Close Menu
    Son Eklenenler

    Altın Portakal’dan Geriye Kalanlar: On İki Film, On İki Hikâye

    Kasım 3, 2026

    Sıradan Hayatların Sessiz Çığlığı: Kelebek Çalısı

    Kasım 3, 2026

    Uyanmak: Uyuyan Kadın ve Kaybolan İnsan

    Kasım 2, 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Çarşamba, Kasım 4
    X (Twitter) Instagram Facebook
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    • YAŞAM
      1. Aktüel
      2. Beslenme
      3. Felsefe
      4. Fitness
      5. İlişkiler
      6. Kişisel Bakım
      7. Kişisel Gelişim
      8. Psikoloji
      9. Sağlık
      10. Seyahat
      11. Sürdürülebilir Yaşam
      12. Teknoloji
      13. View All

      Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği: “Türk Gençliğine Atasını Unutturamazsınız”

      Ocak 16, 2026

      Apaçık Radyo’dan gençlere açık çağrı: “Açık Alan” başvuruları başladı

      Ocak 15, 2026

      Nazlı Eray’a “Yaşayan Efsane” Onuru

      Temmuz 5, 2025

      Yüzüncüyıl Gazeteciler Derneği’nden anlamlı seminer

      Temmuz 3, 2025

      İnovatif makarnacı Pastavilla 32. yaşını ödülle kutluyor

      Nisan 22, 2024

      Buğday Derneği ‘zehirsiz kentler’ için harekete geçti

      Aralık 23, 2021

      İoanna Kuçuradi: Bir ömrü insanın değerini düşünmeye adadı

      Ekim 3, 2026

      Anlama giden yol: Sembolizm

      Ağustos 3, 2026

      Pandora – Yasak Bilgi ve Merak, Felaket ya da Umut

      Nisan 5, 2026

      İkarus -Yükselme Arzusu, Protez Kanatlar ve Çöküş

      Mart 8, 2026

      Ailemizin ‘Sessiz Odası’

      Mart 23, 2026

      Ergen ebeveynleri için kılavuz

      Eylül 23, 2024

      Aşkın Lotus Hali… 

      Temmuz 4, 2024

      “Doktordan Az Kullanılmış” bu defa bir kitap adı oldu

      Ağustos 29, 2023

      Parfümde şişe tasarımı kokudan önemli olabilir mi?

      Mart 28, 2023

      Saç bakımına ilişkin merak edilen 6 soru ve 6 yanıt

      Nisan 17, 2022

      Melda Kamhi Kosif’in yeni kitabı ‘Ruhun Fısıltısı’ okurla buluştu

      Haziran 8, 2026

      Pandora – Yasak Bilgi ve Merak, Felaket ya da Umut

      Nisan 5, 2026

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Stresten Huzura: Deneyimlenmiş bir dönüşüm süreci

      Mart 6, 2025

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Kimdir bu “Narsist Sapkınlar?”

      Mayıs 29, 2025

      Borderline: Bir Kişilik Bozukluğunun Biyografisi

      Mayıs 6, 2025

      Dementor – Ruh Emici: Narsisizmin gölgesinde bir yok oluş ya da yeniden doğuş hikâyesi

      Şubat 17, 2025

      Prof. Dr. Ahmet Karacalar’dan Lipödem Sendromu: Evrimsel Bir Uyumsuzluk

      Haziran 14, 2026

      ‘Bağımlılık’ bir hastalık olmayabilir (mi?)

      Şubat 18, 2026

      Longevity: Daha uzun ve daha iyi bir hayat mümkün mü?

      Şubat 4, 2026

      ‘Hepimiz Narsistiz’ kitabının yazarı Şule Öncü: Sanıldığından yaygın!

