Close Menu
    Son Eklenenler

    ÜST GEÇİT

    Ekim 1, 2026

    KIRIK PUSULA MEKTEBİ

    Ekim 1, 2026

    HARABENİN HAKİKATİ

    Ekim 1, 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Perşembe, Ekim 1
    X (Twitter) Instagram Facebook
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    • YAŞAM
      1. Aktüel
      2. Beslenme
      3. Felsefe
      4. Fitness
      5. İlişkiler
      6. Kişisel Bakım
      7. Kişisel Gelişim
      8. Psikoloji
      9. Sağlık
      10. Seyahat
      11. Sürdürülebilir Yaşam
      12. Teknoloji
      13. View All

      Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği: “Türk Gençliğine Atasını Unutturamazsınız”

      Ocak 16, 2026

      Apaçık Radyo’dan gençlere açık çağrı: “Açık Alan” başvuruları başladı

      Ocak 15, 2026

      Nazlı Eray’a “Yaşayan Efsane” Onuru

      Temmuz 5, 2025

      Yüzüncüyıl Gazeteciler Derneği’nden anlamlı seminer

      Temmuz 3, 2025

      İnovatif makarnacı Pastavilla 32. yaşını ödülle kutluyor

      Nisan 22, 2024

      Buğday Derneği ‘zehirsiz kentler’ için harekete geçti

      Aralık 23, 2021

      Anlama giden yol: Sembolizm

      Ağustos 3, 2026

      Pandora – Yasak Bilgi ve Merak, Felaket ya da Umut

      Nisan 5, 2026

      İkarus -Yükselme Arzusu, Protez Kanatlar ve Çöküş

      Mart 8, 2026

      Medusa – Kadın Öfkesi ve Öteki’nin Bakışı 

      Şubat 24, 2026

      Ailemizin ‘Sessiz Odası’

      Mart 23, 2026

      Ergen ebeveynleri için kılavuz

      Eylül 23, 2024

      Aşkın Lotus Hali… 

      Temmuz 4, 2024

      “Doktordan Az Kullanılmış” bu defa bir kitap adı oldu

      Ağustos 29, 2023

      Parfümde şişe tasarımı kokudan önemli olabilir mi?

      Mart 28, 2023

      Saç bakımına ilişkin merak edilen 6 soru ve 6 yanıt

      Nisan 17, 2022

      Melda Kamhi Kosif’in yeni kitabı ‘Ruhun Fısıltısı’ okurla buluştu

      Haziran 8, 2026

      Pandora – Yasak Bilgi ve Merak, Felaket ya da Umut

      Nisan 5, 2026

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Stresten Huzura: Deneyimlenmiş bir dönüşüm süreci

      Mart 6, 2025

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Kimdir bu “Narsist Sapkınlar?”

      Mayıs 29, 2025

      Borderline: Bir Kişilik Bozukluğunun Biyografisi

      Mayıs 6, 2025

      Dementor – Ruh Emici: Narsisizmin gölgesinde bir yok oluş ya da yeniden doğuş hikâyesi

      Şubat 17, 2025

      Prof. Dr. Ahmet Karacalar’dan Lipödem Sendromu: Evrimsel Bir Uyumsuzluk

      Haziran 14, 2026

      ‘Bağımlılık’ bir hastalık olmayabilir (mi?)

      Şubat 18, 2026

      Longevity: Daha uzun ve daha iyi bir hayat mümkün mü?

      Şubat 4, 2026

      ‘Hepimiz Narsistiz’ kitabının yazarı Şule Öncü: Sanıldığından yaygın!

