Close Menu
    Son Eklenenler

    Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

    Temmuz 5, 2026

    Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

    Temmuz 5, 2026

    SuareMag Temmuz 2026

    Temmuz 1, 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Pazartesi, Temmuz 6
    X (Twitter) Instagram Facebook
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    • YAŞAM
      1. Aktüel
      2. Beslenme
      3. Felsefe
      4. Fitness
      5. İlişkiler
      6. Kişisel Bakım
      7. Kişisel Gelişim
      8. Psikoloji
      9. Sağlık
      10. Seyahat
      11. Sürdürülebilir Yaşam
      12. Teknoloji
      13. View All

      Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği: “Türk Gençliğine Atasını Unutturamazsınız”

      Ocak 16, 2026

      Apaçık Radyo’dan gençlere açık çağrı: “Açık Alan” başvuruları başladı

      Ocak 15, 2026

      Nazlı Eray’a “Yaşayan Efsane” Onuru

      Temmuz 5, 2025

      Yüzüncüyıl Gazeteciler Derneği’nden anlamlı seminer

      Temmuz 3, 2025

      İnovatif makarnacı Pastavilla 32. yaşını ödülle kutluyor

      Nisan 22, 2024

      Buğday Derneği ‘zehirsiz kentler’ için harekete geçti

      Aralık 23, 2021

      Pandora – Yasak Bilgi ve Merak, Felaket ya da Umut

      Nisan 5, 2026

      İkarus -Yükselme Arzusu, Protez Kanatlar ve Çöküş

      Mart 8, 2026

      Medusa – Kadın Öfkesi ve Öteki’nin Bakışı 

      Şubat 24, 2026

      Narcissus – Benlik, İmaj ve Modern Ego

      Ocak 7, 2026

      Ailemizin ‘Sessiz Odası’

      Mart 23, 2026

      Ergen ebeveynleri için kılavuz

      Eylül 23, 2024

      Aşkın Lotus Hali… 

      Temmuz 4, 2024

      “Doktordan Az Kullanılmış” bu defa bir kitap adı oldu

      Ağustos 29, 2023

      Parfümde şişe tasarımı kokudan önemli olabilir mi?

      Mart 28, 2023

      Saç bakımına ilişkin merak edilen 6 soru ve 6 yanıt

      Nisan 17, 2022

      Melda Kamhi Kosif’in yeni kitabı ‘Ruhun Fısıltısı’ okurla buluştu

      Haziran 8, 2026

      Pandora – Yasak Bilgi ve Merak, Felaket ya da Umut

      Nisan 5, 2026

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Stresten Huzura: Deneyimlenmiş bir dönüşüm süreci

      Mart 6, 2025

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Kimdir bu “Narsist Sapkınlar?”

      Mayıs 29, 2025

      Borderline: Bir Kişilik Bozukluğunun Biyografisi

      Mayıs 6, 2025

      Dementor – Ruh Emici: Narsisizmin gölgesinde bir yok oluş ya da yeniden doğuş hikâyesi

      Şubat 17, 2025

      Prof. Dr. Ahmet Karacalar’dan Lipödem Sendromu: Evrimsel Bir Uyumsuzluk

      Haziran 14, 2026

      ‘Bağımlılık’ bir hastalık olmayabilir (mi?)

      Şubat 18, 2026

      Longevity: Daha uzun ve daha iyi bir hayat mümkün mü?

      Şubat 4, 2026

      ‘Hepimiz Narsistiz’ kitabının yazarı Şule Öncü: Sanıldığından yaygın!

      Mayıs 17, 2024

      Sayım Çınar’dan Graz Notları: Sakinliğin, sanatın ve lezzetin şehri

      Şubat 6, 2026

      Melis Melek ile Yeryüzü Günlükleri

      Aralık 21, 2025

      IŞIĞIN İZİNDE, GÖLGENİN PEŞİNDE: PARİS

      Kasım 1, 2025

      ORTAÇAĞ’IN ORTASINDA BİR ŞEHİR: MDINA

      Kasım 1, 2025

      Nihal Gündüz’den ‘makarna’ ile ‘Çevre Krizi’ fotoğrafları

      Ağustos 15, 2025

      ‘Baumit ile Olasılıklar’ kitabı ile geleceği yeniden düşünüyor

      Eylül 20, 2023

      Heykeltıraş Varol Topaç’ın çelik üretim atıklarından yarattığı eser Contemporary İstanbul’da

      Eylül 17, 2023

      Jeotermal enerjiyi çocuklara anlatan kitap: Damla Adamlar

      Ağustos 31, 2023

      Kim Korkar Yapay Zekadan

      Haziran 8, 2025

      Türkiye’nin mutfak ve kültür mirasından seçkiler dijital erişime açılıyor

      Ekim 20, 2023

      Mevzular Açık Mikrofon, artık GAİN’de

      Eylül 1, 2023

      Akıllı makineler ve robotlar denilince akla gelen filmler

      Ağustos 31, 2023

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      ‘Hikâye Hepimiz İçin Temel İhtiyaç’

      Haziran 23, 2026

      Suare Kitaplığı ve Suare Yazarları Sarıyer Edebiyat Günleri’nde Okurlarla Buluşuyor

      Haziran 15, 2026

      Prof. Dr. Ahmet Karacalar’dan Lipödem Sendromu: Evrimsel Bir Uyumsuzluk

      Haziran 14, 2026
    • KÜLTÜR – SANAT
      1. Kitap
      2. Müzik
      3. Öykü
      4. Sanat
      5. Sergi
      6. Sinema
      7. Şiir
      8. Tiyatro
      9. Video
      10. View All

      Ayın Kitapları: TEMMUZ AYINDA NE OKUYALIM?

