Close Menu
    Son Eklenenler

    Önay Yılmaz’dan yeni bir polisiye: Pinokyo Kapanı

    Eylül 11, 2026

    2026 Nobel Edebiyat Ödülü için geri sayım: Bu yıl kimlerin adı konuşuluyor?

    Eylül 9, 2026

    ‘Mitolojiden anlamam’ diyenlerin kesin bilgili 10 mitolojik miras

    Eylül 8, 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Cumartesi, Eylül 12
    X (Twitter) Instagram Facebook
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    • YAŞAM
      1. Aktüel
      2. Beslenme
      3. Felsefe
      4. Fitness
      5. İlişkiler
      6. Kişisel Bakım
      7. Kişisel Gelişim
      8. Psikoloji
      9. Sağlık
      10. Seyahat
      11. Sürdürülebilir Yaşam
      12. Teknoloji
      13. View All

      Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği: “Türk Gençliğine Atasını Unutturamazsınız”

      Ocak 16, 2026

      Apaçık Radyo’dan gençlere açık çağrı: “Açık Alan” başvuruları başladı

      Ocak 15, 2026

      Nazlı Eray’a “Yaşayan Efsane” Onuru

      Temmuz 5, 2025

      Yüzüncüyıl Gazeteciler Derneği’nden anlamlı seminer

      Temmuz 3, 2025

      İnovatif makarnacı Pastavilla 32. yaşını ödülle kutluyor

      Nisan 22, 2024

      Buğday Derneği ‘zehirsiz kentler’ için harekete geçti

      Aralık 23, 2021

      Anlama giden yol: Sembolizm

      Ağustos 3, 2026

      Pandora – Yasak Bilgi ve Merak, Felaket ya da Umut

      Nisan 5, 2026

      İkarus -Yükselme Arzusu, Protez Kanatlar ve Çöküş

      Mart 8, 2026

      Medusa – Kadın Öfkesi ve Öteki’nin Bakışı 

      Şubat 24, 2026

      Ailemizin ‘Sessiz Odası’

      Mart 23, 2026

      Ergen ebeveynleri için kılavuz

      Eylül 23, 2024

      Aşkın Lotus Hali… 

      Temmuz 4, 2024

      “Doktordan Az Kullanılmış” bu defa bir kitap adı oldu

      Ağustos 29, 2023

      Parfümde şişe tasarımı kokudan önemli olabilir mi?

      Mart 28, 2023

      Saç bakımına ilişkin merak edilen 6 soru ve 6 yanıt

      Nisan 17, 2022

      Melda Kamhi Kosif’in yeni kitabı ‘Ruhun Fısıltısı’ okurla buluştu

      Haziran 8, 2026

      Pandora – Yasak Bilgi ve Merak, Felaket ya da Umut

      Nisan 5, 2026

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Stresten Huzura: Deneyimlenmiş bir dönüşüm süreci

      Mart 6, 2025

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Kimdir bu “Narsist Sapkınlar?”

      Mayıs 29, 2025

      Borderline: Bir Kişilik Bozukluğunun Biyografisi

      Mayıs 6, 2025

      Dementor – Ruh Emici: Narsisizmin gölgesinde bir yok oluş ya da yeniden doğuş hikâyesi

      Şubat 17, 2025

      Prof. Dr. Ahmet Karacalar’dan Lipödem Sendromu: Evrimsel Bir Uyumsuzluk

      Haziran 14, 2026

      ‘Bağımlılık’ bir hastalık olmayabilir (mi?)

      Şubat 18, 2026

      Longevity: Daha uzun ve daha iyi bir hayat mümkün mü?

      Şubat 4, 2026

      ‘Hepimiz Narsistiz’ kitabının yazarı Şule Öncü: Sanıldığından yaygın!

      Mayıs 17, 2024

      KOPENHAG: GÜVENİN VE HAFİFLİĞİN KONFORU

      Eylül 1, 2026

      Sayım Çınar’dan Graz Notları: Sakinliğin, sanatın ve lezzetin şehri

      Şubat 6, 2026

      Melis Melek ile Yeryüzü Günlükleri

      Aralık 21, 2025

      IŞIĞIN İZİNDE, GÖLGENİN PEŞİNDE: PARİS

      Kasım 1, 2025

      Nihal Gündüz’den ‘makarna’ ile ‘Çevre Krizi’ fotoğrafları

      Ağustos 15, 2025

      ‘Baumit ile Olasılıklar’ kitabı ile geleceği yeniden düşünüyor

      Eylül 20, 2023

      Heykeltıraş Varol Topaç’ın çelik üretim atıklarından yarattığı eser Contemporary İstanbul’da

      Eylül 17, 2023

      Jeotermal enerjiyi çocuklara anlatan kitap: Damla Adamlar

      Ağustos 31, 2023

      Kim Korkar Yapay Zekadan

      Haziran 8, 2025

      Türkiye’nin mutfak ve kültür mirasından seçkiler dijital erişime açılıyor

      Ekim 20, 2023

      Mevzular Açık Mikrofon, artık GAİN’de

      Eylül 1, 2023

      Akıllı makineler ve robotlar denilince akla gelen filmler

      Ağustos 31, 2023

      2026 Nobel Edebiyat Ödülü için geri sayım: Bu yıl kimlerin adı konuşuluyor?

      Eylül 9, 2026

      ‘Mitolojiden anlamam’ diyenlerin kesin bilgili 10 mitolojik miras

      Eylül 8, 2026

      ‘Eskişehir festivaller şehri olacak!’

      Eylül 6, 2026

      KOPENHAG: GÜVENİN VE HAFİFLİĞİN KONFORU

      Eylül 1, 2026
    • KÜLTÜR – SANAT
      1. Kitap
      2. Müzik
      3. Öykü
      4. Sanat
      5. Sergi
      6. Sinema
      7. Şiir
      8. Tiyatro
      9. Video
      10. View All

      Önay Yılmaz’dan yeni bir polisiye: Pinokyo Kapanı

      Eylül 11, 2026

      Napolyon’un yenilgisi modern dünya sistemini nasıl doğurdu?