      Mayıs 17, 2024

      KOPENHAG: GÜVENİN VE HAFİFLİĞİN KONFORU

      Eylül 1, 2026

      Sayım Çınar’dan Graz Notları: Sakinliğin, sanatın ve lezzetin şehri

      Şubat 6, 2026

      Melis Melek ile Yeryüzü Günlükleri

      Aralık 21, 2025

      IŞIĞIN İZİNDE, GÖLGENİN PEŞİNDE: PARİS

      Kasım 1, 2025

      Nihal Gündüz’den ‘makarna’ ile ‘Çevre Krizi’ fotoğrafları

      Ağustos 15, 2025

      ‘Baumit ile Olasılıklar’ kitabı ile geleceği yeniden düşünüyor

      Eylül 20, 2023

      Heykeltıraş Varol Topaç’ın çelik üretim atıklarından yarattığı eser Contemporary İstanbul’da

      Eylül 17, 2023

      Jeotermal enerjiyi çocuklara anlatan kitap: Damla Adamlar

      Ağustos 31, 2023

      Kim Korkar Yapay Zekadan

      Haziran 8, 2025

      Türkiye’nin mutfak ve kültür mirasından seçkiler dijital erişime açılıyor

      Ekim 20, 2023

      Mevzular Açık Mikrofon, artık GAİN’de

      Eylül 1, 2023

      Akıllı makineler ve robotlar denilince akla gelen filmler

      Ağustos 31, 2023

      2026 Emmy Ödülleri’nde Rekorlar Gecesi: Televizyonun Ezberleri Bozuldu

      Eylül 16, 2026

      ÇYDD’nin 2026-2027 burs başvuruları başladı

      Eylül 14, 2026

      2026 Nobel Edebiyat Ödülü için geri sayım: Bu yıl kimlerin adı konuşuluyor?

      Eylül 9, 2026

      ‘Mitolojiden anlamam’ diyenlerin kesin bildiği 10 mitolojik miras

      Eylül 8, 2026
    • KÜLTÜR – SANAT
      1. Kitap
      2. Müzik
      3. Öykü
      4. Sanat
      5. Sergi
      6. Sinema
      7. Şiir
      8. Tiyatro
      9. Video
      10. View All

      George Saunders’ın Yeni Romanı “Nöbet” Türkçede: Ölüm döşeğinde bir petrol patronu

      Eylül 30, 2026

      “Suyun Tatlılığı” Türkçede: Nathan Harris’ten Amerikan Güneyi’ne kırılgan bir bakış

      Eylül 22, 2026

      Ahmet Birsen’le Şehrin Köpeklerine Müjdeler romanı üzerine

      Eylül 18, 2026

      “Şamanizm 101” Say Yayınları’ndan çıktı

      Eylül 18, 2026

      Tutu Aydınoğlu’ndan Mirzayev’e yeni bir yorum: “Hafızanın Kontrpuanı” albümü çıktı

      Eylül 29, 2026

      Klasik Müziğin çağdaş yorumcularından Janoska Ensemble Bodrum’da

      Ağustos 7, 2026

      AYIN ŞARKILARI: AĞUSTOS AYINDA NE DİNLEYELİM

      Ağustos 2, 2026

      Ayın Şarkıları: TEMMUZ AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Temmuz 1, 2026

      İsmi olmayan hikâyeler – VIII

      Ağustos 30, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – VII

      Temmuz 25, 2026

      AH BAVULUM VAH BAVULUM

      Temmuz 15, 2026

      İsmi Olmayan Hikayeler – VI

      Haziran 19, 2026

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

      Nisan 29, 2026

      Gustav Klimt – Danaë: Altının içinden gelen sessiz uyanış

      Aralık 6, 2025

      Pera Müzesi’nde İki Yeni Sergi: Cumhuriyetin Kamera Arkası ve Frank Bowling

      Eylül 30, 2026

      ‘1914 Kuşağı: Tanıdığımız Ressamlar’ sergisi RHM’de

      Eylül 23, 2026

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Serçe Limanı batığının 1000. yılına sanatsal bir selam: Marmaris’te Cam Sanatı Sergisi

      Mayıs 2, 2026

      İki Dünyanın Prometheus’ları: Ateşin, Bilginin ve Isdırabın Sinematik Silsilesi

      Eylül 18, 2026

      37. Ankara Film Festivali’nin Onur Ödülleri açıklandı

      Eylül 16, 2026

      Muson Hayalleri: Güneydoğu Asya Sinemasının Yeni Hikâyeleri İstanbul Modern’de

      Eylül 16, 2026

      60 yıllık göç ve müzik hikâyesi “Aşk, Mark ve Ölüm” Arter’de

      Eylül 14, 2026

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      ŞİİR – KADİR HORZUM

      Ocak 12, 2026

      Şiir: Kapandık kaldık içimize 

      Temmuz 18, 2025

      Şiir: Huy İşte

      Temmuz 7, 2025

      14 yıl sonra yeniden perde: Muammer Karaca Tiyatrosu bağımsız tiyatrolara açılıyor

