Close Menu
    Son Eklenenler

    Altın Portakal’dan Geriye Kalanlar: On İki Film, On İki Hikâye

    Kasım 3, 2026

    Sıradan Hayatların Sessiz Çığlığı: Kelebek Çalısı

    Kasım 3, 2026

    Uyanmak: Uyuyan Kadın ve Kaybolan İnsan

    Kasım 2, 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Çarşamba, Kasım 4
    X (Twitter) Instagram Facebook
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    • YAŞAM
      1. Aktüel
      2. Beslenme
      3. Felsefe
      4. Fitness
      5. İlişkiler
      6. Kişisel Bakım
      7. Kişisel Gelişim
      8. Psikoloji
      9. Sağlık
      10. Seyahat
      11. Sürdürülebilir Yaşam
      12. Teknoloji
      13. View All

      Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği: “Türk Gençliğine Atasını Unutturamazsınız”

      Ocak 16, 2026

      Apaçık Radyo’dan gençlere açık çağrı: “Açık Alan” başvuruları başladı

      Ocak 15, 2026

      Nazlı Eray’a “Yaşayan Efsane” Onuru

      Temmuz 5, 2025

      Yüzüncüyıl Gazeteciler Derneği’nden anlamlı seminer

      Temmuz 3, 2025

      İnovatif makarnacı Pastavilla 32. yaşını ödülle kutluyor

      Nisan 22, 2024

      Buğday Derneği ‘zehirsiz kentler’ için harekete geçti

      Aralık 23, 2021

      İoanna Kuçuradi: Bir ömrü insanın değerini düşünmeye adadı

      Ekim 3, 2026

      Anlama giden yol: Sembolizm

      Ağustos 3, 2026

      Pandora – Yasak Bilgi ve Merak, Felaket ya da Umut

      Nisan 5, 2026

      İkarus -Yükselme Arzusu, Protez Kanatlar ve Çöküş

      Mart 8, 2026

      Ailemizin ‘Sessiz Odası’

      Mart 23, 2026

      Ergen ebeveynleri için kılavuz

      Eylül 23, 2024

      Aşkın Lotus Hali… 

      Temmuz 4, 2024

      “Doktordan Az Kullanılmış” bu defa bir kitap adı oldu

      Ağustos 29, 2023

      Parfümde şişe tasarımı kokudan önemli olabilir mi?

      Mart 28, 2023

      Saç bakımına ilişkin merak edilen 6 soru ve 6 yanıt

      Nisan 17, 2022

      Melda Kamhi Kosif’in yeni kitabı ‘Ruhun Fısıltısı’ okurla buluştu

      Haziran 8, 2026

      Pandora – Yasak Bilgi ve Merak, Felaket ya da Umut

      Nisan 5, 2026

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Stresten Huzura: Deneyimlenmiş bir dönüşüm süreci

      Mart 6, 2025

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Kimdir bu “Narsist Sapkınlar?”

      Mayıs 29, 2025

      Borderline: Bir Kişilik Bozukluğunun Biyografisi

      Mayıs 6, 2025

      Dementor – Ruh Emici: Narsisizmin gölgesinde bir yok oluş ya da yeniden doğuş hikâyesi

      Şubat 17, 2025

      Prof. Dr. Ahmet Karacalar’dan Lipödem Sendromu: Evrimsel Bir Uyumsuzluk

      Haziran 14, 2026

      ‘Bağımlılık’ bir hastalık olmayabilir (mi?)

      Şubat 18, 2026

      Longevity: Daha uzun ve daha iyi bir hayat mümkün mü?

      Şubat 4, 2026

      ‘Hepimiz Narsistiz’ kitabının yazarı Şule Öncü: Sanıldığından yaygın!

      Mayıs 17, 2024

      KOPENHAG: GÜVENİN VE HAFİFLİĞİN KONFORU

      Eylül 1, 2026

      Sayım Çınar’dan Graz Notları: Sakinliğin, sanatın ve lezzetin şehri

      Şubat 6, 2026

      Melis Melek ile Yeryüzü Günlükleri

      Aralık 21, 2025

      IŞIĞIN İZİNDE, GÖLGENİN PEŞİNDE: PARİS

      Kasım 1, 2025

      Nihal Gündüz’den ‘makarna’ ile ‘Çevre Krizi’ fotoğrafları

      Ağustos 15, 2025

      ‘Baumit ile Olasılıklar’ kitabı ile geleceği yeniden düşünüyor

      Eylül 20, 2023

      Heykeltıraş Varol Topaç’ın çelik üretim atıklarından yarattığı eser Contemporary İstanbul’da