      Eylül 1, 2026

      İstanbul’un unutulmuş mimarlarının izinde

      Ağustos 31, 2026

      ‘Yazmak ömür boyu sığınağım oldu’

      Ağustos 29, 2026

      Klasik Müziğin çağdaş yorumcularından Janoska Ensemble Bodrum’da

      Ağustos 7, 2026

      AYIN ŞARKILARI: AĞUSTOS AYINDA NE DİNLEYELİM

      Ağustos 2, 2026

      Ayın Şarkıları: TEMMUZ AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Temmuz 1, 2026

      Ayın Şarkıları: HAZİRAN AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Haziran 2, 2026

      İsmi olmayan hikâyeler – VIII

      Ağustos 30, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – VII

      Temmuz 25, 2026

      AH BAVULUM VAH BAVULUM

      Temmuz 15, 2026

      İsmi Olmayan Hikayeler – VI

      Haziran 19, 2026

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

      Nisan 29, 2026

      Gustav Klimt – Danaë: Altının içinden gelen sessiz uyanış

      Aralık 6, 2025

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Serçe Limanı batığının 1000. yılına sanatsal bir selam: Marmaris’te Cam Sanatı Sergisi

      Mayıs 2, 2026

      Peaky Blinders’ın klasik otomobilleri Rahmi M. Koç Müzesi’nde

      Mart 23, 2026

      Meşher’den Çevrimiçi Rehberli Turlar Başlıyor: İstanbul Temalı Sergiler

      Mart 23, 2026

      Ayvalık Uluslararası Film Festivali beşinci yaşını dünyanın öne çıkan filmleriyle kutluyor

      Ağustos 17, 2026

      İBB Beyoğlu Sineması’nda Ağustos Boyunca Ücretsiz Film Şöleni

      Ağustos 4, 2026

      Obsession: Bir Dileğin Etik Bedeli

      Temmuz 27, 2026

      THE ODYSSEY ÜZERİNE DÜŞÜNCELER: EN FAZLA TANRILAR KADAR KUSURLU

      Temmuz 26, 2026

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      ŞİİR – KADİR HORZUM

      Ocak 12, 2026

      Şiir: Kapandık kaldık içimize 

      Temmuz 18, 2025

      Şiir: Huy İşte

      Temmuz 7, 2025

      Sait Faik ile Orhan Kemal “Düş Payı”nda buluşuyor

      Eylül 1, 2026

      Kültürler Mut! Tiyatrosu’nda buluşuyor

      Mayıs 5, 2026

      Moda Sahnesi’nde sıkışan zaman: blueScat prömiyere hazır

      Nisan 8, 2026

      Listeler, Hisler ve Kadınlar

      Nisan 6, 2026

      Parazit – Sınıfsal uçurumların sarsıcı anlatımı

      Haziran 30, 2025

      Garfield’in resmi posteri yayınlandı

      Aralık 19, 2023

      Napolyon bu kez Jaquin Phoenix’in yorumuyla sinemada

      Kasım 23, 2023

      Freud’s Last Session filminden fragman

      Ekim 27, 2023

      Önay Yılmaz’dan yeni bir polisiye: Pinokyo Kapanı

      Eylül 11, 2026

      2026 Nobel Edebiyat Ödülü için geri sayım: Bu yıl kimlerin adı konuşuluyor?

      Eylül 9, 2026

      ‘Mitolojiden anlamam’ diyenlerin kesin bilgili 10 mitolojik miras

      Eylül 8, 2026

      Talât Sait Halman Çeviri Ödülü için başvurular başladı

      Eylül 1, 2026
    • KİTAPLIK
    • ATÖLYE
    • PODCAST

      Podcast: Hayati Tavsiyeler ‘Bahar ve Mitoloji’ ile yayında

      Mayıs 5, 2023

      Denenmiş, test edilmiş, onaylanmış: Hayati Tavsiyeler

      Mayıs 5, 2023

      Meraklı bünyeler için podcast kanalı: Suare Online

      Mayıs 1, 2023

      Akla takılan sorulara yanıt arayan podcast: Neymiş?

      Nisan 9, 2023

      Hayati Tavsiyeler: Kendine yatırım yapanlara özel podcast

      Nisan 9, 2023
    • YAZARLARIMIZ
    • SuareMag
    • Öykü
    • SD+
      1. Röportaj
      2. Haber
      3. Makale
      4. Portre
      5. Diğer
      6. View All

      ‘Yazmak ömür boyu sığınağım oldu’

      Ağustos 29, 2026

      Nebahat Kavak ile ‘Medeniyet Hamuru’: Kültürel bir mirası görünür kılmak

      Ağustos 13, 2026

      Nilgün Karataş: ‘Tanrıçalar ölmedi, sadece kostüm değiştirdi’

      Ağustos 5, 2026

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      Feriköy Antika Pazarı kapanıyor mu?

      Nisan 13, 2026

      79. Cannes Film Festivali seçkisi duyuruldu

      Nisan 10, 2026

      Yeşilçam’ın köklü şirketi Erman Film’de yollar ayrıldı

      Şubat 6, 2025

      Defne ya da Bazı Tuhaf Hayatlar: Herkes kendi hikayesine sahip çıksın!

