
EDİTÖRDEN
Çekmece; Suare Öykü’nün bu sayısı ile kolektif bir arşive dönüşüyor; saklanan, biriktirilen, unutulan ne varsa ortaya dökülüyor. İlk sayısından itibaren büyük ilgi gören Suare Öykü’nün “Çekmece” temalı bu sayısı, 55 yazarın 55 öyküsüyle, çekmecenin içine bakmayı öneriyor.
H. Nilgün Karataş yazısını oku →
KÜÇÜREK ÖYKÜLER
Çekmecenin dibinde sararmış bir aşk mektubu duruyordu. Zarfın üstünde “Asla açma,” yazıyordu. Merakım ağır bastı. Açtım. İçinde tek cümle: “Sen açtığın an bitti.”
Osman Akçay’ın Öyküsünü Oku →
ÜÇÜNCÜ ÇEKMECE
Çünkü anladım ki, bazen insanı yaralayan şey çoktan unutulmuş bir anı değil, asla yaşanmamış bir yerin soğukluğudur.
Eylem Akdere’nin Öyküsünü Oku →
KOMŞU
Kilitli çekmecede; neredeyse bir yüzyıl saklanmış, bu ağır ama beyaz yalanları kimseye anlatmama konusunda konuşmadan, nemli gözlerimizle anlaşıyoruz.
Meltem Altay’ın Öyküsünü Oku →
BİRAHANE SOKAKTAKİ GÜLİZAR
Anahtarlığı çıkardım cebimden. Diğer çekmeceleri açıp açmama konusunda kararsızdım. Her birinin ayrı bir ağırlığı, söyleyecek saçmalıkları vardı muhakkak.
Emel Altuntaş’ın Öyküsünü Oku →
BABAMIN ÇEKMECESİ
Yıllar geçti. Ev sessizleşti. Komodin ortadan kalktı. İçindekiler ise ahşap bir kutuya taşındı. Kutuyu açtığım anda çocukluğumun sessizliği ve babamın tüm izleri önüme yayıldı…
Zeynep Altuntaş’ın Öyküsünü Oku →
KETUM BİR DÜŞ
Bir dürbün çıkıyor içinden. Bakıyorum dürbüne; içinde başka bir dünya. Hiç göremediğim düşler var sanki içinde.
Seda Ateş‘in Öyküsünü Oku →
YOLCULUK
Zifiri gökyüzünü manzara gibi seyrettiğimiz tek yer uçaklar sanırım ama o an karanlığı izlemek hiç saçma gelmedi.
Güzin Arar’ın Öyküsünü Oku →
ÇEKMECE-İ AHİR: SON ÇEKMECE
Ne saklayacağını ve ne zaman açacağını bilmek, bilgeliğin özüdür. En korkunç çekmece, içinde ne olduğunu bilmediğimiz değil, içinde ne sakladığımızı unuttuğumuz çekmecedir.
Seyit Berker Aydoğan’ın Öyküsünü Oku →
KAOS
Bir banka denk gelip oturduğundaysa ne kadar yol yürüdüğünü, nerelerden geçtiğini hatırlayacak halde değildi. Aklında psikiyatrın söylediği söz dolanıyordu: “Kaos fırsattır.”
H. Gaye Aybar’ın Öyküsünü Oku →
SEN HİÇ OLMADIN Kİ
Gün gelecek her şey ortaya dökülecekti nasıl olsa. Yıllar geçip gitmiş, o gün bir türlü gelememişti. Kilit altındakiler önemini yitirmiş, zaman aşımına uğramıştı adeta.
Lale Baturlar’ın Öyküsünü Oku →
UNUTULAN
Satırların üzerinden geçerken bakışları taşlaştı. Okuduğu harfler kutudan dışarı taşıp odayı dolaştı. Ve sonra tekrar hiç çıkmamışçasına kutuya geri döndü.
Başak Bıyıklı’nın Öyküsünü Oku →
BOŞ ÇEKMECE YOKTUR
Olay yeri ekibi ilk gelişte çekmecelerin boş olduğunu rapor etmişti. Ama Aras biliyordu: Boş çekmece diye bir şey yoktur. Ona boş görünen şey, çoğu zaman biri tarafından boşaltılmıştır.