      Eylül 17, 2023

      Jeotermal enerjiyi çocuklara anlatan kitap: Damla Adamlar

      Ağustos 31, 2023

      Kim Korkar Yapay Zekadan

      Haziran 8, 2025

      Türkiye’nin mutfak ve kültür mirasından seçkiler dijital erişime açılıyor

      Ekim 20, 2023

      Mevzular Açık Mikrofon, artık GAİN’de

      Eylül 1, 2023

      Akıllı makineler ve robotlar denilince akla gelen filmler

      Ağustos 31, 2023

      Altın Portakal’dan Geriye Kalanlar: On İki Film, On İki Hikâye

      Kasım 3, 2026

      63. Altın Portakal Ödülleri Sahiplerini Buldu: Gecenin Kazananı “Taş ve Tüy”

      Kasım 1, 2026

      Beyoğlu Caz Festivali 13 Kasım’da Başlıyor: Cazın Yeni Sesleri Şehre Yayılıyor

      Ekim 28, 2026

      SAYIM ÇINAR İLE KÜLTÜR SANAT TURU

      Ekim 20, 2026
    • KÜLTÜR – SANAT
      1. Kitap
      2. Müzik
      3. Öykü
      4. Sanat
      5. Sergi
      6. Sinema
      7. Şiir
      8. Tiyatro
      9. Video
      10. View All

      Sıradan Hayatların Sessiz Çığlığı: Kelebek Çalısı

      Kasım 3, 2026

      Ayın Kitapları: KASIM AYINDA NE OKUYALIM?

      Kasım 1, 2026

      Metis Yayınları’ndan iki yeni kitap: Sinema hafızasından Aydınlanma eleştirisine

      Ekim 27, 2026

      Kahire’nin sözde modernleşmesiyle değişen Doğu’nun çehresi

      Ekim 26, 2026

      Ayın Şarkıları: KASIM AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Kasım 1, 2026

      Beyoğlu Caz Festivali 13 Kasım’da Başlıyor: Cazın Yeni Sesleri Şehre Yayılıyor

      Ekim 28, 2026

      Yağmur Ender’den “Gece Nöbeti”

      Ekim 23, 2026

      Tutu Aydınoğlu’ndan Mirzayev’e yeni bir yorum: “Hafızanın Kontrpuanı” albümü çıktı

      Eylül 29, 2026

      ÖMRÜMÜN MEVSİMLERİ

      Ekim 15, 2026

      İsmi Olmayan Hikâyeler – IX

      Ekim 14, 2026

      Kırık Yansımalar, İstanbul Concept’te edebiyat ve fotoğrafı buluşturdu

      Ekim 11, 2026

      İsmi olmayan hikâyeler – VIII

      Ağustos 30, 2026

      Kırık Yansımalar, İstanbul Concept’te edebiyat ve fotoğrafı buluşturdu

      Ekim 11, 2026

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

      Nisan 29, 2026

      Guido Casaretto’nun “The Sea Peoples” sergisi SANATORIUM’da açılıyor

      Ekim 27, 2026

      Doğum Gününde Âşık Veysel’i Anmak

      Ekim 26, 2026

      Bursa’da Zaman: Çağdaş sanata açılan yeni bir kapı

      Ekim 16, 2026

      Kırık Yansımalar, İstanbul Concept’te edebiyat ve fotoğrafı buluşturdu

      Ekim 11, 2026

      Altın Portakal’dan Geriye Kalanlar: On İki Film, On İki Hikâye

      Kasım 3, 2026

      Uyanmak: Uyuyan Kadın ve Kaybolan İnsan

      Kasım 2, 2026

      En Sevdiğim: Kırılan Kalplerin Tekrar Çekimi Var mı?

      Ekim 29, 2026

      Zaaflar Statü Tanımaz: Primetime’da Kim Av, Kim Avcı?”

