Close Menu
    Son Eklenenler

    Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

    Temmuz 5, 2026

    Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

    Temmuz 5, 2026

    SuareMag Temmuz 2026

    Temmuz 1, 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Pazartesi, Temmuz 6
    X (Twitter) Instagram Facebook
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    • YAŞAM
      1. Aktüel
      2. Beslenme
      3. Felsefe
      4. Fitness
      5. İlişkiler
      6. Kişisel Bakım
      7. Kişisel Gelişim
      8. Psikoloji
      9. Sağlık
      10. Seyahat
      11. Sürdürülebilir Yaşam
      12. Teknoloji
      13. View All

      Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği: “Türk Gençliğine Atasını Unutturamazsınız”

      Ocak 16, 2026

      Apaçık Radyo’dan gençlere açık çağrı: “Açık Alan” başvuruları başladı

      Ocak 15, 2026

      Nazlı Eray’a “Yaşayan Efsane” Onuru

      Temmuz 5, 2025

      Yüzüncüyıl Gazeteciler Derneği’nden anlamlı seminer

      Temmuz 3, 2025

      İnovatif makarnacı Pastavilla 32. yaşını ödülle kutluyor

      Nisan 22, 2024

      Buğday Derneği ‘zehirsiz kentler’ için harekete geçti

      Aralık 23, 2021

      Pandora – Yasak Bilgi ve Merak, Felaket ya da Umut

      Nisan 5, 2026

      İkarus -Yükselme Arzusu, Protez Kanatlar ve Çöküş

      Mart 8, 2026

      Medusa – Kadın Öfkesi ve Öteki’nin Bakışı 

      Şubat 24, 2026

      Narcissus – Benlik, İmaj ve Modern Ego

      Ocak 7, 2026

      Ailemizin ‘Sessiz Odası’

      Mart 23, 2026

      Ergen ebeveynleri için kılavuz

      Eylül 23, 2024

      Aşkın Lotus Hali… 

      Temmuz 4, 2024

      “Doktordan Az Kullanılmış” bu defa bir kitap adı oldu

      Ağustos 29, 2023

      Parfümde şişe tasarımı kokudan önemli olabilir mi?

      Mart 28, 2023

      Saç bakımına ilişkin merak edilen 6 soru ve 6 yanıt

      Nisan 17, 2022

      Melda Kamhi Kosif’in yeni kitabı ‘Ruhun Fısıltısı’ okurla buluştu

      Haziran 8, 2026

      Pandora – Yasak Bilgi ve Merak, Felaket ya da Umut

      Nisan 5, 2026

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Stresten Huzura: Deneyimlenmiş bir dönüşüm süreci

      Mart 6, 2025

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Kimdir bu “Narsist Sapkınlar?”

      Mayıs 29, 2025

      Borderline: Bir Kişilik Bozukluğunun Biyografisi

      Mayıs 6, 2025

      Dementor – Ruh Emici: Narsisizmin gölgesinde bir yok oluş ya da yeniden doğuş hikâyesi

      Şubat 17, 2025

      Prof. Dr. Ahmet Karacalar’dan Lipödem Sendromu: Evrimsel Bir Uyumsuzluk

      Haziran 14, 2026

      ‘Bağımlılık’ bir hastalık olmayabilir (mi?)

      Şubat 18, 2026

      Longevity: Daha uzun ve daha iyi bir hayat mümkün mü?

      Şubat 4, 2026

      ‘Hepimiz Narsistiz’ kitabının yazarı Şule Öncü: Sanıldığından yaygın!

      Mayıs 17, 2024

      Sayım Çınar’dan Graz Notları: Sakinliğin, sanatın ve lezzetin şehri

      Şubat 6, 2026

      Melis Melek ile Yeryüzü Günlükleri

      Aralık 21, 2025

      IŞIĞIN İZİNDE, GÖLGENİN PEŞİNDE: PARİS

      Kasım 1, 2025

      ORTAÇAĞ’IN ORTASINDA BİR ŞEHİR: MDINA

      Kasım 1, 2025

      Nihal Gündüz’den ‘makarna’ ile ‘Çevre Krizi’ fotoğrafları

      Ağustos 15, 2025

      ‘Baumit ile Olasılıklar’ kitabı ile geleceği yeniden düşünüyor

      Eylül 20, 2023

      Heykeltıraş Varol Topaç’ın çelik üretim atıklarından yarattığı eser Contemporary İstanbul’da

      Eylül 17, 2023

      Jeotermal enerjiyi çocuklara anlatan kitap: Damla Adamlar

      Ağustos 31, 2023

      Kim Korkar Yapay Zekadan

      Haziran 8, 2025

      Türkiye’nin mutfak ve kültür mirasından seçkiler dijital erişime açılıyor

      Ekim 20, 2023

      Mevzular Açık Mikrofon, artık GAİN’de

      Eylül 1, 2023

      Akıllı makineler ve robotlar denilince akla gelen filmler

      Ağustos 31, 2023

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      ‘Hikâye Hepimiz İçin Temel İhtiyaç’

      Haziran 23, 2026

      Suare Kitaplığı ve Suare Yazarları Sarıyer Edebiyat Günleri’nde Okurlarla Buluşuyor

      Haziran 15, 2026

      Prof. Dr. Ahmet Karacalar’dan Lipödem Sendromu: Evrimsel Bir Uyumsuzluk

      Haziran 14, 2026
    • KÜLTÜR – SANAT
      1. Kitap
      2. Müzik
      3. Öykü
      4. Sanat
      5. Sergi
      6. Sinema
      7. Şiir
      8. Tiyatro
      9. Video
      10. View All

      Ayın Kitapları: TEMMUZ AYINDA NE OKUYALIM?