      Eylül 27, 2026

      Tiyatroda “VR” deneyimi: “35 Mayıs” yeniden sahnede

      Eylül 22, 2026

      Sait Faik ile Orhan Kemal “Düş Payı”nda buluşuyor

      Eylül 1, 2026

      Kültürler Mut! Tiyatrosu’nda buluşuyor

      Mayıs 5, 2026

      Parazit – Sınıfsal uçurumların sarsıcı anlatımı

      Haziran 30, 2025

      Garfield’in resmi posteri yayınlandı

      Aralık 19, 2023

      Napolyon bu kez Jaquin Phoenix’in yorumuyla sinemada

      Kasım 23, 2023

      Freud’s Last Session filminden fragman

      Ekim 27, 2023

      BUZDOLABINA YAPIŞTIRILAN FİŞ…

      Ekim 1, 2026

      CRR yeni sezonunu açıyor

      Eylül 30, 2026

      Erdal Öz Edebiyat Ödülleri’nin 2026 yılı sahipleri açıklandı

      Eylül 30, 2026

      Beykoz Kundura’da ekim ayında hafıza, tasarım ve caz bir arada

      Eylül 30, 2026
    • KİTAPLIK
    • ATÖLYE
    • PODCAST

      Podcast: Hayati Tavsiyeler ‘Bahar ve Mitoloji’ ile yayında

      Mayıs 5, 2023

      Denenmiş, test edilmiş, onaylanmış: Hayati Tavsiyeler

      Mayıs 5, 2023

      Meraklı bünyeler için podcast kanalı: Suare Online

      Mayıs 1, 2023

      Akla takılan sorulara yanıt arayan podcast: Neymiş?

      Nisan 9, 2023

      Hayati Tavsiyeler: Kendine yatırım yapanlara özel podcast

      Nisan 9, 2023
    • YAZARLARIMIZ
    • SuareMag
    • Öykü
    • SD+
      1. Röportaj
      2. Haber
      3. Makale
      4. Portre
      5. Diğer
      6. View All

      Küçük bir kâğıtta koca bir hayat: Hasip Pektaş ve ekslibrisin hafızası

      Eylül 25, 2026

      ÖZLEM GÜLLER ÜNAL RÖPORTAJLARI

      Eylül 13, 2026

      ‘Yazmak ömür boyu sığınağım oldu’

      Ağustos 29, 2026

      Nebahat Kavak ile ‘Medeniyet Hamuru’: Kültürel bir mirası görünür kılmak

      Ağustos 13, 2026

      Feriköy Antika Pazarı kapanıyor mu?

      Nisan 13, 2026

      79. Cannes Film Festivali seçkisi duyuruldu

      Nisan 10, 2026

      Yeşilçam’ın köklü şirketi Erman Film’de yollar ayrıldı

      Şubat 6, 2025

      Defne ya da Bazı Tuhaf Hayatlar: Herkes kendi hikayesine sahip çıksın!

      Kasım 16, 2024

      Karanlığın değişen yüzü: Gotik edebiyatın tarihsel gelişimi

      Eylül 15, 2026

      Gotik Mimari: Gotik edebiyatın görkemli yapıları

      Ağustos 10, 2026

      Gerçekler Sizi Özgürleştirir Ama Önce Öfkelendirir: 8 Mart’ta Gloria Steinem’i yeniden okumak

      Mart 8, 2026

      Tahakküme Meydan Okuyan Küçük Harfler: bell hooks ve Duygu Yoldaşlığı

      Mart 8, 2026

      100 Yıllık Bir Ses: David Attenborough

      Mayıs 8, 2026

      Sinemanın Şairi Béla Tarr’ın Ardından

      Ocak 7, 2026

      Yolda Olmak, Var Olmaktır

      Ağustos 9, 2025

      Maria Anna Mozart

      Temmuz 20, 2025

      Gülhane Parkında sarnıç olduğunu biliyor muydunuz?