      Mayıs 17, 2024

      KOPENHAG: GÜVENİN VE HAFİFLİĞİN KONFORU

      Eylül 1, 2026

      Sayım Çınar’dan Graz Notları: Sakinliğin, sanatın ve lezzetin şehri

      Şubat 6, 2026

      Melis Melek ile Yeryüzü Günlükleri

      Aralık 21, 2025

      IŞIĞIN İZİNDE, GÖLGENİN PEŞİNDE: PARİS

      Kasım 1, 2025

      Nihal Gündüz’den ‘makarna’ ile ‘Çevre Krizi’ fotoğrafları

      Ağustos 15, 2025

      ‘Baumit ile Olasılıklar’ kitabı ile geleceği yeniden düşünüyor

      Eylül 20, 2023

      Heykeltıraş Varol Topaç’ın çelik üretim atıklarından yarattığı eser Contemporary İstanbul’da

      Eylül 17, 2023

      Jeotermal enerjiyi çocuklara anlatan kitap: Damla Adamlar

      Ağustos 31, 2023

      Kim Korkar Yapay Zekadan

      Haziran 8, 2025

      Türkiye’nin mutfak ve kültür mirasından seçkiler dijital erişime açılıyor

      Ekim 20, 2023

      Mevzular Açık Mikrofon, artık GAİN’de

      Eylül 1, 2023

      Akıllı makineler ve robotlar denilince akla gelen filmler

      Ağustos 31, 2023

      Altın Portakal’dan Geriye Kalanlar: On İki Film, On İki Hikâye

      Kasım 3, 2026

      63. Altın Portakal Ödülleri Sahiplerini Buldu: Gecenin Kazananı “Taş ve Tüy”

      Kasım 1, 2026

      Beyoğlu Caz Festivali 13 Kasım’da Başlıyor: Cazın Yeni Sesleri Şehre Yayılıyor

      Ekim 28, 2026

      SAYIM ÇINAR İLE KÜLTÜR SANAT TURU

      Ekim 20, 2026
    • KÜLTÜR – SANAT
      1. Kitap
      2. Müzik
      3. Öykü
      4. Sanat
      5. Sergi
      6. Sinema
      7. Şiir
      8. Tiyatro
      9. Video
      10. View All

      Sıradan Hayatların Sessiz Çığlığı: Kelebek Çalısı

      Kasım 3, 2026

      Ayın Kitapları: KASIM AYINDA NE OKUYALIM?

      Kasım 1, 2026

      Metis Yayınları’ndan iki yeni kitap: Sinema hafızasından Aydınlanma eleştirisine

      Ekim 27, 2026

      Kahire’nin sözde modernleşmesiyle değişen Doğu’nun çehresi

      Ekim 26, 2026

      Ayın Şarkıları: KASIM AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Kasım 1, 2026

      Beyoğlu Caz Festivali 13 Kasım’da Başlıyor: Cazın Yeni Sesleri Şehre Yayılıyor

      Ekim 28, 2026

      Yağmur Ender’den “Gece Nöbeti”

      Ekim 23, 2026

      Tutu Aydınoğlu’ndan Mirzayev’e yeni bir yorum: “Hafızanın Kontrpuanı” albümü çıktı

      Eylül 29, 2026

      ÖMRÜMÜN MEVSİMLERİ

      Ekim 15, 2026

      İsmi Olmayan Hikâyeler – IX

      Ekim 14, 2026

      Kırık Yansımalar, İstanbul Concept’te edebiyat ve fotoğrafı buluşturdu

      Ekim 11, 2026

      İsmi olmayan hikâyeler – VIII

      Ağustos 30, 2026

      Kırık Yansımalar, İstanbul Concept’te edebiyat ve fotoğrafı buluşturdu

      Ekim 11, 2026

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

      Nisan 29, 2026

      Guido Casaretto’nun “The Sea Peoples” sergisi SANATORIUM’da açılıyor

      Ekim 27, 2026

      Doğum Gününde Âşık Veysel’i Anmak

      Ekim 26, 2026

      Bursa’da Zaman: Çağdaş sanata açılan yeni bir kapı

      Ekim 16, 2026

      Kırık Yansımalar, İstanbul Concept’te edebiyat ve fotoğrafı buluşturdu

      Ekim 11, 2026

      Altın Portakal’dan Geriye Kalanlar: On İki Film, On İki Hikâye

      Kasım 3, 2026

      Uyanmak: Uyuyan Kadın ve Kaybolan İnsan

      Kasım 2, 2026

      En Sevdiğim: Kırılan Kalplerin Tekrar Çekimi Var mı?