Kayhan Bozdoğan’ın Öyküsünü Oku →
ÇOCUKLARA İYİ BAK
Sanki çekmecenin içine son anda, aceleyle bırakılmış, oraya ait değilmiş gibi duran bu küçük aletin; kendisinden saklanmış bir hayata açılan kapı olduğunu düşündü.
Ecem Boyvadaoğlu’nhttps://suaredergi.com.tr/cocuklara-iyi-bak/un Öyküsünü Oku →
ÇEKMECE: KENDİNLE BAŞBAŞA
Ne zaman sıkılsam, üzülsem önce çekmeceye anlatırım olanı biteni. Bazen insanın sadece kendiyle kalması gerek. Annenin, kardeşinin, eşinin dostunun olmadığı bir yer olmalı. Kendinle baş başa kaldığın bir yer.
Nilgün Ceyhan’ın Öyküsünü Oku →
SORU İŞARETİ
Yağmur, pencere camına ince erde gibi yayılıyor, dışarıdaki sokak lambasının ışığını bulanık huzmeler halinde içeri taşıyordu.
Gökbanu Sezi Coşkuner’in Öyküsünü Oku →
DOLMA KALEM
Bazen zorlansak da dünyanın yalnızca hüzün biriktiren bir yer olmadığını fark ederiz aslında; bir kuşun yuvaya taşıdığı küçücük bir dalda, bir çocuğun gözlerinde beliren pırıl pırıl sevinçte…
ÇEKMECE ÇEKTİRMECE İÇİNDEN NE ÇIKMACA?
Çekmeceyi açtı ve ona sevgiyle gülümseyen tren biletini gördü. Biletin üstünde “Umut Treni, Kalkış: Vicdan Caddesi, Varış: Mutluluk Kasabası, Aktarma İstasyonu: Kimsesizler Ormanı, bir ailelik yer” yazıyordu.
Kuntay Çelik’in Öyküsünü Oku →
BABAANNEMİN ÇEKMECESİ
Söylediklerini duyuyordum ama o sanki bana değil, zamana konuşuyormuş gibiydi. Sanki ben, yılların bir başka kıyısında sessizce dolaşıyordum.
Semiha Çetin’in Öyküsünü Oku →
MAVİŞİM
Kızarmış yanakları ile etrafına suçlu suçlu bakarken içinden geçenleri sanki sesli söylemiş gibi utandı Fatma. Aslan parçası gibi oğlunun yanında koltuk çantası gibi kızı gördüğünde…
Mahinur Çenetoğlu’nun Öyküsünü Oku →
HIRSIZ
Kendini görmekten kaçamayacağın kadar büyük olan aynamız olanları görünce kendinden çatlamış, salonumuzu gözetleyen bir efendi gibi duran eskitme duvar saatimiz ise belli ki kasıtlı olarak kırılmış ve çalışmayı durdurmuştu…
Boran Çiftci’nin Öyküsünü Oku →
HAYAL ÇEKMECESİ
Sokaklarda “Hayalleriniz dinlenir, Hayal Çekmecesi ayağınıza geldi!’’ diye bağırarak dolaştı. Farklı insanlarla tanıştı, onların hayallerini dinledi.
Tahsin Dayanç’ın Öyküsünü Oku →
SİYAH KARGANIN SANDIĞI
Defterin ilk sayfasına, büyük harflerle, bir manifestoya başlar gibi yazdı: Ben, siyah karga, hayatta kalanın gücünü ve farklılığın güzelliğini temsil ediyorum…
Ümit Ahmet Duman’ın Öyküsünü Oku →
ÇEKMECEDEKİ DOSTLUK
Mavi, kırmızı, beyaz mozaikle süslenmiş elif ve vav motifi vardı kapakta. Zarif, minicik. Dövme yaptırmaktan korkmasan kolumun içine yaptırmak isterdim. Tam bileğimin içine gelen kısma.