      Ekim 24, 2026

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      ŞİİR – KADİR HORZUM

      Ocak 12, 2026

      Şiir: Kapandık kaldık içimize 

      Temmuz 18, 2025

      Şiir: Huy İşte

      Temmuz 7, 2025

      Abbas: Masalla Gerçek Arasında

      Ekim 31, 2026

      Güneşin Oğlu, İkinci Sezonuyla Zorlu PSM Sahnesinde

      Ekim 31, 2026

      “Terzi Fikri” 1 Kasım’da Kozzy’de sahnelenecek

      Ekim 27, 2026

      30. İstanbul Tiyatro Festivali Lacrima ile başlıyor

      Ekim 15, 2026

      Parazit – Sınıfsal uçurumların sarsıcı anlatımı

      Haziran 30, 2025

      Garfield’in resmi posteri yayınlandı

      Aralık 19, 2023

      Napolyon bu kez Jaquin Phoenix’in yorumuyla sinemada

      Kasım 23, 2023

      Freud’s Last Session filminden fragman

      Ekim 27, 2023

      Altın Portakal’dan Geriye Kalanlar: On İki Film, On İki Hikâye

      Kasım 3, 2026

      Sıradan Hayatların Sessiz Çığlığı: Kelebek Çalısı

      Kasım 3, 2026

      Uyanmak: Uyuyan Kadın ve Kaybolan İnsan

      Kasım 2, 2026

      AŞK YALANMIŞ

      Kasım 1, 2026
    • KİTAPLIK
    • ATÖLYE
    • PODCAST

      Podcast: Hayati Tavsiyeler ‘Bahar ve Mitoloji’ ile yayında

      Mayıs 5, 2023

      Denenmiş, test edilmiş, onaylanmış: Hayati Tavsiyeler

      Mayıs 5, 2023

      Meraklı bünyeler için podcast kanalı: Suare Online

      Mayıs 1, 2023

      Akla takılan sorulara yanıt arayan podcast: Neymiş?

      Nisan 9, 2023

      Hayati Tavsiyeler: Kendine yatırım yapanlara özel podcast

      Nisan 9, 2023
    • YAZARLARIMIZ
    • SuareMag
    • Öykü
    • SD+
      1. Röportaj
      2. Haber
      3. Makale
      4. Portre
      5. Diğer
      6. View All

      Küçük bir kâğıtta koca bir hayat: Hasip Pektaş ve ekslibrisin hafızası

      Eylül 25, 2026

      ÖZLEM GÜLLER ÜNAL RÖPORTAJLARI

      Eylül 13, 2026

      ‘Yazmak ömür boyu sığınağım oldu’

      Ağustos 29, 2026

      Nebahat Kavak ile ‘Medeniyet Hamuru’: Kültürel bir mirası görünür kılmak

      Ağustos 13, 2026

      Feriköy Antika Pazarı kapanıyor mu?

      Nisan 13, 2026

      79. Cannes Film Festivali seçkisi duyuruldu

      Nisan 10, 2026

      Yeşilçam’ın köklü şirketi Erman Film’de yollar ayrıldı

      Şubat 6, 2025

      Defne ya da Bazı Tuhaf Hayatlar: Herkes kendi hikayesine sahip çıksın!

      Kasım 16, 2024

      İlk gotik roman: Otranto Şatosu

      Ekim 27, 2026

      Karanlığın değişen yüzü: Gotik edebiyatın tarihsel gelişimi

      Eylül 15, 2026

      Gotik Mimari: Gotik edebiyatın görkemli yapıları

      Ağustos 10, 2026

      Gerçekler Sizi Özgürleştirir Ama Önce Öfkelendirir: 8 Mart’ta Gloria Steinem’i yeniden okumak

      Mart 8, 2026

      İoanna Kuçuradi: Bir ömrü insanın değerini düşünmeye adadı

      Ekim 3, 2026

      100 Yıllık Bir Ses: David Attenborough

      Mayıs 8, 2026

      Sinemanın Şairi Béla Tarr’ın Ardından

      Ocak 7, 2026

      Yolda Olmak, Var Olmaktır

      Ağustos 9, 2025

      Gülhane Parkında sarnıç olduğunu biliyor muydunuz?

      Nisan 2, 2023

      Klasik mobilyada en çok tercih edilen ağaç türlerini biliyor musunuz?

      Nisan 1, 2023

      Mart ayında Türkiye’nin en çok konuştuğu başlıklar

      Nisan 1, 2023

      SEMA VE HALİT

      Kasım 1, 2026

      BAŞKALARININ GÖZÜ VE UTANÇ: THE SUBSTANCE

      Kasım 1, 2026

      İlk gotik roman: Otranto Şatosu

      Ekim 27, 2026

      Polat Özlüoğlu ile “Kalbin Durduğu Bütün Zamanlar” romanı üzerine

      Ekim 13, 2026
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    Buradasınız:Anasayfa » YELEK DEĞİŞİMİ
    Gönül Yasemin Ölmez

    YELEK DEĞİŞİMİ

    Kasım 1, 2026Yorum yapılmamış9 dk Okuma Süresi
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Email
    Paylaş
    Facebook Twitter Pinterest WhatsApp Email

    Gönül Yasemin Ölmez

    “Ön çalışma iyi yapılıp tepe noktasına ulaştığınızda, ikiz kulelerden aşağıya atlamayı göze aldıran varoluşsal durum nedir?”