      Temmuz 1, 2026

      Kendi ‘araf’ının çıkmaz sokağındaki insan

      Haziran 30, 2026

      Figen Ormancı’dan yeni roman: Hiç Kimsenin Gölgesi

      Haziran 29, 2026

      40 Dilde Yayımlanan Dünya Çapındaki Fenomen Roman “Theo” Türkiye’de!

      Haziran 26, 2026

      Ayın Şarkıları: TEMMUZ AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Temmuz 1, 2026

      Ayın Şarkıları: HAZİRAN AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Haziran 2, 2026

      Ayın Filmleri: MAYIS AYINDA NE İZLEYELİM?

      Mayıs 1, 2026

      Ayın Şarkıları: MAYIS AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Mayıs 1, 2026

      İsmi Olmayan Hikayeler – VI

      Haziran 19, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – lV

      Mayıs 9, 2026

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – lV

      Nisan 12, 2026

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

      Nisan 29, 2026

      Gustav Klimt – Danaë: Altının içinden gelen sessiz uyanış

      Aralık 6, 2025

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Serçe Limanı batığının 1000. yılına sanatsal bir selam: Marmaris’te Cam Sanatı Sergisi

      Mayıs 2, 2026

      Peaky Blinders’ın klasik otomobilleri Rahmi M. Koç Müzesi’nde

      Mart 23, 2026

      Meşher’den Çevrimiçi Rehberli Turlar Başlıyor: İstanbul Temalı Sergiler

      Mart 23, 2026

      İfşa Günü: Yeni Başlayanlar İçin ‘Yeni Gerçeklik’

      Haziran 13, 2026

      Altın Palmiye Cristian Mungiu’nun oldu

      Mayıs 26, 2026

      Baran Gündüzalp ile ödüllü filmi Rosinante ve ötesi üzerine

      Mayıs 20, 2026

      Kadıköy Sinematek’te Louis Malle Retrospektifi ve dünya sinemasından özel seçki

      Nisan 27, 2026

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      ŞİİR – KADİR HORZUM

      Ocak 12, 2026

      Şiir: Kapandık kaldık içimize 

      Temmuz 18, 2025

      Şiir: Huy İşte

      Temmuz 7, 2025

      Kültürler Mut! Tiyatrosu’nda buluşuyor

      Mayıs 5, 2026

      Moda Sahnesi’nde sıkışan zaman: blueScat prömiyere hazır

      Nisan 8, 2026

      Listeler, Hisler ve Kadınlar

      Nisan 6, 2026

      27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nde ‘Bir Sahne Şövalyesinin’ mirasına bakmak

      Mart 27, 2026

      Parazit – Sınıfsal uçurumların sarsıcı anlatımı

      Haziran 30, 2025

      Garfield’in resmi posteri yayınlandı

      Aralık 19, 2023

      Napolyon bu kez Jaquin Phoenix’in yorumuyla sinemada

      Kasım 23, 2023

      Freud’s Last Session filminden fragman

      Ekim 27, 2023

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

      Temmuz 5, 2026

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      Ayın Kitapları: TEMMUZ AYINDA NE OKUYALIM?

      Temmuz 1, 2026
    • SD+
      1. Röportaj
      2. Haber
      3. Makale
      4. Portre
      5. Diğer
      6. View All

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      ‘Hikâye Hepimiz İçin Temel İhtiyaç’

      Haziran 23, 2026

      Bir Yansımanın İçinden Dünyaya Bakmak

      Haziran 22, 2026

      Baran Gündüzalp ile ödüllü filmi Rosinante ve ötesi üzerine

      Mayıs 20, 2026

      Feriköy Antika Pazarı kapanıyor mu?

      Nisan 13, 2026

      79. Cannes Film Festivali seçkisi duyuruldu

      Nisan 10, 2026

      Yeşilçam’ın köklü şirketi Erman Film’de yollar ayrıldı

      Şubat 6, 2025

      Defne ya da Bazı Tuhaf Hayatlar: Herkes kendi hikayesine sahip çıksın!

      Kasım 16, 2024

      Gerçekler Sizi Özgürleştirir Ama Önce Öfkelendirir: 8 Mart’ta Gloria Steinem’i yeniden okumak

      Mart 8, 2026

      Tahakküme Meydan Okuyan Küçük Harfler: bell hooks ve Duygu Yoldaşlığı

      Mart 8, 2026

      Bir gölün kıyısındaki Leylâ: Epstein ve depremin kayıp çocukları

      Şubat 17, 2026

      Don Quixote’un zırhı: Dünyaya karşı giyinmek

      Ocak 10, 2026

      100 Yıllık Bir Ses: David Attenborough

      Mayıs 8, 2026

      Sinemanın Şairi Béla Tarr’ın Ardından

      Ocak 7, 2026

      Yolda Olmak, Var Olmaktır

      Ağustos 9, 2025

      Maria Anna Mozart

      Temmuz 20, 2025

      Gülhane Parkında sarnıç olduğunu biliyor muydunuz?

