
EDİTÖRDEN
Yüzey ilk bakışta pürüzsüz görünür. Duvar sağlamdır. Bardak bütündür. İnsan dimdik ayaktadır. Ama yaklaştığınızda ince ince çizgiler fark edersiniz. Her yerde. Kimi yeni oluşmakta kimi çoktan derinleşmiş. Kimi yaşanmışlık, kimi yıpranmışlık. Kimi de içeri sızan ince bir ışığa açılan pencere…
Bu sayımızın teması: Çatlak.
H. Nilgün Karataş yazısını oku →
EŞİK
Bazı çizgiler vardır, sesin önünde durur.
Konuşmadan önce onlardan geçersiniz.
Boynumda böyle bir çizgi var.
İnsanlar “iz” diyor. Ben bazen “çatlak” diyorum.
Eylem Akdere’nin Öyküsünü Oku →
YABANCI
“Işıklar neden kapalı?” içimden mi geçiriyorum bunu yoksa ona sesimi işittirdim mi acaba, duymuş olmalı ki sakin ol dedi, olabilecek tüm sükûnetimi benden kopardıktan sonra.
Zeynep Akkoyun’un Öyküsünü Oku →
ODA SICAKLIĞINDA
Sadece bir defa açık hava sinemasına gitmişti. Ilık bir yaz akşamıydı. Çok küçüktü ve abisi götürmüştü. En sevdiği gazozu içerken, çiğdem çitleyebilme özgürlüğü onu büyülemişti
Meltem Altay’ın Öyküsünü Oku →
HANIM NİNE
Ateşi gören kendini yere atıyor. Bu, diyorlar yanımdan geçenler, bu deli çıkarmış yangını. Uzaktakiler de şu, diye işaret ediyorlar. Ayılana gazoz bayılana limon, yok onu demeyecektim…
Emel Altuntaş’ın Öyküsünü Oku →
BODRUM: ÇATLAĞIN AYENİ
Apartmanların arka tarafları vardır; ön cephe gibi anlatılmaz, daha çok saklanır. Duvarlar yeşile bakar, pencereler yere yakındır ve sesler, olması gerekenden daha derin gelir.
Zeynep Altuntaş’ın Öyküsünü Oku →
MAHALLENİN DELİSİ
Dersin başlamasına beş dakika kala sırasına geçti. Açık pencerenin önünde bir kum yığını gibi birikmiş oğlan çocuklarını görünce bahçede bir hareketlilik olduğunu anlamıştı.
Güzin Arar’ın Öyküsünü Oku →
IŞIĞIN YOLU
Hava buz gibiydi. İş dönüş saatlerinde park yeri bulmak zordu. Birkaç tur attıktan sonra, nihayet arabasına park yeri bulabildi. Arabadan indi, paltosunu almak için arka koltuğa yöneldi.
Lale Baturlar’ın Öyküsünü Oku →
KIRILMADIM
Kimse kırıldığımı görmedi. Çünkü kırılmadım. Kırılmak gürültü ister. Bir ses. Bir tanık. Bir son. Ben sessizce çatladım. Çatlak ses çıkarmaz. İçeri doğru ilerler. İnsan bazen bir eşikte uyanır.
Semira Nur Bilir’in Öyküsünü Oku →
ÇATLAK PAYI
Aşağıdan yukarı doğru uzanan bir çatlak vardı duvarda. İnce, kararsız bir çizgi gibi başlamış; tavana yaklaştıkça kalınlaşmış, sanki evin içinde bir şeyler yukarı tırmanmaya çalışmıştı.
Ahmet Kayhan Bozdoğan’ın Öyküsünü Oku →
BEN KAZANDIM!
Kapıyı kapatınca içerideki hava hafifçe yer değiştiriyor ve göğsüm bir vuruş geri çekiliyor. Eşikte takılı kalıyor gözüm. Bir şey? Bir şey var kapının önünde. Kilidin üstünde. Uçuyor mu?
Gökbanu Sezi Coşkuner’in Öyküsünü Oku →
NORMAL AİLE
Benim zavallı, perişan, çekirdek ailem. Annem babam, evde kalmış iki halam ve tohuma kaçmış büyük amcamla birlikte o yılbaşı geçesi yine birlikteydik.
Mahinur Çenetoğlu’nun Öyküsünü Oku →
ÇAMAŞIRCI ARİFE’NİN KIZI
İnsan ne kadar uzağa giderse gitsin köklerinden kaçamıyor. Ne kadar kaçmaya çalışırsa çalışsın, kökleri çağırdığı an istemese de bir gün geri dönüyor. Tıpkı benim gibi…
Semiha Çetin’in Öyküsünü Oku →
TAKVİM YAPRAĞINDAKİ BİR GÜN
Uzun bir aradan sonra eve dönüyordum. On sekiz katlı bir binanın en son katında oturuyorum. Asansörün düğmesine bastım. Bastım ama içimde titreme, yüreğimde bir korku, kalp çarpıntısı… Dayanılacak gibi değil.