    Ortaokul üçüncü sınıf fen dersi konusunun, içine varoluşsal tanımlaması katılarak zenginleştirilmiş olması, soruyu şıklaştırmış görünüyordu. Kan kırmızısı kadife fon perdeye uyumlu.

    “Iıı… aa… hımm…”

    Programın iki konuğu birbirlerine bakıp tebessüm ederken moderatör kahkahayı patlatıp elinde tuttuğu, içinde biri yeşil, diğeri kırmızı elma konulmuş kaseyi konuk yarışmacıların önündeki sehpaya bırakıyor.

    “En hızlı yiyip çekirdeğiyle beraber yutabilen yarışmayı kazanır arkadaşlar.”

    Kadın şuh bir kahkaha atıp protez tırnaklarını geçirdiği, renk tercihi kırmızı olan elmasını ısırmak için ağzını açtığında “Hamile kalmam inşallah, çekirdeği yutunca mevzu değişiyor malumunuz” dedi.

    12.000 beğeni. 6.300 yorum.

    Seyircisinin görünmediği, karbon salınımından ibaret kahkahaların duyulduğu bu ana tebessüm etmiş bulundum.

    Bir sonraki gönderi, çok içince edepsizleştiğini söyleyen kız arkadaşına yönelikti. 

    “Aman ne olacak canım, ha ha…” diyen adam, ilerleyen saatlerde yaşanabilecekleri hayal ederken, şimdiden çakırkeyif olmuş, şeftalinin kabuğu damağına yapışmış da ağzını kapatamaz hâle gelmiş gibi kıza bakıyordu. Tam o sırada suratına “N’aber lan dümbük?” tokadını yiyince, “Aa, içme ama artık sen, amma da sapıttın!” diye karşılık verdi.

    Bu videonun da 11.200 beğeni, 22.200 oynatma, 999 yorum almasıydı aslında dikkatimi çeken. İronik mesafenin yok olduğu, kolektif özdeşleşme alanıydı sosyal medya.

    İçim geçivermiş modundan saatlere dönüşmüş gündüz uykularımı sınırlamak için kurduğum alarm değildi bu defa uyandıran. Kalbimin sesi dışarıdan duyulacak kadar kuvvetle atıyordu. Evet, ben bu düşü yıllar önce yine görmüştüm. Nefes alışverişlerimi dengelemek için boğazımı temizlerken başucumda duran telefona uzanmış, gözüme çarpan bildirimlere bakmıştım hızlıca. Zihnimi rüyadan sıyırıp atmak içindi her dokunuş. Su her şeyi temizler, kan rüyayı bozar derdi annem. Şimdilik tek tesellim rüyamın kanlı oluşuydu.

    WhatsApp gönderilerini nezaket icabı açmak gerekiyordu. Tanıdık bir isim de vardı ikinci videonun beğenilerinde. Dünya küçük, hazlar büyük. Kaç yaşındadır acaba şimdi? Yedisinde neysen yetmişinde de o olursun derdi rahmetli babam. Bir de cınstan bahsederdi. Cınsına çekermiş insan.

    İlkokul ve ortaokul yıllarım zihnimde fazla canlanır oldu nedense bugünlerde. Lise yıllarım kül olmuş sanki.

    On dört mevcudiyetinin on ikisi erkek, ikisi kız, temelinden gelen küf kokularını bastırsın diye hademe Ahmet amcanın söndürülmüş kireçle haftada bir badanaladığı sınıfın kapısından çıkarılırken, “Kızlara ve erkeklere ayrı anlatacağım bu konuyu. Malum orantısız bir sınıftayız.”

    Kapı kapandıktan sonra zihnimde kalan tek görüntü bıyık altından gülümsemesiydi fenli konulardan sorumlu öğretmenimin. Kara Şimşek dizisinin kahramanı David Hasselhoff’a benzerliğiyle ünlüydü. Aynada çok çalışmış olmalıydı ki gözlerini tam açmaz, kısık kısık bakardı herkese. Bu bakışın ona çok yakıştığını söyleyen birisi olmuş olmalıydı mutlaka. O günlerde sosyal medya olsa, o anlar çekilip yayımlansa, bakmadan, okumadan beğeni bırakanları saymazsak kaç kişi yorum yapma zahmetinde bulunurdu?