      Ekim 29, 2026

      Zaaflar Statü Tanımaz: Primetime’da Kim Av, Kim Avcı?”

      Ekim 24, 2026

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      ŞİİR – KADİR HORZUM

      Ocak 12, 2026

      Şiir: Kapandık kaldık içimize 

      Temmuz 18, 2025

      Şiir: Huy İşte

      Temmuz 7, 2025

      Abbas: Masalla Gerçek Arasında

      Ekim 31, 2026

      Güneşin Oğlu, İkinci Sezonuyla Zorlu PSM Sahnesinde

      Ekim 31, 2026

      “Terzi Fikri” 1 Kasım’da Kozzy’de sahnelenecek

      Ekim 27, 2026

      30. İstanbul Tiyatro Festivali Lacrima ile başlıyor

      Ekim 15, 2026

      Parazit – Sınıfsal uçurumların sarsıcı anlatımı

      Haziran 30, 2025

      Garfield’in resmi posteri yayınlandı

      Aralık 19, 2023

      Napolyon bu kez Jaquin Phoenix’in yorumuyla sinemada

      Kasım 23, 2023

      Freud’s Last Session filminden fragman

      Ekim 27, 2023

      Altın Portakal’dan Geriye Kalanlar: On İki Film, On İki Hikâye

      Kasım 3, 2026

      Sıradan Hayatların Sessiz Çığlığı: Kelebek Çalısı

      Kasım 3, 2026

      Uyanmak: Uyuyan Kadın ve Kaybolan İnsan

      Kasım 2, 2026

      AŞK YALANMIŞ

      Kasım 1, 2026
    • KİTAPLIK
    • ATÖLYE
    • PODCAST

      Podcast: Hayati Tavsiyeler ‘Bahar ve Mitoloji’ ile yayında

      Mayıs 5, 2023

      Denenmiş, test edilmiş, onaylanmış: Hayati Tavsiyeler

      Mayıs 5, 2023

      Meraklı bünyeler için podcast kanalı: Suare Online

      Mayıs 1, 2023

      Akla takılan sorulara yanıt arayan podcast: Neymiş?

      Nisan 9, 2023

      Hayati Tavsiyeler: Kendine yatırım yapanlara özel podcast

      Nisan 9, 2023
    • YAZARLARIMIZ
    • SuareMag
    • Öykü
    • SD+
      1. Röportaj
      2. Haber
      3. Makale
      4. Portre
      5. Diğer
      6. View All

      Küçük bir kâğıtta koca bir hayat: Hasip Pektaş ve ekslibrisin hafızası

      Eylül 25, 2026

      ÖZLEM GÜLLER ÜNAL RÖPORTAJLARI

      Eylül 13, 2026

      ‘Yazmak ömür boyu sığınağım oldu’

      Ağustos 29, 2026

      Nebahat Kavak ile ‘Medeniyet Hamuru’: Kültürel bir mirası görünür kılmak

      Ağustos 13, 2026

      Feriköy Antika Pazarı kapanıyor mu?

      Nisan 13, 2026

      79. Cannes Film Festivali seçkisi duyuruldu

      Nisan 10, 2026

      Yeşilçam’ın köklü şirketi Erman Film’de yollar ayrıldı

      Şubat 6, 2025

      Defne ya da Bazı Tuhaf Hayatlar: Herkes kendi hikayesine sahip çıksın!