      Temmuz 1, 2026

      Kendi ‘araf’ının çıkmaz sokağındaki insan

      Haziran 30, 2026

      Figen Ormancı’dan yeni roman: Hiç Kimsenin Gölgesi

      Haziran 29, 2026

      40 Dilde Yayımlanan Dünya Çapındaki Fenomen Roman “Theo” Türkiye’de!

      Haziran 26, 2026

      Ayın Şarkıları: TEMMUZ AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Temmuz 1, 2026

      Ayın Şarkıları: HAZİRAN AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Haziran 2, 2026

      Ayın Filmleri: MAYIS AYINDA NE İZLEYELİM?

      Mayıs 1, 2026

      Ayın Şarkıları: MAYIS AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Mayıs 1, 2026

      İsmi Olmayan Hikayeler – VI

      Haziran 19, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – lV

      Mayıs 9, 2026

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – lV

      Nisan 12, 2026

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

      Nisan 29, 2026

      Gustav Klimt – Danaë: Altının içinden gelen sessiz uyanış

      Aralık 6, 2025

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Serçe Limanı batığının 1000. yılına sanatsal bir selam: Marmaris’te Cam Sanatı Sergisi

      Mayıs 2, 2026

      Peaky Blinders’ın klasik otomobilleri Rahmi M. Koç Müzesi’nde

      Mart 23, 2026

      Meşher’den Çevrimiçi Rehberli Turlar Başlıyor: İstanbul Temalı Sergiler

      Mart 23, 2026

      İfşa Günü: Yeni Başlayanlar İçin ‘Yeni Gerçeklik’

      Haziran 13, 2026

      Altın Palmiye Cristian Mungiu’nun oldu

      Mayıs 26, 2026

      Baran Gündüzalp ile ödüllü filmi Rosinante ve ötesi üzerine

      Mayıs 20, 2026

      Kadıköy Sinematek’te Louis Malle Retrospektifi ve dünya sinemasından özel seçki

      Nisan 27, 2026

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      ŞİİR – KADİR HORZUM

      Ocak 12, 2026

      Şiir: Kapandık kaldık içimize 

      Temmuz 18, 2025

      Şiir: Huy İşte

      Temmuz 7, 2025

      Kültürler Mut! Tiyatrosu’nda buluşuyor

      Mayıs 5, 2026

      Moda Sahnesi’nde sıkışan zaman: blueScat prömiyere hazır

      Nisan 8, 2026

      Listeler, Hisler ve Kadınlar

      Nisan 6, 2026

      27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nde ‘Bir Sahne Şövalyesinin’ mirasına bakmak

      Mart 27, 2026

      Parazit – Sınıfsal uçurumların sarsıcı anlatımı

      Haziran 30, 2025

      Garfield’in resmi posteri yayınlandı

      Aralık 19, 2023

      Napolyon bu kez Jaquin Phoenix’in yorumuyla sinemada

      Kasım 23, 2023

      Freud’s Last Session filminden fragman

      Ekim 27, 2023

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

      Temmuz 5, 2026

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      Ayın Kitapları: TEMMUZ AYINDA NE OKUYALIM?

      Temmuz 1, 2026
    • SD+
      1. Röportaj
      2. Haber
      3. Makale
      4. Portre
      5. Diğer
      6. View All

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      ‘Hikâye Hepimiz İçin Temel İhtiyaç’

      Haziran 23, 2026

      Bir Yansımanın İçinden Dünyaya Bakmak

      Haziran 22, 2026

      Baran Gündüzalp ile ödüllü filmi Rosinante ve ötesi üzerine

      Mayıs 20, 2026

      Feriköy Antika Pazarı kapanıyor mu?

      Nisan 13, 2026

      79. Cannes Film Festivali seçkisi duyuruldu

      Nisan 10, 2026

      Yeşilçam’ın köklü şirketi Erman Film’de yollar ayrıldı

      Şubat 6, 2025

      Defne ya da Bazı Tuhaf Hayatlar: Herkes kendi hikayesine sahip çıksın!

      Kasım 16, 2024

      Gerçekler Sizi Özgürleştirir Ama Önce Öfkelendirir: 8 Mart’ta Gloria Steinem’i yeniden okumak

      Mart 8, 2026

      Tahakküme Meydan Okuyan Küçük Harfler: bell hooks ve Duygu Yoldaşlığı

      Mart 8, 2026

      Bir gölün kıyısındaki Leylâ: Epstein ve depremin kayıp çocukları

      Şubat 17, 2026

      Don Quixote’un zırhı: Dünyaya karşı giyinmek

      Ocak 10, 2026

      100 Yıllık Bir Ses: David Attenborough

      Mayıs 8, 2026

      Sinemanın Şairi Béla Tarr’ın Ardından

      Ocak 7, 2026

      Yolda Olmak, Var Olmaktır

      Ağustos 9, 2025

      Maria Anna Mozart

      Temmuz 20, 2025

      Gülhane Parkında sarnıç olduğunu biliyor muydunuz?