    Yol alıp işaret parmaklarının ucuna dayanmış dışarı fırlayacak kalpleri, ait olduğu yerde tutabilmek beyhude bir çaba gibi geliyor artık bana. Gemilere binmiş okyanuslarda yüzen, uçaklara binmiş semalarda gezinen, trenler, otobüsler, taksiler, caddeler boyu tıkış tıkış, iki ayaklı, karınca sessizliğinde yürüyen kalpler.

    Ama o günler, görmek istemediklerimizi parmağımızla itip geçemediğimiz, derse iyi çalışmadıysak utanıp, “Avuç içini sıraya yaklaştır,” diyene elimizi uzatıp pergelin vidalı kısmına bakmadan dayağı da yiyip ağlamadan yerimize oturan çocuklardık.

    Konuyu önce erkek öğrencilere anlatmayı tercih etmişti. Sonra kızları aldı içeri.

    Endülüs tavuğuyla horozunun hikâyesini dinleyip dışarı çıktığımızda (hakkını yiyemem bu bilgiyle lisede biyoloji dersi sözlüsünden üç tane yüz alıp dersi geçme garantisi almıştım) sırıtan on iki erkek sınıf arkadaşımızın yüzüne bakmadan yürüdük Tülin ile. Ellerini başlarına boynuz yapmış, arenadaki boğalar gibi ayaklarını yere sürterek garip sesler çıkarıyorlardı. Zaman dardı. Hazırlanılması gereken bir sahne, tekrarlanması gereken bir sürü çalışma vardı. Öyle olmasa şüphesiz onlar için de yıl sonu gösterisinde bir bölüm ayırmayı önerebilirdim Türkçe öğretmenim Zühre Hanım’a.

    Hademe Ahmet amca, üç derslikli okulun üst katının ahşap balkonuna çıkıp öğle teneffüsü için elindeki çanı hızlı hızlı çalmaya başlayınca, Tülin (yakındaki bir köyden geliyordu) sefer tasını alıp etrafı çamlarla dizili okul bahçesinin duvarına bitiştirilmiş banka yöneldi. Ben de -evimizin okula yakın oluşundan- “Yirmi dakikaya dönerim,” sözü vererek eve koştum.

    Birbirine karışmış yemek kokuları bahçenin her köşesini dolduran çiçek kokularını bile bastırıyordu. Akşama önemli misafirleri olmalıydı. Bir favanın kokusunu ayırt edebildim. Kapıdan girer girmez mutfak bankosuna koşup tencerenin kapağını kaldırdığımda akrebe benzeyen kocaman iki böcekle çığlığı bastım. 

    Annem sesimi duymamış gibiydi. 

    “Kızım, bu şarkı söylemek de nereden çıktı şimdi? Kaç kostüm değiştireceksin gece boyunca? Çayda Çıra’yı oynarken mi giyeceksin bu şalvarı? Arası sökülmüş. Daha önce giyen bayağı heybetliceymiş. Terzi Arife’ye verin bari. El dikişi tutmaz buna. Hem bulamadılar mı sana bir prenses rolü? Hiç konuşmadan tuhaf tuhaf hareketler yapıyorsun. Allah Allah…”

    “Mim sanatı diyorlar ona anneciğim. Sözsüz tiyatro yani. Tencerenin içinde akrep var diyorum, duymuyor musun?”

    Duymuyor muydu ya da duymazlıktan mı geliyordu? O günlerdeki kadar düşünmüyorum artık.

    İpi çekip iğneyle iki kez daha çapraz gidip geldi düğmenin üzerinde. Kumaşın arka yüzünde bir düğüm atıp dişiyle kesti ipi. Yeleği omuzlarından tutup baktı uzun uzun.

    “Öyledir böyledir ama zevkli adamdır velhasıl babanız. Erkek yeleği yahu bu. Üstelik dizlerine kadar geliyor.”

    Öyle bir gülüyordu ki aynı anda göbeği de oynuyordu. Güçlü kadın olayım derken pehlivana dönmüştü annem.

    Bakışlarını bir noktaya sabitleyip durdu. Ayağa kalktı. Yeleği oturduğu divanın üzerine katlayıp bıraktı.

    “Hayırlara vesile olsun, hayırlara vesile olsun inşallah.”