      Nisan 2, 2023

      Klasik mobilyada en çok tercih edilen ağaç türlerini biliyor musunuz?

      Nisan 1, 2023

      Mart ayında Türkiye’nin en çok konuştuğu başlıklar

      Nisan 1, 2023

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      SEANS VE SONRASI

      Temmuz 1, 2026

      IL TEMPO SOSPESO.            

      Temmuz 1, 2026

      GATTACA: SEÇİMLERİMİZ GERÇEKTEN BİZE Mİ AİT? 

      Temmuz 1, 2026
    • PODCAST

      Podcast: Hayati Tavsiyeler ‘Bahar ve Mitoloji’ ile yayında

      Mayıs 5, 2023

      Denenmiş, test edilmiş, onaylanmış: Hayati Tavsiyeler

      Mayıs 5, 2023

      Meraklı bünyeler için podcast kanalı: Suare Online

      Mayıs 1, 2023

      Akla takılan sorulara yanıt arayan podcast: Neymiş?

      Nisan 9, 2023

      Hayati Tavsiyeler: Kendine yatırım yapanlara özel podcast

      Nisan 9, 2023
    • YAZARLARIMIZ
    • SuareMag
    • Suare Öykü
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    Buradasınız:Anasayfa » SuareMag Şubat 2026
    KÜLTÜR - SANAT

    SuareMag Şubat 2026

    Şubat 1, 2026Yorum yapılmamış13 dk Okuma Süresi
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Email
    Paylaş
    Facebook Twitter Pinterest WhatsApp Email

    “Yalnızlık, bazen en kalabalık yerde başlar.”

    Aylak Adam – Yusuf Atılgan

    Editörden


    Merhaba sevgili okur,

    Şubat ayını “Kalabalık ve Yalnızlık” temasıyla karşılıyoruz. Bu bir karşıtlık gibi duruyor; oysa modern insanın en tanıdık deneyimlerinden biri tam da bu. Aynı anda hem kalabalıkların içinde olmak hem de derin bir yalnızlık hissiyle yaşamak.

    Bu temayı seçerken yalnızlığı romantize eden anlatılardan ya da kalabalıkları otomatik bir iyileşme alanı gibi sunan kolaycı yaklaşımlardan bilinçli olarak uzak durduk. Hannah Arendt, modern çağın insanını anlatırken yalnızlıkla yalıtılmışlık arasındaki farka dikkat çeker. Bugün çoğumuz izole değiliz; tam tersine sürekli temas hâlindeyiz. Yan yana geliyoruz, fakat birbirimize değemiyoruz.

    Benzer bir konuya edebiyat da uzun zamandır kafa yoruyor.
    Yeraltından Notlar’ın anlatıcısı, kalabalıkların ortasında kendi içine daha da gömülen bir bilinçtir. Yalnızlık, bir zihinsel sıkışma hâlidir. Dış dünya doludur ama iç dünya kapalıdır.

    Bu dosyada bizi ilgilendiren tam da bu gerilim oldu: Kalabalıkla yalnızlığın birbirine temas ettiği, bazen iç içe geçtiği o kırılgan alan.

    Şubat ayı boyunca SuareMag’da yer alan metinler; bir yandan yeni sorular üretiyor diğer yandan da farklı yanıtların peşine düşünüyor. Kimisi öyküyle, kimisi denemeyle, kimisi tek bir sahneyle…

    Biz bu dosyayı bir cevaplar bütünü olarak değil, açık bir düşünme alanı olarak görüyoruz. Okurun kendi kalabalığına, kendi yalnızlığına dönüp bakabileceği bir alan.

    Kalabalıklar geçici. Yalnızlık bazen kalıcı. Ama ikisi de insana dair. Kalabalıkların ya da yalnızlıkların içinden geçerken kendimizi keşfetmek dileğiyle…

    H. Nilgün Karataş

    YAZARLAR

    İKNA ÇİLESİ

    Her şey erişilebilir. Herkes burada. Ama burada olmanın bedeni yok. Sesin var; nefesin yok. Görüntün var; ağırlığın yok. Mesajın var; tereddüdün yok. Tam da bu yüzden ilişki dediğimiz şey artık daha az ilişki, daha çok bağlantı. Bağlantının en iyi tarafı hemen kesilebilmesi.

    YAZIYI OKU

    MACİDE: KALABALIKLARIN SUSKUN GÖZLEMCİSİ

    Çağdaş özne; kendini sürekli sunan, kendini performansa zorlayan, kendisiyle bitmeyen bir hesaplaşma yaşayan biriyse… Macideler bu özneleşmeye direnenlerdir. Kendini markalaştırmayan, acısını içerik hâline getirmeyen, her şeyini görünür kılmayan…

    Yazıyı oku

    TEK KİŞİLİK KALABALIK

    Ne zaman yalnızdır insan ya da daha açıkça, insan gerçekten yalnız kalabilir mi diye sormak gerekir. Kendi kalabalığıyla bu kadar iç içe geçmiş bir düşüncenin bir anda sessizleşmesi mümkün mü sizce. Kendini dinlemeyen birinin yalnızlığı neye benzer? Bunu da pek bilmiyoruz.