      Nisan 2, 2023

      Klasik mobilyada en çok tercih edilen ağaç türlerini biliyor musunuz?

      Nisan 1, 2023

      Mart ayında Türkiye’nin en çok konuştuğu başlıklar

      Nisan 1, 2023

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      SEANS VE SONRASI

      Temmuz 1, 2026

      IL TEMPO SOSPESO.            

      Temmuz 1, 2026

      GATTACA: SEÇİMLERİMİZ GERÇEKTEN BİZE Mİ AİT? 

      Temmuz 1, 2026
    • PODCAST

      Podcast: Hayati Tavsiyeler ‘Bahar ve Mitoloji’ ile yayında

      Mayıs 5, 2023

      Denenmiş, test edilmiş, onaylanmış: Hayati Tavsiyeler

      Mayıs 5, 2023

      Meraklı bünyeler için podcast kanalı: Suare Online

      Mayıs 1, 2023

      Akla takılan sorulara yanıt arayan podcast: Neymiş?

      Nisan 9, 2023

      Hayati Tavsiyeler: Kendine yatırım yapanlara özel podcast

      Nisan 9, 2023
    • YAZARLARIMIZ
    • SuareMag
    • Suare Öykü
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    Buradasınız:Anasayfa » SuareMag Mayıs 2026
    SUAREMAG

    SuareMag Mayıs 2026

    Mayıs 1, 2026Yorum yapılmamış14 dk Okuma Süresi
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Email
    Paylaş
    Facebook Twitter Pinterest WhatsApp Email

    “Yapmak zorunda olduğun şeyi sevmek. Tüm şartlandırmaların amacı budur: İnsanlara, kaçınılmaz toplumsal yazgılarını sevdirmek.“

    Cesur Yeni Dünya – Aldous Huxley

    Editörden


    Merhaba sevgili okur,

    Çoğu zaman olduğu gibi mayıs ayında da iki keskin kavramın tam ortasında duruyoruz: İtaat ve İsyan.

    Biri akla hem düzeni getiriyor hem baskıyı; hem uyumu çağrıştırıyor hem de fedakarlığı. Diğeri ise kırılmayı, karşı çıkmayı, yön değiştirmeyi ve bazen de ağır bedeller ödemeyi düşündürtüyor. Ancak itaat ve isyanı salt siyah-beyaz bir karşıtlık olarak görmemek gerekiyor. İtaat, bazen fırtına öncesi sessizliğin habercisidir; isyan ise yeni bir düzenin sancılı doğumu…

    Étienne de La Boétie, “Gönüllü Kulluk Üzerine Söylev” adlı eserinde itaatin aslında bir seçim olduğunu savunur. Biz de bu ay onun izinden yola çıktık ve sorularımız bizi “itaatin psikolojisine” kadar getirdi. Albert Camus’nün “İsyan ediyorum, o halde varız” diyerek bireysel bir eylemi insani bir dayanışmaya, bir “biz” vurgusuna dönüştürmesi ise en güçlü ilham noktalarımızdan biri oldu. Ona göre isyan, absürt dünyaya karşı onurlu bir duruştu; biz de o duruşun peşine takıldık.

    Edebiyatın bu iki kavramın çarpışmasından doğan kıvılcımlarla beslendiğini söylesek abartmış olmayız. Antigone’dan George Orwell’e uzanan o upuzun hat üzerinde dolaştıkça gördük ki; itaat ve isyan hep iç içe, hep yan yana…

    Katip Bartleby’nin o meşhur “Yapmamayı tercih ederim” cümlesi mesela; aktif bir isyandan ziyade pasif bir direnişin, itaati reddedişin en zarif ve sarsıcı örneğini yansıtmıyor mu? Modern dünyada isyan her zaman bağırmak değil, bazen sadece “durmak” olduğunu deneyimlemeden önce biliyorduk; Melville bunu bize söylemişti yıllar önce. 

    Yine de aklımızda hep aynı soru duruyor: İnsan ne zaman itaat eder, ne zaman isyan eder?

    Kuram tarafında bu soru daha da karmaşıklaşıyor. Michel Foucault, iktidarın yalnızca baskı kurmadığını, aynı zamanda “özneyi ürettiğini” söylüyor. Bu durumda itaat, dışarıdan dayatılan bir zorunluluk olmaktan çıkıyor; içselleştirilen bir refleks haline geliyor. Belki de bu yüzden en zor isyan biçimi, yüksek sesle haykırmak değil, alışılmış olanı yapmamayı seçmekle başlıyor.

    Suare Dergi’nin bu sayısında okuyacağınız metinler, itaat ve isyana çok geniş bir aralıktan bakıyor. Bazıları itaatin nasıl inşa edildiğini, bazıları isyanın hangi koşullarda filizlendiğini, bazıları ise bu ikisinin nasıl birbirine dönüştüğünü anlatıyor.

    Unutmamak gerekir ki; bazen itaat, hayatta kalmanın tek yolu olabilir. Bazen de isyan, başka türlü var olamamanın… Belki de asıl mesele itaat ya da isyan etmek değil; hangisini, neden seçtiğimizi fark etmektir.

    Keyifli okumalar.