      Kasım 16, 2024

      İlk gotik roman: Otranto Şatosu

      Ekim 27, 2026

      Karanlığın değişen yüzü: Gotik edebiyatın tarihsel gelişimi

      Eylül 15, 2026

      Gotik Mimari: Gotik edebiyatın görkemli yapıları

      Ağustos 10, 2026

      Gerçekler Sizi Özgürleştirir Ama Önce Öfkelendirir: 8 Mart’ta Gloria Steinem’i yeniden okumak

      Mart 8, 2026

      İoanna Kuçuradi: Bir ömrü insanın değerini düşünmeye adadı

      Ekim 3, 2026

      100 Yıllık Bir Ses: David Attenborough

      Mayıs 8, 2026

      Sinemanın Şairi Béla Tarr’ın Ardından

      Ocak 7, 2026

      Yolda Olmak, Var Olmaktır

      Ağustos 9, 2025

      Gülhane Parkında sarnıç olduğunu biliyor muydunuz?

      Nisan 2, 2023

      Klasik mobilyada en çok tercih edilen ağaç türlerini biliyor musunuz?

      Nisan 1, 2023

      Mart ayında Türkiye’nin en çok konuştuğu başlıklar

      Nisan 1, 2023

      SEMA VE HALİT

      Kasım 1, 2026

      BAŞKALARININ GÖZÜ VE UTANÇ: THE SUBSTANCE

      Kasım 1, 2026

      İlk gotik roman: Otranto Şatosu

      Ekim 27, 2026

      Polat Özlüoğlu ile “Kalbin Durduğu Bütün Zamanlar” romanı üzerine

      Ekim 13, 2026
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    Buradasınız:Anasayfa » UMUT YENİ GÜNE
    SUARE ÖYKÜ DERGİSİ

    UMUT YENİ GÜNE

    Temmuz 15, 2026Yorum yapılmamış8 dk Okuma Süresi
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Email
    Paylaş
    Facebook Twitter Pinterest WhatsApp Email

    Kazım Bilgeçli

    Eylül ayının ortalarında, Rize’nin Sümbül Mahallesi’ndeki tek katlı evin, yeşil boyalı, eski tahta kapısı her sabah olduğu gibi aynı saatte gıcırdayarak açıldı. Feri sönmüş kara gözleri, avurtları çökmüş yüzü, Karadeniz’in azgın dalgalarının gelip yerleştiği geniş alnı, beyaz dağınık saçları, kırışmış kalın dudağıyla Seyfettin Efendi, bir süre kapının eşiğinde dikildi. Elinde, zamanın parça parça çekip kopardığı deri kaplı sapını sımsıkı tuttuğu, sarı rengi solmuş, tahta bir bavul. Seyfettin Efendi sabahları o eşikte dakikaların mı anıların mı içinden geçerdi, bilinmez.

    Gecesine eşlik eden kâbusların yüreğine bıraktığı kurumu atmak istercesine, derin bir iç çekip bıraktı. Üzerinde, damatlığından kalma gri pantolonu ve hiç çıkarmadığı kırışık ceketiyle, çukur ve tümseklerle örtülü yoldan sahile doğru ağır ağır yürümeye başladı. Kendisi akrep, yollar yelkovan her gün kovalayıp dururlardı birbirlerini.   

    Yürürken, yol üzerindeki her köşede; çöp kutularında, ağaç diplerinde, kaldırım kenarlarında gözleri hep atılmış, belki düşürülmüş kırık bir oyuncak arar ve bulduğu oyuncakları tahta bavuluna yerleştirir. Sahile vardığında ilk iş, çakıl taşlarının üzerine oturur kayaları izler bir süre. Sonra tahta bavulunun kapağını dikkatlice açar; içindeki kirli, eski, unutulmuş oyuncak parçalarını çıkarır, temizler. Gerekirse boyar sonra onarır ve gün batana kadar hepsini tek tek tasnif eder.

    Bir yıldır vazgeçilmiş, unutulmuş oyuncakların peşinde Seyfettin Efendi. Yüreğinde bir umut. Olur ya çıkar gelir belki… Ne zaman ki gün sarısı kayanın ardına girer, o zaman bavulunu toplar, “Bugün de olmadı belki yarın, ‘Yeni güne yeni umutla,’” diye mırıldanarak sahilde oturduğu yerden kalkar, evinin yolunu tutardı.