Ekin Toprak Ertuğral’ın Öyküsünü Oku →
ÇEKMECEDEKİ FOTOĞRAF
Denk geldiği insanların hikâyelerini, geçmişte yaşadıklarını dinlemek denizde yüzmek gibi gelirdi ona. Sonsuz bir suda kaybolup gittiğini hissederdi.
Pelin Eşmelioğlu’nun Öyküsünü Oku →
ŞÜKÜR DEFTERİ
Ellerim titreyip, terlerken zor da olsa anahtarı çevirdim ve içeri girdim. Her yer annemdi… Elinin değdiği eşyalar, yemek yaptığı tencereler, tavalar, koltuklar, perdesi, masası, masa örtüleri… Her şey onundu, her yer annem kokuyordu.
Melike Erdoğan’ın Öyküsünü Oku →
KIYMIK
Tahta gıcırtısı gibiydi sesler, teknelerin iskeleye değdiğinde çıkan seslere çok benziyordu uğultulu ve kesik kesik… Nereden geldiğini anlamaya çalışıyordu sesin, bu olsa olsa çok önceden yazdığı bir cümlenin geri dönüşüydü…
Yunus Serdar’ın Öyküsünü Oku →
ÇEKMECE: MASKELER BİRİKTİRMEK
Sonra fark ediyorum ki büyümek dediğimiz şey, maskeler biriktirmekten ibaret aslında. Her gün başka bir tanesini takıyoruz. İyi evlat maskesi, sessiz çocuk maskesi, uslu insan maskesi…
Selcen Gezgin’in Öyküsünü Oku →
ÇİÇEK BAHÇESİNDEN SANDIĞA
Oysaki hikayem, görkemli bir yalının arka bahçesinde başladı. Tazeciktim o zamanlar. Katman katmandı yapraklarım, kıpkırmızı ve de parlak. Gurur duyardım bu görüntümle.
RUHUN ÇEKMECELERİ
Düşünmeden yaşayamaz ki insan. O da düşünecek, sen de düşüneceksin. Üstelik sen onun çekmecesinde “ruhun çekmecesini düşünmüş ama sonunu getirememiş bir düşünce” olarak kilitli kalacaksın.
Süleyman Güner’in Öyküsünü Oku →
BENİM ÇEKMECEM
Aslında her şeye dertlenmek yerine, kendi kendimizi mutlu etmeye çalışmak çok daha kolay. Siz de bir düşünün bakalım, sizin çekmecelerinizde ne güzellikler var…
Serpil Günday’ın Öyküsünü Oku →
SİHİRLİ ÇEKMECE
Sihirli çekmece ve hayaller. Tüm çekmecelerimiz maske kaynıyor, seç beğen al, tak. Nereden çıktı bu naiflik, ben çoktan her renk ve çeşitte bir sürü maskeyle yaşıyorum.
İlkay Günerli’nin Öyküsünü Oku →
AÇIK KALAN
Çünkü bazı çekmeceler, bir kez açıldı mı artık kapanmazlar. Tıpkı insan kalbinin, geç kalmış bir sevdaya kavuştuğunda kapanmadığı gibi.
Mutlu Gözüküçük’ün Öyküsünü Oku →
HER ŞEY HER YERDE
Dün, bugün, yarın… Yaşanmışlıklar, umut edilmiş ama yaşanamamışlar, hâlâ umut edilenler ve asla yaşanmayacak olanlar… Yaşanan anın içine, boncuklarla birlikte zıplayarak yayıldılar.
Şehime Gül Gözen’in Öyküsünü Oku →
ZAMAN ÇEKMECESİ
Çocukluğunu unutan bir insan daha fazla büyüyemezdi. İşte ben de şimdiki zamanda hapsolmuştum. Hatırlamak uğruna verdiğim çaba beni daha da köksüz bırakıyor; suda savrulan çiçekmişçesine bir toprağa kök salmak istiyordum.
Habibe Şenol İnan’ın Öyküsünü Oku →
YILLIK
Bir de gözler, onlar hiç değişmez derler. Belki gözlerinden tanırım onları. Kiminin hüzünlü, kiminin dalgın, kiminin dalgacı, kiminin gülen gözleri hâlâ hatırımda.