      Kasım 16, 2024

      Gotik Mimari: Gotik edebiyatın görkemli yapıları

      Ağustos 10, 2026

      Gerçekler Sizi Özgürleştirir Ama Önce Öfkelendirir: 8 Mart’ta Gloria Steinem’i yeniden okumak

      Mart 8, 2026

      Tahakküme Meydan Okuyan Küçük Harfler: bell hooks ve Duygu Yoldaşlığı

      Mart 8, 2026

      Bir gölün kıyısındaki Leylâ: Epstein ve depremin kayıp çocukları

      Şubat 17, 2026

      100 Yıllık Bir Ses: David Attenborough

      Mayıs 8, 2026

      Sinemanın Şairi Béla Tarr’ın Ardından

      Ocak 7, 2026

      Yolda Olmak, Var Olmaktır

      Ağustos 9, 2025

      Maria Anna Mozart

      Temmuz 20, 2025

      Gülhane Parkında sarnıç olduğunu biliyor muydunuz?

      Nisan 2, 2023

      Klasik mobilyada en çok tercih edilen ağaç türlerini biliyor musunuz?

      Nisan 1, 2023

      Mart ayında Türkiye’nin en çok konuştuğu başlıklar

      Nisan 1, 2023

      FARE MASALI

      Eylül 1, 2026

      DÖVÜŞ KULÜBÜ: SAHİP MİYİZ? KÖLE MİYİZ?

      Eylül 1, 2026

      ‘Yazmak ömür boyu sığınağım oldu’

      Ağustos 29, 2026

      Nebahat Kavak ile ‘Medeniyet Hamuru’: Kültürel bir mirası görünür kılmak

      Ağustos 13, 2026
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    Buradasınız:Anasayfa » SuareMag Eylül 2026
    Manşet

    SuareMag Eylül 2026

    Eylül 1, 2026Yorum yapılmamış15 dk Okuma Süresi
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Email
    Paylaş
    Facebook Twitter Pinterest WhatsApp Email

    “Böylece alışkanlık, gönüllü kulluğun ilk nedeni hâline gelir.”

    Étienne de La Boétie — Gönüllü Kulluk Üzerine Söylev

    Editörden


    Merhaba sevgili okur,

    Konfor ve esaret. İlk bakışta birbirine taban tabana zıt iki kavram. Biri rahatlığı ve güveni, diğeri kısıtlanmayı ve özgürlüğün kaybını çağrıştırıyor. Oysa aralarında sandığımızdan çok daha ince bir çizgi var.

    Çünkü insan sadece zor kullanılarak esir edilmiyor her zaman; bazen rahat ettiği, alıştığı ve kaybetmekten korktuğu için kalır. Kendisini güvende tutan şeyin hareket alanını daralttığını ise çoğu zaman geç fark eder.

    Erich Fromm’un belirttiği gibi; özgürlük belirsizlik ve sorumluluk getirir. Bu yükü taşımak zor geldiğinde, bizi güvende hissettiren yapılara sığınırız. Bauman’ın dediği gibi; güvenlik isteriz ama özgürlükten vazgeçmek istemeyiz, özgürleşmek isteriz ama belirsizlikten korkarız. Bir evi, bir ilişkiyi, bir unvanı, sahip olduğumuzu sandığımız ne varsa kaybetmemek adına kendimiz olmaktan vazgeçtiğimizde, konfor dediğimiz şey görünmez esarete dönüşmüş olabilir. 

    Bugün teknoloji ve tüketim dünyası da bu pazarlığa dâhil. Hayatımız kolaylaştıkça görünmez bağlarımız çoğalıyor. Byung-Chul Han’ın işaret ettiği gibi, modern insanın gardiyanı artık dışarıda değil. Daha çok üreten, tüketen ve görünen insan, bunu kendi seçimi sanarak kendi esaretini yaratıyor. Foucault’nun dikkat çektiği o biçimlendirici iktidar, bugün alışkanlıklarımızın ve ekranlarımızın içine gizleniyor.

    Böyle düşününce konfor ile esaretin birbirine karşıt olmak bir yana birinin diğerinin içinde saklandığı fark ediliyor.

    Bu ay Suare’de bu iki kavramın arasındaki ince çizginin etrafında dolaştık. Konfor ne zaman esarete dönüşür? Güvende olmak için nelerden vazgeçeriz? Ve en önemlisi; bizi tutan kapının kilitli olmadığını fark ettiğimizde dışarı çıkmaya cesaret edebilir miyiz?

    Tüm bu sorulara yanıtlar aradık. Edebiyattan sinemaya, gündelik hayattan toplumsal yapılara uzanan sayfalar arasında gezinirken kendi alışkanlıklarımızı ve bizi tutan sınırları yeniden düşünmek dileğiyle.

    Umalım ki konforumuz bizi dinlendirsin ama esir almasın, güvende olalım ama özgürlüğümüzden vazgeçmeyelim.

    Keyifli okumalar…

    H. Nilgün Karataş

    YAZARLAR

    hakan akdoğan - suare

    KOLTUĞU KÜÇÜMSEME

    Bedenin nereye çökeceğini, gözün nereye takılacağını, elinin neye uzanacağını, hangi saatte susacağını koltuk bilir. Koltuk ciddiyet gerektirir. Hazır mısın? Şimdi onunla tanışacaksın. Sakin ol. Ayaklarını hemen uzatma. Battaniyeyi dizlerine çekme. Önce yüzüne bak. Yüzü yokmuş gibi davranacak.

    Yazıyı oku
    Henize Nilgün

    STEVENSLAŞMAK: PROFESYONEL ESARET

    Odasına çekilip aşk romanları okuyan, fakat kendi yaşamında duygudan arınmayı “en büyük erdem” sayan bir adam düşünün. Dışarıdan bakıldığında çelikten bir disiplin, kusursuz bir profesyonellik… Hayatı yaşamak yerine onun emniyetli temsilini seçen tanıdık bir silüet.