    H. Nilgün Karataş

    YAZARLAR

    hakan akdoğan - suare

    AÇIK BÜFE HEDONİ

    İnsanın yavrusunu bir parazit olarak dünyaya getirmesi suçtur. Ona bakması da suçu hafifletmeye çalışmasıdır. Sembiyoz bir şiddet eylemidir. Kim kimin parazitidir, kim kimin konağıdır, bilinmez.

    Yazıyı oku

    ATEŞİ HARLARKEN SORMAK: MUTLU MUSUN?

    Kitapları yakmaya gerek yok artık; elimize sığabilecek birer ekran edindiğimizden bu yana merak duygumuzu algoritmaların insafına bırakıp, hipnotize edilmiş robotlara dönüştük. Ateş artık yakmıyor; mavi ışığın hem bizi birbirimize gösterip hem de gerçek acılardan koruduğunu keşfettiğimizden bu yana…

    Yazıyı oku

    KENDİME İTAAT EDERKEN İSYANDAYIM

    Sabah elimde fincan, bir yudum alıyorum. Birkaç yudum daha. Fincanın kulpunu diğer elime aldığımda küçük bir kesik. Küçük bir kan. Fincanın sapı kırılmış. Ve kırılma anı… rutinimden çıktım. Kalkarım, kahvemi yaparım içerim, bilgisayarıma oturur yazılarıma gömülürüm. Bugün olmayacak.

    Yazıyı oku

    BİAT ETTİM RAHAT EDER MİYİM?

    Boyun eğiyorum artık. Çok yoruldum. Ne ben değişiyorum ne sen. İlk gençlik yıllarımdan beri otoriteyle boğuşan o ateşli ergen de yok artık. Feminist tartışmalar, iteklenen cam tavanlar, entelektüel zorbalar. Meydanı size bırakıyorum. Ben olmadım. Olamadım. 

    Yazıyı oku
    Benan Bilek

    PALYA’NIN GECE UÇUŞU

    Sabahın ilk ışıkları ufka vurduğunda dünya yeni bir güne yine aynı şekilde uyandı. Kayalıklar, çalılar, sürü; her şey bıraktığı yerdeydi. Ama Palya değişmişti. Bir kez gecenin içinde kendi kanat sesini duyan bir kuş, artık yalnızca sürünün sesine dönemezdi.

    YAZIYI OKU

    CÜMLELER

    Geçtiğim yer bir sokak olmaktan çıkmış. Bir dil haline gelmiş. Kimin özne olacağını, kimin nesne kalacağını belirliyor. Penceresi boş bir arsaya bakan genç bir kadın görüyorum. Gözlerinde parlayan ışık cama yansıyor. Beklediği ya da onu heyecanlandıran bir şeyler olmalı.

    YAZIYI OKU

    SİYAH GİYMEK, GİDEBİLMEKTİR…

    Henüz on yediydim yani çok genç. Bir erkekle nasıl yaşanır hiç bilmiyordum. Babam oldukça fazla koruyucu, kıskanç bir babaydı. Beni oraya buraya giderken takip etmişliği bile vardır. Ama ben her nasılsa onun takibinden kurtulup hayatımın aşkıyla kaçmayı başardım. 

    YAZIYI OKU

    İZ

    İsyan eden gözler kör bir de itaatkâr kulaklar duymaz diye yazarız bazan; o garip satirik anların sayfalarını çevirdiğimizde, bazan yazdığımız da okunmak için değil, hatta kendine bile değildir. Uyandığında içine sığamayan, bir çıkış yolu olarak yazıda kendini icat eden o şey; kalemini alıp yerine geçer, işini icra eder…

    YAZIYI OKU

    HASSAS TERAZİ

    Hep söylendiği gibi zıtlıklar birbirini var eder, anlaşılır kılar. Siyahın beyaza, acının tatlıya, nefretin sevgiye kattığı anlaşılırlık ortadadır. Baş kaldırmak mı, boyun eğmek mi? Mevcut düzeni sorgulamak mı, korumak mı? Değişimin kaçınılmaz olduğunu bilerek söyleyebiliriz ki sorgulamaktan vazgeçilemez.

    YAZIYI OKU

    İPLER VE DENGE

    Sokağa çıkıyorum. Maskemi yüzüme geçiriyorum. Nefesim yüzüme geri dönüyor. Terli. Vıcık vıcık. Lastiklerin kulağıma denk gelen kısımları kaşındırıyor. İçimde kapalıyım. Dışarısının büyüklüğü beni sıkıştırıyor. İnsan bazen korunurken kayboluyor.

    Yazıyı oku

    İMDAT POLİS

    İsyan bayrağı siyah, itaat bayrağı beyazdı. Ne zamandır bamya yapmıyordu. Şöyle tavuk etli, nohutlu bir bamya yapıyım diye düşündü. Annesi de ne güzel yapardı. Bamya tenceresine kaşık girmez der annesi bir karıştırır, kapağını kapatırdı. Bamyalar, dolmaları kıskandırırcasına dizilirdi tencerede bozulmadan.  Şimşir kaşık ile bir kez karışırdı.