    Tekrar ederek mutfağa geçti. Çok gülünce daima ardından kötü bir şey olacağına inanırdı.

    “Ne olur, yarınki gecenin sonuna kadar bir şey olmasın Allah’ım.”

    Her zamankinden daha çok dua etmiştim o gün. Zihnimi durduramıyordum. Bir tabak bol çökelekli papara koydu annem masaya. Yoğurdu üzerine dökmeden ayrı bir kasede verdi. Çarçabuk yiyip okula koştum.

    Tüm öğleden sonra tekrarlarla geçti. Şarkı söylemeyi oldum olası severdim ama bu defa çok farklıydı. Okul bahçesinin tam ortasına, yerden dört basamak yüksekliğinde yapılmış beton sahnede yapılacaktı yıl sonu gösteri. Müzik öğretmenim orgunu yerleştirip mikrofonun tepesine iki defa vurdu.

    “Ses, ses, deneme bir. Canan, sahneye bekleniyorsun.”

    Sahneye çıkıp göz göze geldiğimiz an heyecanımı fark etmiş olmalıydı ki önce kendisi başladı söylemeye. Sonra ben, sonra yine birlikte. Şarkıyı en son söyleyeceğimden tiyatro kısmına geçtik.

    Tülin’in tuttuğu, okula ait küçük oval aynada, çocuk, doğa, hayvan temalı gösteri için yaptığım hareketlere Türkçe öğretmenimin bakışlarından anlamıştım heyecanımın geçmiş olduğunu. Serçe gibi kanat çırparken kurşun yedikten sonraki sert düşüşte bu defa burnumu çarpmamıştım yere.

    “Aferin çocuklarım, çok güzel hazırlandınız, şiirleri de iki tekrar yaptıktan sonra dönebilirsiniz evlerinize. Yarınki prova kostümlü olacak.”

    “Ahh!” sesiyle dikkatimiz çam ağaçlarının altında kule kurmaya çalışan erkek öğrencilerden Abidin’in (çelimsiz oluşundan kule üstünde bayrak açma görevi ona verilmişti) yere yuvarlanmasıyla kule dağılmış, kendi getirdiği akşamdan ıslatılmış pınar sopası baldırında bitivermişti. Zühre Hanım’ın meslektaşına bakarkenki çaresizliğini unutamıyorum.

    Abidin, süt beyaz teninde oluşan kabarcıkları ağzıyla üfleyip (ninesi öğretmiştir kesin) eliyle ovuştururken etrafa sırıtarak yeni deneme için hazırlanıyordu. Bu ana hiç üzülmemiştim. Yemek dönüşünde önce sınıfa uğramıştım. Daima açık olan kapının kapalı oluşuna hayret edip açtığımda gördüklerimi anlatsaydım falakaya yatırırdı ikisini de. Bir şey yapmıyorlarmış. Uzatmaya çalıştıkları konuyu kısa kestim.

    Kızlarımız aynı yaşta olduğundan arada bir karşılaşırız Abidin ile. Yaşadıklarına üzülüyor, konuşurken gözlerimi bel hizasından aşağıya düşürmemeye dikkat ediyorum. İkimiz de gülüyoruz.

    Prova bitişi evimize giden iki yol seçeneğinden babamın dükkânının önünden geçebileceğimi tercih edip ulu derenin içine konulmuş üç büyük kaya parçasını amata oyunu oynarcasına sıçrayarak geçtim karşıya. Yoğun sigara dumanı floresan lambanın ışığını gölgelemiş, net görünmüyordu içerisi. Kapıyı açıp içeri girdiğimde sohbet durdu. Can dostu ile kadehini yudumlayıp masaya bıraktı. Babam gözlerimin içine bakarken ben de onunkilere bakıyordum. Bu dik bakışlarla anneme benzediğimden mi tüm yaramazlıklarıma katlanırdı, onu da bilmiyorum.

    “Yarın akşamki yıl sonu gösterisine geleceksin değil mi baba? Şarkı söyleyeceğim. Senin için.”

    Onay verircesine başını sallarken kadehin dibinde kalmış rakısını içip şişeye uzandı. Bitmiş kadehleri doldurdu. Ayağa kalkıp gözleriyle bana kapıyı gösterirken annem tepsiyle geldi. Tepsinin ortasında kızarmış akrep vardı. Akrebin en korktuğu ateşti. Ölmüş olduğu düşüncesi içimi rahatlattı.