    Yazıyı oku

    ZİHNİN LABİRENTİ

    Modern yalnızlık insanlar yokken değil; fazlayken ortaya çıkıyor. Silikleşen kalabalık, hızla akıyor çevremden. Ayaklarımın üzerinde sabit duramıyorum. Kendi sesim kendime yabancı, boğuluyorum. Heidegger “herkes” içinde kaybolma, bireyin anonim çoğunluk içinde erimesi haline Das Man diyor.

    Yazıyı oku
    Benan Bilek

    YÜRÜYEN HARFLER

    Harfler sayfanın kenarından aşağıya doğru yürüyor. Karıncalar gibi. Ardı ardına. Sıra bozmadan. Bando majör şişman. Uzun. Ritmik. Arkadakiler takipte. Kıt’a dur bir ki. Hop. Dursanıza. Size söylüyorum duymuyor musunuz beni? Duymuyorlar. Durmuyorlar.

    YAZIYI OKU

    KOLTUK

    Sözlerim orada kalır; ben onlardan uzaklaşırım.

    MESAFE

    “Benim bir görüntüden ibaret olmadığımı anlayacaksın.”

    Yazıyı oku

    KADRAJIN DIŞINDA

    Kimse kimseye ait değil. Kalabalık burada sürekli akıp gidiyor. İçinde durabiliyorsun ama tutunamıyorsun. Yalnızlık da bu yüzden bir boşluk gibi hissettirmiyor kendini; daha çok, fazlalık gibi. Oradasın ama kimseye eklenmiyorsun.

    YAZIYI OKU

    YANGININ KOKUSU FENA OLUR

    Ah bu yaşlı kadınlar! Allahım ne olur bunlar gibi olmayayım. Norveçliler gibi olabilirim bak. Teyze habire anlatmaya devam ediyordu, bu nemli sıcağın ortasında ben Norveçli yaşlı olma hayali kurarken.

    YAZIYI OKU

    SOSYAL ASOSYAL

    “Ne kahramanlar geldi geçti bu dünyadan…” diye düşürüm bazen. Bir mühür gibi kalplere iz bırakmış… Sonra birden, bugüne ışınlanırım; milyonlarca “like” alan bir fenomenin hatırlanma ya da üzerine düşünülme süresi, sadece birkaç saniye. Tıpkı kendisinin, kitlesini umursadığı kadar.

    YAZIYI OKU

    KALABALIKTA MAHKÛMİYET

    Kalabalığın seline de kapılabilirim; ancak içimden gelen bir itiraz, bir duruşla susarak, yalnız kalmayı göze alarak yolumu biraz olsun belirleyebileceğimi de biliyorum. Yalnızlığıma sahip çıkarak, kalabalığın mahkûmiyetinden sıyrılmak istiyorum.

    YAZIYI OKU

    BANA BİR ORALET

    Cep telefoncu, şemsiyeci, tarihi kahveci, bijüteri, balıkçı, turşucu, helvacı, tütüncü, manav, kasap, saat tamircisi, yufkacı ve bakırcıyı geçtim. Hepsinin vitrinine burnumu yasladım ama buharlanmış camlardan içeriyi göremedim. Her bir dükkânın içinde devasa bir kazan kaynıyor ve tüm şehir yükselen buharların arkasına gizlenmiş gibiydi.

    YAZIYI OKU

    DÜRÜST MANİPÜLATÖR: İSTANBUL

    Şehir hareketini erdem gibi sana yutturmaya çalışır. Yetişmen gerekir, geride kalmaman gerekir. Yalnızlığını unutman gerekir ve en önemlisi yalnızlık hiçbir hatana bahane değildir. Durursan kaybedersin. Bu yüzden şehir seni sürekli iter. Yalnız kalmak kusurlu, yalnız kalma der.

    Yazıyı oku

    LİMON TEZGÂHI

    Parkın adı Kuş Park; kuştan başka her şey var. Tahta bankların ortasında tahta bir kulübe, azıcık çim ortası beton yol, ileride de oyun parkı. Yandaki caminin uzun servi ağaçları gölge yapıyor Boş masa bulmak imkânsız. Pazarda tabanları patlatan burada almış soluğu.

    Yazıyı oku

    DEFTERCAĞIZIM

    Nasıl altından kalkacağımı bilmiyorum. Keşke dile gelsen de konuşsan, huzur versen bana. Kalabalığa ve gürültüye mazur kaldığım yığın kelimeler sanki boğmaya başlıyor beni. Neyse kapı çaldı. Geldiler herhalde. Onlar bir gitsin seninle gene baş başa kalırız.

    YAZIYI OKU

    DİL VE BOŞLUK ARASINDA

    İçimizde bir duygu belirdiğinde ona bir etiket yapıştırırız. Kaygı, kırgınlık, tükenmişlik; bazen de sevinç ya da coşku… Bu, kelimelerle kurduğumuz bir güvenlik hattıdır. İsimlendirdiğimiz anda, sanki duygu geri çekilir. Tanım, hisle aramıza mesafe koyar.