    Yazıyı oku

    KİLİT

    Eksikti belki. Ya da fazlaydı. Sana kendimi anlatabilmek için her şeyi kullanırım bilirsin. Görüntü hep aynıdır. Pencere önünde, dizlerinin üzerinde, ağır, bir tomar boş sayfa ile yazacaklarını düşünen biri. İşte o an her şey değişip başka bir hâl alıyor. Bir zaman makinesi gelip, alıyor seni içine. Sonra aniden kapılar kapanıyor.

    Yazıyı oku

    TEŞEKKÜRLER WIESLER

    Ne zaman kendimi eksilterek bir yere varamayacağını hissetsem, bir şeyleri hatalı yaptığımı anlıyorum. İşte, tam o anda, içime koca bir taş yerleşiveriyor. Hayır, boşluk değil; taş. Başkalarının doğrularını taşıyan, büyüdükçe büyüyen bir taş.

    YAZIYI OKU

    O’NDAN SONRA

    Seni sevdiğim için yaptım. Ruhunun bana verdiği şifanın tadını hatırlıyorum. Sanki kalbimin içinden ılık ırmaklar akıyordu. Beyazı utandıran nurunun bedenimi dolduruşunun verdiği, hiç kimsenin seninle yakın olmak harici hissedemeyeceği o hazzı.

    YAZIYI OKU

    KÜTÜPHANE

    Kadın gözlerini üzerime dikti. Kollarımdaki kırmızı benekler belirginleşti iyice. Kaşımaya başladım gözler üzerimdeyken.
    “Diplomamı istiyorum, bir de yıllığımı çıkarsanız, alamamıştım da.”
    Raflardan albümü çıkarttı.
    Güm…

    YAZIYI OKU

    ŞİİRE İTAAT

    Cümlelerin arasında dolaşan bir ritim vardı. Kelimelerin açıklamadığı imgeler. Sarı bir akşam üstü göğe bakmak ve adını bilmediğim kuşların uçtuğunu görmek… Bunların ne anlama geldiğini bilmiyordum. Ama doğru olduklarını hissediyordum.

    YAZIYI OKU
    Duygu Görücü

    İSYANKÂR

    Mahallenin en sakin insanıydı. Etliye sütlüye karışmaz, kendi halinde yaşardı. İlk gördüğümde durgun bir duruşu, çökük omuzları ile yaşı geçkin bir insan sanmıştım. Yüzüne bakmayan herkes de öyle düşünürdü.

    YAZIYI OKU

    ŞEYTAN TAŞLAMA

    Bahri’nin dedesi ölmüş. E n’apalım ölenle ölünmez. Peki ne yapılır? Cenazesine gidilir. Haydi gidelim bakalım. Hiç de sevmem ama cenazeleri. Elimi kolumu ne yapacağımı bilemem. Cenaze cahiliyim ben. Akşamında duası da varmış. Ona da gitmeli dediler. E n’apalım biz de öyle yaptık.

    Yazıyı oku

    UÇURTMA

    Gökyüzüne ilerleyen ipi gözlerimle takip ettim. Sonlara doğru ip belirsizleşiyor, sanki görünmez bir bağın sunduğu birlikteliğin yanılsamasını yaşatıyordu. Büyük ihtimal yukarıdan aşağı baksaydım ipi yine aynı şekilde görecektim; hissiyatta özgür, gerçeklikte bağımlı… Tıpkı insanlar gibi…

    YAZIYI OKU

    İNCE KIRMIZI HAT

    Her şeyin bir yeri vardı büyüdüğü evde, değişmeyeceği baştan belli yerler. Sözlerin, bakışların, duruşların, hatta susuşların bile bir yeri vardı. Tıpkı babasının çökmüş koltuğu, üzeri çizik dolu dikdörtgen yemek masası, kapağı kapanmayan ayakkabılık, rengi solmuş halı, eski bir sandığın üzerindeki çoğu çatlak biblo ya da aynanın kenarında sıkışıp kalmış şu aile fotoğrafı gibi.

    Yazıyı oku

    YARAMAZ

    Gürültülü, yaramaz, vır vır konuşan çocuktur isyan. İtaat ise çoğu zaman daha sessiz, daha makul, uslu, terbiyeli. Simbiyotik ilişkileri vardır bu iki çocuğun. Birbirlerinden tamamen farklı görünseler de, birbirleri olmadan var olamazlar.

    YAZIYI OKU

    ANNE

    Cep telefonu titredi, saat 16.00 olmuştu. “Annemin ajitasyon saati,” dedi gülümseyerek. Titreşim sesi duyulduğunda mutfak fayansları eriyen mum gibi sarkar, buzdolabının uğultusu uzay boşluğundaki sondaymışçasına kopuklaşırdı.

    YAZIYI OKU

    BAKILMAYAN IŞIK

    Uzakta, kıyının ucunda, herkesin bildiği ama artık kimsenin bakmadığı bir ışık duruyordu.
    Yıllardır aynı şeyi yapıyordu: görünmek.
    Ne somut bir yol çizerdi ne de kimseyi çağırırdı; yalnızca orada durur, kendi ışığını sabırla döndürürdü. Bir zamanlar bu yetiyordu.

    YAZIYI OKU
    Şebnem Özbay

    İKİ GERİ BİR İLERİ

    Şucu’nun ileri gelenleri, esasında geriden gelirdi. Akılları da fikirleri de gerideydi. Onlar için geri, ileriydi. İleri ise geri. Bu düşünceden asla şaşmazlardı. İleriye doğru topluca giderlerse, geriye varacaklarına inançları tamdı. Geri cennetti; ne varsa oradaydı.