    Yazıyı oku

    KIRK KAT YORGANIN ALTINDAN İĞNE BATTI

    Günlerdir adını koyamadığım bir sancı yaşıyorum. Konfora sahibim, hayatın getirdiği güzellikleri yaşıyorum ama bir yandan o kırk kat yorganın altındaki iğne batıyor bir tarafıma. Canım yanıyor, ruhum kararıyor, genzime küf doluyor. Bir yerlerde bir yanlış var diyorum ama nerede? Seçtiğim hayat bana mı ait ya da iyisi bu denilen bir tercihin elinde oyuncak mıyım?

    Yazıyı oku

    HENÜZ BİR OLRİC’İ YOKTU

    İnsan, esir olduğunu fark etmeden, konforunu korumak için özgürlüğünden ne kadar feragat edebilir?
    “Vazgeçtiklerimiz ardımızda bir buz dağına dönüşene kadar,” diye yazdı ekrana. İlk Turgut Özben evinin koltuğunda oturup eşyalarını süzdüğünde yakalanmıştı bu hastalığa; o da vücudunun şeklini almış koltuk minderine bakarken buldu kendini.

    Yazıyı oku

    ÇOK KALABALIK, ÇOK YALNIZ

    On bir odalı, iki salonlu, yedi tuvaletli evde Aysun’un kendine ait bir odası yoktur. Bunu kimse sorun olarak görmez; ev büyüktür ve yeterince alan vardır. Yatak odalarının üçünde kullanılmayan yataklar, birinde oyun konsolu, birinde piyano durur. İki oda giysilere, bir oda ütüye ayrılmıştır. Kütüphane olarak ayrılan odanın iki duvarı onlarca tezhip eserle doludur.

    Yazıyı oku

    KONFORUN EFENDİSİ, KORKUNUN KÖLESİ

    Paris’in gri ve ıslak koridorlarından birinde, kendini altı metrekarelik bir dünyaya sığdırmış bir adamın yanındayım. Gerçi “sığdırmış” demek ne kadar doğru, emin değilim. Belki de sığdırdığını sanıyor. Çünkü Jonathan Noel’in altı metrekarelik dünyası, birazdan bir güvercin tarafından işgal edilecek.

    YAZIYI OKU

    AŞK ESARETTİR!

    Gören herkesin delicesine kıskanacağı bir davetti. Işık oyunları, mumlar, çiçekler, havai fişekleri… Özel bir tuvaletim vardı, isteğime göre dikilmişti. Davetliler de çok şıktı. Ama bizden gözlerini ayıramadılar. Sadece kayınvalidem suskun ve mutsuzdu. Gecenin sonlarına doğru bir ara yanıma gelip gizlice “Umarım mutlu olursun,” dedi. Önce kıskançlık sandım…

    YAZIYI OKU

    ESARETİN C’ESARETİ 

    Son Söz:
    Yaşadığımız dönemde esaretin, konforlu zihnimizin içine, artık iyice yerleştiğine kanaat getirdim. Rahatsızım. Nasıl değişir bu durum? Belki de yapı söküm yapmak lâzım; cesaretle. Kolay değil. Konforlu esareti delebilecek gerçek cesaret, belki de güvenilir insanların ilkeli, onurlu duruşlarında olabilir.

    YAZIYI OKU
    Şebnem Özbay

    OLAMADI, OLMADI

    Başına gelenden değil, gelemeyenden de mutsuz olur insan. Bizimki, bunun canlı kanıtıydı. Öyle devasa kötülükler görmemişti aslında hayattan. Ne yuvası yıkılmış, ne alacaklısı kapıya dayanmış, ne geceleri uykusuz kalmış değildi. Hatta pek çoklarına kıyasla şanslıydı diyebilirim. Ama o, en küçük pürüzü bile büyütüp hayatının göbeğine, ‘dert’ diye koymayı iyi bilirdi.

    YAZIYI OKU

    BOY ÖLÇÜSÜ

    Dünyada nesneler, bedenler, sesler, mesafeler vardır; fakat “üç” yoktur. Üç taş vardır, üç ölüm, üç gece, üç kişi… ama bütün bunlardan çekilip çıkarılabilecek, kendi başına duran bir “üç”e hiçbir yerde rastlanmaz. Buna rağmen uygarlığın neredeyse bütün düzenini, dokunamadığımız bu soyut varlıkların üzerine kurmuşuzdur. Sayarız, ölçeriz, böleriz, karşılaştırırız…

    YAZIYI OKU

    CANAVARA SARILIP UYUMAK

    Bir keresinde kendime sordum. Ben Haufniensis değilim tabii, Kierkegaard da değilim; o yüzden aradığım cevaplar önemini kaybetti. Hikâyeler anlattım. Bir gölün içinde yaşayan canavara dair. Onu gördüğünü iddia eden köylüler vardı. Gölün büyüklüğünü söylesem belki gözünüzde canlanır ama büyük bir göl desem de canlanmaz mı? Betimlemeler çok abartılıyor.

    YAZIYI OKU

    BAĞ

    Durabildiğim için seçtin beni. Sessiz kalacağımı bildiğin için.
    Bir gün yorulacağını bildiğin için. Yorulduğunda asla kabul etmeyeceğin için. Durmak sana zayıflık gibi geldiği için.
    Nice serüvende seni ayakta tutan vazgeçmeyişinin seni bir yere kadar götüreceğini bildiğin için.

    YAZIYI OKU

    FARE MASALI

    Kapkaranlık bir küçük odada çömelmiş duran bir çocuk. Annesi ne kadar insafsız. Hayır olaylar hiç öyle değil. Çocuk orada çünkü kendi istedi. Kafanız mı karıştı? Anlatıyorum.
    Ben yalnızlığı çok seven bir çocuktum. Ama ailem tam tersi. Hep emiş gemiş olalım, yemekler birlikte yensin, herkes oturma odasında otursun hep ama hep.