    YAZIYI OKU

    BOŞALMIŞ ASKILIKLAR   

    Yerle gök arasında gerilmiş bir ince ipteyim, bir aşağı, bir yukarı. Bir an dudaklarım seğiriyor. Hişşşşt. Kahkahanın üzerine gözyaşı dökülmez, aynı bakanlar başka baktırılamaz. O Zöhre’nin bileceği iş. Bir bulut geçer kirpiklerimin arasından. O, hava dönüyor zannedip çamaşırlarını ipe asmaya devam eder.

    Yazıyı oku

    ERKEN EMEKLİLİK

    Yıpranmış soğuk suni deri koltuklarında birbirine aşina afyonu patlamamış suratlar, aralarında göz teması kurmadan yılgın bir halde yol almayı bekliyorlardı. Tahammül sınırları eksi on derecenin altında seyrediyordu.

    YAZIYI OKU

    KAHRAMANIN SONSUZ YALNIZLIĞI

    Hayatın bize gösterdiği tarafı, bizim ona nasıl baktığımız ve yorumladığımızın yanı sıra nasıl bir denge aletinin üstünde dikildiğimizle de ilgili değil midir? Yumuşak ve pürüzsüz bir zemin üstünde parende atıyorsak ve arkamızda güven duyduğumuz, sağlıklı, kendi kalabalığımız varsa ne ala.

    YAZIYI OKU

    İHTİYAÇTAN SATILIK

    Etrafımdaki herkes çalışıyor. Hepsi, gece gündüz. Benim bir farkım olduğunu anlatmayı denedim ama anlatamadım.
    Matematiklerine gücüm yetmiyor. Madem yalnızsam neden dört odam olduğunu soruyorlar. Anlatamıyorum. Sıkışıyorum.

    YAZIYI OKU

    BEN, AMİGDALA VE GÖLGE

    Tehlike algım bile yorgun. Haklı, amigdala da yoruldu.  Seni de yalnız bırakmak lazım. Gel hadi beraberce seçilmiş olanda dinlenelim. Düşünmeden, korkmadan. Sadece sen ve ben varız. Gülümsedim. Gölgem, ben de varım, dedi. Buyur ettim.

    YAZIYI OKU

    ORASI

    Kalabalık arttıkça bu geçicilik daha da sertleşti. İnsan sayısı çoğaldı ama temas artmadı. Hareket yoğunlaştı, durma ihtimali ortadan kalktı. Herkes bir şeye yetişiyordu ama kimse bulunduğu yerde değildi. Orası; dağılmanın düzenli hâliydi. Bir prova gibi, ama hiçbir zaman asıl sahneye çıkılmıyordu.

    YAZIYI OKU
    Duygu Görücü

    PIHTI

    Her zaman sosyal, çevresinde insanlar vardı. Peki gerçekten düştüğünde kaçı yanında olacaktı? Eve geldiğinde telefonundaki arama ve mesajların azlığını düşündü. Kalabalığın içinde yalnız olduğunu fark edince şaşırdı. Düşündü. Onlar için kendinden, isteklerinden vazgeçip, ertelediği günleri, zamanları. Hepsi ne içindi?

    YAZIYI OKU

    HOBBIT

    Entelin de çakması, beyaz yakalısı oluyomuş demek ki. Napıyorum ben burda? Şimdi evde olsaydım neler yapardım neler… Yarım kalan kitaplarımı okur, film izler, hatta belki bir türlü başlayamadığım şu denememe bile başlardım. Hem adı bile hazır: Nekrofilik Toplumda Biyofilik Olma Mücadelesi Veren Bireyin Dayanılmaz Ağırlığı.

    YAZIYI OKU

    YALNIZLIĞA RAĞMEN

    Bu yüzden yazar, yalnızca anlatmaz; hatırlatır. Bastırılanı yüzeye çağırır, söze dökülemeyeni sezgiye teslim eder. Bilincin karanlıkta bıraktığı odalara ışık değil, gölge taşır; çünkü insan bazen aydınlanarak değil, gölgesiyle barışarak iyileşir.

    YAZIYI OKU

    UÇMAK MI? UYUMLANMAK MI?

    Asosyallik temastan kaçmaktır. Yalnızlığı seçmek ise temasın niteliğini koruma çabasıdır. Bazen kendimizi duyabilmek için kalabalıktan çekiliriz. Bu bir kopuş değil, bilinçli bir mesafedir. Sınır nettir: Yalnızlık insanı başkalarına kapatıyorsa kaçıştır; insanı kendine yaklaştırıp başkasına daha açık hâle getiriyorsa bir tercihtir.

    YAZIYI OKU
    Şebnem Özbay

    SOĞUMUŞ KALBİM SİZİ İŞİTMİYOR ARTIK

    Başa talih ya da talihsizlik adıyla gelmiş, bir şeylerin yanlış hatta belki de doğru gitmiş olmasının getirdiği bir lütufsa yalnızlığın ve seni besleyip arttırabiliyorsa, boşa geçmemiş günlerini uçtan uca ölçtüğünde değiyorsa buna; bırak değmesin kimse sana.