    YAZIYI OKU
    Sevin Bayrı

    BERLINALE’DE BİR DADAİST HAYALET

    Sanat, bir aynadır ancak bazen o aynayı izleyicinin suratına fırlatmak gerekir. Çok mu sert bir giriş oldu? Berlinale Film Festivali’nde yaşananlar, tam olarak bu fırlatma anına denk geliyor. … Unutulmamalıyız ki, dünya bir yıkımın eşiğindeyken güzel şarkılar söylemek, o yıkımın suç ortağı olmaktır.
    Sanat, isyan ettiği sürece sanattır.

    YAZIYI OKU

    İTAAT DEDİKLERİ KENDİ SESİNİ BOĞMA SANATI

    İnsan, başkalarının hayatındaki gedikleri ruhundan kopardığı parçalarla yamamaya çalışırken, aslında en çok kendi bütünlüğünü kaybediyor. Ben artık her fırtınada liman olan, her kırgınlığı “aman huzurumuz kaçmasın” diyerek midesine indiren, sonsuz anlayışlı suretimden vazgeçtim. Yoruldum karşılıksız manevi mesainin işçisi olmaktan.

    YAZIYI OKU

    DOĞANIN İSYANI

    Bahar, papatyaların sarı ışığıyla toprağa ince bir halı seriyor; her bir çiçek, mevsimin sessizce yazdığı şiire bir mısra ekliyordu. Gelişen teknolojiyle birlikte ağaçlar yerlerini betonarme binalara bırakmaktaydılar. Şehir büyüdükçe, gökyüzü küçülmüyor; sadece insanın bakışından uzaklaşıyordu.

    YAZIYI OKU

    BÜHTAN

    “Bühtan anam babam bühtan. İnanmayın böyle şeylere. Tamam bal tutan parmağını yalar ama bu kadarı da fazla. Besbelli bühtan. Adam dünyayla uğraşıyor. Senin benim gibi baldırı çıplakların lokmasına mı kaldı? Bunlar hep dış güçlerin, ajanların oyunları.”

    YAZIYI OKU

    KİNGU’NUN KANI

    Babil tabletleri, romantik bir başlangıç sunmaz; insanın kökenine dair soğukkanlı bir kırılma kaydıdır. Henüz insanın kendini “insan” diye adlandırmadığı bir çağın tortusu saklıdır. Anlamın rüzgârla savrulduğu tabletlerde, düzenin zaferi diye anlatılan hikâyelerin aslında en büyük varoluşsal yenilgimiz olduğu açıkça söylenmez.

    YAZIYI OKU

    OYUNBAZ İSYAN

    Nergis, yüzünde oluşmuş bir sivilceye şaşırdı, aynaya iyice yapıştırdı yüzünü. “Off” diye mırıldandı. “Tabii beslenmene önem vermezsen olacağı buydu şekerim” diye söylendi kendine. Pudrasına uzandı, hafif darbelerle rötuş yaptı.

    YAZIYI OKU

    HADRIANUS’UN HAKİKATİ

    Sevgili Marcus,
    Sana yirmi bir yıl Roma’ya hükmetmiş Hadrianus olarak değil, kendi karanlığıyla hesaplaşan bir ölümlü olarak yazıyorum. Manevi oğluma kendimle verdiğim savaşı anlatma fırsatını veren Tanrılara şükrediyorum.

    Yazıyı oku

    SÜT

    Dört kişiydiler. Uzun zamandır sofraya beraber oturmuyorlardı.
    Ben sonra yiycem. Ben daha acıkmadım. Daha yeni yedim ben. Napiim çok acıkmıştım. Bugün okulda da bundan vardı zaten. Canım istemiyooo! Ben pişmiş havuç sevmiyorum ki! Kaç kere söyliycem!… Yine mi çorba? Yine mi köfte? Yine mi pilav?

    YAZIYI OKU

    ÇÖP

    Motorun hırıltısı sabahın kararsız sessizliğini parçalıyordu. Hızla gaza asılıyordu Cemil. Nereye yetişeceksek. Sonra ani bir fren. Ne tam gece bitmiş ne de gün başlamış bu saatte. İnsanların çoğu daha arabalarını sokaklardan çıkartmamıştı. 

    Yazıyı oku

    VAKİT AĞACI

    Bahçeden gelen seslere uyandı Kadem. Kardeşi muhtemelen sabah namazını kılmış, erkenden çalışmaya başlamış. Geleli bir gün oldu ama sanki her sabah böyleydi bu düzen. Pencereden baktı. Kafasında takkesi, kollarını koltuk altına kadar sıvadığı yün kazağıyla, türlü metal parçalarını bir yerden alıp başka bir yere hışımla savuruyordu Azat.

    Yazıyı oku

    MÜSVEDDE

    Kahramanımız (ona bir isim verelim, mesela Selim) masasında oturmuş, taslak olarak kendi ölüm ilanını yazıyor. Gerçekten öleceğinden değil, anlatım tekniklerini denemek için. “Selim öldü” yazıyor. Sonra beğenmeyip değiştiriyor.