Melike Erdoğan’ın Öyküsünü Oku →
MÜZEYYEN – DERİN BİR ÇATLAK
Müzeyyen, evinin tavanı su sızdıran, nemli ve kasvetli banyosunda aynanın karşısında durmuş, sevdiği erkeği kaybetmiş bir kadının yüzünü tahayyül etmeye çalışıyordu. Bunu daha önce babasının ölümüyle yaşamıştı.
Sevgi Dönmez Maç’ın Öyküsünü Oku →
ETTEN KEMİKTEN ÇATLAK VEYA ÇATLAĞIN SOĞUK HÜKMÜ
Çay bardağındaki o ince yağ tabakasına bakarken midem bulandı. Tozlar suyun üstünde ağır ağır yüzüyordu. Dışarıda Saint-Laurent Nehri’nden kopan rüzgâr camları sarsıyor, menteşeleri gıcırdatıyordu. Binlerce kilometre öteye gelmiştik ama İstanbul’un o yapış yapış nemi hâlâ ciğerlerimizdeydi.
Şirin Öz’ün Öyküsünü Oku →
35 NUMARA
Nişantaşı’nda, Hüsrev Gerede caddesinde 35 numaralı apartmanın giriş katında oturuyordu Cemler.
Biz, bir kat aşağıda. Yerin altında. Onların evi sıcak ve aydınlıktı.
Ekin Toprak Ertuğral Öyküsünü Oku →
MÜHÜRLÜ CİLT
Kütüphanenin en üst rafındaki o tozlu boşluğa elimi uzattığımda, parmak uçlarımda eski bir dostun tenini hisseder gibi oldum. Kitabı yerinden çekerken yükselen toz zerrecikleri, loş odanın içine sızan ikindi güneşinde ağır ağır raks ediyordu.
Gizem Gökmen’in Öyküsünü Oku →
OLUR ÖYLE!
Bu kaçıncı gece bilmiyorum. İç sesimin gürültüsünü bir kumandayla sessize almak istedim. Olmadı. Bozulmuş kumanda. Sesi sonuna kadar açık. Alınmıyor sessize. Üstelik kapanmıyor da hiç.
Atiye Gözde Sıdar’ın Öyküsünü Oku →
SESSİZLİĞİN AĞIRLIĞI / BOŞLUĞUN SESSİZLİĞİ
Onu ilk seçtiğim ânı düşündüğümde, artık bunun bir seçim olmadığını biliyorum. Seçmek, içimden gelen bir hareketti; benim yaptığım ise içimden geleni susturmaktı. Yorulmuştum. Sadece yorulmuştum.
Mutlu Gözüküçük’ün Öyküsünü Oku →
O KAPI AÇILMAMALI
Günün ilk ışığı perdelerin arasından süzülmeye başladığında; Osman Amca, koltuğundan yavaşça kalktı. Önce bedeninin doğrulmasını, sonra da bacaklarının açılmasını bekledi.
Çağla Günay’ın Öyküsünü Oku →
TAVANDAKİ ÇATLAK
“Adını söyleyebilir misin?”
Soru duvarda yankılanıyor. Bana mı dedi? Ses duvara çarpıp geri dönüyor. Sesimi çıkaramıyorum. Annem karşımdaki sandalyede oturuyor. Ayağıyla ayağıma minik bir tekme atıyor.
İlkay Günerli’nin Öyküsünü Oku →
MADAME MADELEINE
Dışarıda mevsimler birbirini kovalıyor, insanlar yaşlanıyor, şehir durmadan kabuk değiştiriyordu. Antikacı dükkânının en mutena köşesinde ise zamanın kanunlarına meydan okuyan bir hükümdar vardı; Madame Madeleine.
Nilden İçağasıoğlu’nun Öyküsünü Oku →
SEKİZ KIŞ, YEDİ GÜZ
Kırmızı kapaklı kavanozu sırt çantama attım. Rayların titremesiyle trenin geldiğini anladım. Gazete kâğıdına yazılmış bileti pantolon ve ceketimin ceplerinde aramaya başladım. Hay Allah, nereye koymuştum; tren gitti gidecek…
Habibe Şenol İnan’ın Öyküsünü Oku →
AJANS
“Tüh, tüh, tüh. Ahir zamana geldik vallahi. Dünyanın sonu gelecek. Olacak şey mi bu? Bunları da mı duyacaktı bu kulaklar?” dedi Nebiye hanım teyze. O sırada her zaman yaptığı gibi tespihini çekiyor, televizyonda ajans dinliyordu.