    YAZIYI OKU

    PARATAKTİK KENT

    Evi inşa edip anahtarı paspasın altına bırakmak; o evde hiç yaşamamış gibi çekip gitmek… Okur o anahtarı bulursa metin, işte o zaman gerçek bir yuvaya dönüşür. Yazı biter, hayat devam eder. Masadan kalkma vakti geldiğinde metin artık benim değil; o kalabalığın bir parçasıdı

    YAZIYI OKU

    SİZİN KADAR KALABALIK

    Otu çöpü sipariş ettiğiniz online satış mağazalarından sırtında yoksulluğu, yoksunluğu ile beşinci sınıf bir elektrikli bisikletle güvenlikli sitelerinizin yirminci katına çıkan kuryenin yüzüne “Kolay gelsin” bile demeden kapıyı kapatmayı başardığınız gibi. Sizin korkaklığınız bana cesaretimi armağan etti.

    Yazıyı oku

    YALNIZLIK SÖZLÜĞÜ

    Dudaklarını büzüştürüp üfledi. Her yere uçuşuverdi tohumlar. Rüzgârda salınışlarını izledi. Gövdeyi bir hiçmişçesine yere bıraktı. Oysaki günlerce sarıp sarmalamıştı tohumları sarı taç yapraklarıyla. Tohumlar büyüyünce onlara vermişti her şeyini. Şimdi zemindeki sayısız karahindiba dostunu şu anki hallerine özenerek izliyordu…

    YAZIYI OKU

    OTOBÜS GEÇMEYEN DURAK

    Hayat, tüm kalabalıklara rağmen insanın içine yalnızlığı sıkıştırıvermiştir. Ne yaparsan yap o yalnızlık dolmak bilmez. Çok az insan kalabalıktır ya da öyle olduğunu zanneder. Martin Heidegger’e göre insan, “Ölüme doğan varlık”tır.  Heidegger kalabalığa “Herkes” der. Kalabalık, ölümü unutmak için sürekli konuşur, oyalanır ve gürültü çıkarır.

    Yazıyı oku

    GELECEKTE AİLE YAPISI ÜZERİNE BİR DENEME

    Her şeyi istiyoruz ama karşılığında hiçbir şey vermek istemiyoruz. Güçlü, başarılı, zengin hatta belki de mutlu birer anne baba, hepsini de bedeli olmadan almak istiyoruz. Hâl böyleyken dünya, hazların tatmin edilmesi için var olan bir oyun alanına dönüyor.

    YAZIYI OKU

    PUSLU GEÇİŞLER

    Bazıları vardır ki sevgiye, arkadaşlara ve aileye sahip olmalarına rağmen, onlara mesafeler koysalar da yine yalnızdırlar. Anlamlandıramadıkları bir boşlukta sallanır; yutar, yok ederler kendilerini. Kuru bir kalabalıktır içlerindeki uyumsuz sesler; boğuşur kalırlar.

    YAZIYI OKU

    CAMBAZ

    Ardında bekleyeni yok. Dostu yok. Ağlayacak kimse yok. En tehlikeli numaralara bile gözü kapalı cüret edebilirdi o. Hayatta elinde bir şey yoktu. Ne toprakta izi, ne mal mülkte gözü. Bu eyvallahsızlığın karşılığı neyle ölçülebilir, hesaplanabilirdi ki?

    YAZIYI OKU
    Sevin Bayrı

    OTEL ODASI

    Şehir yalnızlığı tanımaz, bireyin sızısını bilmez. Otel odalarıdır asıl bilge olan. Sarıp sarmalayan, maskelerin düşüşünü izleyen, neon kahkahaların sustuğu o anı bekleyen… İnsan, kalabalık caddelerden kaçıp bir kapının ardında en çok korktuğu şeye, kendine yakalanır. Burası bir yuva değildir. 

    YAZIYI OKU

    YAPBOZ

    Tuhaf şekillerdeydik. Kenarlarımızda yarım daire şeklinde çıkıntılarla ve oyuklarla ilk bakışta benzer, dikkatle incelendiğimizde ise tamamen farklıydık. Bir şeye tutunma ihtiyacı vardı hepimizde ama nereye tutunacağını bilemeyenlerdik.

    YAZIYI OKU

    HER: DİJİTAL YAKINLIĞIN SESSİZ ÇÖKÜŞÜ

    Her (O), modern insanın yalnızlığını dramatize etmek yerine normalleştiyor. Asıl kırılma da tam burada başlıyor. Gerçek hayatta da kalabalık şehirlerde, açık ofislerde, sosyal medya akışlarında benzer bir hâl yaşanmıyor mu?.. Yalnızlık artık bir eksiklik de değil üstelik, standart bir yaşam biçimi hâli desek, abartmış mı oluruz?

    YAZIYI OKU

    LONDRA: KALABALIĞIN İÇİNDE SESSİZCE YÜRÜMEK

    Londra kalabalık… Yine de dünya üzerinde gezdiğim şehirler arasında yalnız olmanın en zarif hâlinin Londra’da yaşandığını söylemeliyim… Virginia Woolf’un Londra’sı hâlâ sokaklarda yürüyor. Kalabalıklar arasında akan iç monologlar. Bugün hâlâ geçerli bu durum.