    YAZIYI OKU

    V FOR VENDETTA: MASKENİN ARDINDAKİ GERÇEK

    V for Vendetta’nın unutulmaz “hatırla” repliği bize ne çok şey hatırlatır. Son derece baskıcı bir toplum düzenininde yaşayan, ancak bir yerden sonra itaati isyana dönüştüren maskeli kalabalıklar.

    YAZIYI OKU

    İTAAT VE İSYANIN BAŞKENTİ: PARİS

    Modanın başkenti. Aşk ve aşıklar şehri. Aydınlanma çağında parlayan sokakları ile “ışık şehir- La Ville Lumière” olarak anılan Paris, aynı zamanda yeryüzünde itaat ve isyanın en görünür hâliyle iç içe geçtiği şehirlerden biri.

    YAZIYI OKU
    İtaat Portresi ©Nihal GÜNDÜZ – Giresun Sel Felaketi, 2020

    Ağaç, akışa itaat ederek kıyıya sağ salim varmış; peki ya onu oraya sürükleyen hırslarımız nereye vurdu?

    Nihal Gündüz

    Yapmamayı tercih ederim.

    Katip Bartleby – Herman Melville

    İLK SAYFASI

    Kadın hâlâ derin uykuda, düzenli ve güçlü nefesler alıp veriyordu. Hafif aralanmış ağzı gülümseyecek ya da bir şeyler söyleyecek gibiydi ve yorganın altındaki genç, diri göğüsleri huzurla inip kalkıyordu. Pencerelerden içeriye yeni doğan günün ilk ışıkları vuruyordu. Fakat kış sabahının ışığı zayıftı. Karanlıkla aydınlık arası bir ışık kararsız bir şekilde vuruyordu uyuyan her şeye ve örtüyordu üstünü.

    Ferdinand sessizce kalkmıştı, nedenini kendi de bilmiyordu. Şimdilerde bunu çok sık yaşıyordu; çalışırken birden kalkıyor, şapkasını kaptığı gibi evden çıkıyor, kendini tarlalara atıyor, hızla ve giderek daha hızla, bitkin düşünceye, dizleri titreyinceye, şakaklarındaki nabzı deli gibi atıncaya kadar koşuyor, sonunda kendini bilmediği yabancı bir yerde buluyordu. Ya da hararetli bir sohbetin ortasında öylece donup kalıyor, söylenenleri anlamıyor, soruları duymuyor, kendine gelmek için tüm gücüyle silkinmek zorunda kalıyordu. Bazen de akşamları üstünü değiştirmeyi unutuyor, ayağından çıkardığı ayakkabıları elinde, ya karısının seslenmesiyle yerinden sıçrayıncaya ya da birdenbire elindeki ayakkabılar yere düşünceye kadar yatağın kenarında öylece oturup kalıyordu.

    1MECBURİYET
    GEORGE ORWELL

    Stefan Zweig
    Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

    Çeviri: Gülperi Sert



    Mahkeme onu anlamadı: Asla Yahudilerden nefret etmemişti, asla bir insanın öldürülmesini istememişti. Suçu itaatinden kaynaklanıyordu, oysa itaat her zaman bir erdem olarak methedilirdi. Nazi liderleri onun erdemini istismar etmişti. Yöneticilerden değildi, kurbandı; ölüm cezası sadece yöneticilere müstahaktı.

    Kötülüğün Sıradanlığı: Eichmann Kudüs’te
    Hannah Arendt


    Bu dünyada bir tek şeyin yasak olduğunu yadsımak bile yasaya uygun olandan vazgeçmek anlamına gelir. Hiç kimsenin neyin ak, neyin kara olduğunu söyleyemediği yerde, ışık söner, özgürlük gönüllü bir tutsaklık olur.