      Nisan 2, 2023

      Klasik mobilyada en çok tercih edilen ağaç türlerini biliyor musunuz?

      Nisan 1, 2023

      Mart ayında Türkiye’nin en çok konuştuğu başlıklar

      Nisan 1, 2023

      ÜST GEÇİT

      Ekim 1, 2026

      BİR REPLİKANTLA HAYATIN ANLAMINI ARAMAK

      Ekim 1, 2026

      14 yıl sonra yeniden perde: Muammer Karaca Tiyatrosu bağımsız tiyatrolara açılıyor

      Eylül 27, 2026

      Küçük bir kâğıtta koca bir hayat: Hasip Pektaş ve ekslibrisin hafızası

      Eylül 25, 2026
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    Buradasınız:Anasayfa » ANAHTAR
    Eylem Akdere

    ANAHTAR

    Eylül 1, 2026Yorum yapılmamış8 dk Okuma Süresi
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Email
    Paylaş
    Facebook Twitter Pinterest WhatsApp Email

    Eylem Akdere

    Üçüncü basamak yıllardır gıcırdıyordu. Kadın, evde değişen onca şeye rağmen aynı kalan bu sese takılmıştı. Tahta dediğin kışın rutubetten şişerken, rengi de kokusu da değişirken bu basamağın, üzerine basıldığında hep aynı gıcırtıyı çıkarması anlamsızdı. Önce üst katta belli belirsiz bir hareket başlar, ardından merdivenlerden aşağı ağır adımlar inerdi. İlk iki basamak sessizdi. Üçüncüsü gıcırdar, sonra dört adım daha duyulurdu. Kadın üçüncü basamak sesinden sonra çoktan yatağın duvara yakın köşesine çekilmiş olurdu.

    O akşam da aynı yerde oturmuş adamı bekliyordu. Dizlerini göğsüne çekmiş, çenesini dizlerinin üzerine koymuştu. Üçüncü basamaktan sonra köşeye çekilmeye hazırdı. Odadaki saat bozuk olsa da yemek saatinin yaklaştığını biliyordu. Öğleden sonraları duvarın üst tarafındaki küçük havalandırmadan giren ışık sararıyor, akşam üstü evin borularından geçen suyun çıkardığı kısa tıkırtılar duyuluyordu. Bunlardan bir süre sonra da adam ne olduğunu bilmediği bir yemeği tepsiyle bırakırdı. Kadın yemeğin ne olduğuyla değil, tepsinin aynalı yüzeyiyle ilgilenirdi.

    Odanın içinde bir yatak, küçük bir masa, eski bir dolap ve iki sandalye vardı. İkinci sandalyenin neden orada olduğunu hiçbir zaman anlayamamıştı. Adam odaya nadiren girerdi. Bir başkasının oturabileceği düşüncesi bile kadını huzursuz ettiği için sandalyeyi yıllar önce dolabın yanına sürüklemiş, yüzünü duvara çevirmişti. Böylece odada yalnızca kendisine ait bir sandalye varmış gibi davranabiliyordu. Uzun süre aynı yerde kalan insanın tuhaf alışkanlıkları oluyordu. Kadın yatağın yalnızca sağ tarafında uyuyor, ekmeğin kabuğunu en son yiyor, su şişesini masanın sol köşesinden başka yere koymuyordu. Bunlardan biri değiştiğinde bütün gün bir şeylerin ters gideceğine inanıyordu.

    İlk zamanlarda günleri saymıştı. Yatağın arkasında kalan duvara tırnağıyla küçük çizgiler atıyor, beşinci gün dört çizginin üzerinden yatay bir çizgi geçiriyordu. Her beş gün üzerine düşen çizik, bir kafese dönüşüyordu. Bir süre sonra duvar kafeslerle dolmaya başlamıştı. Adam çizgileri fark ettiğinde, uzun uzun duvara bakmıştı. Kadın onun öfkeleneceğini düşünmüş, yatağın üzerinde bacaklarını karnına çekerek beklemişti. Fakat adam yalnızca, “Günleri mi sayıyorsun?” diye sormuştu.