    Yazıyı oku

    BU YAZI BURAYA GELENE KADAR

    Banka kuyruğunda, ensesine yapışık gibi duran adamın, “of çok sıcak” demesiyle, burnunu tuttu. “Allah’ım dayanılır bir koku değil bu sıcakta.”
    Önündeki adama, yanda duran bankı işaret edip, “Rica etsem sıramı koruyabilir misiniz, bir sigara içip hemen dönerim.”
    “Tabii ki rahat olun,” geri dönüşüyle banka geçip oturdu.

    Yazıyı oku
    Duygu Görücü

    FARKEDİLMEYEN ÖZGÜRLÜK

    Gözlerimi müthiş bir ağrı ile açtım. Tüm vücudumu esir almıştı. Yavaş hareketlerle yataktan kalkıp, elimi yüzümü yıkamaya banyoya geçtim. Lavaboya eğilmek istediğim anda beynim akarcasına başımda hareket etti. Zor bela yıkadıktan sonra mutfakta kahve makinemi çalıştırıp içeriye geçtim. Oturmak ayrı bir işkenceydi. Sırtımdaki tüm kaslar isyandaydı.

    YAZIYI OKU

    KONFOR YALAN ESARET GERÇEK

    İnsan ne için, neden yaşar? Niye burada, dünyadayız? Güzel alışkanlıklar edinip, zenginleşmek, bu uğurda en taze zamanları feda etmek için mi? Belki iyi bir eğitim sonrası para kazandıracak kariyer planı yapar, kamu sektörüne dahil olamasa da özel sektörde var olabilir insancık. Bu mudur yaşam gayesi? İnsan ne için, neden yaşar?

    YAZIYI OKU

    BEKLENMEYEN KAHVALTI

    Hiç beklemediğim bir vakitti, telefonum çaldığında. Sabah, daha çok erkendi, ancak acil bir şey gerektiğinde aranılacak bir saatti. Hızla merak edilmesi gereken kişileri kafamda döndürüp, diğer komodinin üstünde duran telefona panikle koştum. Gözlerime inanamadım bir an, ismini görünce. Açmasam mı acaba diye düşündüm bir an.

    YAZIYI OKU

    SAMETLERE NE OLDU? (MIL PASOS)

    Artık dans etmek istemiyorum. Kalkıp müziği kapatacak takatim de yok. Ne kadar farklı hayal etmiştim oysaki… ama ne demişler? Büyük hayalleri olanların hayal kırıklıkları da büyük olur. Büyük mü hayallerim benim? Bilmem, bence değil. Ateş olsam cürmüm kadar yer yakarım nasıl olsa. Hem ne fark eder ki?

    YAZIYI OKU

    KAPI HENÜZ KAPANMADI

    Bir aşığın gözyaşları, sanki gecenin bütün sessizliğini yararak cam bilyeler gibi dökülüyor, parkelerin üzerine saçılıp kendi küçük yörüngelerinde yuvarlanırken üzerlerindeki ışığı kırıyor; kırılan ışık gökkuşağının bütün renkleriyle evin duvarlarına vuruyor, duvarlar bir anlığına başka bir âlemin yüzeyine dönüşüyor, mekânın bütün poetikası yerinden oynayıp kendinden geçiyor…

    YAZIYI OKU

    GOLGOTHA TEPESİ SAKİNLERİ

    Bakın şu tepedeki kendilerine “insan” diyen uysal sürüye! Nasıl da sokulmuşlar birbirlerinin sıcaklığına, nasıl da titriyorlar kanın o asil soğukluğu karşısında. Onlar can alırken, üşümekten öyle korkarlar ki özgürlüğü bir hırka fiyatına satmayı dilerler. Sorarım size! İlk insan, mağaranın o tekinsiz oyuğunda acının o yakıcı nefesinden kaçmak için mi yaktı ateşi, yoksa sadece kendi korkaklığına bir sığınak mı buldu?..

    YAZIYI OKU

    İYİLİĞİ FISILDAYAN DÜNYA

    Bugün kullandığımız hemen hemen tüm teknolojik icatların babası tembellik, annesi hedonizmdir. Her tembel bir şey icat edemese de önemli icatlar, zahmeti azaltarak kazanacağı vakti haz veren şeylerle doldurmak isteyenlerce geliştirilmiştir.
    Hayatı kolaylaştırdığını inkâr edemesek de teknoloji ve onun getirdiği konfor zaman içerisinde insanın mücadele gücünü kırdı, fiziksel ve ruhsal dayanıklılığını zayıflattı.

    YAZIYI OKU

    YENİ TABELALAR, ÇALINMIŞ HAFIZA

    Kanaldan kanala geziyorum. Zil çalınca yerimden kalkıyorum. Kurye, yirmilerinin henüz başında, temiz yüzlü bir delikanlı. Merdivenleri koşarak çıkmış olmalı ki elindeki paketi uzatırken göğsü inip kalkıyor. Şakaklarından süzülen teri silmeye dahi vakit bulamamış. Mahcubiyetle, “Kusura bakma abi,” diyor, “geciktim. Sokağın adı değişmiş, adresi epey aradım…”

    YAZIYI OKU

    DİYOJEN, DOĞANIN KYNİKLER’İ VE BİZ

    Sinoplu Diyojen, medeniyetin sunduğu yapay konforu reddedip sokağın özgürlüğünü seçerken, boşuna adını köpeklerin doğallıktan ödün vermeyen ruhundan alan Kynik (Kinik) felsefesinin en radikal temsilcisi olmadı. Ona göre medeniyetin konforu, insanı kendi elleriyle inşa ettiği altın bir kafese hapseden süslü bir esaretten başka bir şey değildi.

    YAZIYI OKU

    İÇERİDEN SESLER

    30 Temmuz 
    “Yeni tema belirlendi.”
    Atlas’ın sayfaları açıldığında, dünyanın üzerindeki çizgilerin insan eliyle çekilmiş birer yara izinden ibaret olduğunu anlarsınız. Kendi yaralarımız da öyledir; ilkin derin bir neşter darbesiyle açılır, zamanla kabuk bağlar, nihayetinde üzerini örten tenin rengini alarak görünmezleşir. Görünmezleşmek sadece taşıdığın yükün adını unutmakmış.