    Hızla eve koştum. Üzerimdekileri çıkarmadan uzandım yatağa. Benden sekiz yaş küçük erkek kardeşimin elindeki kitabı hecelemeleri dışında ev sessizliğe bürünmüştü bir anda. Televizyonu dahi açmamıştı annem. Eve girer girmez ortalığı toparlıyordu sürekli. Omzundaki yemeniyi uzunca katlayıp başının etrafında döndürerek sıkıca bağladı. Aralık kalmış kapıdan görebiliyordum her hareketini. Pencere önüne bir sandalye çekip oturdu. Gecede tek bir yıldız yoktu. Gök gürültüsünün ardından bir şimşek çaktı. Ardından bir tane daha. Büyücek bir yağmur damlası camdan aşağı süzülürken göz kapaklarımın ağırlığına daha fazla dayanamıyorum.

    Annem birden karanlıkta kayboldu. Tedirgin edici sesler. Bir şeyin peşindeymişim gibi ilerliyorum karanlık koridor boyunca. Üst kattan alt kata iniyorum. Birden aydınlanıyor etraf. Tedirgin eden şeyi görüyorum. Bebek yüzü una bulanmış gibi bembeyaz, vücudu bir garip. Gizemli bir gülüşü, hain bakışları var. Çok ürküyorum. Annem gelinlikler içinde beliriyor birden. Yağmur hızlanıyor. Babam elinde büyük bir şemsiyeyle geliyor. Tüm aile şemsiyenin altına giriyoruz. Babam birden kayboluyor. Tedirgin edici şey koltuğun arkasından bakıyor, “Cee!” der gibi. Sesler yükseliyor. Annemin telaşla kapıyı açtığını görüyorum bir anda.

    “Agâh Bey’in evi mi?”

    Yataktan fırlayıp annemin yanına gittiğimde iki asker duruyordu karşımızda.

    “Eşiniz kaza yapmış. Devriye gezen jandarmalar bulmuş. Komada olduğu söylendi. Bu kadar bilgi verebiliyorum. Hazırlıklı olun isterseniz.”

    Tüm konuşmayı iyi dinlemek durumundaydım. Küçük kardeşim uykuda, annemse başını sallamaktan sesleri duyamaz, konuşulanları anlayamaz hâldeydi. Rüyamda gelinlik gördüğümü söylememiştim ki kimseye, kötü bir şey olsundu.

    Ertesi gün gelen haberler iyi değildi ama kalbi hâlâ atıyordu. Akşam olduğunda tüm köy okul meydanını doldurdu. Üzerime babamın yeleğini giyip sessiz gösterimi yaparken köpeğimiz ve küçük kardeşimdi benim için sadece beni izleyenler. Bir de arada bir görünüp kaybolan babam, kolunda annem.

    Üzerimi hızla değiştirmem gerekiyordu. Aradaki kısa şiiri Tülin okudu, üstelik hiç kekelemeden. Yeleği çıkarıp düzgünce katladım. Pileli okul eteğinin üzerine annemin kolalayıp ütülediği kar beyazı gömleğimi giyip sahnede yerimi aldım. Müzik öğretmenim gözlerime baktı. Şarkının ikinci nakaratına izleyiciler de katıldı. Sesimin titrediğini kimseler duymadı. Köpeğimiz Aslan gitmiş, kardeşim yalnız kalmıştı. Demir borulara metal halkalarla geçirilmiş siyah perdeyi iki çocuk usul usul kapatırken şarkı bitti. Kalabalık evlerine dağıldı.

    Babamı uzun bekleyişte, evimizin demir penceresinden günlerce taş köprülü yolu seyrettim. Her siyah beyaz tüylü olanı da Aslan zannettim.

    Sekizinci ayın bir öğleden sonrasında okul servisinden inip bahçe kapısından içeri girdiğimde berber tıraşı bitirmiş, yüzündeki köpükleri siliyordu. Yanına gidip yanaklarını okşadım. Bu ona ikinci dokunuşumdu.

    “Ben kimim?”

    Omuzlarını silkip gözlerime baktı.

    “Bu ağacı hatırlıyor musun? Ben doğduğumda diktiğini söylemiştin.”

    Gülümsedi.

    “Şarkı söyleyelim mi? Hani her yaramazlık yaptığımda söylediğini. O gece de onu söyledim.”

    Kemanını getirip yanı başına koydum. Ben söylerken o tellerine dokunuyordu. Kemanın çubuğu da benim kadar yabancıydı artık ona. Liseli olduğumu da söyledim. Sonrasını hatırlayamıyorum.