    Kadın cevap vermemişti. Adam parmağını çizgilerden birinin üzerinde gezdirirken içinde aniden yükselen öfkeye engel olamamış ve “Bir gün bitecek,” demişti. Kadının yıllarca hatırlayacağı kadar tuhaf bir hüzün vardı yüzünde. Sonra yatağı yeniden duvara itmiş “Saymana gerek yok,” diye eklemişti. Kadın o geceden sonra çizgi atmayı bırakmıştı. Bazen bu konuşmayı gerçekten yaşayıp yaşamadığından bile emin olamıyordu. 

    Yine de bazı gerçeklerden emindi.

     Üçüncü basamağın sesi, kapıyı açan anahtarın metal sesi….

    Adamın ayakkabılarının beton zemine değdiğinde çıkardığı tok ses de gerçekti….

     Kadın yıllar içinde dünyasını bu seslerin üzerine kurmuştu. Duyduğu seslerden asla kuşkulanmıyordu.

    O akşam masanın üzerinde sabahtan kalmış ekmek parçasını küçük küçük koparıyor, her lokmayı ağzına atmadan önce parmaklarının arasında eziyordu. Ekmeği bu şekilde yediğinde daha uzun sürdüğünü keşfetmişti. Açlığı azaltmıyordu ama yemek yediği süreyi uzatıyordu. Son parçayı da ağzına attığında havalandırmadan gelen ışığın kaybolduğunu, borulardan geçen suyun tıkırtı seslerinin bittiğini fark etti. Adam geç kalmıştı.

    Daha önce de geç kaldığı olmuştu. Kadın yatağa uzandı, yüzünü duvara çevirdi. Birkaç dakika sonra üst kattan bir ses duydu, hemen doğruldu. Bir eşya sürüklenmiş gibiydi. Ardından sessizlik oldu. Sonra daha hafif bir ses duyuldu. Kadın yatağın kenarından kalkıp odanın en uzak köşesine geçti. Adam bazen normalden farklı davranmayı severdi. Bir keresinde merdivenlerden inerken üçüncü basamağa basmamış, kadın onu ancak kapının altından görünen gölgesinden fark etmişti. Attığı çığlığı duyunca adam gülmüş ve “Demek beni basamaktan tanıyorsun,” demişti. 

    Kadın, gözleri kapıda o anıyı düşünerek uzun süre bekledi. 

    İçinden, “Gel,” dediğini fark edince ürperdi.

     Hemen ardından düşüncesini değiştirmeye çalıştı. 

    ‘Gelmesin.’

    Elbette gelmesin, yıllardır istediği buydu. Bir akşam üçüncü basamağın gıcırdamaması, kapının önünde onun gölgesinin belirmemesi, bir sabah artık bu evde olmadığını anlamak… Bütün hayalleri bunun üzerine kuruluydu. Fakat insan hayalleri gerçekleştiğinde ne yapacağını da bilmeliydi. Kadın bilmiyordu.

    Gece boyunca uyuyamadı. Sabah olduğunu kapının altından giren ışığın renginden anladı. Adam hâlâ gelmemişti. Masadaki şişenin dibinde çok az su vardı. Kadın ilk yudumu öğlene kadar içmemeye karar verdi. Öğle geçti, ışık havalandırmanın karşı duvarına vurdu, sonra yavaş yavaş çekildi. Kadın şişeyi eline aldı, küçük bir yudum içti, yeniden masaya bıraktı. Açlıktan çok susuzluktan korkuyordu. Açlığın nasıl bir şey olduğunu öğrenmişti ama susuzluğun sınırlarını bilmiyordu.

    İkinci gece olduğunda ilk kez kapıya yaklaştı. Evin içinden ses gelmiyordu. Adamın ölmüş olabileceği düşüncesi tam o anda aklına düştü. Önce rahatladı, yıllarca onun yok olmasını istemişti. Fakat rahatlama birkaç saniyeden fazla sürmedi. Adam öldüyse kimse onun burada olduğunu bilmiyordu. Bu evin nerede olduğunu kendisi bile bilmiyordu. 