Sonnur Özban Karapınar’ın Öyküsünü Oku →
KIPIRTI
Hoş geldin diyen gözler her zaman çıkmıyor insanın karşısına. İçeri girer girmez yaşadıklarına karşın yüzünün ifadesi değişmemişti. İnsanların onu üzemeyeceğini bildiği kadar güçlenmişti belki de.
Latife Kocalar’ın Öyküsünü Oku →
BANA ŞİMDİ KİM DUA EDECEK?
Koşar adım yürüyordu. Sokak uzun, gece ağırdı. Aynı cümleyi durmadan mırıldanıyordu: “Bana şimdi kim dua edecek?” Leyla annesini uzun bir hastalık sürecinden sonra başka bir diyara uğurlamıştı.
Hacer Kök’ün Öyküsünü Oku →
YARA BANDI
Yurttan çıktığımda gözüm ona takılıyor. Gri siyah taşların arasında burnunu havaya dikmiş kırmızı parke taşı. İstemsizce kıkırdıyorum. Seni görse “Sanatçı burada ne anlatmak istemiş?” derdi lisedeki edebiyat öğretmenim.
Hilal Özcan’ın Öyküsünü Oku →
DEVİNİMSİZ YARIKLAR
Kalabalıkla, uzun bir masada akşam yemeği yenildi. Ezan okunmuş, namaz için hazırlıklar yapılmıştı. Otelin içinde küçük bir mescit vardı. Bu soğuk havada insanlar dışarı çıkmak zorunda kalmayacaklardı.
Zeynep Çağlar Özkesen’in Öyküsünü Oku →
CEMAATE GÖRE
Sabah ilk derse kıl payı yetiştim. Finaller öncesi dersi kaçırmamam lazım. Son anda kimseden not bulunmuyor. Bir de notlar sınıftakilere çoğunlukla benden dağılıyor. Aksilik nöbet de yoğundu, gram uyumadım. Uyku gözümden akıyor.
Nur Soyer’in Öyküsünü Oku →
UMUDUN ÇATLAKLARI
Umudum, bu sana yazdığım satırlarımı okuduğunda ben belki seni kollarıma almış belki de senden çok uzakta olurum şu an kestiremiyorum zamanını. Beni tanıman için yazıyorum sana, seni nasıl hasretle beklediğimi, seni ne kadar istediğimi bil istedim.
Alev Toparlı’nın Öyküsünü Oku →
DUVARLAR
Köşkün sevimsiz koridorlarında amaçsızca yürüyorum. Bu saatte benden başka bir temizlikçiler, bir de Erdem Bey ile konuşmayı talep eden kızgın vatandaşlar buradadır herhalde. Evime gidecek cesareti kendimde bulamıyorum.
Dilek Nilsu Tüfekci’nin Öyküsünü Oku →
SIZI
Oldukça soğuktu. Ilıman iklimi, yumuşak kışı, coğrafi ve meteorolojik tüm kalıpları reddedecek düzeyde hissediyordu soğuğu. Parmaklarını zar zor hareket ettirebildi, pantolonunun cebine sıkıştırdığı parayı çıkarttı ve…
Ece Uysal’ın Öyküsünü Oku →
ÇATLAK: PARAMPARÇA
Kaç saattir uykusuz olduğunu düşünmeye çalışıyordu. Baş ağrısı ve gözlerinin yanması bu düşünceye eşlik ediyordu. Mesai bitimine doğru alt komşunun telefonuyla hastaneye koşmuştu.
Nevim Sel’in Öyküsünü Oku →
BİR KARINCA ADAMIN İKİNDİ VAKTİ
Kaldırım taşının kenarındaki çatlaktan binbir zorlukla, sabırla ve emekle çıkan sarı çiçeğe doğru ilerliyordu karınca. Karıncanın azmi ve sabrı da sarı çiçekle aynıydı hani. Hiç de azımsanacak gibi değildi ikisinin yaşama inadı ve azmi.
Elif Burcu Yılmaz’ın Öyküsünü Oku →
UMUT SIZINTISI
Köye geleli daha iki ay olmuştu. Güneş, o sabah da doğmak için yerini almıştı. Köyün üzerini kaplayan ince bir sis vardı her zaman. Evlerin tandırlarından tüten ekmek kokuları, soba bacalarından çıkan dumanlar…
Nihal Turan Yurdabak’ın Öyküsünü Oku →
YAZI İŞLERİ
Nilgün Karataş (Yayın Yönetmeni)
Tuba Ayşe Özgün (Yazı İşleri Müdürü)
Arzu Kurt ((Yazı İşleri Müdürü)
YAZI KURULU
Benan Bilek, Demet Cengiz, Sayım Çınar,
Maksude Kılınç, Zeynep Pınarbaşı
Mükerrem Yılmaz, Elif Özge Karakaya



