
EDİTÖRDEN
Bavul, yalnızca bir eşya değildir; birinin vedasıdır, diğerinin başlangıç noktası. Kiminin yüküdür, kiminin hafızası. Bazı yolculuklar insanın içinde başlar. Her bavul içinde bir hikâye saklar.
Bu sayımızın teması: Bavul.
H. Nilgün Karataş’ın yazısını oku →
SIĞ VALİZDEN ÇIKAN DERİNLİK
Terminalin çay ocağı her zamankinden daha kalabalıktı. Dışarıdaki yağmur, çay ocağı müşterisini artırmıştı, çaycı memnun görünüyordu. İçeride çay bardaklarının şangırtısı, televizyonun boğuk sesi, dışarıda yağmur, çamur dinlemeyen muavinlerin bağırışları birbirine karışıyordu.
M. Şule Akçay’ın Öyküsünü Oku →
SOKAK BENİ TANIMADI
Nerden geldim buralara? Gitmek de zor kalmak da. Türlü çeşit ayrılıklar, zorbalıklar biliyordum da bu kadar çabuk olacağını ya da bu anı yaşayacağımı pek düşünememiştim. Üstüne üstlük bunun bir tahliye kararı, tebligatı falan da yok.
Emel Altuntaş’ın Öyküsünü Oku →
KADERE İNAT
Eylül ayının ortalarında, Rize’nin Sümbül Mahallesi’ndeki tek katlı evin, yeşil boyalı, eski tahta kapısı her sabah olduğu gibi aynı saatte gıcırdayarak açıldı.
Lale Baturlar’ın Öyküsünü Oku →
UMUT YENİ GÜNE
Şehir sabaha henüz tam uyanmamıştı. Gökyüzü gri bir aydınlıkla açılıyor, sokaklarda geceden kalan serinlik dolaşıyordu. Otobüs durağında bekleyen birkaç kişi vardı.
Kazım Bilgeçli’nin Öyküsünü Oku →
YANLIŞ BAVUL
Kasabamız, aylardır hatta yıllardır bugünü bekliyor. Kolay değil ilk defa trenle tanışacağız. Demir raylar üzerinde gelecekmiş. İnsan taşıdığı gibi yük de taşıyabiliyormuş. Kasabalılar bir olmuş, etrafı süslüyorlar. İstasyon denilen bir yer var.
Pınar Cebeci’nin Öyküsünü Oku →
OTOGAR
Yokuşlu bir sokakta oturuyorlardı. Bağlı oldukları mahalle de sokakları gibi ufaktı. Okul yoktu mahallede. Sadece bir tane bakkal vardı. Çöp kamyonları bile haftada bir uğrardı. Şehrin ortasında ama ıssız bir bölgede yaşıyorlardı. Çocukluktan beri arkadaşlardı.
Tahsin Dayanç’ın Öyküsünü Oku →
BAVUL
Aylar öncesinden planlanan Talin tatiline on beş gün kalmıştı. Aile, Sovyetler’in etkisini hâlâ üzerinden atamamış bu gizemli ülkeyi seçtikleri için heyecanlıydı. İlk kez yurt dışına çıkacak olan Füsun’un heyecanı ise bambaşkaydı.
Ümit Ahmet Duman‘ın Öyküsünü Oku →
YALAN DÜNYA
Yürüyüşe çıktım. Hava serin, mis gibi portakal çiçeği kokusu sarmış etrafı. Bir yanda akan suyun şırıltısı, diğer yanda hızla akan trafiğin gürültüsü. Serin esen rüzgarla uyum içinde sallanan ağaçları izleyerek yürüyorum, telaşsız, düşünceli…
Melike Erdoğan’ın Öyküsünü Oku →
HASARLI BAVUL
Melih asansöre binip eksi ikiye bastı. Kırmızı etikete takıldı gözü. Kontrole gelen adamlar eksik bir şey bulmuşlardı demek ki. İşe yaramaz yönetici bilgi verme zahmetinde bulunmamıştı. Çoluk çocuk gün içinde kaç kere inip çıkıyordu.
Ekin Toprak Ertuğral‘ın Öyküsünü Oku →
İADE
Çekici bulamadı. Mutfak dolabının kapağı birkaç gündür yamuk duruyordu. Her açışında hafifçe aşağı sarkıyor, kapanırken sürtünüyordu. Sabah kahvesini hazırlarken yine gözüne takıldı. Önce çekmecelere baktı. Sonra kilerdeki rafları karıştırdı.