    Kapıya yumruklarıyla vurmaya başladı. Önce adama seslendi, sonra yalnızca “Hey!” diye bağırdı. Sesinin evin içinde yankılanıp geri geldiğini duydu. Bir süre sonra avuçları acıdı. “Beni duyuyor musun?” diye bağırdı. Cevap gelmeyince alnını kapıya yasladı.

     Ağzından “Lütfen,” kelimesi çıktığında kendinden utandı. Yıllardır ona bu kelimeyi söylememişti. İlk zamanlarda çok söylemiş olmalıydı. “Bırak beni, lütfen.’’ Birkaç dakika sonra “Gel,” dedi. Bu kez daha yüksek sesle tekrarladı. 

    Adamın gelmesinden daha korkunç bir şey olduğunu o gece anladı: Adamın artık hiç gelmeyecek olması.

    Üçüncü gece başladığında kadın yatağa dönmedi. Kapının yanında, sırtını duvara vererek oturdu. Su bitmişti. Evin seslerini dinlerken daha önce fark etmediği şeyler duymaya başladı. Ahşabın gece serinliğinde çıkardığı çıtırtılar, havalandırmadan geçen rüzgâr… Her sesin ardından başını kaldırıyor, devamını bekliyordu. Bir ara üçüncü basamağın gıcırdadığına yemin edebilirdi. Ayağa fırladı, kapının önünde bekledi.

     “Biliyorum, oradasın,” dedi. Cevap gelmedi. 

    “Yeter artık,” diye bağırdı. “Kazandın. Tamam mı? Kazandın.”

    Söylediği kelime onu susturdu. 

    Adam neyi kazanmıştı? Yıllardır bunu hiç düşünmemişti. 

    Yağmur yağan bir gecenin başıyla sonu arasındaki birkaç saat…

    Bir otobüs durağı, sarı ışıklı bir eczane tabelası, kaldırımın kenarında birikmiş su… Adamın yüzünü ilk kez o gece gördüğünü düşünüyordu, hep. O gecenin devamı bu odaydı. Yıllar boyunca eksik kalan saatlerin içine kendi hikâyesini yerleştirmişti. Adam onu bu odaya zorla getirmiş olabilirdi. Fakat şimdi hafızasını ne kadar zorlarsa zorlasın, adamın kendisine dokunduğu tek bir an bulamıyordu.

    Bunun yerine başka bir görüntü geldi. Yağmurdan ıslanmış bir erkek eli, avuç içi yukarı dönük biçimde ona uzanıyordu.

    Kadın gözlerini açtı.

    “Hayır,” dedi.

    Bu anı, ona ait değildi.

    Ertesi sabah yerde uyandı. Başını kaldırdığında oda dönüyordu. Dili damağına yapışmış halde emekleyerek kapıya kadar gitti. Ölmek istemediğini düşündü. 

    Kapı koluna baktı.

    Bunca yıl boyunca o kola kaç kez dokunmuştu?

    İlk günlerde kapıyı çekmiş, tekmelemiş, açmaya çalışmış olmalıydı. Bir insan kapatıldığı odada ilk olarak kapıyı denerdi. O da denemişti.

    Fakat bunu yaptığı tek bir anı bulamadı.

    Elini kapı koluna uzattığı sırada zihninde başka bir sahne açıldı. Adam kapının yanında duruyordu. Üzerinde gri bir kazak vardı. “Kapıyı neden kilitliyorsun?” diye soruyordu. Kadın ona bakmadan, “Böyle daha rahatım,” diyordu. Sonra adam cebinden bir anahtar çıkarıp masaya bırakıyordu.

    Kadın elini kapı kolundan çekti.

    Bir süre öylece baktı. Sonra yeniden uzandı ve kolu aşağı bastırdı. Kapıyı kendine doğru çektiğinde, yıllardır dünyasının sınırı olduğuna inandığı kapı sessizce açıldı.

    Karşısında yalnızca merdivenler vardı.

    Kadın ilk basamağa çıktı. İkincisine bastı. Üçüncü basamakta tahta o tanıdık sesi çıkardı. Olduğu yerde kaldı, ayağını kaldırıp tekrar bastı. Basamak yine gıcırdadı. Bir daha yaptı. 

