 15, 2026 SUARE ÖYKÜ DERGİSİ

    QUASİMODO

    Aralık 1, 2025 Saliha Demir

    2026 Uluslararası Booker Ödülü’nü Tayvanlı yazar Yang Shuang-zi kazandı

    Mayıs 21, 2026 Kitap
    Hakkımızda
    Hakkımızda

    Film, kitap, sanat, hayat ve daha fazlası için haber, röportaj, makale, podcast, güncel bilgiler içeren e-dergi.

    Email : editor@suaredergi.com.tr

    Künye

    Son Eklenen Yazılar

    Altın Portakal’dan Geriye Kalanlar: On İki Film, On İki Hikâye

    Kasım 3, 2026

    Sıradan Hayatların Sessiz Çığlığı: Kelebek Çalısı

    Kasım 3, 2026

    Uyanmak: Uyuyan Kadın ve Kaybolan İnsan

    Kasım 2, 2026

    Haber Bülteni

    Haber Bültenimize Abone Olun

    X (Twitter) Instagram Facebook
    © 2026 Tüm Hakları Saklıdır. Do Medya & Ekipbizz İçerik İşbirliğiyle hazırlanmaktadır.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.