Sonnur Özban Karapınar’ın Öyküsünü Oku →
FOTOĞRAFIN İZİNDE
Bir fotoğrafın izinden çıktım bu yola. Aklımdaki soruların, kalbimdeki o çukur gibi yalnızlığın cevapları bu yolda saklı.
Talha Karaboğa’nın Öyküsünü Oku →
BİTKİSEL HAYAT
Bitkiler su verildiğinde başını kaldırır bakar sana, güneşe döner yüzünü, coşturur çiçeklerini. İşte hayat. Sen de böylesin sevgilim, beni duydukça, hissettikçe oluyor bu kıpırdanmalar biliyorum.
Sibel Karaca’nın Öyküsünü Oku →
ARAFTA
Hiçbir şeyi seçemez ve belirleyemezdi. Yığardı zihnindekileri ortalığa. Kara gecelerde gamlı gamsız sabahlardı uzunca. Raflara kaldırdıkları bile vardı.
Latif Kocalar’ın Öyküsünü Oku →
ELVEDA EMEKTAR EVİM
Hatırlamıyorum zamanını. Ben de mazi dedikleri bu eski gök kubbenin geçmişinde kaldım. Ne şendi bu ev. Şimdi ne gelen var ne soran.
Meral Kurulay’ın Öyküsünü Oku →
MERDİVENİN ALTI
Düşünsenize, hangi çocuktan babası doktor, mühendis ya da muhasebeci diye aynı sorumluluk beklenirdi ki? Benden umarsızca bekleniyordu işte.
Figen Ormancı’nın Öyküsünü Oku →
ANNEANNEMİN BELİĞİ
Hepimiz çocuktuk; henüz cinsiyetimize ayrı oyunlar icat edilmemişti. Oyun oynamaktan başka hiçbir şey düşünmez, doyumsuz tadına varırdık.
Ayşe Kocabağ‘ın Öyküsünü Oku →
BÜYÜLÜ ÇEKMECE
İşte o zaman hep mutlu olduğunu sandığım, ancak derinlerine gömdüğü hüznü ve hayallerini de tanıdım. Ama gömdüğü hüznün üzerine öyle güzel çiçekler ekmişti ki dışarıdan bakan mutluluğuna hayran kalırdı.
KANLI GÖZLERİM
Kendime çok acımak… Haberim olmasına, ruhumun hep acı çekmesine, cayır cayır yanmama, gözlerimin oyulmasından sürekli korkmama ve hep susmama… Nasıl bir cezaydı bu?
Şehnaz Orhan’ın Öyküsünü Oku →
HAYATIN VE ZAMANIN İRONİSİ: KAPANMAYAN ÇEKMECE
İçeride, puslu havayı yaran, ince bir ağıt sesi duyar gibi oldum. Sanki yıllar önce yarım bırakılmış bir cümlenin, beni nihayet bulmuş yankısıydı…
SANDIKLARIM
Her gün biriktirip aslında yığınla çoğalan sandıklarım var; duygularım, umutlarım, kararlarım ve hatta kararsızlıklarım…
Arzu Özdemir’in Öyküsünü Oku →
ÇEKMECE: LİMON KOKULU GÜNLER
“Küf kokulu günler hırsızdır, insanın yaşama isteğini elinden alır,” dedi kadın. Yoyo, uysal bir mırıltıyla onu onayladı ve dikkatle yüzüne baktı.
Arife Sağman’ın Öyküsünü Oku →
NİNEMDE KALAN
Ne zaman unutur insan kokuyu. Kaybedilmiş bir babanın kokusu unutulur mu? Ya evlat kokusu?
NAFTALİN
İbrahim Şaşma’nın Öyküsünü Oku →
ŞİMDİLİK BURDA DURSUN BAKALIM
Bu koku eski zaman kokusudur Aleksis. Bir ahşap bir çekmece kokusudur. Ve o çekmece bizim için hazine gibidir. İçinde sevdalarımızı, sevdalıklarımızı saklarız… Çocukluğumuz vardır içinde. Aşklarımız vardır. Kıvançlarımız vardır.