    YAZIYI OKU

    HAYATIMSI

    En son ne zaman denedin? Evet, bu bir soruydu. Hatırlamıyorsun… Neden bahsettiğim hakkında hiçbir fikrin yok değil mi? Hayatı kontrol edebildiklerinle oluşturuyorsun tabii ki minik tanrıcık!
    Akşam yemeğinde tabaktakinin ne olduğunu hatırlarsın belki. Balık vardı, yanında salata, fırına soğan ve sarımsak vermiştin. Önceki gün kaydırdığın kısa videolarda B-12’den bahsediyordu bir kadın.

    YAZIYI OKU

    AYNA AYNA SÖYLE BANA

    Annem, beni tepeden tırnağa süzerek, nişanlımla çıkıp gelinlik bakma fikrime gözlerindeki işaretlerle hayır diyordu. 
    “Aa ne münasebet ayol dul karı gibi,” bu lakırdı ortamı don lastiği gibi germişti; etrafta fıldır fıldır dönen gözler, burulan dudaklar, sallanan gerdanlar ve tabii ki kaynanamın ezici bakışları avizenin üzerine kadar çıkıp anneme böcekmiş gibi bakarken, annem yerin dibine geçmişti.

    YAZIYI OKU

    YAŞAMAK ULAN

    Nedendir bilmem, ne zaman bir yolculuğa çıksam illa yeni biriyle tanışır illa ilginç bir hikâye dinlerim. Her biri ayrı bir yaşanmışlık olan bu hikâyelerin çoğu da güzel hatıralar olarak kalır zihnimde. Birazdan aşağıda okuyacağınız hikâye de böyle bir yolculukta tam da söyleyecek lafımın kalmadığını düşündüğüm bir zamanda çıktı karşıma.

    YAZIYI OKU
    zeynep Pınarbaşı

    BUZDOLABI

    “Bu evde bir gece daha kalmak istemiyorum.”
    Turgut’un bakışları karısının avucunda sıkı sıkıya tuttuğu bavula kitlendi. Nereye, diye bile soramadan kapı ağzında durmadan konuşan kadını dinlemeye çalışıyor. Kelimelerin birleştiği yerde hepsi dağılıp zihninde anlamsızlaşıyordu. Daha önce durduk yere, ben gideceğim, dedi anları düşündü Turgut. Her seferinde “nereye” dediğinde “artık sıkıldım,” cevabının askıda kalışına “dayanamıyorum” sözleri ekleniyordu.

    YAZIYI OKU
    Sevin Bayrı

    KÖR BÜLBÜL

    Bülbül gibi bazı kuşlar daha güzel ötmeleri için kör edilirmiş. Gözlerine mil sokularak kör bırakılan kuşlar göremedikleri için bir kafesin içinde mi yoksa özgür gökyüzünde mi olduklarını anlamazmış. Böylece kendilerini özgür sanıp ötmeyi hiç bırakmazlarmış. Uçmazlarmış da göremedikleri için. Kanatları var ama uçmayı unutmuş, kafesin tellerine dokunmayan bir kuş, çünkü kafesin sınırlarını ezbere biliyor…

    YAZIYI OKU

    ANAHTAR

    Üçüncü basamak yıllardır gıcırdıyordu. Kadın, evde değişen onca şeye rağmen aynı kalan bu sese takılmıştı. Tahta dediğin kışın rutubetten şişerken, rengi de kokusu da değişirken bu basamağın, üzerine basıldığında hep aynı gıcırtıyı çıkarması anlamsızdı. Önce üst katta belli belirsiz bir hareket başlar, ardından merdivenlerden aşağı ağır adımlar inerdi.

    YAZIYI OKU

    SCARLET

    Egemen, otuz yıllık meslek hayatının son gününde tuhaf bir heyecan duyuyordu. Hüzünden çok, bir şeyi en iyi hâliyle bitirme isteğinin heyecanıydı bu. Muayenehaneye o sabah herkesten önce geldi. Playlist’e her zamanki klasik listeyi değil, en sevdiği caz parçalarını koydu. Keyfi yerindeydi. Kara kaplı defterini açtı, boş sayfaya alt alta on iki çizgi çekti. Sonra yıllardır arkasında duran en sevdiği esere baktı.

    YAZIYI OKU

    YAĞMURLAR ZAMANI

    Kırkikindiler başladı. Seninle karşılaştığımızda da onların zamanıydı. Otuz sekizinci doğum günü partimin ertesi. Yapraklardaki pıtırtısına uyanmıştım. Geceden kalma gözlerimi açtığımda yatak odamdaydın. Tavanda uğuldayan yüzlerin hangisi tanıştırmıştı bizi? Eşleşme uygulamaları, eskiler, dumanlı partiler. Gerçi seni birine mal etmek, diğerlerine haksızlık olur.

    YAZIYI OKU

    YOK-MEKÂNLAR

    Bazı mekânlar vardır içlerinden geçip gidersiniz, fakat arkanızda size dair hiçbir şey kalmaz. Havalimanları, alışveriş merkezleri, restoranlar, oteller hareket ve iş yapmak için tasarlanmış alanlardır. Fransız antropolog Marc Augé, bu durumu “Yok-Mekânlar: Aşırı Modernliğin Antropolojisine Giriş” adlı kitabında derinlemesine inceler. Ona göre modern mimari, insanların kök salacağı mekânlar yerine, yalnızca sirkülasyonu -insan trafiğini- yöneten mekânlar tasarlar.