Selcen Gezgin‘in Öyküsünü Oku →
CEPLERİME DOLDURDUĞUM GÖZYAŞLARI
Her ayrılık vakti geldiğinde ilk beni arar. Önce kendi kendine konuşmaya başlar, ben sadece dinlerim. Söylendikçe dolar, doldukça coşar. Ardı ardına yağan sağanaklardan sonra coşup taşan nehirler gibi.
Çağla Günay‘ın Öyküsünü Oku →
BENİM BAVULLARIM
Babam askerdi. Birkaç senede bir tayini çıkar ve şehir değiştirirdik. Canım annem, bana pembe, çekilebilen, boyuma uygun, küçük bir bavul almıştı. Her yolculuk başlarken bavulumu ben doldururdum.
Serpil Günday‘ın ÖyküsünüOku →
EMANET-72
Avını yutmaya hazırlanan bir canavar gibi duran demir kapı; kirli gri boyasının altından dökülen kızıl paslarıyla, yazgısının esiri olan adamı içeri buyur etti.
Figen Günlü’nün Öyküsünü Oku →
BİR MAŞRAPA SU
Sakince deniz kıyısında oturmuş güneşlenen insanlara bakarken duyduğu bir siren sesiyle irkildiği o an hâlâ gözlerinin önündeydi. Kendi, siren sesinin olduğu yöne bakıp havayı kokladığı, tedirgin halini izledi bir süre. Ya şimdi gelirse?
Zeynep Sevil Güven’in Öyküsünü Oku →
KIRMIZI BAVUL
Uçağın tekerlekleri İstanbul Havalimanı’nın pistiyle kavuştuğunda uçakta bir alkış koptu. Yolcular, kazasız belasız karaya inmiş olmanın mutluluğunu saniyelerde yaşayıp her zaman olduğu gibi hostesin tüm uyarılarına karşın bir an önce uçağı terk etmek için ayaklanıp büyük bir telaş içinde kabin bagajlarını almaya başladılar.
Şükran Kaba’nın Öyküsünü Oku →
KAYIP BAVUL
Yirminci evlilik yıldönümlerine de babam, anneme hediye olarak metalden bir Hint bavulu almıştı. Yeşil boyalı, üzerinde kabartmalı altın yaldız, küçük çiçekler vardı. Görenler çok beğenmişti.
Gülşehri Kanyılmaz‘ın Öyküsünü Oku →
MİNİK BİR BAVUL MESELESİ
Kadın karnı burnunda hamile, anlayacağınız ha doğurdu ha doğuracaktı. Elinde yeni aldığı küçük kırmızı bavulu, arabayı garajdan çıkaracak olan kocasını bekliyordu. Anne olmasına ramak kalmıştı, hem sevinçliydi hem de biraz korkmuştu.
Sonnur Özban Karapınar’ın Öyküsünü Oku →
DÖNME DOLAP
Kolay olmayacak… Hem de hiç. Biliyorum. Onca geçen zamandan sonra dönmek kolay mı? Onunla yüzleşmek. Bakışlarıyla, yaptıklarımla. Tokat gibi çarpacak gerçekler yüzüme. Ama mecburum. Dönmek zorundayım.
N. Talha Karaboğa‘nın Öyküsünü Oku →
EVDEN UZAK
Çorabımın teki kaçmış. Diz kapaklarımdan iki parmak yukarıda büyük bir delik. Evden çıkarken son anda fark ediyorum. Değiştirmek için eve geri dönmedim. Kızım ve oğlum babaannelerinin elinden kurtulmak için kıvranıyorlar. Anne gitme, diye bağırıyorlar içeriden.
Ayşe Kocabağ‘ın Öyküsünü Oku →
KAHVERENGİ BAVULLAR NEREDE?
İnsan bazı soruların neden akılda kaldığını yıllar sonra anlıyormuş. Babam bazen çay içerken, bazen haberleri izlerken, bazen de hiç ilgisiz bir anda anneme döner ve sorardı: “Bizim kahverengi bavullar nerede?”
Hacer Kök’ün Öyküsünü Oku →
SESSİZ SIRDAŞ
Luzern Garı’nın insanı sersemleten kalabalığının ortasında kalakaldım. Alp serinliğine inat, insanlar telaşla akıyordu; Almanca ve İtalyanca anonslar, birbirine karışan sesler, kısa ve parlak kahkahalar…
Şirin Öz‘ün Öyküsünü Oku →
ÖYLEYSE GİDİYOR MUYUZ?