    Yıllardır adamın yaklaşmasını haber veren ses, şimdi kendi ayağının altından geliyordu.

    Koridordan gelen sıradan gün ışığı bile ona fazla parlak görünüyordu. Birkaç saniye duvara tutunarak bekledi. Sonra karşısındaki çerçeveyi gördü.

    Fotoğrafta iki kişi vardı.

    Adam ve kendisi.

    Kadın çerçeveyi duvardan aldı. Fotoğraftaki kadın gülüyordu. Saçları uzundu, üzerinde sarı bir elbise vardı. Adam arkasında durmuş, çenesini onun omzuna yaslamıştı. Kadının eli adamın yanağındaydı. Parmakları yüzüne öyle doğal, öyle tanıdık bir biçimde yerleşmişti ki bunu açıklayacak hiçbir hikâye bulamadı.

    Çerçeveyi çevirdi.

    Arkasında kendi el yazısını gördü.

    İlk evimiz.

    O anda yağmurlu gecenin devamını hatırladı.

    Otobüs durağında yalnız değildi. Adam yanındaydı. Eve dönemeyeceğini söylüyordu. İnsanların olduğu yerlere giremiyor, otobüse binemiyor, markette nefesi kesiliyordu. Adam montunu onun omuzlarına koymuştu. “Benimle gel,” demişti.

    Kadın o arabaya kendi isteğiyle binmişti. Bodrumu da birlikte hazırlamışlardı.

    İkinci sandalyeyi de “Bazen yanında otururum,” diyerek adam getirmişti. Kadın istememiş, sandalyeyi duvara çevirmesini söylemişti. Kapıya kilit takılmasını isteyen de kendisiydi. İlk gece kapıyı içeriden kilitlemiş, adam saatlerce dışarıda beklemişti. Sonraki günlerde adam yemek getirmiş, su getirmiş, onu dışarı çıkmaya ikna etmeye çalışmıştı. Önceleri birkaç gün süreceğini düşündükleri şey haftalara, haftalar aylara dönüşmüştü. Bir süre sonra adamın getirdiği yemekler kadının dışarı çıkmasına gerek bırakmamış, adamın varlığı her şeyin yerine geçmişti.

    Yıllar içinde hafıza hikâyeyi değiştirmişti. Kadın kapıyı kimin kilitlediğini unutmuştu.

    Mutfak masasının üzerinde, üzerinde kendi adının yazılı olduğu bir zarf buldu. Açmak için uzun süre bekledi. İçindeki mektubun ilk cümlesi “Seni burada bırakmıyorum,” diye başlıyordu. 

    Mektubun sonuna geldiğinde kadın uzun süre aynı cümleye baktı.

    “Kapıyı hiç kilitlemedim…’’

    İlk tepkisi öfke oldu. Her gece metalin metale değdiği o sesi biliyordu. Sonra koridordaki küçük porselen tabağı gördü ve bir başka anı yerine oturdu. Adam eve geldiğinde anahtarlarını hep o tabağa bırakırdı. Yıllarca kapının kilidinden geldiğine inandığı ses, evin anahtarlarının porselene çarpma sesiydi.

    Dış kapıya kadar yürüdü. Kapıyı açtığında yüzüne hafif bir rüzgâr vurdu. Karşı apartmanın balkonunda bir kadın çamaşır asıyordu. Sokaktan bir otomobil geçti. Bir çocuk bisiklet sürüyordu. Bir köpek havladı. Yıllardır zihninde büyüttüğü dışarısı onun yokluğunu bile fark etmeden yaşamaya devam etmişti.

    Kalbi hızlandı, elleri titremeye başladı. Birkaç saniye sonra nefes alamadığını düşündü. Geri çekildi, sonra bir adım daha, sonra bir tane daha. 

    Nefesi düzeldiğinde koridorun sonundaki bodrum kapısına yöneldi.