    YAZIYI OKU

    TEŞEKKÜRLER THETİS

    Yine mi gemiler, demeyin; gemiler her zaman gemi değildir hissedin. Bütün ilkler neredeyse gemilerle başladı. Aşk gemisi değildi; düpedüz dökme yük gemisi. İlk korku, ilk kaçış, ilk yazış belki de ilk gerçek okuyuş, ilk kendi içine derin derin bakış. Yumak yumak önce örüp sonra düğümleri ilmek ilmek açış. Neden gemideydi ya da neden yirmili yaşlarını gemilerde geçirdi?

    YAZIYI OKU

    YİRMİ BİR DERECE

    Evini her zaman yirmi bir derecede tutuyordu. Yazın klima aynı sayıya ayarlıydı, kışın yerden ısıtma. Mevsimler pencerenin dışında birinden diğerine geçerken evin içinde tek bir uzun, ılık gün hüküm sürüyordu. Bununla gurur duyardı. Sonunda ideal ısıyı bulmuştu.

    Yazıyı oku

    DÖVÜŞ KULÜBÜ: SAHİP MİYİZ? KÖLE MİYİZ?

    Bir Tyler Durden sözü der ki; “Sahip oldukların sonunda sana sahip oluyor.”
    Sahip olduğumuz şeyler bir noktadan sonra hayatımızı kontrol etmeye başlarsa ne olur?
    David Fincher’ın Fight Club filmi tam olarak bu sorunun üzerine gidiyor. Chuck Palahniuk’un aynı adlı romanından uyarlanan film; tüketim kültüründen modern hayatın yarattığı sıkışmışlığa zamansız bir hikâye anlatıyor.  

    YAZIYI OKU
    Madrid, sanat rotası, yeryüzü günlükleri

    KOPENHAG: GÜVENİN VE HAFİFLİĞİN KONFORU

    Bir şehri konforlu kılan şey; yüksek binaları ya da lüks caddeleri değil, sokaklarında yürürken omuzlarınızdaki yükün hafiflemesidir bence… Kendinizi tüy gibi hafif hissettiğiniz bir şehir Kopenhag. Gezip gördüğüm onca yer arasında “buradayım ve güvendeyim” hissini onun kadar incelikle yaşatan başka bir kentle karşılaşmadım henüz. Danimarkalılar buna  Hygge (hoo-ga) diyor.

    YAZIYI OKU
    Kum, 2008 ©Nihal GÜNDÜZ

    Bu şehrin martıları, bize özgürlüğün konforla değil, bağımsızlıkla ilgili olduğunu hatırlatır. Binaların arasına sıkışmış insan zihni, gökyüzüne bakıca o kanatlara sahip olup, kendi ruhunu da esaretten kurtarmak istemez mi? 

    Nihal Gündüz

    Özgür olmadığı hâlde kendisini özgür sanandan daha köle kimse yoktur.

    Johann Wolfgang von Goethe / Gönül Yakınlıkları

    OKUMA PARÇASI

    “Ama ben yan etkileri severim.”

    “Biz sevmeyiz,” dedi Denetçi. “Biz her şeyi keyifli yapmayı yeğleriz.”

    “Ben keyif aramıyorum. Tanrı’yı istiyorum, şiir istiyorum, gerçek tehlike istiyorum, özgürlük istiyorum, iyilik istiyorum. Günah istiyorum.”

    “Aslında,” dedi Mustafa Mond, “siz mutsuz olma hakkını istiyorsunuz.”

    “Öyle olsun,” dedi Vahşi meydan okurcasına, “mutsuz olma hakkını istiyorum.”

    “Eklemek gerekirse, ihtiyarlama, çirkinleşme ve iktidarsız kalma hakkını da istiyorsunuz; frengi ve kansere yakalanma haklarını, açlıktan nefesi kokma hakkını, sefil olma hakkını, sürekli yarın ne olacak korkusu içinde yaşama hakkını, tifoya yakalanma hakkını ve her türden ağza alınmaz acıyla işkence çekerek yaşama hakkını da istiyorsunuz.”

    Uzun bir sessizlik oldu.

    Sonunda Vahşi, “Hepsini istiyorum,” dedi.

    Cesur Yeni Dünya, Bölüm 17
    Aldous Huxley
    İthaki Yayınları
    Çeviri: Ümit Tosun


    Cesaretin, korkunun yokluğu değil, karşısındaki zaferi olduğunu öğrendim. Cesur adam korkmayan değil, korkusunu fethedendir.

    Nelson Mandela
    FIGHT CLUB – DÖVÜŞ KULÜBÜ

    Yönetmen: David Fincher
    Yıl: 1999
    Ülke: ABD
    Tür: Psikolojik Drama / Kara Mizah
    Süre: 2 saat 19 dakika
    Senaryo: Jim Uhls
    Uyarlandığı Eser: Chuck Palahniuk – Fight Club
    Başroller: Edward Norton, Brad Pitt, Helena Bonham Carter
    Konusu:
    İsimsiz anlatıcı, iyi bir işe, düzenli bir gelire ve özenle döşenmiş bir eve sahiptir. Dışarıdan bakıldığında modern hayatın vaat ettiği hemen her şeyi elde etmiş gibidir. Ancak bütün bu konforun içinde giderek derinleşen bir boşluk ve uykusuzlukla mücadele etmektedir. Hayatına Tyler Durden’ın girmesiyle sahip olduğu düzen sarsılmaya başlar. Tyler; tüketim kültürünü, kariyeri, mülkiyeti ve insanın sahip oldukları üzerinden kendisini tanımlamasını reddeder. İkilinin bir bodrum katında başlattığı dövüşler kısa sürede Dövüş Kulübü’ne, ardından çok daha tehlikeli ve kontrol edilemez bir harekete dönüşür.
    Neden Seçtik?
    Fight Club seyircisine rahatsız edici bir soru sorar: Konfor bizi gerçekten özgürleştiriyor mu, yoksa kaybetmekten korktuğumuz şeyleri çoğaltarak bizi daha mı bağımlı hâle getiriyor? Ancak film yalnızca tüketim toplumunu eleştirmekle kalmaz. Konfordan kaçışın da tek başına özgürlük anlamına gelmediğini gösterir. Tüketimin yerini şiddet, bireyselliğin yerini itaat, eski kuralların yerini yenileri alır. Sinan Cem Çamözü’nün yazısında dikkat çektiği gibi; Fight Club’ın asıl meselesi yalnızca konfor alanından çıkmak değildir. İnsan özgürleşmeye çalışırken kendisine yeni bir kafes kurabilir mi?