“Hazır mısın?” diyor ömürlük tek dostum. “Sanırım.” Cevabı ben de bilmiyorum ki. Tek bildiğim buradan gitmem gerektiği. Zira bir müddet daha kalırsam, zihnimin batağına saplanıp kalacağım.
Fatma Özalp‘ın Öyküsünü Oku →
KUZGUNİ BULUTLA GELEN BAVUL
Gündüz vakti hava bir hâl oldu. Çok garip. Kumların üzerine, Datça’ya doğru yaydığım havlu altımda, sere serpe kayaya yaslandığım anlarda, tam da şansıma tüm benliğimle kutsiyet atfederken. Afedersiniz ama buna hakkım olduğunu düşünüyorum…
Şebnem Özbay‘ın Öyküsünü Oku →
KAYBOLAN
Terminalin tavanındaki devasa vantilatörler, havayı değil de sanki zamanın kendisini öğütüyordu. Anons sesi tavandan dökülüyordu, kelimeler yarım yarımdı; “…peron… gecikme… dikkat…” Anonsun metalik yankısı, göğüs kafesimde bir çekiç gibi dövünüyordu.
Sezen Sacar‘ın Öyküsünü Oku →
BAVULUMDAKİ ÜLKE
Bavulum boğazına kadar acılarla doluydu. Üzerinde kurşun izleri, kenarlarında kurumuş kan lekeleri vardı. İnsan bazen bir ülkeyi değil, kendi hayatını da terk ederek kaçar. Ben de ardımda yıkılmış bir şehirle birlikte eski kendimi bırakıp gitmiştim.
Nevim Sel’in Öyküsünü Oku →
AH BAVULUM VAH BAVULUM
Issızlık köyü yutmuş diyebilirdi. Pencerelerinden ışık saçan, o evi görmeseydi. Merdivenlerden çekinerek çıktı, elindeki bavulu yere bırakmadan kapıyı tıklattı. Kapıyı güler yüzlü genç bir kız açtı.
Şahizer Senem Telli’nin Öyküsünü Oku →
BAKIR KULPLU BAVUL
Taş parke döşeli dar sokaklarda ıslık çalarak yürüyordu. Sırt çantası göğsüne bağlıydı, elinde ise bir kabin bagajı vardı. Sokak lambaları ara ara karanlıkta kaybolsa da ilk fırsatta bastığı yerleri aydınlatıyordu.
Melek Toksoy’un Öyküsünü Oku →
OĞLUM EVLENİYOR
İçimde tarifi zor bir sızı var. Kimselere anlatamıyorum. Korkuyorum anlatırsam bana deli derler diye ama size anlatacağım. Hani bir şarkı vardı ya… Nükhet Duru’dan Büyüme Çocuk diye… İşte içimde bir yerlerde o şarkının sözleri yankılanıyor.
Alev Toparlı’nın Öyküsünü Oku →
AĞAÇLAR HER ZAMAN BİLİR
Derin bir nefes alarak bavulu kapattı. Hızlıca evden çıktı. Yol boyu bavula baktı. Eskice olmasına rağmen işini görmüştü. Tramvaydan indi, koşa koşa yolun karşısındaki vapura yetişti. Vapurun üst katına çıktı bavulla birlikte. Rüzgârın en sert estiği köşeye geçti.
Elif Burcu Yılmaz‘ın Öyküsünü Oku →
SONU DENİZE ÇIKAN YOLLAR
Sarı motorumun ön sepetinde rengârenk çiçekler vardı. Arkasında ise yer yer derisi dökülmüş, köşeleri yıpranmış kahverengi bavulum duruyordu. O bavulun içinde ise yıllardır benimle yolculuk eden hayallerim…
Nihal Turan Yurdabak’ın Öyküsünü Oku →
YAZI İŞLERİ
Nilgün Karataş (Yayın Yönetmeni)
Tuba Ayşe Özgür (Yazı İşleri Müdürü)
Arzu Kurt (Yazı İşleri Müdürü)
YAZI KURULU
Benan Bilek, Demet Cengiz, Sayım Çınar,
Maksude Kılınç, Zeynep Pınarbaşı
Mükerrem Yılmaz, Elif Özge Karakaya