    İki minik elin gözlerimi kapatmasıyla irkildim.

    “Ben kimim? Bil bakalım?”

    Ellerini çekip kucağıma oturdu.

    “Oo anneciğim, bize bahane bulursun maşallah, elin videolarda. Ne izliyorsun, bakabilir miyim?”

    Telefonu kapattım.

    “Sokak hayvanlarını öldürüyorlar anne, biliyor musun? Çok üzülüyorum. Ne yapabiliriz? Bizim köpeğimizi de öldürürler mi? Büyük pankartlar açıp sokaklara mı çıksak? Arkadaşım Instagram’da paylaşmış. Ben de paylaşırım ama takipçi sayım çok az. Kaç kişiye duyurabilirim ki sesimi?”

    “Az-çok diye düşünme canım. Paylaş ki çoğalsın.”

    Açık kalmış televizyonda Hababam Sınıfı’nın Güdük Necmi’sinin gülüşünden alt satır haberi görmemiş olmasını diledim o an sadece kızımın. 

    İsrail’in 17 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda en az on beş bin altı yüz doksan dört çocuk yaşamını yitirdi.

    O zaman şarkı söylemek lazım. Şimdi. Çığlık çığlığa.

    Ses lütfen. Deneme bir, iki, üç…


    Gönül Yasemin Ölmez, Bodrum’da doğdu. Lise mezunu. Yirmi üç yıllık çalışma hayatında özel sektörde satış danışmanlığı ve mağaza müdürlüğü yaptı. Derin okuma ile başlayan kendini geliştirme eğitim yolculuğunu, mitoloji ve yaratıcı yazarlıkla halen devam ettiriyor. Bu süreçte iki kollektif kitapta öyküleri de yer alan Gönül Yasemin Ölmez, yazı yolculuğunu sürdüyor.

    YAZARIN DİĞER YAZILARI
    gönül yasemin ölmez suaremag yazar

    Related Posts

    MUHTAÇ DEĞİLİM, GİTME

    Kasım 1, 2026 Hakan Akdoğan

    ARZUNUN YARASI, UTANCIN İNTİKAMI 

    Kasım 1, 2026 Nilgün Karataş - SuareMag

    BAŞKASININ ARZUSU

    Kasım 1, 2026 Arzu Kurt

    SEVGİNİN UTANCI

    Kasım 1, 2026 SUAREMAG
    Yorum Yap
    Yorum yazın Cancel Reply

    Yeni Eklenenler

    Altın Portakal’dan Geriye Kalanlar: On İki Film, On İki Hikâye

    Kasım 3, 2026 Festival

    SAYIM ÇINAR’DAN FESTİVAL İZLENİMLERİ Bu yıl 63’üncüsü düzenlenen Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali, “Daima” sloganıyla…

    Sıradan Hayatların Sessiz Çığlığı: Kelebek Çalısı

    Kasım 3, 2026

    Uyanmak: Uyuyan Kadın ve Kaybolan İnsan

    Kasım 2, 2026

    MUHTAÇ DEĞİLİM, GİTME

    Kasım 1, 2026
    Sosyal Medya'da Biz
    • Facebook
    • Twitter
    • Instagram
    • YouTube
    Bu Haberleri Kaçırmayın

    Banksy, 14 yıl sonra ilk kişisel sergisini Glasgow’da açtı

    Haziran 19, 2023 Sergi

    SERİN MAVİ

    Ekim 1, 2025 SUAREMAG

    Kapı Komşusu ile gerilimli saatler: Naboer

    Ocak 1, 2024 Alperhan Benlioğlu
    Hakkımızda
    Hakkımızda

    Film, kitap, sanat, hayat ve daha fazlası için haber, röportaj, makale, podcast, güncel bilgiler içeren e-dergi.

    Email : editor@suaredergi.com.tr

    Künye

    Son Eklenen Yazılar

    Altın Portakal’dan Geriye Kalanlar: On İki Film, On İki Hikâye

    Kasım 3, 2026

    Sıradan Hayatların Sessiz Çığlığı: Kelebek Çalısı

    Kasım 3, 2026

    Uyanmak: Uyuyan Kadın ve Kaybolan İnsan

    Kasım 2, 2026

    Haber Bülteni

    Haber Bültenimize Abone Olun

    X (Twitter) Instagram Facebook
    © 2026 Tüm Hakları Saklıdır. Do Medya & Ekipbizz İçerik İşbirliğiyle hazırlanmaktadır.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.