    Oğlu Samet düştü aklına. Bir tebessüm yerleşti yılların izini taşıyan kırışık, kalın dudaklarına. Ne severdi kırık oyuncakları oğlu. “Bak buba bugün ne buldum. Kolu kırık bir bebek, bir de yamulmuş tenekeden bir otobüs!” İnce boynunu öne atıp gözlerini fincan gibi açardı konuşurken. Seyfettin Efendi de her defasında “Bir bakalım neler çıkacak bunlardan?” der, oğlunun heyecanla eline tutuşturduğu kırık dökük oyuncakları evirip çevirir, onlarla neler yapabileceğini düşünür, sonra da itinayla tahta bavuluna yerleştirirdi. Marangozluk yaptığı küçük dükkânında tamir ederdi eski oyuncakları. Ertesi gün tamir edilen oyuncaklardan hikâyeler yazarlardı ailecek. İşin en güzel tarafı da buydu. Seyfettin Efendi “Bak oğlum, kırık bebek de otobüs de eskisinden daha güzel oldular. Haydi şimdi sen anlat bakalım, nedir bunların hikâyesi?” Samet, babası her sorduğunda sanki bu soruyu ilk kez duyuyormuş gibi heyecanlanır, başlardı uydurduğu hikâyeleri anlatmaya. Annesi, Samet’in hayallerine komik eklemeler yapar; oğlunun, beyaz bir tüy gibi havada belli belirsiz asılı kalan, sonra usulca bir sağa bir sola savrulan kahkahalarını hayranlıkla izlerdi. Hiç yeni oyuncağı olmamıştı Samet’in. İstemezdi de! “Ne yapayım yenisini? Eskilere yeni hikâyeler uydurmak varken!” dediğinde, “Ay vallahi bayılıyorum bu anlattıklarına. Nereden de geliyor aklına” der, gülerdi annesi de. Seyfettin Efendi dudağında yarım kalan tebessümüyle kendi kendine mırıldandı, “Yine eskilerden yeniler yapacağım oğlum. Yine yeni hikâyeler yazıp güleceğiz birlikte.  Yarın…Yarın…”

    Pencerenin önünde yaktığı sigarasıyla, kahvesini höpürdeten Sabahat Abla yokuşun başında, sönmüş kibriti andıran bir karartı fark etti. Gözlerini kısıp bakınca, gelenin Seyfettin Efendi olduğunu anladı. Hırıltılı sesiyle, “Akşamlarunuz hayırlı olsun Seyfettin Efendi,” dedi. Selamın muhatabı, eliyle başına yavaşça vurup, ağır adımlarla yoluna devam etti. Elinde tahta bavulu, aklında oğlu, sırtında taşıdıkça ağırlaşan acılarıyla…

    Seyfettin Efendi eve varır varmaz ayağına geçirdiği çizgili pijaması, üstünde kırışık ceketi kıvrıldı ay ışığının aydınlattığı yatağına. Bir an evvel uyumak istiyordu ki hemen sabah olsun. Sabah olsun ki sahile gidebilsin, kayalara bakabilsin. Olur ya çıkar gelir belki…