    YAZIYI OKU

    YAPBOZ

    Çoklukları varlığımdan, yoklukları çokluğumdandı. Birbirimizi yok ettik.

    YALNIZLIKTAN DÖN’ME

    ​Kendine gelirken uzattığı elini, tuttu tek başınalık.

    Yazıyı oku

    İçindeki sessizliğe saklanmış yalnızlık, dünyanın en kalabalık yeri değildi?

    Nihal Gündüz

    İLK SAYFASI

    İşte yeryüzünde yapayalnızım. Artık kendimden başka ne kardeşim, ne yakınım, ne dostun, ne de halkım var. İnsanların en seveceni, en sevileni, halkın arasından söz birliğiyle çıkarıldı. Bu insanlar, nefretlerini zalimliğin son raddesine götürüp, hassas ruhuma hangi bedbahtlığın daha çok dokunabileceğini aradılar. Sonunda beni kendileriyle birleştiren bağların hepsini kesip attılar. Halbuki istemeseler de, onları severdim, sevgimden ancak insanlıktan çıkarak kurtuldular.

    Madem istedikleri bu, şimdi benim için, yabancı uzak kimseler, birer hiçlerdi. Peki ya ben? Onlardan ve her şeyden kopmuş olan ben neydim? Bana da bunu araştırmak kalıyordu. Fakat önce benim içinde bulunduğum duruma bakmam gerekir. Bu fikir Benzerlerimden çıkıp kendime varmak için de ziyadesiyle gerekli.

    Kendimi bu garip durumun içinde bulalı on beş yıldan fazla olduğu halde, yine de gözüme bir düş gibi görünür.

    YALNIZ GEZERİN DÜŞLERİ
    JEAN-JACQUES ROUSSEAU
    Zeplin Kitap
    Çeviri: Alper Turan


    “Yalnızlık öyle sert ve kırılgan geliyor ki, kurumuş bir kurabiye gibi, yutmak mümkün değil.”

    BAHÇIVAN VE ÖLÜM
    GEORGI GOSPODINOV

    Küçük Prens yine konuşmaya başladı: “insanlar nerede? Çölde biraz yalnızlık duyuyor kişi…”
    “İnsanların arasında da yalnızlık duyulur,” dedi yılan.

    KÜÇÜK PRENS
    Antoine de Saint-Exupéry
    Eser Adı: Nighthawks
    Sanatçı: Edward Hopper
    Yapım Yılı: 1942
    Teknik: Tuval üzerine yağlıboya
    Ölçüler: 84.1 × 152.4 cm
    Üslup / Akım: Amerikan Gerçekçiliği (American Realism)
    Konu: Gece saatlerinde, şehir içinde bir diner (gece açık lokanta)
    Bulunduğu Yer: Art Institute of Chicago (Kalıcı Koleksiyon)
    Neden Seçtik?
    Çünkü Nighthawks, kalabalığın fiziksel olarak var olduğu ama duygusal olarak çöktüğü bir ânı gösterir. Aynı mekânda, aynı ışığın altında bulunan figürler birbirlerine yakındır; ancak aralarında temas yoktur. Camla ayrılmış bu iç mekân, modern insanın kalabalıklar içindeki yalnızlığını görünür kılar. Hopper, yalnızlığı dramatize etmeden, sessizlik ve mesafe üzerinden anlatır; tam da bu nedenle “kalabalık ve yalnızlık” temasının en güçlü görsel karşılıklarından biridir.

    Okuma Parçası


    Mısra 11: Kelime ve yalnızlık…

    “Önce Kelime vardı,” diye başlıyor Yohanna’ya göre İncil.

    Kelimeden önce de Yalnızlık vardı. Ve Kelimeden sonra da var olmaya devam etti Yalnızlık… Kelimenin bittiği yerde başladı; Kelime söylenemeden önce başladı. Kelimeler, Yalnızlığı unutturdu ve Yalnızlık, Kelimeyle birlikte yaşadı insanın içinde. Kelimeler, Yalnızlığı anlattı ve Yalnızlığın içinde eriyip kayboldu. Yalnız Kelimeler acıyı dindirdi ve Kelimeler insanın aklına geldikçe, Yalnızlık büyüdü, dayanılmaz oldu.

    Selim Işık yalnızlığını Kelimelerle besledi. Kelimelerin anlamını bilmeden önce tanıdığı yalnızlığı Kelimelerin içinde yetiştirdi. Eski yaşantılarının hastalığından yeni kalktığı sırada, aldırışsız Kelimeler konuşurken, eski yaraların eski Kelimelerinin göğsüne saplandığını duydu birden; sustu kaldı. Kelimeler, yalnızlığını yaşamasına da bırakmadılar onu. Her yandan kuşatıp saldırdılar. Kullandığı Kelimeler de dönüp ezdi onu, soluksuz bıraktı. Sonra, yatağından fırladı birden Selim; bütün Kelimeleri ve yaşantılarını ezdi ayağının altında. Güneşe çıktı. Güneş, gözünü acıttı bir süre sonra, perdelerini kapayıp Kelimelerin karanlığına döndü. Birtakım Kelimeler bağışladı onu; aralarında gene yaşamasına izin verdiler. Bu Kelimelerle birlik olup amansızca saldırdılar başka Kelimelere: aşağılayan, ezen, soluk aldırmayan Kelimelere. Yendi, yenildi; sonunda gene yenildi Kelimelere, Kelimelerle birlikte açtığı savaşta. Yalnızlık hep oradaydı. Devamı>>