    İlk iki basamak sessizdi. Üçüncüsü ayağının altında yine gıcırdadı. Aşağı indiğinde yatak, masa, dolap ve yüzü duvara çevrilmiş ikinci sandalye onu bekliyordu. Sandalyenin yanına gitti, iki eliyle tuttu, yavaşça çevirdi. Artık iki sandalye karşı karşıyaydı.

    Bir süre kendi sandalyesinde oturup boş olan diğerine baktı. Adamın yıllarca oraya oturmak istediğini, kendisinin izin vermediğini hatırladı. Sonra ayağa kalktı. Koridordaki porselen tabaktan aldığı anahtarı avucunda tutuyordu.

    Kapıya yürüdü.

    Dışarı çıkabileceğini artık biliyordu. Kapının hiçbir zaman onun düşündüğü anlamda kilitli olmadığını da biliyordu. 

    Kapıyı kapattı, anahtarı kilide yerleştirdi. Bir kez çevirdi. Metalin sesi küçük odada yankılandı. Kadın elini bir süre anahtarın üzerinde tuttu. 

    Gece ilerlediğinde üçüncü basamak gıcırdadı. Kadın gözlerini açtı, yatağında doğrulmadı, köşeye çekilmedi….

    Yalnızca dinledi.

    Eylem Akdere, İngilizce Öğretmenliği mezunu ve Montessori eğitmeni. Ankara’da
    kendi okulunu kurdu. Yazmak hayatında hep vardı; önce çocukları anlamanın ve onlara seslenmenin
    yazmaktan geçtiğini anladı, sonra yetişkinlere yazarak duygularını sağaltmanın iyileştirici yanı ile tanıştı. Distopya Akademi’de aldığı eğitimler ve katıldığı atölyelerle öykücülüğünü derinleştiriyor. Çocuk edebiyatı çatısı altında bir öyküsü kolektif kitapta yer aldı. Hayatın her noktasında, kelimelerle yeni başlangıçlar arıyor.

    YAZARIN DİĞER YAZILARI
    eylem Akdere suaremag yazar

    Related Posts

    ÜST GEÇİT

    Ekim 1, 2026 Betül Çakıroğlu

    KIRIK PUSULA MEKTEBİ

    Ekim 1, 2026 Belgin Ulutay

    ANKA KUŞU

    Ekim 1, 2026 Duygu Görücü

    HARABENİN HAKİKATİ

    Ekim 1, 2026 Başak Bıyıklı
    Yorum Yap
    Yorum yazın Cancel Reply

    Yeni Eklenenler

    ÜST GEÇİT

    Ekim 1, 2026 Betül Çakıroğlu

    Betül Çakıroğlu O kadar yorgundu ki. Binlerce arabanın geçtiği şu yola yığılsa kalsa… Ama yığılırsa…

    KIRIK PUSULA MEKTEBİ

    Ekim 1, 2026

    HARABENİN HAKİKATİ

    Ekim 1, 2026

    ANKA KUŞU

    Ekim 1, 2026
    Sosyal Medya'da Biz
    • Facebook
    • Twitter
    • Instagram
    • YouTube
    Bu Haberleri Kaçırmayın

    AİT OLMAK YA DA OLMAMAK

    Ekim 1, 2025 Emel Altuntaş

    Michelle Williams ‘Dying For Sex‘ ile Disney+ ekranlarında

    Şubat 14, 2025 Dizi

    Terminatör: Günün birinde makinelerle karşı karşıya gelir miyiz?

    Ağustos 30, 2023 Alperhan Benlioğlu
    Hakkımızda
    Hakkımızda

    Film, kitap, sanat, hayat ve daha fazlası için haber, röportaj, makale, podcast, güncel bilgiler içeren e-dergi.

    Email : editor@suaredergi.com.tr

    Künye

    Son Eklenen Yazılar

    ÜST GEÇİT

    Ekim 1, 2026

    KIRIK PUSULA MEKTEBİ

    Ekim 1, 2026

    HARABENİN HAKİKATİ

    Ekim 1, 2026

    Haber Bülteni

    Haber Bültenimize Abone Olun

    X (Twitter) Instagram Facebook
    © 2026 Tüm Hakları Saklıdır. Do Medya & Ekipbizz İçerik İşbirliğiyle hazırlanmaktadır.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.