    Ertesi sabah, yolu ezber etmiş ayakları onu deniz kenarındaki her zamanki yerine götürürken, ağacın dibinde tekerleri kopmuş, kapıları kırık, tozlu bir oyuncak araba gördü. Yerden alıp üzerine sildi, hevesli bir çocuk heyecanıyla. Tam bavuluna koyacaktı ki, “Onu ben attım, emmi. Napacan ki onu? Baksana kırık dökük.” Sesin geldiği yöne baktı Seyfettin Efendi. Yüzüne üzüntünün, öfkenin ve hayal kırıklığının yerleştiği bir bakışta anlaşılan küçük bir oğlan çocuğu gördü. Saçları sıfıra vurulmuş, çelimsiz, ince boyunlu bir çocuk, fal taşı gibi açtığı gözlerini gözlerine dikmiş, ona bakıyordu. “Neden attın ki?” diye sorarken, arabayı bulduğu ağaca sırtını verip gölgesine oturuverdi. “Abim pisikletiylen üstünden geçti. Bak! Yamuldu. Bilerek yaptı, biliyom ben.” Sümüğünü koluna silip, “Tekerinin lastiğini patlatayım da görsün gününü!” deyiverdi. Hıncını alamamanın yarattığı öfkeyle yüzü kıpkırmızı olmuştu. “Sen kimsin bakayım? Bu mahallede seni ilk defa görüyorum.” Ceketinin cebinden çıkardığı mendille alnındaki teri silip, kırık arabayı da bavuluna yerleştirdi özenle. “Sabahat neneme geldik. Okullar açılmadan Mersin’e döneceğiz. Birinci sınıfa gidecem ben.” “Bak, ne güzel. Tatile gelmişsiniz. Bu sene okula da başlıyormuşsun. Aferin sana. Bir araba için abinle küsmeye değer mi hiç? Hem bilerek yapmamıştır o. Belki de araban bir üst model olmak istemiştir, kimbilir?” belli belirsiz gülümseyerek parmaklarını bavulun üzerinde gezdirip tık tık diye vurdu kapağına.

    Küçük çocuk dudağını büktü, gözlerini kısıp bir adım yaklaştı Seyfettin Efendiye. Meraklı gözlerle “Olur mu hiç öyle şey be emmi?” Seyfettin Efendi, içine kimsenin bilmediği bir dünya sakladığı bavulunun kapağını kaldırdı yavaşça. “Gel, bak,” dedi çocuğa. Çocuk biraz çekinerek ama hevesle baktı bavulun içine. Küçücük gözleri kocaman açıldı bavuldaki rengarenk boncukları, irili ufaklı tekerleri, elbisesi yırtık, gözü, bacağı eksik bez bebekleri görünce. Ne çok yaralı oyuncak vardı bu bavulda!

    “Kırık oyuncak deyip geçme. Eskilerden ne yeniler olur! Sen şimdi bu arabayı bana bırak. Yarın sahile gel. Bak bakalım arabanı tanıyabilecek misin?”  Çocuğun aydınlanan yüzüne sıcacık bir gülümseme yayıldı. “Tamam emmi, yarın geleceğim yanına,” dedi ve beline bol gelen pantolonunu çekiştire çekiştire koşarak uzaklaştı.

    Günü kayanın ardına emanet edip, bir adım sonrasını ezber ettiği yoldan evine doğru yürüdü Seyfettin Efendi. Su dolu çukuru atlayıp, kenarı kırık taş merdivenden çıkıp evine girdi.

    O akşam Sabahat Abla’nın evi ana baba günüydü. Tüm mahalle, kızı Tülay’a ‘Hoş geldin’ demeye gelmişti. Yemekler yenmiş, çaylar içilmiş, sıra kahve fincanlarındaki telveyi hayra, kısmete yoran Cemile ablanın ‘üç vakte kadar’ gidilen yollarına gelmişti. Fal faslı da bitince Tülay, “Benim oğlan sahil yolunda birini görmüş bugün. Tahta bavulunun içi kırık dökük oyuncaklarla doluymuş. Adam, Osman’ın kırık arabasını da almış tamir edeceğim diye. Sarsapık biri olmaya, Allah korusun,” diyerek dizine vururken bir yandan da gözleriyle cevabı bilen bakışlar arıyordu. Mahallenin kadınları sözleşmiş gibi iç geçirip hep bir ağızdan, “Allah sabır versin,” dediler ama Tülay bir şey anlamadı.

    “Kız, Seyfettin amcanı unuttun mu?” dedi Cevriye. Tülay, bir an hatırlayamadı. Sonra birden “Ha şu bizim Türkan Abla’nın kocası,” dedi.