    • Eser: The Man Who Flew into Space from His Apartment (Evinden Uzaya Uçan Adam)
    • Sanatçı: Ilya Kabakov
    • Yıl: 1985
    • Teknik: Karışık malzeme; oda ölçeğinde enstalasyon
    • Ölçü: Değişken; mekâna göre yeniden kurulan oda ölçeğinde enstalasyon.
    • Bulunduğu Yer: Eser farklı müze ve sergilerde yeniden kurulmuş ve sergilenmiştir; tek bir kalıcı mekâna bağlı klasik bir sanat nesnesi değildir.
    • Konusu: Ilya Kabakov, izleyiciyi Sovyet dönemindeki ortak yaşam alanlarını çağrıştıran küçük ve sıkışık bir odaya sokar. Duvarlar propaganda görselleri ve sloganlarıyla kaplıdır. Odada basit bir yatak, gündelik eşyalar vardır. Tavanda ise büyük bir delik açılmıştır. Odanın sahibini göremeyiz. Eserin kurgusal hikâyesine göre burada yaşayan adam, yıllarca üzerinde çalıştığı düzenek sayesinde kendisini odasından fırlatmış ve uzaya uçmuştur. Geriye yalnızca yaşadığı mekân ve olağanüstü kaçışının izleri kalmıştır.
    • Neden Seçtik? Konfor çoğu zaman özgürlüğün karşıtıymış gibi görünmez. Tam tersine güvenlik, alışkanlık ve tanıdıklık hissi verir. Kabakov’un adamı bu güvenli alanı terk eder. Sadece başka bir ihtimalin varlığına inandığı için. Belki de konfor ile esaret arasındaki sınır tam burada başlar: Bizi koruyan şey, bizi bulunduğumuz yerde tutmaya başladığında…

    Eylül Kitapları

    • Sarı Duvar Kağıdı – Charlotte Perkins Gilman
    • Katip Bartleby – Herman Melville 
    • Pi’nin Yaşamı – Yann Martel 
    TÜM LİSTEYİ GÖR

    Eylül Filmleri

    • Esaretin Bedeli – Frank Darabont
    • İlgi Alanı – Jonathan Glazer
    • Oda – Lenny Abrahamson
    • Evlilik Hikayesi  – Noah Baumbach
    TÜM LİSTEYİ GÖR

    Eylül Şarkıları

    • The Logical Song – Supertramp
    • Every Breath You Take – Sting
    • Synchronicity II – The Police 
    • Dönence – Barış Manço 
    TÜM LİSTEYİ GÖR

    eylül suaremag

    Related Posts

    Ayın Müzikleri: Eylül Ayı Seçkisi

    Eylül 1, 2026 Ayın Şarkıları

    Ayın Kitapları: Eylül Ayı Seçkisi

    Eylül 1, 2026 Ayın Kitapları

    Ayın Filmleri: Eylül ayı seçkisi

    Eylül 1, 2026 Ayın Filmleri

    KOLTUĞU KÜÇÜMSEME

    Eylül 1, 2026 Hakan Akdoğan
    Yorum Yap
    Yorum yazın Cancel Reply

    Yeni Eklenenler

    Önay Yılmaz’dan yeni bir polisiye: Pinokyo Kapanı

    Eylül 11, 2026 Kitap

    Gazeteci ve polisiye yazarı Önay Yılmaz, yeni romanı Pinokyo Kapanı – Yalan Yazarsan Ölürsün ile…

    2026 Nobel Edebiyat Ödülü için geri sayım: Bu yıl kimlerin adı konuşuluyor?

    Eylül 9, 2026

    ‘Mitolojiden anlamam’ diyenlerin kesin bilgili 10 mitolojik miras

    Eylül 8, 2026

    ‘Eskişehir festivaller şehri olacak!’

    Eylül 6, 2026
    Sosyal Medya'da Biz
    • Facebook
    • Twitter
    • Instagram
    • YouTube
    Bu Haberleri Kaçırmayın

    8 Mart Dünya Kadınlar Günü: Özel güne, özel yazı, özel seçki

    Mart 6, 2024 Betül Çakıroğlu

    D-Smart yeni sezona Türk sinemasının güçlü filmleriyle giriyor

    Ekim 11, 2023 Film

    Klasik mobilyada en çok tercih edilen ağaç türlerini biliyor musunuz?

    Nisan 1, 2023 Aktüel
    Hakkımızda
    Hakkımızda

    Film, kitap, sanat, hayat ve daha fazlası için haber, röportaj, makale, podcast, güncel bilgiler içeren e-dergi.

    Email : editor@suaredergi.com.tr

    Künye

    Son Eklenen Yazılar

    Önay Yılmaz’dan yeni bir polisiye: Pinokyo Kapanı

    Eylül 11, 2026

    2026 Nobel Edebiyat Ödülü için geri sayım: Bu yıl kimlerin adı konuşuluyor?

    Eylül 9, 2026

    ‘Mitolojiden anlamam’ diyenlerin kesin bilgili 10 mitolojik miras

    Eylül 8, 2026
    X (Twitter) Instagram Facebook
    © 2026 Tüm Hakları Saklıdır. Do Medya & Ekipbizz İçerik İşbirliğiyle hazırlanmaktadır.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.