    TUTUNAMAYANLAR
    Oğuz Atay
    İletişim Yayınları

    Lost in Translation

    • Yönetmen & Senaryo: Sofia Coppola
    • Vizyon Tarihi: 2003
    • Ülke: ABD
    • Tür: Drama, romantik komedi
    • Süre: 102 dakika
    • Oyuncular: Bill Murray, Scarlett Johansson
    • Ödüller:En İyi Özgün Senaryo Academy Awards (2004)
    • Konusu:
      Film, yaşlanan Amerikalı oyuncu Bob Harris (Bill Murray) ile genç bir kadın olan Charlotte’ın (Scarlett Johansson) Tokyo’da geçirdikleri birkaç gün boyunca kurdukları beklenmedik dostluğu anlatır. Kültürel yabancılık, yalnızlık, iletişimsizlik ve geçici yakınlıklar üzerine yoğunlaşan hikâye, minimal diyaloglar ve görsel anlatımla duygusal derinlik kazanır.
    • Neden Seçtik?
      Çünkü Lost in Translation, kalabalıkların yalnızlığı nasıl görünmez kıldığını anlatır.
      Tokyo gibi hiç susmayan bir şehirde geçen film, insanın sesler, diller ve görüntüler arasında nasıl kaybolabildiğini gösterir. Bob ve Charlotte, aynı mekânda ama başka dünyalarda yaşayan iki yabancıdır; onları bir araya getiren şey kalabalıklar değil, o kalabalıkların içindeki boşluktur. Film, yalnızlığın bir eksiklikten değil, temasın yüzeyselleşmesinden doğduğunu hatırlatır.

    “Kitap okuyorsun ve kendini bir yalnızlığın ortasında buluyorsun. Artık kendini yalnız hissetme diye, bu gece seni kitap okuyan başka insanlarla tanıştıracağım.”

    Martin Eden
    Jack London

    Şubat Kitapları

    • Albert Camus – Yabancı
    • Fernando Pessoa – Huzursuzluğun Kitabı
    • Franz Kafka – Dönüşüm
    • Virginia Woolf – Mrs. Dalloway
    TÜM LİSTEYİ GÖR

    Şubat Filmleri

    • Lost in Translation – Sofia Coppola, 2003
    • Her – Spike Jonze, 2013
    • Taxi Driver – Martin Scorsese, 1976
    • Chungking Express – Wong Kar-wai, 1994
    TÜM LİSTEYİ GÖR

    Şubat Şarkıları

    • How to Disappear Completely – Radiohead
    • Teardrop – Massive Attack
    • Street Spirit (Fade Out) – Radiohead
    • Breathe Me – Sia
    TÜM LİSTEYİ GÖR

    suare dergi suaremag

    Related Posts

    Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

    Temmuz 5, 2026 Fotoğraf

    Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

    Temmuz 5, 2026 KÜLTÜR - SANAT

    SuareMag Temmuz 2026

    Temmuz 1, 2026 Manşet

    BIRAKIN ÇELİŞEYİM

    Temmuz 1, 2026 Hakan Akdoğan
    Yorum Yap
    Yorum yazın Cancel Reply

    Yeni Eklenenler

    Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

    Temmuz 5, 2026 Fotoğraf

    Fotoğraf sanatçısı ve akademisyen Nihal Gündüz, Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi öğrencileriyle hazırladığı “Yüzleşme: Hayalet…

    Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

    Temmuz 5, 2026

    SuareMag Temmuz 2026

    Temmuz 1, 2026

    BIRAKIN ÇELİŞEYİM

    Temmuz 1, 2026
    Sosyal Medya'da Biz
    • Facebook
    • Twitter
    • Instagram
    • YouTube
    Bu Haberleri Kaçırmayın

    Nagehan Kurç Şeremet’in ilk romanı ‘Kerpiç Reçeli’ raflardı

    Aralık 19, 2023 Edebiyat

    ÇEKMECEDEKİ FOTOĞRAF

    Ocak 1, 2026 SUARE ÖYKÜ DERGİSİ

    Sahnede paranormal bir deneyim: “Geceyarısı Hayaleti” başlıyor

    Mart 19, 2026 Tiyatro
    Hakkımızda
    Hakkımızda

    Film, kitap, sanat, hayat ve daha fazlası için haber, röportaj, makale, podcast, güncel bilgiler içeren e-dergi.

    Email : editor@suaredergi.com.tr

    Künye

    Son Eklenen Yazılar

    Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

    Temmuz 5, 2026

    Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

    Temmuz 5, 2026

    SuareMag Temmuz 2026

    Temmuz 1, 2026
    X (Twitter) Instagram Facebook
    © 2026 Tüm Hakları Saklıdır. Do Medya & Ekipbizz İçerik İşbirliğiyle hazırlanmaktadır.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.