    “Bu Seyfettin Efendi, geçen sene okul tatil olunca eşi Türkan’la oğlu Samet’i kayınpederinin yanına göndermişti. Çamlıhemşin’de küçük bir baraka yapmış kayınpederi. Geçen sene, of of off, anam, maşallahı vardı havanın. Önceki sene bakıttıydı da o sene akıttıydı mübarek. Anam ne yağmur ne yağmur! Neyse bacım, dere yükselince, barakayı içindekilerle birlikte sel alıp götürmüş. Kendileri gelmeden acı haberleri geldi Çamlıhemşin’den. Ana oğul sel suyuna kapılmışlar. Anlayacağın, toprağa can veren su, can aldı Tülay’ım. Çok acı çok!”

    Akşam vakti tahta kapıyı yumruklamıştı Kasap Sabri. “Seyfettin Efendi, Seyfettin Efendiii… Aç kapıyı, aç!” Namazlığını toplamadan “El Fâtiha” deyip, yüreği ağzında açmıştı kapıyı. “Hayır haber de kurban olayım Sabri Efendi! Hayır de!” Sabri Efendi, kapının eşiğinde arkadaşını görünce, kaldı bir süre. Boynuna atılıp sımsıkı sarıldı. Boğazına yerleşen bir yumru konuşmasına engel olmuştu. Seyfettin Efendi eşiğe çöktü. Sabaha kadar “Vay benum hallerum, uşağum, hanımum…” iki büklüm inleyip durdu, karabasanlarla uyudu.

    O gece sabaha kadar Sümbül Mahallesi’ndeki evlerin ardında dualar fısıldandı, Zübeyde Teyze “Allah sabir versun,” diyerek tespih çekti. Her daim hayata isyan eden, evde kalmış Safiye “Bugunümüze hamdolsun,” diye dualar etti. Analar çocuklarını yüreklerine bastı.

    Güneş kara doğdu Seyfettin Efendi’nin evine. Herkese olan sabah ona bir daha hiç olmadı. Acı haberin sisi çökmüştü. Çamlıhemşin’e gitmek için hazırladığı tahta bavulu boşalttı. İçini oğlunun oyuncaklarıyla doldurdu. Üzerine damatlığından kalma gri pantolonunu ve ceketini giydi. Elinde tahta bavulu, yüreğinde acı bir umutla sahile yürüdü. Nehirlerin ve derelerin Karadeniz’le buluştuğu yere. Olur ya onları da getirir miydi bu dereler, nehirler?

    “Emmi! Emmi, arabam nerede?” Seyfettin Efendi daldığı düşüncelerden sıyrılıp irkildi çocuğun sesiyle. Kan çanağına dönmüş gözleri, terle karışmış ıslak yüzü ve hala titreyen kalın dudaklarıyla uzandığı ağaç gölgesinden doğruldu. Ceketi sıcaktan sırtına yapışmıştı ama çıkarmadı. Çünkü ceketiyle karşılamak istiyordu onları. İnce boynu, kel kafası ve bol pantolonuyla, cam gibi parlayan gözleriyle ona bakıyordu çocuk. Tahta bavulunu açtı. İçinden, oğlunun kırık araba parçalarıyla onardığı çocuğun arabasını çıkardı. “Bak gördün mü yepyeni oldu? Al bakalım. Beğendin mi? Bunun tekerleri daha büyük, rengi de kırmızı. Sen nasıl büyüyüp okula başladıysan, araban da tamir olunca eskisinden daha başka daha sağlam oldu.” Çocuk, arabayı eline alıp havaya kaldırdı. “Hem de çok beğendim emmi. Çok! Ne güzel olmuş!” dedi ve hiç düşünmeden boynuna atılıverdi.  Seyfettin Efendi kollarını çocuğa sardı. Samet geldi aklına. Gözleri doldu. Gidenle gitmek mi, var olanlarla yaşamaya devam etmek mi? Var olanlarla gidenleri yaşatmak mı? O sarılmayla içinin zehri akıp Karadeniz’e karıştı. Gözleri, küçük çocuğun gülen gözlerine takıldı. Artık ikisi de gülüyordu. “Emmi, sağ olasın, ellerine sağlık!” Sevinçle, arabasını kaptığı gibi havada sürmeye başladı.