    Başkaldıran İnsan
    Albert Camus
    Yönetmen & Senaryo: James McTeigue (Yönetmen), Lana Wachowski & Lilly Wachowski (Senaryo)
    Vizyon Tarihi: 2005
    Ülke: ABD, Birleşik Krallık, Almanya
    Tür: Aksiyon, drama, politik distopya
    Süre: 132 dakika
    Oyuncular: Natalie Portman, Hugo Weaving, Stephen Rea, John Hurt
    Konusu:
    V for Vendetta, totaliter bir rejimin hüküm sürdüğü alternatif bir İngiltere’de geçer. Devlet, korku ve propaganda yoluyla toplumu kontrol altında tutarken, “V” adlı maskeli bir figür ortaya çıkar ve sistemi sarsacak eylemler gerçekleştirmeye başlar. Genç bir kadın olan Evey, V’nin planlarının içine çekilirken hem kendi korkularıyla hem de içinde yaşadığı düzenin gerçekleriyle yüzleşir.
    Neden Seçtik?
    V for Vendetta, itaat ve isyan arasındaki gerilimi yalnızca politik bir çerçevede değil, bireyin iç dünyası üzerinden de kuran güçlü bir anlatıdır. Başlangıçta korkuyla hareket eden bir karakter, zamanla korkusunun kendisinin bir kontrol mekanizması olduğunu fark eder. Bu fark ediş, itaatin çözülmeye başladığı ilk andır. V karakteri ise isyanın görünür yüzüdür. Maskesiyle bireysel kimliğini geri plana iter, bir fikre dönüşür. Bu da isyanın kişisel olmaktan çıkıp kolektif bir anlam kazanmasını sağlar. Film, böylece şu soruyu ortaya koyar: İnsanlar gerçekten baskı altında oldukları için mi itaat eder, yoksa itaat etmeyi öğrendikleri için mi?
    Daha fazlasını oku: https://suaredergi.com.tr/v-for-vendetta-maskenin-ardindaki-gercek/
    La Liberté – Özgürlük
    • Ressam: Nanine Vallain
    • Eser: La Liberté
    • Yıl: 1793
    • Ülke: Fransa
    • Tür: Alegorik resim / Neoklasik etkiler
    • Teknik: Tuval üzerine yağlı boya
    • Boyut: 130 × 94 cm 
    • Bulunduğu Yer: Musée de la Révolution Française
    • Konusu:
      Eser, İspanyol sarayında geçen bir sahneyi tEserde yer alan kadın figür, Fransız Devrimi’nin temel ideallerinden biri olan “özgürlük” kavramını temsil eder. Figürün elinde tuttuğu kırmızı Frig başlığı, kölelikten kurtuluşu ve özgür yurttaş olmayı simgelerken; diğer elindeki belge, İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi’ne gönderme yapar. Arka plandaki mimari yıkıntılar ise eski rejimin -monarşinin- çöküşünü temsil eder. Bu yönüyle eser, belirli bir anı değil; bir tarihsel dönüşümün simgesel ifadesini resmeder.
    • Neden Seçtik?
      Bu eser, itaat ve isyan arasındaki kırılma anını en sade ama en güçlü biçimde temsil eder. Burada isyan, kalabalıkların sokaklara döküldüğü bir an olarak değil; bir hak iddiası olarak ortaya çıkar. Kadın figür ne bağırır ne de saldırır; ama artık itaat etmez. Elindeki metin, yalnızca bir belge değil, yeni bir düzenin ilanıdır. Bu nedenle eser, isyanın başlangıç anına işaret eder: İtaatin sorgulandığı. Hakikatin ilk kez dile getirildiği. Meşruiyetin yeniden tanımlandığı an.

    “Size hükmeden bu kişinin sadece iki gözü, sadece iki eli, sadece bir vücudu var… Sizde olandan fazla hiçbir şeyi yok; sizi yok etmek için ona verdiğiniz o ayrıcalık dışında.”

    Gönüllü Kulluk Üzerine Söylev
    Étienne de La Boétie

    Mayıs Kitapları

    • Baş Kaldıran İnsan – Albert Camus
    • 1984 – George Orwell
    • Mephisto – Klaus Man
    • İnce Memed – Yaşar Kemal
    TÜM LİSTEYİ GÖR

    Mayıs Filmleri

    • Andrei Rublev (1966), Andrei Tarkovsky
    • Pan’ın Labirenti, 2006), Guillermo del Toro
    • Mephisto (1981), István Szabó
    TÜM LİSTEYİ GÖR

    Mayıs Şarkıları

    • Killing in the Name – Rage Against the Machine
    • Another Brick in the Wall – Pink Floyd
    • El Derecho de Vivir en Paz – Víctor Jara
    TÜM LİSTEYİ GÖR

    suare dergi suaremag

    Related Posts

    SuareMag Temmuz 2026

    Temmuz 1, 2026 Manşet

    BIRAKIN ÇELİŞEYİM

    Temmuz 1, 2026 Hakan Akdoğan

    Ayın Filmleri: TEMMUZ AYINDA NE İZLEYELİM?

    Temmuz 1, 2026 Ayın Filmleri

    Ayın Kitapları: TEMMUZ AYINDA NE OKUYALIM?

    Temmuz 1, 2026 Ayın Kitapları
    Yorum Yap
    Yorum yazın Cancel Reply

    Yeni Eklenenler

    Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

    Temmuz 5, 2026 Fotoğraf

    Fotoğraf sanatçısı ve akademisyen Nihal Gündüz, Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi öğrencileriyle hazırladığı “Yüzleşme: Hayalet…

    Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

    Temmuz 5, 2026

    SuareMag Temmuz 2026

    Temmuz 1, 2026

    BIRAKIN ÇELİŞEYİM

    Temmuz 1, 2026
    Sosyal Medya'da Biz
    • Facebook
    • Twitter
    • Instagram
    • YouTube
    Bu Haberleri Kaçırmayın

    Dudak dolgusunda başarısız uygulamalar psikolojik hasar bırakabilir!

    Kasım 3, 2022 Uncategorized

    TABULA RASA

    Ocak 1, 2026 Mualla Çelik Hıdıroğlu

    Seçim temalı ufuk açıcı 8 film

    Mart 31, 2024 Film
    Hakkımızda
    Hakkımızda

    Film, kitap, sanat, hayat ve daha fazlası için haber, röportaj, makale, podcast, güncel bilgiler içeren e-dergi.

    Email : editor@suaredergi.com.tr

    Künye

    Son Eklenen Yazılar

    Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

    Temmuz 5, 2026

    Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

    Temmuz 5, 2026

    SuareMag Temmuz 2026

    Temmuz 1, 2026
    X (Twitter) Instagram Facebook
    © 2026 Tüm Hakları Saklıdır. Do Medya & Ekipbizz İçerik İşbirliğiyle hazırlanmaktadır.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.