Fahriye Mine Şener’in Öyküsünü Oku →
ZEHRA’NIN HAYATINDA SIRADAN BİR GÜN
Zehra her zaman özür diler. “Özür dilerim… Özür dilerim… Özür dilerim… En çok da kendimden var olduğum için özür dilerim.”
Gizem Tandoğan’ın Öyküsünü Oku →
SIR
Evleneceğim ben ama ölmeyecek birisi ile. Yıllar içinde eskidikçe eskiyeceğimiz birisi olacak bu sefer. Bıkkınlığın verdiği alışkanlığın zinciri ile bağlı kaldığım birisi olacak. Senin gibi değil!
DUYAMAZSAM YOK OLURSUN
Bir gece daha mı? Yarın her şey hazır olana kadar mı, dediler? Gitmeyeceğim de ne demek! Sana göre değil, delirdin mi? Dayanamazsın durmaya.
Hürriyet Tarhan’ın Öyküsünü Oku →
EŞKIYANIN ÇEKMECESİ
Sivri uçlarına uzaktan baktıkça sanki bir kadının sırtını kayaya dayamış uzamış hâlini görür gibi olurdu; ne kocaman devasa görünürdü küçükken gözüne, şimdi zaman içinde küçülmüş gibiydi kendi gibi.
Alev Toparlı’nın Öyküsünü Oku →
MUCİZEVİ ÇEKMECE
Gönül alfabesini kendisi yazıyor her gece, hece hece defterine, kalbinin acılarını bölüm bölüm cümlelerine sıralayıp, sonuna üç noktasını koyarak yazmayı sonlandırıyordu. Ta ki bir sonraki geceye kadar…
Nilgül Alpay Toparlı’nın Öyküsünü Oku →
GAFLET UYKUSU
Nedenler ve nasıllar, kimi zaman yalnızca zihinsel birer geviş getirmekten ibarettir. Bazı olaylar yalnızca “olur.” Var olmak başlı başına bir trajedi ise bu trajedinin en temel taşı bazı şeylerin olma gereksinimidir.
Burak Turgut’un Öyküsünü Oku →
YADİGÂR
Zeze, bu tükenmiş melodiyi bir süredir dinliyordu. Ne türkünün sözleri teselli veriyor ne de motorun iniltisi yolculuğu katlanılır hale getiriyordu.
KARANLIĞIN HIRILTISI
Hayatı da oda gibi loştu. Işığını kaybetmişti. Günlerdir yüreğini sınayan ayrılık derdi ve Leylâ’ya olan hasretiyle kavrulurken, hayatının bütün renkleri firar etmiş; geriye yalnızca cılız bir ışığın loşluğu kalmıştı.
Ahmet Yalçin’in Öyküsünü Oku →
ÇEKMECE: YÜREĞİNDEKİ ÇİÇEKLER
Günlük rutinler içinde kaybolmuş, zamanda savrulan bir kuru yaprağa dönüşmüştü adeta. Akrep ve yelkovan onu önüne katıp akan bir nehrin üzerinde istemsizce yol alan hafif bir dala çevirmişti.
Nazife Yetişgen’in Öyküsünü Oku →
SON ÇEKMECE
Kimisi çoktan miadını doldurmuş kimisinin ise ne işe yaradığını anlamak için uzun uzun düşündüğü ıvır zıvır. Kim bilir ne zaman alınmış ne zaman o çekmeceye gün yüzü görmeksizin hapsedilmiş ve unutulmuş eşyalar…
Elif Burcu Yılmaz’ın Öyküsünü Oku →
ÇEKMECE TOZUNUN ALTINDAKİ BEN
Keşke sessizliğe razı olmasaydı, avazı çıktığı kadar bağırsaydı. Konuştukça boğazı kurusa bile susmasaydı. Keşke büyüdükçe hayallerini küçültmeseydi.
Nihal Turan Yurdabak’ın Öyküsünü Oku →
YAZI İŞLERİ
Nilgün Karataş (Yayın Yönetmeni)
Tuba Ayşe Özgün (Yazı İşleri Müdürü)
YAZI KURULU
Benan Bilek, Demet Cengiz, Sayım Çınar,
Maksude Kılınç, Arzu Kurt, Zeynep Pınarbaşı
Mükerrem Yılmaz