    Seyfettin Efendi’nin içinde bir huzur, karşısına Karadeniz’i aldı. Kıyı boyu uzanan kayalara baktı. Ola ki bir kayanın ardından çıkıverirdi eşiyle oğlu. Bekledi… Umut biter mi hiç? Çocuk, “Emmi ben mahalleye gidiyom arabamı anneme gösterecem,” dedi. Seyfettin Efendi çocuğun arkasında seslendi. “Adın ne senin?” Havada arabasını sürerken “Osman,” diye cevapladı. Seyfettin Efendi ceketini çıkardı, sağ elinin başparmağına takıp sırtına doğru savurdu. “Osman! Beni de bekle oğlum.” İçine her gün umudunu yerleştirdiği tahta bavulu elinde, ceketi omzunda Osman’a doğru yürüdü. Yüzünde belli belirsiz bir tebessüm.


    bavul kazım bilgeçli öykü suare öykü

    Related Posts

    Editörden: KIYIYA VURAN KELİMELER

    Ekim 15, 2026 H. Nilgün Karataş - Suare

    YALILARIN BİLDİK SESSİZLİĞİ

    Ekim 15, 2026 SUARE ÖYKÜ DERGİSİ

    DALGALAR

    Ekim 15, 2026 SUARE ÖYKÜ DERGİSİ

    GÖLGE

    Ekim 15, 2026 SUARE ÖYKÜ DERGİSİ
    Yorum Yap

    Yorum yapılmamış

    1. İzel on Temmuz 20, 2026 4:13 pm

      İnsan okurken hem hüzünleniyor hem de umudu hissediyor. Çok güzel ve anlamlıydı, emeğinize sağlık KAZIM BİLGEÇLİ ..

      Reply
    Yorum yazın Cancel Reply

    Yeni Eklenenler

    Altın Portakal’dan Geriye Kalanlar: On İki Film, On İki Hikâye

    Kasım 3, 2026 Festival

    SAYIM ÇINAR’DAN FESTİVAL İZLENİMLERİ Bu yıl 63’üncüsü düzenlenen Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali, “Daima” sloganıyla…

    Sıradan Hayatların Sessiz Çığlığı: Kelebek Çalısı

    Kasım 3, 2026

    Uyanmak: Uyuyan Kadın ve Kaybolan İnsan

    Kasım 2, 2026

    MUHTAÇ DEĞİLİM, GİTME

    Kasım 1, 2026
    Sosyal Medya'da Biz
    • Facebook
    • Twitter
    • Instagram
    • YouTube
    Bu Haberleri Kaçırmayın

    Seçimler ruh halimizi nasıl etkiliyor?

    Mayıs 9, 2023 Uncategorized

    “Şamanizm 101” Say Yayınları’ndan çıktı

    Eylül 18, 2026 Kitap

    Büyülü Gerçekçilik ve Fotoğraf: Gerçeğin Görünmeyen Katmanı

    Ocak 28, 2026 Fotoğraf
    Hakkımızda
    Hakkımızda

    Film, kitap, sanat, hayat ve daha fazlası için haber, röportaj, makale, podcast, güncel bilgiler içeren e-dergi.

    Email : editor@suaredergi.com.tr

    Künye

    Son Eklenen Yazılar

    Altın Portakal’dan Geriye Kalanlar: On İki Film, On İki Hikâye

    Kasım 3, 2026

    Sıradan Hayatların Sessiz Çığlığı: Kelebek Çalısı

    Kasım 3, 2026

    Uyanmak: Uyuyan Kadın ve Kaybolan İnsan

    Kasım 2, 2026

    Haber Bülteni

    Haber Bültenimize Abone Olun

    X (Twitter) Instagram Facebook
    © 2026 Tüm Hakları Saklıdır. Do Medya & Ekipbizz İçerik İşbirliğiyle hazırlanmaktadır.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.